
"...feliz cumpleaños mano de dios..."
Bugun bloga giren bircok kisi yeni tasarimi gorunce sasirmistir diye tahmin ediyorum. Dunya Kupasi'na ve gonlumuzun sampiyonu Arjantin'e ozel olarak hazirlanan bu yeni gorunum kupa boyunca blogumuzu susleyecek. Kupanin sona ermesiyle neler olur hep birlikte gorecegiz ama simdi Dunya Kupasi zamani...



Futbolun en saf halidir Dünya Kupası. Bir arada yılda 60-70 maç yapıp makine düzeninde oynayan kulüp takımlarına inat gerçek yıldızların sahnesidir...
Yarın sahne tekrar açılıyor Güney Afrika'da ve romantikler fısıldıyor usulca...
Arjantin kazandı kazanmasına ama sahaya çıkan ortasaha ile nasıl kazandılar ben de şaşırdım açıkçası. Tabi ki bunda Almanya'nın etkisiz oyununun rol aldığını da belirtmek lazım. Ama dünya kupasında formasını sırtımıza geçireceğimiz Arjantin'in bütün maç boyunca topun kontrolünü Almanya'ya bırakması. Ortasahasının etkisizliği ve yetersizliği ile kağıt üzerinde gayet iyi olan hücum hattının da etkisiz kalması haziran ayı için beni umutsuzluğa itiyor. Gutierrez, Veron, Di Maria ortasahası tam anlamıyla rezaletti. Sağ ve sol kanat yoktu. Veron'un zaten ahı gitmiş vahı kalmış. Gutierrez ve Di Maria'nın yerine bizim Uğur'u koy daha iyi oynar. Burada Diego'nun tercihlerini tekrara gözden geçirmesi gerekir bence. Ne bileyim neden bir Maxi yok kadroda mesela ya da Cambiasso, Riquelme. Diego'nun kişisel çekişmeleri ortasahayı yok etmekle kalmıyor bir yandan da ileri hattın etkili olmasını engelliyor ki; o ileri hattında Tevez, Messi, Agüero, Higuan gibi gerçekten tehlikeli adamlar var. Gutierrez'in bir tek artısı güçlü fiziki özelliklerini kullanarak defansına yardım etmesi. Bunun dışında Heinze, Samuel, Demichelis, Otamendi, Burdisso, Rodriguez'den oluşan defans hattı ilerleyen yaşlarına ve kısıtlı yeteneklerine rağmen Mascherano'nun da onlara katılması ile canla başla mücadele edip Almanya'ya boş alan bırakmamaya çalıştılar. Yer yer sertliklere başvurdular ama gol yemeden maçı bitirmeyi bildiler. Defans yapabilmeleri sevindirici ama kupada Almanya böyle oynamaz.
Gelelim Fransa-İspanya maçına. İspanya FIFA listesinde ilk sırada olmasının sebebini ortaya koyan bir oyun oynadı Horozlara karşı. Fransa'nın kadroya bakıyorum, gayet iyi diyorum ama sahadaki oyun o kadar iç açısı değil malesef. Hele bir de kupaya Henry'nin eliyle asist yaptığı gol ile katılmış olmaları onları herkesin gözünde antipatik yapmışken oynadıkları oyun da kötü olunca Stad de France'da kendi evlerinde oynadıkları hazırlık maçlarında dahi tribünlerden tepkiler yükseldi maç içerisinde zaman zaman. Sadece sağ kanatla Sagna ve ilerde Anelka birşeyler yapmaya çalıştılar ama yetmedi bir gol çıkarmaya ve 2 gole engel olmaya.
Son olarak; gecenin toplu sonuçlarına baktığımızda şaşırtıcı skorlar var denebilir. Fildişi'nin -ki birçoğumuz kupada onları desteklemeye niyetliyken- G.Kore'ye 2-0 ile boyun eğmesi, kupaya katılamayan Senegal'in Yunanistan'ı aynı skorla geçmesi ve yine kupaya katılamayan Bosna'nın Gana'yı 2-1 yenmesi gibi.
"I can't say I enjoyed the game because I was aware throughout of how strong Uruguay were. I'd like to thank the players from the bottom of my heart because today was the day they made me a coach. I'd also like to dedicate our qualification to the people of Argentina, my family and to nobody else..."
Öldük öldük dirildik gecenin bu saatinde.
O kadar ki; Maradona golü kendi atmışçasına yüzüstü kayıverdi ıslak çimlerin üzerinde. Tıpkı Serhat Akın'ın 4.golü attıktan sonra yaptığı gibi...
Arjantin-Brezilya maci bitti bitmesine ama Brezilyalilar macin ve Dunya Kupasi'na katilmayi garantilemenin keyfini cikartmaya devam ediyorlar. Fotograf dun oynanan ve Nilmar'in 3 golle yildizlastigi Sili macindan, tabut muhabbeti eski zamanlarda bizim tribunlerde de yapiliyordu ama anlasilan Brezilyali taraftarlar bizim artik nostaljik olarak nitelendirebilecegimiz bu espriyi devam ettirmekte kararlilar...
Yeğenler bizdeydi dün gece. Maç saatine kadar PES'te çarpıştık çocuklarla. Maçtan önce sahurumuzu yaptık sonra da geçtik televizyonun karşısına. 2 Arjantinliye karşı 1 Brezilyalı. Sevinen Brezilyalı olacaktı, maçın sonunu getirebilseydi eğer.
"Maradona'yı 86 Dünya Kupası'nda izlediğimde 9 yaşındaydım, babam onunla oynama fırsatı bulmuş, çok iyi bir takım oyuncusu olduğunu ve kimseyi eleştirmediğini söylerdi, herkesten farklıymış.. Şimdi gelip maçlarımızı izlediğinde bize güldüğünü düşünüyorum, onun yanında bir hiçim..." 23.jpg)
Konumuz futbol ise besmele cekerek baslamak lazim.. Askimiz onunla basladi, 6 yasinda iken uykusuz bırakti bizi, tum mahalle sag ayakli maradonalarla doluyduk, adi bile kucuk yazilirdi cins isim yani, o kadar coktuk ki.Dedem sormustu oglum kimin kulusun diye Arjantin'in kulu Diego'nun ummeti olmustum, dedemin buyuk isimler bekledigini algilamis cocuk aklim ben de en buyuklerini soyleyiverdim babami utandirarak. Yillar sonra bu dusuncemi taklit edip 30 Ekim tarikatini kurdular ama 10 emirden birisi bir kulube hazretten fazla sevgi beslemeyeceksin olunca giremedik.