
Nicedir memlekette bir Bursaspor sevdası hasıl oldu. Her takımın taraftarları, kahvenin insanları, tüm mahalle bakkalları , köşesini tutmuş her yazar, kameranın tüm karşısı timsahın bir yerinden tutmuş şampiyonluğa beraber yürüyor. En son bizim Diego da tribündeki yerini alınca , romantik bir iç hesaplaşma yaşadık . Tabi ki herkesin fikri, hissi kendine. Bizimki farklı açılardan bakmak olabilir sadece. Diego’nun ve dahi çokça taraftarın “Bursa şampiyon olsun” rüyasına giden yolda bir oyuna geldiğini düşündüğümden yazıyorum , çekememezlik falan değil; yoksa Ankaragücü kontenjanından kardeş takım bilip pekala hoplayıp zıplamak da mümkün duruma. Umumi kanı şu ki , 4 şampiyonlu marka değeri yüksek ligimizde oligarşi titriyor Bursaspor geliyor(!). Bu furyada ilk kıvılcımı çakan puan tablosuysa; ateşi körükleyen de bizzat futbolu bu oligarşik yapısıyla koruyan, mevcut durumu sürdüren kuvvetlerdir. Yani titreyen de titreten de birdir bu oyunda.
Bursa’yı öve öve bitiremeyenlerin yıllardır sayfalarında bir gün olsun eşitlikçi davrandıklarını görmedik. Sürekli İstanbul merkezli çalışıp, bu pazarı kendileri yaratmamış gibi ne zaman Antep, Sivas ya da başka bir Anadolu takımı potaya girse Akmerkez’den alışveriş yapan varoş çocuğu görmüşçesine önce özgüvenine, sonra bütçesine şaşırıyorlar. Şaşırma evresi geçince takip, sonrasında aşırı bir takdir seyrediyoruz. Birkaç ay önce 5 kelime etse 3’ü kırpılan Ertuğrul sayfa sayfa demeç vermeye başladı. Bursaspor’un maçlarını yayınlamayan siz , bir tane yazarınızı Bursa’ya Sivas’a maç izlemeye göndermeyen siz, ama Bursa’nın şampiyonluğunu en çok isteyen yine siz. Şimdi Bursa’yı şampiyon yaparlar mı sorusuyla başka bir gündemin peşindeler. Bu futbolla lider oldularsa şampiyon da olurlar kardeşim. Bu futbolu Fenerbahçe oynasa yerden yere vurursunuz , Bursaspor oynayınca şampiyonluğu hak etmiş oluyor. Evet altyapıdan gelen futbolcuların başarısı veya birkaç sezon önce ikinci ligde oynayan Ozan İpek’in çıkışı başarıdır, takdir edilesidir ama Mehmet Çakır’ı , Musa Büyük’ü unutmadan tek sezonluk değerlendirmeler yapmayalım. Bu abartılı değerlendirmelerin temelinde hep aynı çimento var : para. İstanbul’daki meslektaşlarından az kazanıyor diye ya da elinde daha ucuz bir takım olduğundan Sağlam birden Daum’dan da Riijkard’dan da daha muteber bir hoca oluveriyor. Ozan İpek , Volkan Şen birden Alex’ten fazla saygı görmeye başlıyor. Aynı Ertuğrul Beşiktaş’ın başına geçmedi mi , aynı imkanlarla orada çalışmadı mı? Ali Tandoğan Beşiktaş’ta tepeden baktığı adamlarla yan yana oynuyor diye sevimli mi oldu şimdi? Sadece ekonomik anlamda daha az yer kaplıyor diye Fenerbahçe’ye milyarlık eşekler , Bursa’ya Barcelona muamelesi çekmenin manası var mı? Bursa henüz tamamlamadığımız sezonda üstün bir başarı gösterdi ve kimine göre takdir edilesi bir oyun oynuyorlar. Abartmanın, Bursa’nın şampiyonluğu için maaile kenetlenmenin aşırı bir tarafı yok mu sizce?

İstanbul’dan ala futbol şehri ilan edilen Bursa’nın daha birkaç sene öncesinde nasıl kümede kaldığı, nasıl düştüğü unutuldu mu, sempatik Bursa’ya Fener’in her gidişinde çıkan olayların üstüne ket mi vuruldu? Diyarbakırspor’u ötekileştirme işinde oldukça başarılı olduklarını da ekleyelim listeye. Bir de ara ara Levent Kızıl’ı hatırlayın, bünyeye iyi gelir. Tüm bunları yazalım bir kenara ve hafta sonu Galatasaray’ı yenince bir daha konuşalım Bursa aşkımızı!
Bursa açısından bakarsak ise bu sezonki olası şampiyonluk sürdürülebilir bir başarı değildir. Bugünün futbol zemini buna elverişli değildir; bu koşullar değiştirilmezse, ama üç ama beş sene sonra Bursa komşuları Sakarya ya da Kocaeli’nin kaderine ortak olabilir. Şimdi haklı olarak ayaklar yere basmaz, İstanbul’u eziyoruz, bir devri kapatıyoruz hissiyatı da gayet anlaşılır. Lakin her şey olup bittikten sonra, bu sezonu kupalı - kupasız bitirip, gelecek sezon her şeyin eskiye döndüğünü gördüklerinde öfkelerini bize değil 3 dakikalık görüntü için gece yarısını bekletenlere yöneltsinler. Bizans bizi orada barındırmadı demesinler.

Son olarak anlayamadığım nokta da şu ki : Fenerbahçe taraftarı olarak 8 hafta varken takıma sırtımızı dönüp timsahlaşmanın ne alemi var. Ben olamayacaksam Bursa şampiyon olsun demenin bir mantığı vardır da , ben olmayayım Bursa olsun demek en basitinden taraftarlığa sığmıyor. Fenerli tabi ki kızgındır , kandırılmıştır, hayal kırıklığına uğramıştır. Fevri davranabilir ama saflarını terk edemez. Haftalardır sergilenen oyunun farkına varmalı, Galatasaray’ın sahasında ve tam kadro karşımıza nasıl çıkarıldığını görmelidir. Bu bile kenetlenme sebebidir. Türkiye’nin en “başka” , en nefret edilen kulübü olarak her şampiyonluğumuzu söke söke aldık. Şimdi buradan gelecek bir şampiyonlukta Tüh Bursa’ya yazık oldu mu diyelim! Hak etmedik dediğimiz sezonda şampiyon olursak yine tüm rakiplerimizi yenmiş olacağız, ki o formayı terletenler varken biz nasıl hak etmedik deriz. Dahası…
Önümüz Sami Yen ,
önümüz gün,
hele bir ışıklar sönsün,
hele bir kapansın kapılar,
sular durulsun,
bıçak atacağım ta on ikiden...Johnson’lı maçtan önce , sabahın alkol vaktinde 3 puanı yeminle müjdeleyip ciddiye alınmayan yaşlı amca… Özür dilerim...