11 Nisan 2009 Cumartesi

Sevdan Olmasa

Sevdan olmasa, ben de her sabah gazeteye başından başlar; sondan bir önceki sayfayı o koca manşetleri göremeyecek hızla çevirmek gibi bir reflekse sahip olamazdım...yenildiğin günün ertesinde kahvaltımı yapabilir, akşamından da o kadar kalmazdım...

Sevdan olmasa o kadar kilometre yapmaz, bu denli duman almaz , çok benzin de yakmazdım. Ben de her insan evladı gibi afili rüyalar görür, rüyalarını paylaşanlardan olurdum... Sevgili ile fikstürüne bakmadan planlayabilirdim haftasonlarını. Ligtv'li mekanları araştırmaz, hedefi şaşırmıssam garsonlara çaktırmadan maç sonucu sormazdım. Sevinçli verilen mağlubiyet haberlerine sinir olmaz, "maçı bile izlemeyen kofti taraftar" yerine de konulmazdım...

Sevdan olmasa... içinde oyunun kırıntısı bulunan filmleri kovalamak yerine Lars von Trier'ı , Fellini'yi beğenebilir, hatta Trufo'dan keyif alabilecek kıvama bile gelebilirdim ; yerini, yurdunu bilmediğim tiyatro salonlarına koşar , 3 perdelik bir oyunu sıkılmadan izler , Brecht'in sistem karşıtlığı üzerine ahkam keserdim , gerekirse Godot'yu bile beklerdim... 1 Mayıs'larda utanmaz, olmayan bir devrimci futbol çizgisi üzerinde şaşmadan yürümeye çalışmazdım... Paşaların mı , halkın mı takımısın bilinmez ama sevdan olmasa, ben emekçi kardeşlerimi, simitçi, çırak, boyacı, köfteci kardeşlerimi tanımaz, kardeşim de saymaz , sınıfsal bilince, sınıfsız geleceğe eremezdim... Hakkında yazılmış ve de basılmış her satırı takip edebilmek için para harcamaz; hakem eskilerinin , zirzop spikerlerin kitaplarını almaz; kasanın önünde kolumun altında Fikret Başkaya kitaplarımla daha bir güvenli , entel olmadı asi dururdum... Sırf benziyorsun diye Ankaralı renkdaşına gönlümü vermez, ikinci yüzyıla hazırlanmaz , "bıraktık işi gücü, saldır Ankaragücü" kafasına gelemezdim... Sarı'yı, Lacivert'i renk bilir, böylesine tapmaz kesme işaretleri de kullanmazdım... Benim de rengarenk bir gardrobum, yasak olmayan hediyelerim, sınırsız renk seçeneklerim olurdu... Delinmemiş duvarlar, meşale yakılmamış evler, geri alınmış kira depozitlerim olurdu... En ucuz biralarla, en fena gobitlerle, yurdumun her köşesinden el değmiş tükürük köfteleri ile yıpranmamış bir mide de benimdi...

Sevdan olmasa ben de şarkı sözleri ezberleyebilir, ama melodileri bu kadar aklımda tutamazdım zira her bir tınıyı uğruna beste yapmak için almışım hafızama. Müzikte tavır nedir, nota nedir bilir ama 50 bin kişi nasıl detone olmadan şarkı söyler, nasıl sadece bağırarak dünyanın en güzel sesini çıkarır, nasıl aynı anda zıplayıp aynı anda yere iner akıl sır erdiremezdim... Ezeli rakibinle yapacağın maç öncesi, deplasmana koşmaz; samiyen'de, inönü'de atmosferi solumak için study trip yapmazdım.

Sevdan olmasa "tesadüfen" yaşadığım pazartesi kavgalarım, haftasonu yalanlarım olmazdı. Ortaöğretim devamsızlıklarım dengeli dağılır, pazartesileri okula giderdim.. Sabah evden ekmek almaya çıkıp senle buluşmaz, anne babadan izin faslını geçmek için bütün hafta tek simit almadan para biriktirmezdim. Kumaş makası ve pazar dergileriyle konfeti hazırlamaz, Gençlik Parkı’yla, Arjantin 78’le yaşım geldiğinde tanışırdım…

Sevdan olmasa, kaçırılacak bir sezon sonu için hayıflanmaz, eşle dostla da böyle yazılar yazmadan adam gibi vedalaşırdım…

Eylül’de görüşmek üzere dostlar…

9 yorum:

lord ricko joel dedi ki...

arkadaşım, tanışmıyoruz ama öyle içten, öyle samimi ve öyle gerçek yazmışsın ki son cümleyi okuduğumda istemsiz bir '' güle güle kardeşim.. '' dedim içimden: )
evet ne diyordum..
güle güle hocam..
sevdamız sonsuzdur.

Alkolik dedi ki...

abi sen ne yaptın ya...

Diego dedi ki...

kaleminden kan damlamış mı denir, ne denir ki bilemedim...sağlıcakla git gel gözüm. eylül de bekliyor olacağız burda seni. ama bakarsın bi kadıköy kaçamağı sırasında tuzla piyade okulunda seni de ziyaret ederiz inşallah.

Tarjeta Amarilla dedi ki...

dogru duzgun vedalasamadik, pazar gunu telefonla da ulasamadim sana...bu yaziyi ne zamandir beklettigini biliyordum, koymadan gitsen inan kizardim...

eylulde gorusuruz demissin ama bakarsin eylule birakmayiz, aliriz camlari-cinarlari Kenan Evren Lisesinin Halisahasinda bulusuruz... :)

tunchay dedi ki...

reis allah cezanı versin senin!

onore dedi ki...

Sagliki git ve saglikli gel, her sey gonlunce olsun.

....Bazen huzun vardir, bazen mutluluk....

AluminyumFolyo dedi ki...

Eh be çocuk ben ne diyeyim sana!..

Önümüzdeki sezona yetişirsin, Kadıköy'de Galatasaray maçı izlemeye gideriz, biz gol atınca sen her zamanki gibi sakin sakin ama en içten gülümsersin, benim içim ısınır, neden Fenerli olduğumu hatırlarım.

Çabucak bitecek çabucak geleceksin Kanaryam...

OwNeR dedi ki...

ellerine saglik Amca. tarif edilemez denen sevdanin dupeduz tarifi olmus.

"sivilde ne yaparsin?" diye soran olursa: "biraz romantik cokca kanaryayim" dersin :))

gule gule git ve gel ...

tahirius dedi ki...

eh be amca yine yaptın yapacağını.
sevdan, sevdamız olmasa eşe dosta telefon açıp, mabede en yakın fakülteyi tercih etmezdik. gerçi sevdan olmasa, o fakülte de zamanında biterdi belki :) sevdan olmasa, tanrı korusun; deplasman nedir bilemezdik belki. güle güle ve hoşgeldin amca, eylülde yine gel emi?