31 Ekim 2009 Cumartesi

Solomon Kadro Disi...

Az once Banvit maci oncesindeki roportajinda Nedim Karakas'in soyledigine gore dun antremana katilmayan Solomon, gerekli tespitler yaptirildiktan sonra kadro disi birakilmis. Solomon'un antremana cikmayisinin altinda yatan nedenler nelerdir? Tanjevic'in bunda katkisi ne olcudedir? Durumun ciddiyetine bagli olarak acilabilecek bir yabanci kontenjanina alinacak bir 4 numarayla daha dengeli bir takim kurulabilir mi? Ve daha bir suru soru...Bekleyelim bakalim kokusu cikar yakinda nasil olsa...

28 Ekim 2009 Çarşamba

Yeni Vidmar

Vidmar'ın ilk 5 başlayıp, ilk periyot sahada kaldıktan sonra gözükmemesine alışmıştık. Tanjeviç onu gerekli şekilde fırçalar ve yüzüne de maç boyu bakmazdı. Şimdilerde biraz pahalı bir Vidmar'ımız daha oldu. Kıtada geçen sezonun en heyecan verici transferlerinden Gordan Giricek sağlığına kavuşup yeni (ve en iyi) transfer gibi gözlenmekteydi tarafımızdan . Zira onun sağlık sorunları kaçan şampiyonluğun mazeretlerinden birisiydi. Önce Efes karşısında unutuldu, oldukça iyi bir maç çıkarırken görünmez oldu. Takımın hücum edemediği dakikalarda sahaya adımını bile atmadı. Sonraki maçlarda 2 uzatma daha gördük ancak ilk çeyrekler dışında Giricek'i sahada göremedik. Böyle bir adamın özgüvenini yitirmesini başarmak zor bir iştir ama Bogdan kararlı. Sonuçta takım Euroleague'de deplasman galibiyeti aldı koç yine haklı! Asvel'in Erdemir'den pek bir farkını göremesek de 2 puanı vermişler bize.

Umarız Giricek bu hafta zorlu Banvit maçında verilen sürede iyi işler yaparak kendini ispatlayıp, koçun gözüne girebilir!

Soda, Her Derde Deva...

Derbinin uzerinden 3 gun gecmesine ragmen, gorunuse bakilirsa halen maglubiyeti sindiremeyen, hatta isi Carlos'a yumruk atan Keita'yi kahraman ilan etmeye kadar goturecek suursuzlukta kilavuzlari da Erman Toroglu olan genis bir kitle var. Hani macin oncesi ve sonrasinda stadta yasananlara tanik olmasam teror, provokasvon vs. diye aglamalarina inanacagim neredeyse. Gerci arada bir de tecavuz mecavuz diye yazanlar oldu ki, dogruyu soylemek gerekirse ben de 10 yildir Fenerbahce'nin Kadikoy'de Galatasaray'a yaptiklarini tanimlayacak daha dogru bir kelime bulamiyorum. Bunun adi dupeduz tecavuzdur, gerisi ise laf-u guzaf...

Hazimsizlik problemi cekenlere tavsiyemiz bellidir, yok sagol almayalim diyenlere ise en azindan sisesini verelim belki asagidaki 61'lik amcadan ilham alirlar...

26 Ekim 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 3 - Galatasaray 1

10 senedir aynı tarife. Geldiler, alacaklarını alıp evlerine dönüyorlar, mosmor...Bir mahsun mor menekşe, ağlıyor mu ne?

Tüm takımı, teknik ekibi ve tabi ki taraftarı kutlamak lazım. Maçın başından sonuna kadar kontrolü elinde tutan, iyi mücadele eden, pozisyonlar bulan ve sonuna kadar maçı hakeden taraftık.

Volkan'a pek iş düşmedi bu maç zira Galatasaray'nin doğru düzgün pozisonu bile yok. Defans ve defansın önündeki orta saha gayet başarılıydı bugün.

Alex 2 golle süper bir dönüş yaptı ve takımı sırtladı. Baroni ve Emre orta alanda rakibi ısırmaya ve topun bizde kalmasını sağlamaya devam ediyorlar.

Kazım ilerde rakip defansı hayli yordu. Ama Carlos gibi biraz akıllı olsaydı özellikle ilk yarıda uzun toplarla bire bir yakaladığı defans oyuncularına karşı ilk hamleyi yapmak yerine bekleseydi ya onlar hata yapacaklardı ya da kartlık fauller yapacaklardı. Franco'nun iki hatalı vuruşunda yaptığı presle onu hataya zorlayan Kazım'dı.

Vederson solda Carlos ile uyumlu oynadı ve ilk golde güzel bir asist yaptı. Daha fazlasını sağ kanatta Mehmet Topuz'dan bekliyorduk ama ilk yarı pek etkili değildi Mehmet. Ama 2. yarı daha etkili oldu ve son golde güzel bir asist yaptı.

Santos girdikten sonra etkili oldu, geçen haftalardaki berbat görüntüsünün aksine. Aynı şekilde Güiza da kolay golleri kaçırıp daha zorlarını atsa da girdikten sonra sahada arkadaşlarının verdiği mücadeleye omuz verdi.

Maç son dakikaya kadar heyecanını korusa da daha öncesinde skoru rahatlatacak fırsatları yakaladık ancak gole çeviremedik. Oysa maçın hemen başında belli olduğu üzere rakip sahada 5-10 dakika kurulacak bir baskı eninde sonunda golü getirecekti. Ama Galatasaray'in golünden sonra bir 10-15 dakika takım istemsiz olarak skoru korumak ister gibi geri yaslandı ama Keita'nın atılmasıyla bu durumda son buldu ve sonrasında rahat pozisyonlar geldi bizim adımıza.

Maçın hikayesini, yolculuğuyla, öncesiyle, sonrasıyla, kısacası tüm detaylarıyla maçı yerinde izleyen ve şu anda dönüş yolunda muhtemelen sızmak üzere olan genç ihtiyarlara bırakıyorum ve maçtaki güzelliklerin birkaçıyla bitiriyorum yazıyı...

23 Ekim 2009 Cuma

No Pasaran...

Fenerbahce:3 - Eczacibasi:0

Carsamba gunu bayan ve erkek basketbol takimlarinin aldigi maglubiyetlerden sonra bozulan moraller, dun futbol takiminin Steau Bukres galibiyeti ve bugun de Bayan voleybol takimimizin Eczacibasi'ni 3-0 maglup etmesiyle derbi haftasonu oncesinde duzeldi.

Antremandan cikip ancak 2.setin ortalarina yetisebildigimden ilk setle ilgili bilgileri ekran basindaki yerini coktan almis olan ve bu kisa sure icerisinde Gamova fanatigi haline gelen babamdan aldim. Cekismeli gecen ilk seti Eczacibasi'nin 1. ve 2. teknik molalara onde girmesine ragmen setin sonlarinda Gamova'nin oyuna agirligini koymasiyla 25-23 kazanmisiz. 2.setin ortalarinda kapidan iceri girdigimde beni sok eden bir skor vardi ekranda, hadi Galatasaray'a karsi olsa sasirmam da rakip Eczacibasi olunca gordugum 19-7'lik skora sasirmamak elde degil. Bu skordan sonra Eczacibasi antrenoru Cuccarini'nin aldigi teknik mola da setin gidisatini degistirmeye yetmedi ve bu seti de 25-11 gibi farkli bir skorla kazanan taraf Fenerbahce oldu. Macin 3. setinde ilk teknik molaya 6-8'lik skorla Eczacibasi onde girdi, moladan iyi donen voleybolcularimiz yakaladiklari seriyle once esitligi saglayip sonra da one gectiler ve 2. teknik molaya 16-13'luk ustunlugumuzle girildi. Oyundaki ustunlugunu skora da yansitmayi basaran voleybolcularimiz bu seti de 25-22 alarak, maci 3-0 gibi net bir skorla kazanmayi basardilar.
EG-47

Gamova ve Osmokrovic, Galatasaray macinda oldugu gibi bu macta da farklarini ortaya koydular ve ozellikle hucumda mukemmele yakin bir performans sergilediler. Hele Gamova (a.k.a EG-47) 'nin caprazdan vurdugu bir top var ki topu karsilamaya calisan Natalia Hanikoglu kursun yemis gibi oldu. Bir baska one cikan nokta da 3lu bloklarimizdi, basta Eda ve Gamova ile savunmada iyi blok tutup Eczacibasi'nin smacorlerine "Gecit Yok" dedi bayan voleybolcularimiz. Son olarak Nihan'in savunmasinin, kaptan Cigdem'in mucadelesinin, Blom'un etkili servislerinin ve Naz-Eda 2'lisinin kisa top organizasyonlarindaki etkinliginin hakkini vermek gerekiyor.

Ilk 2 haftada ligin ilk 4 icin favorilerinden, once Galatasaray'i sonra da Eczacibasi'ni set vermeden gecen bayan voleybol takimimiz ligdeki bu performansini Avrupa'da da sergileyebilirse Avrupa'nin en buyuk kupasi olan Indesit Sampiyonlar Ligi'nde Final4 gormemiz surpriz olmaz...

22 Ekim 2009 Perşembe

Steaua Bükreş 0 - Fenerbahçe 1

  • Alex, Güiza, Semih ve Deivid'in yokluğunda Özer ve Mehmet Topuz ilk 11'de sahadaydı ve bu forvet yokluğunda Kazım ileri uçta tek başınaydı.
  • Sanki ligler henüz başlamamış, Fener hazırlık maçına çıkmıştı.
  • Emre ve Baroni ortada iyiydi. Defans fena değildi.
  • Andre Santos takımın el freniydi. Ayağına gelen topları fazlasıyla ezdi. Müsait pozisyondaki arkadaşlarına çabuk oynamaktansa durayım etrafımda bir tur atayım falan derken top kayıpları yaptı. Kondüsyonunda ve performansındaki düşüş devam ediyor.
  • Özer ortada Topuz sağda fena değildi. Kalabalık Bükreş savunmasını uzaktan şutlarla geçmeye çalıştılar.
  • Kazım ilerde elinden geleni yaptı tek başına. Goldeki koşusu iyiydi. Belki de onu sağ açıktayken ileri doğru oynamayı öğrenmesi için birkaç hafta forvette oynatmak lazım. Her ne kadar bazı pozisyonlarda ileri doğru top isteyip sonra da geri doğru kaçsa da!!!
  • Özer'in goldeki pası tek kelimeyle süperdi, Alex'likti ve maçı kurtardı.
  • Sheriff'in de kazanmasıyla 6 puanda grupda liderliğe yükseldik.
  • Özer'i oynatıp oynatmama konusunda derviş sabrı gösteren Daum O'nu oyundan alırken tam tersi davrandı ve 70'de Özer'i Vederson ile değiştirdi. Ve yine gereksiz bir 88.dakika değişikliği ile Ali Bilgin'i oyuna aldı.
  • Vederson'u yorulan Carlos'un yerine Uğur'u da Santos'un yerine alabilirdi. Ve ille de skoru korumak için tek forveti çıkaracaksa Selçuk'u az biraz daha önce oyuna alabilirdi.

Pala Gider, Dodo Gelir...

Yukaridaki fotograf dun oynadigimiz Barcelona macindan. Aziz Yildirim'in basketbol subesine el koydugu haberlerinin cikmasini takiben yogunlasan dedikodulara bir yenisi daha eklendi, bu sefer yazilip cizilenler Dogan Hakyemez'in Basketbol Subesi'nin basina CEO olarak gececegi yonunde. "Pala'ya Yol Gorundu" baslikli yazimda "Fenerbahce Fenerbahcelilerin omuzlarinda yukselmeli" demistim ama gorunen o ki Aziz Yildirim'in dusuncesi pek bu yonde degil. Subede bosalan Galatasarayli kontenjani alelacele Dogan Hakmeyez'le doldurulmaya calisiliyor, kaldi ki Dodo, Fenerbahce ile mahkemelik durumda. Ee bosuna dememisler gelen gideni aratir diye...

Model...

Futbol takımı oyuncularına ve hocasına; erkek ve bayan basket takımları oyuncularına ve koçlarına; bu şubelerin başında ki menajer, idareci ve yöneticilere ve de Fenerbahce Spor Kulubu Yönetim Kuruluna; lütfen bayan voleybol takımının son 2 yılını iyi irdeleyin; yapılan hamleleri gözden geçirin ve iki yıldır bayan voleybol takımının ve diğer branşlarda mücadele veren takımlarımızın nereden nereye geldiklerini bir karşılaştırıverin.

Bir söz de biz Fenerbahce taraftarına; “Çubuklunun Hakkını Verenler Asla Yanlız Kalmaz” pankartının hakkını verelim. Bayan Voleybol Şubesinde hiç bir bahane yok; pankart serbest, biletler uygun, takım şahane, hoca muazzam...

Bu takımın buraya gelmesinde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler; umarım böyle devam edilir ve diğer branşlarda iyi giderken düştüğümüz hatalara burada düşmeyiz.

Bir spor kulubunun farklı bransları arasında nasıl bu kadar yonetim ve mantalite farkı olur; o da apayrı bir tez konusu. Onu da bir başka yazıya bırakalım...

20 Ekim 2009 Salı

Ozilhan ve Haddini Bilmek...Soz Bloglarda...

"Efes Pilsen bir şirket bilançosudur; son tahlilde yıl sonunda aktif ve pasifleriyle değerlendirilir Fenerbahçe tarihin bizzat kendisidir yıl sonuyla ya da yüzyıl sonu bilançosuyla değil aşkla anlaşılabilir ve hiç bir şirketin bir aşka had bildirmesi düşünülemez."
Papazin Cayiri: Efes Pilsen Haddini Asiyor

"Fenerbahçe gibi 100 yıllık geçmişe sahip, 9 ayrı branşta toplam 1800′den fazla lisanslı sporcuyu bünyesinde barındıran bir kulüple Türk Sporuna fayda konusunda tartışmaya girmek tabirimi maruz görün “sidik yarıştırmak” anlamına gelmektedir. Kaldı ki her iki kulübün, statüleri, kuruluş motivasyonları ve sağladıkları “fayda” son derece farklıdır."
T(i)rajik: Tuncay Ozilhan'i Bilgilendirmek
"Fakat şimdi bütün bunları bir yana bırakacak olursak; ne Efes Pilsen, ne de herhangi bir sportif kuruluş Fenerbahçe'ye tarih ukalalığı yapamaz Türkiye'de. Vergi arsızı müessese kulüpleri Fenerbahçe'ye erdemlilik dersi veremez. Fenerbahçe Tarihi ve değerleri, değil ön ilikletmek, diz çöktürür adama."
Almaty'de Bir Fenerbahceli: Cicek Abbas, Efes Pilsen'de

"Fenerbahçe Spor Kulübü ‘nün binlerce sporcuya sahip mevzu bahis şubelerinde BİREYSEL doping vakalarına rastlandığında Fenerbahçe Spor Kulübü nasıl bir tavır takınmıştır ? Kulüp, sporcu haklı olduğunu iddia ettiğinde dahi BİREYSEL doping yaptığı kesinleşmiş olan herhangi sporcusunun arkasında durup, taraftarları da maçlarda doping yaptığı kanıtlanan bir sporcunun maskelerini takmış mıdır ? Yoksa hatalı konumda olan bu sınıfa giren sporcularla yollar hemen ayrılmış mıdır ? Tek bir branşta topu topu maç kadrosunda 12 sporcusunun içinden alınan 2 numunede de aynı doping sayılan maddeye rastlanması tesadüf müdür ? Yoksa ORGANİZE iş midir? Bu durumda olan ve 12 sporcusuna sahip olamayan bir şirket kulübü binlerce sporcu ile muhatap o bahsettiği yüz yıllık basketbol tarihinden bile eski bir spor kulübüne nasıl tarih ve tarz dersi verebilir ? Bu akl-ı selim bir davranış mıdır ?"
Sol Kanat: Efes ve Tarih Dersi

"Ne zaman Galatasaray veya Efes Pilsen Spor kulübünü köşeye sıkıştıracak bir olay oluyor hemen gündeme UEFA ve Koraç kupaları geliyor...Bilmeyen 13 yılda 9 kupa alındı sanır.Yakında bu kupalar zamanı geldiği için "Anadolu medeniyetleri müzesinde" sergilenecek."
Fenerinbahcesi: Biz Bos Efes Sisesi Toplayarak Bu Renklere Gonul Verdik

Fotograflar: fenerbasket.com

19 Ekim 2009 Pazartesi

Pala'ya Yol Gorundu...

Resmi siteden veya kulupten herhangi bir aciklama elbette ki yok ama farkli kaynaklardan ardi ardina geliyor Remzi Dilli'yle yollarin ayrildigina dair haberler. Dogruysa gec bile kalinmis bir hamle, Fenerbahce Fenerbahcelilerin omuzlarinda yukselmeli...Darisi Tanjevic'in basina...

Geliyorlarmis(!)

Bogazin oteki yakasinda bir taraflari kasinanlar var yine. Gecen sene isi abartip t-shirt yapma gibi bir gaflete dusmuslerdi, cevaplarini aldilar. Turuncuyla olmadi bu sefer mor formalariyla morartmaya geliyorlarmis...

Gelmezseniz boylesiniz...

18 Ekim 2009 Pazar

Persembe'den Pazar'a...

-Belki persembeden degil de Efes maci oncesi pankart hazirliklarina basladigimiz carsambadan baslasak daha iyi olacak; carsamba aksami boyayi, kaliplari ve bezi kapip makas, maket bicagi, meyve bicagi, rotring ucu vs. kaliplari kesmeye yarayacak ne varsa Alkolik ve Elbir'le oturduk masanin basina,

-Arka fonda milli mac olmasini planladiysak da 2-0'dan sonra Acun'un Devler Ligi agir basti, bir taraftan harfler bir taraftan stencil derken gece gec saatlerde kesme bicme islemini tamamlayip, harflerin spreylemesini yaptik, Kerem ve Kasun kaliplarinin islemlerini ise ertesi gun ders arasinda ancak bitirip maca saatler kala spreylemesini tamamladim ve pankarti kurumaya biraktim,

-Salonda HoAmca,Eowyn,Diego,Cukor,Alkolik ve Elbir'le bulustuktan sonra, takim kadrolari anons edilirken "Organize Isler Bunlar" yazili pankartimizi acmamizla beraber once ozel guvenliklerle devaminda da Cumhurbaskanligi korumalariyla ufak capli bir tartisma yasadik, pankartta herhangi bir hakaret icerikli soz bulunmamasina ragmen neden pankarti indirmemizi istediklerini sordugumuzda ise tek aldigimiz cevap herhangi bir neden belirtmeksizin "Pankart yasak" oldu,
-Maca gelecek olursak, ilk periyota ozellikle pota altinda Semih ve Oguz ile etkili olup iyi baslamamiza ragmen periyotun ortalarinda Efes dengeyi saglayip ceyregi onde kapatmayi basardi, 2.periyotu onde gecmemize ragmen hucumdaki dengesiz performansimiz macin ilerleyen dakikalariyla ilgili kafalarda soru isaretlerine yol acmisti ki macin geri kalaninda Emir ve Greer'la sag ve sol diplerden buldugumuz 2 pozisyon disinda dis oyuncularimiza bos sut hazirlayamamamiz bu soru isaretlerini maalesef hakli cikardi,

-Efes'in 4 kisaya dondugu anlarda topu iceri indirmeyisimiz ve Tanjevic'in Oguz, Kinsey ve Giricek gibi isimleri kenarda unutmasi macin ivmesini Efes'e cevirdi, ozellikle Rakocevic'in etkili kelimesinin yaninda sonuk kalacagi performansi topun el yaktigi anlarda Efes adina fark yaratti, hakemlerin biz savunmadayken caldigi basit faullerin ise yuksek yuzdeyle serbest atis kullanan Efesli oyuncularin faul cizgisinden kolay sayilar bulmasina neden oldugunu da soylemeden gecmeyelim,

-Uzatmada macin, faul problemine giren ve Turk oyuncu rotasyonu kisitli Efes'in ustune yikilmasini beklerken tam tersi oldu ve ustuste yedigimiz 3 sayilik basketlerle oyundan dusup maci ve beraberinde kupayi Efes'e kendi ellerimizle verdik,

-Tribunle ilgili birkac soz soylemek gerekirse, salonun 3/4'unun Fenerbahce taraftariyla geri kalaninin ise Efes'in bindirilmis kitalariyla dolu oldugunu soyleyebiliriz; 4.periyotun son 5 dakikasina kadar yer yer mactan bagimsiz tezahuratlarla takimi destekleyen taraftar 4.periyotun son 5 dakikasindan itibaren savunmada takimin 6. oyuncusu gibiydi,

-Ilk yarida Efes tribunlerine giren ve onlari ateslemeye calisip bunda basarili olamayinca cekip giden 20-30 kisilik Ankaraguclu gruba, macin 3.periyotunda yaninda getirdigi Galatasaray formasini cikarip Fenerbahce tribunlerine dogru gosterip akabinde cevabini alan gerizekaliya ve suratlarina gecirdikleri Kerem Gonlum maskeleriyle oldukca komik bir goruntu cizen muessese yalakalarina ise soyleyecek cok fazla bir soz yok,
-Persembe gunku macin sokundan sonra Fenerbahce ile ekran basindaki ilk randevumuz yine erkek basketbol takimiylaydi, yenilenen Abdi Ipekci'yi yayinin baslarinda tanimakta gucluk ceksek de tanimakta gucluk cektigimiz sadece Abdi İpekci degildi, ilk periyottaki 17-27'lik skor, Kepez'in sut yuzdesi, kirmizi formasi ve salonun makyajli hali Olympiakos-Fenerbahce macini izliyormusuz gibi bir hisse kapilmamiza yol acti,

-Bir sok da ligin ilk macinda mi yasayacagiz diye dusunmeye baslamisken, 2.periyotun basindan itibaren farki kapatip maci kazanmasini ve lige galibiyetle baslamasini bildik, macin en dikkat ceken oyuncusu ise hic kusku yok ki hucumda ve savunmada gosterdigi muthis performansla Kinsey idi,

-Gunun devaminda izledigimiz Besiktas-Kasimpasaspor maci ise hayatimizin bosa harcanmis bir 90 dakikasi olmaktan oteye gecmedi,
-Pazar gunune ise muhtesem bir baslangic yaptik, gectigimiz hafta Erkek Voleybol takiminin ve A2 futbol takiminin Galatasaray karsisinda aldigi galibiyetlerden sonra bu hafta da sira Bayan Voleybol takimimizdaydi,

-Yeni transferler Osmokrovic ve Gamova basta olmak uzere muhtesem bir performans ortaya koyan bayan voleybolcularimiz gecen sezona gore takviye edilmis ve ilk 4 icin iddiali bir kadro olusturan ezeli rakibi karsisinda galibiyete fazlasiyla rahat ulasirken, tribundeki ve ekran basindaki Fenerbahcelileri mest etti,

-Gecen hafta oldugu gibi bu hafta da sahada ve 50.Yil Spor Salonu tribunlerinde Fenerbahce'nin tartismasiz ustunlugu vardi, darisi onumuzdeki hafta futbol takiminin basina,
-Ezeli rekabetten sonra 9'da 9 olur mu dusuncesiyle gectik bu sefer de televizyonun karsisina, bir taraftan gecen sezon Antep karsisinda aldigimiz kotu sonuclar bir taraftan da Daum'un Fenerbahce'sinin Antep galibiyetler akla geliyordu,

-Diego maca dair yazmis ama takildigim birkac noktaya da deginmeden gecmek istemiyorum,

-Guiza, Deivid ve Alex'in yoklugunda haftalarda boyu Daum'un ovgu dolu sozlerinin oznesi olan Ozer yine yedek kulubesine mahkum olmasi yalnizca Ozer'in degil tribundeki ve ekran basindaki taraftarlarin da moralini bozmustur diye dusunuyorum,

-Ilk yari tempolu ve mucadeleci bir futbol sergilememize ragmen, 2.yarida 0-1'lik skoru korumaya yonelmemizin maglubiyete degilse bile puan kaybina davetiye cikartti,

-Gokhan veya Cristian'in Galatasaray maci oncesi oyundan erken alinabilecegini tahmin ediyordum ve bunu olumsuz bir hareket olarak degerlendirmiyorum, sadece kafama takilan Gokhan oyundan aliniyorsa yerine giren Bekir mi olmaliydi, hadi Bekir oyuna girdi diyelim sagbek olarak mi yoksa stoper olarak mi sahada gorev almaliydi,

-Lugano'nun yol yorgunu olarak alinmadigi kadroda Andre Santos'un neden yeraldigi yine soru isareti,

-90+4'te yedigimiz golde ise barajin hali icler acisi, hele ki topun basinda oralardan etkili vuruslar yaptigi bilenen ligin en iyi sutorlerinden birisi varken,

-Onumuzdeki hafta oynayacagimiz maca namaglup cikmamanin iyi olacagini dusunenleri ise Pollyanna'ya havale ediyorum,

-Haftanin son macinda ise hakem destekli bir Galatasaray karsisinda mucadele veren bir Trabzonspor izledik, oyun 2-2'ye geldikten sonra Hugo Broos yapmadigi veya yapamadigi oyuncu degisiklikleriyle takimini 3 puandan etti, buna ragmen Trabzonspor son dakikalarda kornerden yakaladigi pozisyonu degerlendirse 4 gol yedigi mactan 1 puanla ayrilmasi isten bile degildi,

-Galatasaray-Trabzonspor macini izlerken ise hepimizin aklinda tek birsey vardi, bu haftanin biran once bitip 25 Ekim'in gelmesi...

Penny Taylor Fenerbahce'de...

Cumhurbaskanligi Kupasi oncesi beklenen transfer gerceklesti ve bu sezon Phoenix Mercury ile WNBA'de sampiyonluk kazanan Penny Taylor bayan basketbol takimimiza katildi. Her ne kadar bu transfer henuz resmi sitede yayinlanmadiysa da FBTV bu haberi taraftarlara duyurdu. 2006 yilinda Brezilya'da duzenlenen Dunya Sampiyonasi'nda altin madalyaya uzanan Avusturalya milli takiminin da kadrosunda yeralan Taylor, turnuvanin MVP'si secilmisti. 1.85 boyundaki Taylor, 2-3 numara olarak kullanabilecegimiz ve takimin sıkıstıgı anlarda maca agirligini koyabilecek bir oyuncu. Cok ama cok onemli bir transfer darisi erkek takiminin basina diyelim, bu arada icimden bir ses de bu transferde Cappie'nin etkisi oldugunu soyluyor.

Gaziantepspor 2 - Fenerbahçe 1

Sen bir gol attıktan sonra ikinciyi de atayım rahatlatayım demek yerine rakibi uyuturum maçı böyle bitiririm diye düşünürsen o uyuttuğunu düşündüğün rakip "ulan asıl ben seni uyutuyorum" diyip 2 tane çakıverir son 10 dakikada, sen de ne olduğunu anlamazsın hemen koştur koştur Özer'i oyunu alırsın hakem izin verirse sonra da daha önce aklına gelmeyen bu gencin seni kurtarmasını beklersin.

Çok güzel oldu bu maç, tam götümüze göre oldu, en başta da Daum'unkine göre. Sen daha oynadığın maçı kazanmadan önümüzdeki hafta oynanacak derbiyi düşünür onun için de Gökhan'ı çıkarırsan, topu ileri taşımak, ileri oynamak yerine bek gibi sürekli yana hatta yana bile değil sürekli geriye oynayan açıklarını 75 ve 90 dakika sahada tutarsan (üşenmedim saydım verdikleri pasları), yorulan Semih'i, Topuz'u daha önce değiştirmezsen, maçı benim televizyondan izlediğim gibi izleyip ezbere değişiklikler yaparsan gün gelir böyle eline verirler uçak biletini sen de paşa paşa dönersin İstanbul'a. Ha bir de çıkar maçtan sonra demeç verirsin; maçtan önce bu maçın zor olacağını söylemiştik, oldu da diye övünürsün. Ama sana sorsak zor geçti de sen kolaylaştırmak için ne yaptın diye alacağımız cevap kocaman bir HİÇ'ten başka ne olabilir acaba?

15 Ekim 2009 Perşembe

Uruguay 0 - Arjantin 1...Geliyoruz!

"I can't say I enjoyed the game because I was aware throughout of how strong Uruguay were. I'd like to thank the players from the bottom of my heart because today was the day they made me a coach. I'd also like to dedicate our qualification to the people of Argentina, my family and to nobody else..."
Maradona

Tamam ahım şahım top oynamıyoruz ama yine de Arjantin'siz bir dünya kupası olmazdı. Yeni teknik direktör Maradona ile turnuva öncesinde 1 yıl zaman var. Herşey güzel olabilir. Formalarımız hazır, sıra biletlerde...

Lugano için üzgünüm ama şansları hala devam ediyor. Umarım onları da görürüz Güney Afrika'da.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Istanbul'da Film, Ankara'da Fener Ekimi...

Ankara'da olunca 17-25 Ekim tarihlerinde Istanbul'da duzenlenecek olan Film Ekimi'ndeki birbirinden guzel filmlerden haliyle uzak kaliyoruz. Festivalin en cok merak ettigim filmi Eric Cantona'nin da rol aldigi bir Ken Loach filmi olan ve "Hayata Calim At" olarak turkcelestirilen "Looking for Eric". 17 Ekim'de galasi yapilacak filmi izlemek icin ise sinemalarda gosterime girmesini beklememiz gerekecek. Firsat bulup festival oncesi izledigim filmlerden Micheal Moore'un Kapitalizm'ini ve Steven Soderbergh'in, Che'nin hayatini anlatan 2 bolumden olusan filmini siddetle tavsiye ediyorum bu arada.

Istanbul'un bu kulturel hamlesine karsilik olarak hemen hemen ayni tarihlerde Ankara'da da yogun bir mac trafigi yasanacak Ankara'daki Fenerbahceliler icin. Efes maci oncesi biletler hazir, tam kadro salonda yerimizi aliyoruz persembe gunu ama Ekim ayi programi daha once de konustugumuz uzere yogun. Planladigimiz Imam Cagdasli bol acili Antep deplasmanini 1 sene daha erteliyoruz gorunuse bakilirsa.
Efes Pilsen maciyla baslayan seri, bir sonraki hafta carsamba gunu oynanacak Basketbol Bayanlar Cumhurbaskanligi maci ve Ekim ayinin son carsambasi yine Ankara'da oynanacak olan Voleybol Bayanlar Super Kupa maciyla devam edecek. Bu tabi isin amator branslarla ilgili olan kismi, Ekim ayinin 25'inde once Nazli Abla'daki sonra da tribundeki yerimizi aliyoruz, adres yine Telsim. Eczacibasi Super Kupa macindan sonra ise Kayseri deplasmani var, gecen seneki hos anilardan sonra birkez daha gidilir mi gidilir ama 29 Ekim'i haftasonuna baglayip daha uzaklara kacmak da var isin icinde. Hazir vize kalkmisken Sam, Halep taraflari cazip geliyor; Alkolik veya Orka'nin memleket hasretleri agir basarsa da, rakiyi Kirkagac'in kavunuyla mi yoksa Bolaman'in baligiyla mi acariz orasi belli olmaz...

Fenerbahce - Efes Pilsen
Basketbol Erkekler Cumhurbaskanligi Kupasi Maci
15 Ekim 2009 - Persembe
Ankara Ataturk Spor Salonu

Fenerbahce - Mersin B.S.B
Basketbol Bayanlar Cumhurbaskanligi Kupasi Maci
21 Ekim 2009 - Carsamba
Ankara Ataturk Spor Salonu

Fenerbahce - Eczacibasi Zentiva
Voleybol Bayanlar Super Kupa Maci
28 Ekim 2009 - Carsamba
Selim Sirri Tarcan Spor Salonu

Dursun Kaptan

"dursun kaptan bir kurtuluş savaşı türküsü. atatürk 19 mayıs'ta samsun'a çıktığı sıralarda karadenizli insanlar silah taşımak için batum'dan yola çıkıyorlar. fakat motorsuz kayıklarla, üçerli sıralı piyade kayığı deniyor bunlara. o sıralarda karadeniz'de ingiliz donanması geziyor ve en ufak bi karaltı gördüğünde batırıyor. o yüzden çok korkarak ve kıyıya yakın olarak gidiyorlar. bir tehlike gördüklerinde kayığın içindeki silahları kıyıya taşıyıp kayığı suya gömüyorlar, tehlike geçtikten sonra suyu boşaltıp tekrar silahları yükleyerek taşımaya çalışıyolar. türkü, bunun hikayesini anlatıyor. bir gün yine silah taşımaya giderlerken uzaktan bir gemi görüyorlar ve çok korkuyorlar. teknenin kaptanı, dursun kaptan dürbünü isteyip bakıyor hangi gemi acaba diye. o sırada, gizli kuvayi milliyeci olan osmanlı donanmasına ait gül cemal isimli bir gemi olduğunu görüyor ve çok seviniyor. bunun üzerine kayıktaki arkadaşlarından kemençeci ali'ye "kemençeni al, bunu bir kutlayalım" diyor ve kemençeyle irticalen bu türküyü söylüyor..."



"Dursun Kaptan batumdan, avare etti kalkti,
Şişurdi yelkenleri, cigarasini yakti.
Pupa yelken giderken, küpeşteye yaslandı,
Dursun Kaptanı görsen, sanırsın bi aslandı.
Taka yükü cephane, Tirabizona varacak.
Düşmana rast gelirse, takaya batiracak.
Vardiyadan bağirdi , Dursun Kaptan bir duman,
Uşaklar hep ahesta ne diyecek kahraman.
Kaptan aldi aynayi, dediki gürcemaldur.
Bir horon edeceuk, kemenceyi kaldur.
Giderik yali yali, tutaruk makriyali.
Kemeri bordaladuk, vur kemenceyi Ali.
Piryas çakayi piryas selam olsun Rizeye.
Ellibes sefer ettik, Kuvvayi Milliyeye.
Of, Sürmene, Arakli, yanastik Tirabizona.
İstiklal savaşina çalistuk kana kana."

11 Ekim 2009 Pazar

Arjantin 2 - Peru 1

Öldük öldük dirildik gecenin bu saatinde.

Gonzalo HIGUAÍN (48') (1-0)
Hernan RENGIFO (90') (1-1)
Martin PALERMO (90'+3) (2-1)

Maç sakin sakin al gülüm ver gülüm giderken son 20 dakikada önce rüzgar sonrada şiddetli yağmurla birlikte gaza gelen Peru göz gözü hatta kamera sahayı görmez bir haldeyken 90.dakikada golü buldu.

Bu beraberlikle Arjantin'in gruptaki şansının devam edip etmeyeceğine bakmak için bilgisayarı elime aldığımda ise sahneye Palermo çıktı ve 90+3 te başta Maradona olmak üzere tüm Arjantinlileri hayata döndürdü, sevince boğdu.

O kadar ki; Maradona golü kendi atmışçasına yüzüstü kayıverdi ıslak çimlerin üzerinde. Tıpkı Serhat Akın'ın 4.golü attıktan sonra yaptığı gibi...

Gruptaki son durum ve kalan maçlar ise şöyle:

10 Ekim 2009 Cumartesi

Av Sezonu Acildi...

Galatasaray:1 - Fenerbahce:3

Voleybol sezonunun ilk karsilasmasinda ve sezonun ilk derbisinde gulen taraf biz olduk. Salonda polis bulunmamasi - sanki cok gerekli gibilermis gibi- sebebiyle gecikmeli olarak basladi mucadele. Bu gecikmeyi firsat bilen taraftarlar da birbirlerini ozlemis olmanin da etkisiyle bol bol birbirlerinin hatirlarini sorma imkani buldular voleybolsuzlukta. Ilk sette oyuna girmekte zorlanan bir Fenerbahce vardi, ne bloklarda etkinlik saglayabildik ne de hucum aksiyonlarinda. Zaten bu sette aldigimiz sayilarin onemli bir kismi da Galatasaray'in servis hatalarindan geldi. Ilk seti verince ister istemez gecen seneki maclar geldi aklima ki bircok Fenerbahceli'nin de aklina gelmistir zannediyorum. Ilk sette oldugu gibi 2.setin ilk teknik molasina da Galatasaray onde girdi, macin sonuna kadar da bir daha boyle birsey olmadi. Teknik moladan sonra sahada bambaska bir Fenerbahce vardi sahada, once 2.teknik molaya onde girdik sonrasinda da seti aldik ve setlerde durumu esitledik. Macin genel temposunun yapilan anonslar nedeniyle dusmesine ragmen skordaki ustunlugumuzu 3. ve 4. setlerde de devam ettirip maci kazanmasini bildik. Sezon hazirligina gec baslamamiza ragmen son 2 macta once Besiktas'i sonra da Galatasaray'i maglup etmek yeni sezon oncesi umut verici.

Takimi degerlendirmek gerekirse, yeni transferlerden Yasin ve Divis performanslariyla dikkat cekerken, Gardner gormeye alistigimiz performansindan uzakti. Ozellikle Divis'in iyi manset alan ve savunmasiyla etkili bir isim oldugu soylenmesine ragmen hucumda da etkin oldugunu gormek sevindiriciydi. Arslan icin soylenecek zaten cok fazla soz yok,hirsiyla, mucadelesiyle gercek bir Fenerbahceli.

Son olarak sahada oldugu gibi tribunde de Fenerbahce'nin ustunlugu vardi, haftasonu futbol maclarinin olmamasinin da etkisiyle tribunler televizyondan goruldugu kadariyla tiklim tiklimdi.

9 Ekim...Tarihte Bir Kara Gun...

Ernesto "Che" Guevara - 9 Ekim 1967

Bahcelievler Katliami - 9 Ekim 1978

5 Ekim 2009 Pazartesi

Sivas'ta Stockholm Sendromu*

"Celladına aşık olan bir esirin tutkunluğu ile bağlandım Sivasspor'a..."

Alex, Gencler'i Seviyor...


2009-2010 Fenerbahce 3 - Genclerbirligi 0 / Alex De Souza (2)
2008-2009 Fenerbahce 3 - Genclerbirligi 0 / Alex De Souza (1)
2006-2007 Genclerbirligi 0 - Fenerbahce 2 / Alex De Souza (1)
2004-2005 Fenerbahce 3 - Genclerbirligi 2 / Alex De Souza (3)
2004-2005 Genclerbirligi 1 - Fenerbahce 2 / Alex De Souza (2)

Yorumsuz...

Efkar...

"Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
acıdır ecel şerbeti içilmez
üç derdim var birbirinden seçilmez
bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm"


ne güzel söylemiş Usta; Neşet ertaş.

4 Ekim 2009 Pazar

Fenerbahçe 3 - Gençlerbirliği 0

İşte öpen takım bu. Skoru bir kenara bırakın tribünlerdeki, televizyon başındaki hatta bütün Fenerbahçelilerin görmek istediği takım bu. 8. haftada takım müthiş bir dönüş yaparak 8'de 8 yaptı ve kendi rekorunu kırdı. Tebrik ediyorum bütün emeği geçenleri, ama en çok da sahada terinin son damlasına kadar savaşanları. Bugün, kalecisinden forvetine bütün takım oyuncuları kazanmak için herşeyi yaptılar.

Maçın bütününde üstün oynayan taraftık. Özellikle de ilk yarıda. İkinci yarı ise biraz yorulmamıza bağlı olarak Gençlerbirliği atakları ilk yarıya göre daha çoktu. Ama maçın son bölümlerine doğru onların da yorulması ve Daumun kısmen doğru oyuncu değişiklikleri ile farkı arttırmayı da bildik.

Volkan'dan başlayalım. Maçın ikinci yarısında skor 1-0 iken kurtardığı toplarla skora direk etki etti. Gayet zor topları, net gol pozisyonlarını kurtardı.

Bilica ve Lugano gayet uyumlu göründüler bu maç. Ama Bilica'yı özellikle tebrik etmek lazım. Hem ileri çıkarken çok iyi oynadı, iyi toplar iyi paslar çıkardı. Defansta da çok yerinde, kritik müdahalelerde bulundu.

Vederson ve Gökhan Gönül görevlerini yerine getirdiler, çok ekstra işler yapmasalar da takımın çok pozisyon vermemesinde katkıları oldu. Gökhan'ın tam anlamıyla hazır olmadığını söyleyebiliriz. Vederson'un ise yanında onu da oynatabilecek gününde bir Santos veya Carlos veya Özer veya Uğur ile daha iyi işler yapabileceğini gördük kısmen. Yine de ortaları daha çok çalışması lazım. Ama anti parantez Lugano'nun attığı golde ortası Alex'in kornerlerinden iyiydi.

Emre ile Baroni gayet uyumlu çok iyi işler yaptılar. Baroni de bugün kestiği toplarla göze daha çok göründü. Emre'nin ise takıma olan katkısının ne kadar büyük olduğunu sanırım bugün bütün Fenerbahçeliler görmüştür. Oyunu ileri taşıyan bir numaralı adam. Ve bununla beraber savunmaya ilerde başlayan da bir numaralı adam. Bitmeyen enerjisiyle çok iyi bir oyun çıkardı bugün. Sadece kendini çok fazla rakibe yaslayarak topu saklamasını çok sevmiyorum bazı bazı.

Mehmet Topuz her ne kadar birkaç haftadır ortada Emre'nin yerinde oynadıktan sonra sağ kanada geçmiş olsa da gayet iyi oynadı. Ortaya destek verdi. Daha da önemlisi Kazım gibi yalandan pres yaparak ilerde kalmayıp Gökhan'a destek verdi. İlk yarı çalışan tek kanadımız olan sağ kanatta iyi işler yaptı kısacası.

İlk yarıda ve değişiklik olana kadar işlemeyen ise sol kanattı. Santos bugün takımın en kötüsüydü. Sakatlıktan kurtulamamış, Kazım ile çok takılmaktan sanırım :) ayağında gereksiz top tutmalar ile abuk sabuk toplar kaybetti. Ve kondüsyonu da istenen düzeyde değildi. Carlos ile değiştirildikten sonra sol kanat işlemeye başladı ve güzel pozisyonlar geldi bu kanattan. Ayrıca malesef yalnış çıkışıyla bir golün iptaline sebep oldu ama Alex'in 2. golündeki asistiyle bu hatasını affettirdi.

Alex için birşey demeyeceğim. Selam olsun Comandante'ye.

Güiza'nın asisti güzel. Orta sahaya, zaman zaman defansa yardımcı oldu. Sakatlığının etkisi görülse de ileri uçtaki mücadelesi ile arkadaşarının boş alan bulmasına yardım etti.

Takım çok koştu ve iyi pres yaptı. Dönen topları kaçrmamaya çalıştı. Kaçırdığı zamanlarda da istisnasız Yugoslav faulü yaptı herkes ve malesef ciddi sarı kartlar gördüğümüz bir maç oldu.

Kısaca değişikliklere de değinelim. Güiza Semih değşikliği yerinde ama belki daha erken yapılabilirdi. Santos'un çıkması kesinlikle doğru hatta daha erken bile olabilirdi. Ve hatta Özer sağ kanada değil de Santos'un yerine girse daha güzel olurdu. Ne olursa olsun Özer'i sahada görmek güzel. Carlos da Vederson ile değişebilirdi. Hatta çok koşan Emre yerine Selçuk girebilirdi. Ama Daum'un da hakkını verelim Gençlerbirliği'ni iyi analiz etmiş. Gençlerbirliği çok pas yapan ve kendi alanını iyi parselleyerek iyi alan savunması yapan ve yaş ortalaması en genç takım olarak da mücadeleyi en yüksek şekilde yapan bir ekip. Gençlerbirliği'ni ancak bu şekilde pasifize edebilir ve oyunu kendi lehimize çevirebilirdik. Ayrıca takımın 90 dakika değil 180 dakika koşacak motivasyonu verdiği için de kutlayalım Daum'u ve darısı daha net daha etkili değişikliklere diyelim.

PS. Tarjeta, bu güzel maç yazısını sana bırakacaktım yola çıkacağım diye ama dayanamadım yazdım yine, bu keyifli oyun üzerine, arada güzel şeyler de yazayım diye...
Ve bu aralar tahminler tutuyor. Maçtan önce rahat kazanacağımızı kayıtlara düşmüştüm, Tarjeta'ya ve Mega'ya...

Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa, su içer gibi