Sürpriz olduğu söylenemez, beklenen bir gelişmeydi ancak resmileşmesi küçük de olsa acabaları ortadan kaldırmış oldu. Kendi taraftarının önünde oynamak takıma çok büyük bir avantaj sağlayacaktır mutlaka ama olaya diğer tarafından da bakmak gerek. Halen yeni bir takım Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı, ligde ve Avrupa'da farklı 6'lılarla oynamanın sıkıntısını da zaman zaman yaşıyor. Belki ligde az sayıda bulunabilen üst düzey takımlarla maç yapma imkanını sağlaması açısından doğrudan Final 4'a kalmak yerine oynaya oynaya, eksikleri göre göre gitmek daha sağlıklı olabilirdi kaldı ki artık Türkiye Kupası da yok fikstürümüzde. Ama bu organizasyonun arkasındaki aklın bunları düşünüp planlamış olduğuna da inanmak istiyorum bir taraftan, bunun için de en mantıklı çözüm kalburüstü takımlarla yapılacak hazırlık maçları gibi duruyor.Bir diğer konu da ev sahipliğinin verdiği avantajın taraftar üzerinde oluşturması olası rehavet. Tribünleri dolduracakların asla ve asla final maçının son sayısı alınmadan "şampiyon olduk" havasına girmemesi gerekiyor. İşlerin sıkıntıya girdiği anlarda taraftara çok büyük iş düşecek zira kadın voleybolunda sahada yer alanların duygularının oyun üzerindeki etkisi neredeyse hiçbir sporda olmadığı kadar fazla.
Final 4 ve geçen sene çok yaklaşıp tie-break setiyle kaçırdığımız kupa İstanbul'a ayağımıza kadar geliyor, İstanbul'da da kalmalı. Geçen sene önünden boyunları bükük geçtikleri birincilik kürsüsünde Sarı Melekler'i görmek en büyük dileğimiz. Bu sefer bir dış hatlar terminali yok yakacak belki ama koca bir İstanbul var...
























Erkek voleybolcularımız dün kıran kırana geçen ikinci maçta Ziraat’i 3-2 ile geçtiler. Erkeklerde normal sezonda zaten herkes herkesi yeniyordu dolayısıyla 3-2’lik maçlar şaşırtıcı değil. Ziraat’in vezirini aldık, sezonun ilk kupası onlardan gelecek. İki maçta da pasör farkıyla öne çıktık , Aslan’la Selçuk arasındaki fark sonucu belirliyor.
Galatasaray maçı ile potaya giren futbolcularımız ise birden şampiyonluğun en güçlü adayı oldu. Salt Sami Yen galibiyeti bizi havaya soktu, ardından Kayseri’de sezonun en umut verici futbolunu ve gözlerdeki ateşi gördük. Şimdi her maç final. Lugano’nun dediği gibi hayatın son maçı gibi oynamak lazım kalan her 90 dakikayı. Bunu yaparken Beşiktaş’a karşı rakip sahada baskı kuran orada oynayan bir takım mı, oyunu tutan sinsice vuran bir futbol mu işimizi görür ona karar vermek zor. Bu kez kararı biz vereceğiz zira evimizde , bizden daha eksik, daha acemi, daha ürkek bir Beşiktaş bulacağız. Son şansları da olsa köşeye sıkışmış bir boksör gibi saldırmalarını hiç beklemiyorum açıkçası. 3 puan gelsin de nasıl gelirse gelsin durumundayız.
