18 Aralık 2009 Cuma
Fenerbahçe 1 - Sheriff 0
Belki de UEFA Avrupa Ligi'nde bu sezon oynadığımız en iyi maçtı dün akşamki Sheriff maçı. Gruptan çıkmayı garantilemiş olmamız sebebiyle Daum daha önce çok fazla şans vermediği oyuncuları sürmüştü sahaya çoğunlukla. Tarjeta'nin tabiriyle onlar da haftalardır halısaha maçı yapmadıktan sonra sahaya çıkan heyecanlı futbol sevdalıları gibi mücadele ettiler, bu akşam HoAmca'nın edeceği gibi...Santos'un defansın solunda daha verimli olduğunu gördük dün. Hem kendisi için hem bizim için en güzeli oldu. Bekir yeri olmamasına rağmen sağ kanatta gayet başarılı oynadı ve hatta ileri güzel çıkışları oldu.
Deniz'i ortada heyecanlı, topa basan, ileriye yardım eden hatta pozisyona giren bir karakterde izledik dün akşam.
Özer ilk yarı sağ kanatta görev yaptı ve yine takımı ileriye taşıyan isimdi. İkinci yarı yerine oyuna giren Mehmet ise pek etkili olamadı.Semih kısmen daha diri görünmesine rağmen Güiza ile birlikte daha da güçlenmeleri ve kondüsyon depolamaları gerektiği gün gibi ortada.
Son olarak; futbolla ilgilenen herkesin sevdiği ve hayranlık duyduğu dünyaca ünlü bir yıldızı, Roberto Carlos'u uğurladık dün akşam hep beraber. Ortega gibi, Hooijdonk gibi, Anelka gibi, Alex gibi ileride çocuklarımıza anlatabileceğimiz büyük bir oyuncuyu takımımızın forması altında izledik. Bunun için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve daha detaylı romantik bir Roberto Carlos yazısı için meydanı romantik kolpalara bırakıyorum.6 Kasım 2009 Cuma
Fenerbahçe 3 - Steaua Bükreş 1

Diego dostumuzun sabah mesaisi oldugundan bu gecelik maç yazısı benden olacak. Devre arası konuştuğumuzda takımın ne kadar da boktan oynadığından yakınmıştık ikinci devre fena değildi. 1-0’dan sonra yaslanma alışkanlığı fena sardı takımı aynı alışkanlık 2-1 de olmuyor mesela , efsunlu bir skor halini almaya başladı, 2’yi atmadıkça rahat yok artık bize.
Takımın en ilerisinden Kazım’dan başlayalım, yine çok hareketli ama etkisizdi. Çok da ofsaytta kalıyor. Bir kekeleme durumu var , biraz top tutabilirse gerçek bir forvet alternatifi olabilir. Guiza girdikten sonra tutamadığı bir Alex pası ve yanlış kalkan bir bayrakla yine o koşularını gösterdi. Kazım’ın biraz feyz almasını umalım. Okçu bir gol atıp keşfedilme videosuna cevap verir mi diye baktım ama pek oralı olmadı. Cevap vereceği merci sayısı her geçen gün artmakta.
Gol güzeldi, erken geldi. Santos mesaiye başlamıştır umarım, ikinci yarıda yine siestaya çekilse de bundan iyisi Şam’da kayısı.
Volkan’a maç genelinde top bile gelmedi desek abartmış olmayız herhalde. Pozisyon vermedik mi peki. Verdik hem de Antalya maçında yediğimiz golün aynısından 2 pozisyon. Gökhan gereken dersi almamış gibi. Simetriğinden de gol geldi, Bilica uyudu. Niculeta veYunan oyuncu (Evet Turgay Şeren gibi oldu) arkalara sarkmayı denediler sürekli ama bizim defansın zorlandığı pozisyonlar ne hızlı gelişen ataklarda araya atılan toplar ne de çizgiden yapılan ortalar. Top karşıda rakip elinin altında ikisini de kontrol edebileceğin o güzelim anlarda şaşakalıyoruz, enteresan. Yine de yenen gole hiçbir aklı başında Fenerlinin üzüldüğünü sanmıyorum. Eğer yemesek ve devreye 1-0 girsek maç sonuna kadar eziyet çekip, Rumenlerin ateşle imtihanını seyredecektik.
İkinci devre çok o sıkıcı oyun devam ediyor diyecektik ki gol geldi. Bilica hatasını affettirdi en klasiğinden. Sonrasında rakip açıldı biz kontradaydık. Ama hep dalgalı anaforlara daldık. Hiç korner atmadan bitirdik maçı , bunun özeti de şudur kanatlara hiç inmedik. Çizgiye inmek yazmıyor bu ara kitabımızda, hiçbir hücum varyasyonumuz da yoktu, Doktor ne yana bakarsa ordan geldik.
Twente son dakikada 2-1 kazanmış, dolayısıyla Hollanda’ya grup liderliği için gidiyoruz artık. 1 puan bile alsak son hafta kulaklar Bükreş’te olmayacak.
Rıdvan boğanın yanına Alex heykeli istiyordu, az bile. Onu anlatmaya Nazım gerek. Tek başına seyirlikti ilk yarı. İkinci yarıda takımı da kattı yanına zorla. Attığı gol olağan bir Alex çalımı ve alışılmadık bir dripling sonrası geldi. Omuz verdi; kavga benimdir dedi , boğuşaraktan indi yaya. Vuruş Rüştü’ye milli maçta attığını andırdı. Onun eksiği yok mu ? Var tabi. Bir joystick. Attığı paslarda takım arkadaşlarını kontrol edebilse dört dörtlük olacak. Aldığı her topta , kafasını her kaldırışında fırçasını sallayan ressam gibiydi, o top bir adamın ayağına bu kadar mı yakışır. Bugün izlediğim röportajında futbolcu olmasam dinbilimcisi olurdum heralde dedi. Ben şimdiden kendisin müridiyim. Allah ayaklarına zeval vermesin. Gecenin sonunda Neşet ağam da onun için söylüyor şimdi:
Ne güzel yaratmış seni yaradan ,
istemem esmesin yeller incitir…
22 Ekim 2009 Perşembe
Steaua Bükreş 0 - Fenerbahçe 1

- Alex, Güiza, Semih ve Deivid'in yokluğunda Özer ve Mehmet Topuz ilk 11'de sahadaydı ve bu forvet yokluğunda Kazım ileri uçta tek başınaydı.
- Sanki ligler henüz başlamamış, Fener hazırlık maçına çıkmıştı.
- Emre ve Baroni ortada iyiydi. Defans fena değildi.
- Andre Santos takımın el freniydi. Ayağına gelen topları fazlasıyla ezdi. Müsait pozisyondaki arkadaşlarına çabuk oynamaktansa durayım etrafımda bir tur atayım falan derken top kayıpları yaptı. Kondüsyonunda ve performansındaki düşüş devam ediyor.
- Özer ortada Topuz sağda fena değildi. Kalabalık Bükreş savunmasını uzaktan şutlarla geçmeye çalıştılar.
- Kazım ilerde elinden geleni yaptı tek başına. Goldeki koşusu iyiydi. Belki de onu sağ açıktayken ileri doğru oynamayı öğrenmesi için birkaç hafta forvette oynatmak lazım. Her ne kadar bazı pozisyonlarda ileri doğru top isteyip sonra da geri doğru kaçsa da!!!
- Özer'in goldeki pası tek kelimeyle süperdi, Alex'likti ve maçı kurtardı.
- Sheriff'in de kazanmasıyla 6 puanda grupda liderliğe yükseldik.
- Özer'i oynatıp oynatmama konusunda derviş sabrı gösteren Daum O'nu oyundan alırken tam tersi davrandı ve 70'de Özer'i Vederson ile değiştirdi. Ve yine gereksiz bir 88.dakika değişikliği ile Ali Bilgin'i oyuna aldı.
- Vederson'u yorulan Carlos'un yerine Uğur'u da Santos'un yerine alabilirdi. Ve ille de skoru korumak için tek forveti çıkaracaksa Selçuk'u az biraz daha önce oyuna alabilirdi.
21 Ağustos 2009 Cuma
Eleme gecesi notlari...
-Trabzonspor, Diyarbakir macindan sonra taraftarindan uyariyi almisti zaten dun gece islerini cok zora soktular gerek Avrupa Ligi'ne kalmalari acisindan gerekse de oyuncularin kredibiliteleri acisindan...
-Hugo Broos yillar boyu bu atmosferde calismak isterim diye aciklamalar yapiyordu 1-2 hafta oncesine kadar, ic saha performansi boyle devam ederse degil yillar aylar boyu bile calisamaz...
-Sivasspor'un Avrupa performansi, kura sanssizliginin da etkisiyle tarihe gececek boyle giderse, top yuvarlaktir gibi geyiklere girmeyelim, Avrupa Ligi icin hicbir sansi kalmadi Sivas'in...
-Sion maci oncesinde ilk olarak Aurelio konusunda Tahkim'in Fenerbahce aleyhine karar verdigi haberi sasirtti beni, ikinci olarak da Deniz'i ilk 11'de stoper olarak gormek...
-Sion ilk yarida normalin uzerinde sert futbol oynadi, Isvecli hakem elini cebine goturmedikce de sertligin dozaji artti...
-Honved karsisinda Roberto Carlos, gecen hafta Alex, dun de Deniz...Takimin basinda Daum-Koch ikilisi varken darbeye bagli olmayan adele sakatliklarindan bu kadar basimizin agrimasina pek akil sir erdiremiyorum...
-Andre Santos ve Cristian her gecen gun takima uyum sagliyorlar; Santos'un golleri, Cristian'in ise artan performansi dikkat cekici...
-Guiza eski gunlerine donuyor(!), kacirdigi akil almaz gollere ragmen Santos'a yaptigi asist takdire sayandi...
-Deivid, Alex'in yoklugunda kendisinden bekleneni vermekten cok uzak; ilk geldigi sezonda oldugu gibi hantal bir gorunumu var bu da oyununa olumsuz yansiyor...
-Semih'in asistle donmesi sevindirici, bu takimda Alex yoksa onun yerini dolduracak ilk adam Semih'tir; sakatligini tamamiyle atlatirsa Deivid kulubede pahali bir yedek olmaktan ileri gecemez bu formuyla...
-Sion macindan firsat buldukca Sami Yen'deki maca da goz gezdirdim, attigi gollerden bagimsiz olarak soyluyorum Keita cidden acaip bir adam, mac 0-0 devam ederken babama "Bizim sag kanatta olsa Gokhan'la birlikte ucurur bizi" dedim, sonrasinda 2 gol atti...
-Rakibinin orta sahayi gecmesine izin vermedi Galatasaray ve surekli tempo yapti, ben izlerken bunaldim; sahadaki Tallinnli topculari dusunemiyorum...
-Alinan sonuclar sonrasinda Sion, Galatasaray, Trabzonspor ve Sivasspor onumuzdeki haftaici turistik geziye cikacak takimlar oldular bana kalirsa...
-Son olarak Tuncay'in donusuyle ilgili cok ciddi gelismeler oldugu soyleniyor, 31 Agustos'tan once yapilacak Tuncay ve Sercan transferleri ekmek kadayifinin kaymagi olur...
20 Mart 2009 Cuma
6 Şubat 2009 Cuma
Finale 2 bilet...
Değerli Futbolsever,20 Mayıs 2009 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanacak olan UEFA Kupası Final maçı bilet kurası 29 Ocak 2009 tarihinde noter huzurunda gerçekleşmiştir.
Bu kura sonucunda final maçına bilet almaya hak kazanan talihlilerimiz arasında sizin de bulunduğunuzu belirtmek isteriz. Başvuru Formunuzda belirtmiş olduğunuz biletler için toplam tutar kredi kartınızdan başarıyla tahsil edilmiştir.
Biletleriniz, Başvuru Formunuzda beyan etmiş olduğunuz teslimat adresine 15 – 24 Nisan 2009 tarihleri arasında ekspres kurye servisi vasıtasıyla gönderilecektir.
Finalde görüşmek üzere,
Saygılarımızla,
Müşteri Hizmetleri
UEFA CUP Final İstanbul 20095 Aralık 2008 Cuma
Haydi Rastgele...
Sayfaya ulastiktan sonra karsiniza cikan formu dolduruyor, bir ciktisini alip belirtilen faks numarasina gonderiyorsunuz. Basvuru faks isleminin gerceklestirilmesiyle tamamlaniyor...Esas bekleyis ise bundan sonra basliyor, cunku bilet sayisindan fazla talep oldugu takdirde 29 Ocak'ta sirayla degil kurayla belirlenecek bilet almaya hak kazananlar. Bilet almaya hak kazanan talihlilerin biletleri ise 15-24 Nisan tarihleri arasi kendilerine kargoyla gonderilecek...
Liverpool-AC Milan CL finalini kacirmanin uzuntusuyle biletler satisa acilir acilmaz siteye atlamamin yukaridaki prosedurden anlasildigi uzere su siradan cuma gunune biraz heyecan katmak disinda bana hicbir faydasi olmadi, sonucta girdim siteye 100 Euro'luk biletlerden 2 adet talebimi yaptim, bundan sonrasi kuraya bakar...Haydi hayirlisi...
