yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2010 Salı

Yargısız İnfaz...

Taurasi olayına dair B numunesinden kesin bir sonuç çıkana yazmamaya kararlıydım ancak TBF Sağlık Kurulu Başkanı olan Prof.Dr.Turgay Atasü'nün bugünkü açıklamalarından sonra tutamadım kendimi. Bakalım neler demiş Atasü açıklamalarında;

"Aslında Taurasi’nin B numunesinin 10 gün içinde test edilmesi gerekirken, Ocak ayının içine atıldı. Zaten oynayamadığı için de buna hoşgörüyle bakıldı. Taurasi’nin B numunesinde de bir değişiklik olmaz. Ben bugüne kadar böyle bir değişiklik görmedim. Çünkü bu testleri gerçekleştiren laboratuvar, pozitif çıkan sonuçları bir kaç kez tekrarlıyor. Taurasi bu duruma göre normalde 2 sene ceza alır. Dünya basketbolunun zirvesinde biri ama ne yapalım, o da kullanmasın. Hiçbir suçlu 'Ben yaptım' demez. B numunesi çıktığında göreceğiz. Tüm yapanlar inkar eder."
Yani Basketbol Federasyonu'nun sağlık kurulu başkanı kafasında kurmuş darağacını vurmuş tekmeyi, Diana'yı sallandırmış kamuoyunun önünde. Kim bu Turgay Atasü? Profesör doktor ünvanını aldığına göre branşı olan kadın hastalıklarında uzmanlaşmanın da ötesine geçmiş bir tıp insanı, peki daha başka? Daha başkası Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nde geçmiş yıllarda aktif olarak yönetimde görev almış hatta Divan Kurulu Başkanlığı yapmış bir BJK kongre üyesi. Taraf olmayı ünvanına tercih ettiğini düşündüğüm Atasü'ye imkan olsa da şu soruları sorabilsem keşke;

- İlk olarak madem B numunesi ve A numunesiyle yapılan testler farketmiyor, neden yapılıyor o zaman B numunesiyle 2. bir test? Daha önce A numunesi (+) olmasına rağmen B numunesi (-) çıkan sporcular yok mu? "False positive" kavramından da mı haberdar değil yoksa sağlık kurulu başkanı?

- Peki diyelim B numunesi de (+) çıktı ve Diana'nın ceza alması kesinleşti, sormazlar mı adama WADA'nın Yasaklı Maddeler listesinde "Specified Stimulant" olarak yer alan, insan vücudunda doğal olarak bulunmayan, yine Atasü'nün kendi deyimiyle ülkeye girmesi mümkün olmayan ve 3 saatte vücuttan atılabilen bir madde olan "Cathine" kullanan Kerem Gönlüm'e 1 yıl ceza verilirken "Non-specified Stimulant"sınıfında yer alan Modafinil kullanan Taurasi'ye neden 2 yıl diye? İyi(!) aile babası veya örnek(!) bir sporcu olmasından dolayı mı doping yaptığı kesinleşen Kerem'in cezasında indirim yaptınız yoksa başka sebeplerden dolayı mı?

Yalnız Turgay Atasü değil tabii ki konu Fenerbahçe olunca mal bulmuş mağribi gibi davrananlar. Hıncal Uluç'undan Kaan Kural'ına, Ünal Özüak'ından boğazın karşı yakasının çocuklarına kadar herkeste bir bayram havası, tabii ki bu yaratılan havada başından beri bu süreci yönetemeyen aciz Fenerbahçe yönetiminin ve iş bilmez Basketbol Federasyonu'nun katkısını da es geçmemek lazım. Sırf işin içinde Fenerbahçe var diye böylesine bir yargısız infaza girişenlere de son bir şey daha; söyleyecekleriniz varsa bunun için yapılacak testin nihai sonucunu beklemek mecburiyetindesiniz, kalemlerinizi ve dillerinizi çamur at izi kalsın felsefesiyle kullanmaktan vazgeçin, bahsettiğimiz kişi taraflı tarafsız herkesin gıptayla seyrettiği tartışmasız dünyanın en iyi kadın basketbolcusu, bir tane Diana Taurasi var, başka da bulamazsınız...Bunu bilip buna göre de davranmak zorundasınız...

7 Ekim 2010 Perşembe

Özgür Çek

"Ümit Hocamla Fenerbahçe konusunda hiç konuşmadık. O benimle ilgili olarak daha çok Millî Takımlardaki hocalarımdan bilgi almış. Antrenmanlarda bana "Üç sene içinde benden sonra Türkiye'nin en iyi sol beki olacaksın" diyor. Bana böyle güven duyduğunu göstermesi çok önemli tabii ki."
(Mazlum Uluç'un Tamsaha Dergisi'nin ekim ayı sayısında Özgür Çek ile yaptığı röportajdan)

Ümit Hocan iyi hoş demiş de kendisinin Türkiye'nin en iyi sol beki olduğunu nereden çıkarmış acaba? Mazlum Uluç'un Ümit Özat ile de bir röportaj yapıp bu soruyu da kendisine sormasını diliyorum. Neyse aslında konumuz Ümit Özat değil. Zira benim alkışlarla kendisini göndermemizin ardından o alkışlara verdiği cevapları duyduktan sonra kendisiyle ilgili söyleyecek bir şeyim kalmamıştı.

Özgür Çek, 1991 doğumlu. Fenerbahçe altyapısında yetişmiş, sol kanatta hem ilerde hem de geride oynayabilen, her iki ayağını da kullanabilen, gerçek anlamda yetenekli ve gelecek vadeden bir oyuncu. Bunu da özellikle bu sene Ankaragücü'nde sergilediği performansla açıkça gösteriyor.

Fenerbahçe (artık yönetim mi dersiniz, Daum ya da Aykut mu bilemem ama), Özgür Çek'i geçen sene Özer Hurmacı transferinde takas olarak kullandı. Bu transfer için ne kadar para ödedi ya da Özgür'e ne kadar değer biçti bilmiyorum ama ileride bu paraların kat kat fazlasını ödeyerek Özgür'ü kadrosuna tekrar katmak isteyebileceği de çok büyük olasılık dahilinde. Aykut'un bu sene Gökhan Gönül'ün yokluğunda Okan Alkan'a ilk 11'de yer verdiğini, sol açıkta olmasa da sol bekte Santos ve Caner ile ilgili sıkıntıların olduğunu gördükten sonra Özgür Çek orada oynayamaz mıydı diye sormadan edemiyor insan.

Fenerbahçe altyapısında yetişmiş bir oyuncu olarak Galatasaray veya Beşiktaş'ta oynarmısın sorusuna normal olarak "kariyerimi geliştirecek her takımda oynarım" cevabı vermesine rağmen dileyelim de böyle bir şey olmasın ve bir gün tekrar yuvasına geri dönüp çubukluyu giysin Özgür.

7 Eylül 2010 Salı

İki Yönetim İki Farklı Anlayış

"Alman Birinci Futbol Ligi takımlarından Borussia Dortmund'un teknik direktörü Jürgen Klopp, Dortmund taraftarlarını, 19 Eylül'de deplasmanda FC Schalke 04'e karşı oynayacakları lig maçını boykot etmeye davet etti.

Klopp, Bild ve Express gazetelerinde yer alan haberlerde, Schalke kulübünün, Dortmund'la oynayacağı karşılaşma için maç biletlerinin fiyatlarını yüzde 50 oranında arttırmasına tepki göstererek, taraftarlarının Klaas-Jan Huntelaar'i (Schalke'nin 14 milyon euro transfer ettiği Hollandalı oyuncu) finanse etmemek için maça gitmeyi istememelerini doğru bulduğunu söyledi.

Borussia Dortmund Kulübü Başkanı Hans-Joachim Watzke de boykotu desteklediğini belirtti."

Bir de dönüp kendimize bakalım. Hangi deplasmana giderse gitsin, ezeli rakiplerine uygulanan bilet fiyatlarının yaklaşık 2 katı fiyata bilet satın almak zorunda kalan bir taraftar topluluğu ve bununla ilgili şikayetleri dikkate almayan ve bir çözüm üret(e)meyen yönetim anlayışı (geçen seneki Kasımpaşa maçı hariç).

Haa bu arada çözüm biletleri kulüp parasıyla alıp, seyirciye dağıtmak değildir. Bence en uygun yol, deplasmana gittiğinde ne kadara alıyorsan bileti, aynı takımın seyircisi sahana geldiğinde aynı fiyattan satmaktır. Bunu da karara bağlayan bir kural rahatlıkla çıkarılabilir.

4 Aralık 2009 Cuma

Theo Janssen & FC Twente

FC Twente have suspended Theo Janssen for two months and fined the midfielder after he was involved in a car crash under the influence of alcohol.

FC Twente chairman Joop Munsterman said: "It is unacceptable for a professional footballer to drive in such a state. He put his own life in danger and that of others."

Theo Janssen added: "I was extremely stupid. I drank to celebrate victory. I will never drink and drive again, I have damaged the reputation of the club and football. I am willing to do anything to repair the damage."

(Skysports)
Yaklaşık 10 gün önce Twente'nin ortasaha oyuncusu Theo Janssen'in alkollü araç kullanması ve kaza yapması üzerine gelişen olaylar böyle. Aslında Twente maçı öncesi yazmak istemiştim, belki bizimkiler oraya gittiklerinde kulübün bu davranışından feyz alırlar diye.

Burada kulübün göstermiş olduğu tavır ve futbolcusunun yapmış olduğu sorumsuz davranışa vermiş olduğu tepki bence olması gerektiği gibi. Kendisini, diğer insanları, futbolu ve kendi kulübünü düşünmeden yaptığı bu hareket saygısızlık olarak değerlendirilmiş olacak ki; kulübü, Janssen'i 2 ay takımdan uzaklaştırdı ve oynamasını yasakladı. En azından çıkan haberler bu yönde. Kulübün resmi internet sitesinin ingilizce kısmından bu haberi doğrulayamamış olsam da sanırım Felemenkçe olarak bu haber yer alıyor.Belki Flying Dutchman yardımcı olur bu konuda.

Futbolcuların net bir örgütlenmesinin olmaması ve kendi haklarını savunabilecek sağlam bir yapılanmaları olmaması da ayrı bir tartışma konusu elbette (en azından ülkemizde). Diğer ülkelerde var mı emin değilim ve maalesef bu ara araştıramayacak kadar da yoğunum.

Demek istediğim futbolcuların veya kulübün herhangi bir bireyinin benzer davranışları veya tavırları yönetim tarafından bir karşılık bulmalı. Yönetim yapıyorsa benzer davranışları onlar da bir şekilde uyarılmalı.

Kazım'ın kazası benzer bir olay olmasa da Beşiktaş maçındaki kırmızı kartı (bu hareketinin cezalandırılacağını da duymuştum ama net bir bilgi yok halen), sezon başında Lugano'nun Volkan'ın davranışları, Carlos'un Güiza'nın dırdırları, Daum'un bazı maçlar sonrası saçmalamaları, TFF ve hakemlerin yanlışları bence bugüne kadar yönetim tarafından tepki verilmesi gereken olaylardı. Chemedya'nın Kasımpaşa maçı sonrası yaptığı eleştiri üzerine az biraz tartıştığımız bir konuydu yönetimin bu tepkisizliği. Yeri gelmişken burada da belirteyim verilecek tepkinin dozajı mutlaka iyi ayarlanmali, çığırtkanlık şeklinde olmamalı.

22 Ekim 2009 Perşembe

Model...

Futbol takımı oyuncularına ve hocasına; erkek ve bayan basket takımları oyuncularına ve koçlarına; bu şubelerin başında ki menajer, idareci ve yöneticilere ve de Fenerbahce Spor Kulubu Yönetim Kuruluna; lütfen bayan voleybol takımının son 2 yılını iyi irdeleyin; yapılan hamleleri gözden geçirin ve iki yıldır bayan voleybol takımının ve diğer branşlarda mücadele veren takımlarımızın nereden nereye geldiklerini bir karşılaştırıverin.

Bir söz de biz Fenerbahce taraftarına; “Çubuklunun Hakkını Verenler Asla Yanlız Kalmaz” pankartının hakkını verelim. Bayan Voleybol Şubesinde hiç bir bahane yok; pankart serbest, biletler uygun, takım şahane, hoca muazzam...

Bu takımın buraya gelmesinde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler; umarım böyle devam edilir ve diğer branşlarda iyi giderken düştüğümüz hatalara burada düşmeyiz.

Bir spor kulubunun farklı bransları arasında nasıl bu kadar yonetim ve mantalite farkı olur; o da apayrı bir tez konusu. Onu da bir başka yazıya bırakalım...

5 Mart 2009 Perşembe

Beleş Tepe'den Son Haberler...

"Yapimina yaklasik 1,5 sene once baslanan Aslantepe Türk Telekom Arena Stadyumu calisanlari paralarini alamadiklari gerekçesiyle 4. kez iş bıraktı. 3 aydir maas alamadiklarini one suren yaklasık 500 isci is birakma eylemi baslatti. Isciler taseron sirket ve ustlenici firma Eren Talu-Alke yetkililerinden en kisa surede paralarinin odenmesini istedi. Isciler paralarini alamadiklarindan yiyecek bir ekmek bile bulamadiklarini soyledi. Iscilerden Ayhan Akca, "Paramizi vereceklerini soylediler ama hala bir kurus alabilmis degiliz. 2 aydir evime para gonderemiyorum " dedi. Mustafa Akkus ise "Odeyecegiz diyerek bizi kandiriyorlar paralarimizi alamiyoruz. Bir sigara icin arkadasımın elini opecek duruma geldik" diye konustu"

Kaynak: 04.2009 tarihli Referans Gazetesi

Turk Telekom isim hakki karsiliginda sponsorlugunu ustleniyor. Devletin, dar gelirliye konut yapmak amaci ile kurdugu TOKİ kendi arsasini vererek ihaleye cikiyor. Ihaleyi’de Eren – Talu ortak girişimi kazaniyor. Kaba inşaat kisminida ismi tarafimizca bilinmeyen bir firmaya taşere ediyor. Insallah stad biterse burada Galatasaray maclarini oynayacak. Bildigim kadari ile (hatali isem kusura bakmayin) stad arsasi ile beraber Galatasaray’in mali olacak. Yapilan anlasmaya gore de belli bir sure TOKI bazi gelirlerden pay alarak, parasini telafi edecek. Ayrica Ali Sami Yen stadi da arsasi ile beraber TOKI’nin malı olacak. (Bu arada Ali Sami Yen stadı ve arsasi Galatasaray’in malı değil, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün. Galatasaray kiraci. Devletin bir kurumuna ait arsa, baska kurumuna geciyor, arada Galatasaray rant sagliyor). Benim buradan anladigim, Galatasaray sadece belli bir süre yeni stadın bazı gelirlerinden vazgecerek yeni bir stad ve yeni bir arsa sahibi olacak. Cebinden de stad insaati icin bes kurus para cıkmayacak. (Bu arada stad gelirlerinden olusacak gelir kaybınıda isim hakkı antlaşması yaptığı telekomdan telafi edecek)

Abilerim, ablalarim; boyle peskes yapıyorsunuz, su gariban iscinin emeginin karsiligini bari duzgun odeyin.

Not1: Galatasaray ASY stadı icin yapmasi gereken kira odemeleri ne durumda?
Not:2 Bu peskesin bas aktorlerinden, her bransta Fenerbahce'nin rakibi olanTelekom ile sponsorluk anlasmasi yapan, kendi butcemizden milyonlarca dolar yatırım yaptıgımız stadın arsa tapusunu almayan veya alamayan, yonetimimize saygılar...