sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2010 Çarşamba

Defense 101 (Introduction To Defense)

5 eksikle gittigimiz Sivas macindan 5-1 gibi farklı bir skorla donmek bizleri baya keyiflendirdi ama bunun yaninda mac sirasinda yapilan bazi bariz hatalar da vardi ki; bunlara deginmeden gecmemek lazim. Ornegin yedigimiz golde Vederson'un yaptiklari. Okullarda 'Defansa Giris' diye bir ders olsa ve bu dersin konularindan biri de 'Duran Toplari Uzaklastirmak' olsa; eminim ki, hocanin ogrencilerine bu konuyla ilgili anlatacagi ilk kural 'gelen topu geldigi yone dogru vurun' olacaktir. Sanirim futbola basladigindan beri Vederson da bunlari cok defa duymustur ama ayni macta ayni hatayi 2 kez yapmasi dusundurucu. İlk pozisyonda kornerden gelen topu ceza yayinin oraya dogru uzaklastirmisti ki; bereket o pozisyonda ceza yayinin orada oyuncularimiz vardi. 2. pozisyonda ise yaptigi asist gayet basariliydi.

Farkli galibiyetin etkisiyle bu pozisyonlarin uzerinde cok durulmadi belki ama bundan sonraki bir macta boyle basit bir hatadan yenilen golu cikarmak bu kadar kolay olmayabilir.

31 Ocak 2010 Pazar

Es be rüzgar...

Sivas'ta düdük çaldı, maç bitti; bir ruzgar yaladı yanagımızı... ama ürkek... öyle ılık bir bahar rüzgarı değil Moda sahillerine vursun ... Az biraz serin, bu havada ısıttı da, mayısa üşütebilir...
Evet gelen giden yok; yonetim bizi kandırmaktan baska is yapmamış aylarca, ya da yapamamış... En güvenilir ve sevilir kocaman adamlar bile küçücük hesaplara alet edilmiş sanki... İfade mahçup , içerik ezberden... Biz bu takıma güveniyoruz...

Keşke en başından güvenseydiniz... Deniz aşırı ülkelere topçu izlemeye gideceğinize, çubukluyu hali hazırda giyenlere hürmet etseydiniz. Madem güveniniz onlara, ilkin de onlara anlatabilseydiniz bunu. Anlatsaydınız... Anlasalar...
Bugün Topuz o topu taca yollamasa, Daum'u ve bizi çıldırtmasa; Deniz o pası atmasa... Semih öyle vurmasa... Evet , sövecektik. Ama sonrası Boral resitali, sonrası Sevilla sessizlik... Yazılan oldu işte, Deniz hayatının pasını verdi, Semih gereğini yaptı. Ekran başında totemler bile yalan oldu digiturk sagolsun... bir semih yakaladı o topu döndürdü maçı... En kara sevdalısı, en arabeski bile zarif , naif ve de estetik bir bağ kurmuştur bugün renklerle... 5-1 değil bir açılımın kaderi idi Sivas'ta sahadaki... Herkes dönüp baktı kendine . Selçuk bir Güngören, Deniz stoperde 19 Mayıs, Özer keşfedilmeyi bekleyen çalışkan orta saha, Boral bir şampiyonlar ligi performansı sergiledi. Semih'in dublesi kadayıfsa , Gönül'ün sola çekip golü bulması kaymaktı bugün. Tadından yiyemedim ben bu pazarı. Bir tenhada can cananı buldu.

Bugün çubukluya dalıp da gitmeyen varsa bizden değildir, lo... Ali Bilgin dahil kardeşimizdir artık; madem bu sezon bizi mahkum ettiniz, en rutubetli damınızda en içli şarkıyı söylemek de bize düşer... Aşık'ız biz , Romantik'iz. İçimizi ısıtan, bizi sarmayalayan, ama en çok da titreten o forma... elimizi ayağımızı tutmaz eden, bizi saptıran da saptıran, nihayetinde yola getiren o renkler... O tarih, o hatıralar... Ama ille de o forma... Kodamanlar, ve hatta kocamanlar değiştiremez sevdanın yönünü... Siz varken de yokken de önce o forma... Sağolsun gençler , bugün gördük devasa ateşler yanmış.
Sivas'ta düdük çaldı, maç bitti; bir ruzgar yaladı yanagımızı... ama ürkek... öyle ılık bir bahar rüzgarı değil Moda sahillerine vursun ... Az biraz serin, bu havada ısıttı da, mayısa üşütebilir... ama üşütmesin... sarsın... bilmem ki Fener şampiyon olmuştur esmeden rüzgar... Şimdi esen kıytırık bir meltem değil o rüzgar olsun... sallasın dalları; çınarlar , çamlar sarsılsın...
hele bizi savursun gerisi kolay...

Sivasspor 1 - Fenerbahçe 5

Eksiklerle gidilen Sivas deplasmanından farklı bir skorla dönmesini bildi takım. Özellikle de ikinci yarı Sivasspor'un da oyundan iyice düşmesiyle oyunu domine etti ve farkı getiren golleri buldu.

25. dakikaya kadar al gülüm ver gülüm orta saha mücadelesi şeklinde geçen maç bu dakikadan sonra hareketlendi ve karşılıklı pozisyonlar olmaya başladı. Bunlardan birinde Gökhan Gönül'ün ileri uçtaki presi sonuç verdi ve de Selçuk maçtaki tek olumlu pasını vererek Semih'e golü attırdı. Sonrasında Vederson'un saçma sapan bir kafa vuruşu ile topu uzaklaştıramadığı pozisyonda aylar sonra sahalara dönen Mehmet Yıldız füze gibi bir şut çıkardı ve güzel bir gol attı. Mehmet Topuz'un direkten dönen topu, Özer'in yay üzerinden çektiği şut ve Semih'in altıpastan dönerek yaptığı vuruşu ve bu pozisyonlardaki Akın'ın güzel kurtarışları ilk yarıda akıllarda kalan pozisyonlardı.

İkinci yarıda, Deniz'in hızlı pası ile Semih'in 2.golünü atmasının ardından Sivasspor oyundan düşmeye başladı. Sivasspor oyunan düştükçe daha çok pozisyon bulmaya başladık. İlk yarıda içeriye katetmeyen Uğur 2.yarıda bunu yaptığında birbirinin kopyası 2 gol attı ve Sivasspor'u yine boş geçmedi. Gökhan Gönül'ün golü ise yemeğin sosu tadındaydı.

Maçın geneline baktığımızda takımın istekli oynadığını ve kondüsyonun iyi olduğunu söyleyebiliriz. Bireysel eksiklikler veya ekstra güzellikler illa ki var. Mesela, ilk yarı boyunca Vederson, Uğur sürekli al gülüm ver gülüm paslaştılar sonra Vederson topu kaleci Volkan'a ya da sağ açığa gönderdi. Ya da Selçuk'a verdi o aynı şeyi yaptı. Neyse ki bu görüntü 2.yarı değişti ve sol kanat ileriye doğru döndü yüzünü ve Uğur'un ekstra güzel hareketleriyle de maçın rahat kazanılmasını sağladı. Klasik ama güzel hareketlerdi Uğur'un yaptıkları. Çoğu zaman işe yarar. Bu arada tabi ki sağ ayağını bu konuda çalıştırmış olması da uzun zaman sonra kendisinden duyduğumuz, gördüğümüz olumlu bir hareket.
Semih ilk yarıda pas trafiğinde çok aksadı. Ama O da 2.yarı toparlandı ve iyi paslar çıkardı. Mehmet Topuz içeriye katederek 2-3 net pozisyona girdi ama bugün bunları değerlendiremedi. Yine de kanatların pozisyona girmeleri takım adına olumlu.

Deniz Barış'a da değinmeden geçemeyeceğim. Oynadığı pozisyon neyi gerektiriyorsa tek kelimeyle kusursuz bir şekilde yaptı. Basit ama garanti oynadı. Keşke aynı şeyi Selçuk içinde söyleyebilseydim ama bence Selçuk bugünün en kötüsüydü. Hele oynadığı uzun toplar tamamen faciaydı.

Son olarak da hakeme de bir dokundurmak lazım, değil mi? Yanılmıyorsam 3 veya 4 sakatlık pozisyonunda sahada top oynanmaya devam ederken düdüğünü çalıp maçı durdurdu. Durdurur durdurmaz da sakatlanan futbolcular ayağa kalktılar. Hani oyunu bir müddet devam ettirse ve oyuncu ayağa kalkmasa tamam diyeceğim ama onu da yapmadı. Bir hakem oyunun sürekliliğini sağlamaya çalışmalı bence sürekli oyunu kesmektense. Ki Semih'in attığı 2.golde aynı davranışı yüzünden Sivasspor takımı sersemledi ve ne olduğunu anlayamadan kalelerinde golü gördüler. Tamamen hakemin oyunu soğutması ve futbolcuların konsantrasyonunu bozması sonucu yaşanan bir sersemlik yaşadılar bence.

21 Ağustos 2009 Cuma

Eleme gecesi notlari...

-Dun 19.30'da baslayan futbol maratonu, bir de maclarin arasina 200 metre finali denk gelince beni oldugu kadar televizyonun kumandasini da yordu ama keyifli bir yorgunluktu elbette ki...

-Trabzonspor, Diyarbakir macindan sonra taraftarindan uyariyi almisti zaten dun gece islerini cok zora soktular gerek Avrupa Ligi'ne kalmalari acisindan gerekse de oyuncularin kredibiliteleri acisindan...

-Hugo Broos yillar boyu bu atmosferde calismak isterim diye aciklamalar yapiyordu 1-2 hafta oncesine kadar, ic saha performansi boyle devam ederse degil yillar aylar boyu bile calisamaz...

-Sivasspor'un Avrupa performansi, kura sanssizliginin da etkisiyle tarihe gececek boyle giderse, top yuvarlaktir gibi geyiklere girmeyelim, Avrupa Ligi icin hicbir sansi kalmadi Sivas'in...

-Sion maci oncesinde ilk olarak Aurelio konusunda Tahkim'in Fenerbahce aleyhine karar verdigi haberi sasirtti beni, ikinci olarak da Deniz'i ilk 11'de stoper olarak gormek...

-Sion ilk yarida normalin uzerinde sert futbol oynadi, Isvecli hakem elini cebine goturmedikce de sertligin dozaji artti...

-Honved karsisinda Roberto Carlos, gecen hafta Alex, dun de Deniz...Takimin basinda Daum-Koch ikilisi varken darbeye bagli olmayan adele sakatliklarindan bu kadar basimizin agrimasina pek akil sir erdiremiyorum...

-Andre Santos ve Cristian her gecen gun takima uyum sagliyorlar; Santos'un golleri, Cristian'in ise artan performansi dikkat cekici...

-Guiza eski gunlerine donuyor(!), kacirdigi akil almaz gollere ragmen Santos'a yaptigi asist takdire sayandi...

-Deivid, Alex'in yoklugunda kendisinden bekleneni vermekten cok uzak; ilk geldigi sezonda oldugu gibi hantal bir gorunumu var bu da oyununa olumsuz yansiyor...

-Semih'in asistle donmesi sevindirici, bu takimda Alex yoksa onun yerini dolduracak ilk adam Semih'tir; sakatligini tamamiyle atlatirsa Deivid kulubede pahali bir yedek olmaktan ileri gecemez bu formuyla...

-Sion macindan firsat buldukca Sami Yen'deki maca da goz gezdirdim, attigi gollerden bagimsiz olarak soyluyorum Keita cidden acaip bir adam, mac 0-0 devam ederken babama "Bizim sag kanatta olsa Gokhan'la birlikte ucurur bizi" dedim, sonrasinda 2 gol atti...

-Rakibinin orta sahayi gecmesine izin vermedi Galatasaray ve surekli tempo yapti, ben izlerken bunaldim; sahadaki Tallinnli topculari dusunemiyorum...

-Alinan sonuclar sonrasinda Sion, Galatasaray, Trabzonspor ve Sivasspor onumuzdeki haftaici turistik geziye cikacak takimlar oldular bana kalirsa...

-Son olarak Tuncay'in donusuyle ilgili cok ciddi gelismeler oldugu soyleniyor, 31 Agustos'tan once yapilacak Tuncay ve Sercan transferleri ekmek kadayifinin kaymagi olur...

16 Ağustos 2009 Pazar

Fenerbahçe 3 - Sivasspor 0

Vederson oynayacağına 50 yaşındaki Carlos oynasın. Hiç değilse güven veriyor. Carlos'u ilk 11 de görünce ne kadar sevindiğimi anlatamam.
Çok kötü bir ilk yarı vardı maçta, pozisyonu olmayan. Hele de Alex'in sakatlanıp çıkmasıyla üretkenliğimiz sıfıra indi. Yerine giren Deivid yedek kalmanın psikolojisiylemidir tv nin enine büyük göstermesindenmidir bilmem göt göbek bağlamış gibi geldi. Hiçbir varlık gösteremedi. Kanat oyuncuları göbeğe gelmeyi bırakıp kanatlardan oyuna katılsınlar. Ne Santos ne Kazım kanatlardaki görevlerini yapmadılar. Aman Alex çıktı ortası boş kaldı diye düşündüler herhalde sürekli ortaya yöneldiler. Sürekli ortadan şutlarla gol bulmaya çalıştık. Bunlardan birinde biraz da ofsayt kokan bir pozisyonda Kazım attı golü. Peki başka birşey yaptımı Kazım? HAYIR ! Maçtan önce dizilişi veriyor ve Kazım'ı sağ açık gösteriyor ya televizyon bence gökhan ile yerlerini değiştirsinler. Anlaşılmaz bir şekilde Gökhan'dan topu alıp onun ileri doğru hareketlenmesini bekliyor. Oysa bunu yapması gereken kendisi. Ama nerdeeeeeeeee...
Gökhan demişken kesinlikle Emre'yle birlikte maçın adamı olmayı sonuna kadar hakediyor. Tek kelimeyle ikisi de kanlarının son damlasına kadar savaştılar. Rambo gibi sahaya girsem ikisinden birine giderdim ben de :)
Bunların dışında Volkan'ın skor 0-0 iken yaptığı 2 güzel kurtarış var. Bilica zaman zaman basit hatalar yapıyor ve biliyorum birgün bunlar başımıza iş açacak. Hem Sivas hem de Denizli hücumu düşünen ve becerebilen bir oyun sergileyemedikleri için defans pek zorlanmadı. Yine de Lugano'yu tribünlerde görmek ve gün içinde kendisiyle anlaşıldığı haberini duymak birçok Fenerbahçeliyi sevindirmiştir eminim.
Cristian a herkes şüpheyle bakıyor ama adam işini gayet iyi yapıyor. Zaman geçtikçe daha da ısınacak ve daha iyi performans sergileyecektir diye düşünüyorum.
Bir de takımın kondüsyonu iyi hoş ama lütfen birisi istisnasız herkese top kontrolü çalıştırsın. Teknik özellikleri üst düzey dediğimiz brezilyalılar bile top kontrolünde vasat görüntüler sergiliyorlar.
Dos Santos'un golüne diyecek yok, çok şık bir gol kesinlikle. Sanırım maç boyunca yapmak istediği buydu. Kenarda oynamaktansa ortaya gelip topu alıp herkesi çalıma dizip gol atmak. Böyle golleri olsun elbet ama öncelikle kanat oyuncusu gibi oynasın icabında o taraftan önüne geleni çalımlayıp golünü atsın.
Vederson'dan sonra içime sinmeyen bir de Kazım var bu takımda. Bilmiyorum ne olacak bu yabancı sınırlamasında. Ama bir de Mehmet Topuz meselesi var. Nerde bu adam arkadaş 3 gün önce oynuyor bugün yok. Gelsin de beni şu Kazım'dan kurtarsın lütfen. Deivid diyordum ama onun da bu maçtaki görüntüsü beni düşündürdü. Lugano'yu yakından ilk gördüğümüzde lan bu adamın götü kocaman demiştik ya o aklıma geldi bugün Deivid'i görüncü.
Hah şimdi de Alex'in arka adelesi yırtılmış diyor Şansal. Buyur burdan yak. Topuz ben kanatta değil göbekte oynamak istiyorum diyordu geçenlerde, koyun oynasın ulan.
Herşeye rağmen henüz performansların üst düzeye çıkmadığı ligin başında 3 puan her türlü sevindirici.

28 Temmuz 2009 Salı

Sivas’ın Yollarına…

Kaliteli Turk Medyasinin (QTM) bir deyimi var; ilk macta bir takimimiz turu garantilerse, ikinci mac icin turistik gezi yorumu yaparlar.Bu skordan sonra Anderlecht taraftari Sivas’a turistik geziye gelir mi bilemeyiz. Skordan ziyade sahada sergilenen oyun turk futbolunu yonetenlerin suratina tokat gibiydi. Kimse Sivas’a kizmasin; onlarda futbolumuzu yonetenlerin kurbani oldular…

Turk futbolcusunun temel ozellikleri olması gerekenin cok altında; niye boyle oldugunu futbolumuzu yonetenler iyi analiz etmeli. Naklen yayın için konusulan ve ortada donen paralardan, oyuncu maas ve bonservislerine kadar maddi hersey ise olması gerekenin cok ustunde. Verimlilik acisindan baksak, ligimiz ve futbolumuz Avrupan’nin en geri liglerinden bir tanesi. Bu paraların karsılıgı, sahneye konulan oyunun bedeli ve hak edisi bu degil.

Bugün Ercan Guven Milliyette kosesinde yazmıs. Fenerbahcenin tesis ve butce anlamında geldigi noktanin, 3 yıl Turkiye sampiyonlugu hedefi ile ortusmedigini belirtiyor ve elestiriyor. Hakli oldugu noktalar var, ama turk futbolcusunun aldıgı paralar ile karsiliginda ortaya koyabildigi oyunu gozden kacirdigi kanaatindeyim. Turk futbolcusunun oyun standartlarini yukseltmesi gerek, bunun icinde rekabetin artırılması. Bence gerekli olan, dogru kriteler ile yabanci sayisinin artirilmasi. Abuk subuk afrikaliların, kurnaz yugoslavlarin ve emekli ikramiyesi pesinde ki uyaniklarin gelisini onleyecek mevzuatlar ile yabanci sayisinin kesinlikle serbest birakilmasi gerekli. Turk futbolcusunun oncelikli hedefi Istanbul'a kapagi atmak ve milyon € seviyesine ulaşan kontrat olmamali, futbolcu olmak olmali. Daha dogrusu İstanbul'a ve milyon euro'lara giden yolun, gercek anlamda futbolcu ve sporcu olmaktan gectigini hissetmesi gerekli...