aziz pierre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aziz pierre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2011 Cuma

Terbiyesizler...

QTM serisinin bir parçası olarak blogda yer alabilirdi ama bu kadarı artık terbiye sınırlarını aşıyor. Biz bile bloga yazarken bunca özen gösterirken, haberin bu şekliyle yazılması ve editörden geçerek yayınlanması "dikkatlerden kaçma" ile açıklanamaz. Aziz Yıldırım'ı severiz sevmeyiz orası ayrı konu ancak ulusal bir gazetenin kim olursa olsun bir insanın doğuştan gelen kusurlarıyla dalga geçerek, internet sitesinde böyle bir haber yayınlanması tek kelime ile skandaldır.

QTM #9

Tıkla büyüsün...

13 Şubat 2009 Cuma

Sevgililer Günü

Yarın sevgililer günü ya da birebir Türkçe'ye çevirirsek Aziz Valentine günü. Yaklaşık iki haftadır hem yazılı basında hem görsel basında bir sürü ilan, reklam veya haber izliyoruz bu günle ilgili. Sürekli bir tüketim pompalaması yapılıyor. Gazete alıyorsunuz, gazetenin içinde bir ek; sevgililer gününde hediye olarak ne almalı? Derken televizyonu açıyorsunuz, bir haber; en romantik oteller ve restoranlar nereleri, fiyatlar ne alemde. Derken telefonunuza gelen bir mesaj, bimem nerede sevgililer günü için özel kampanya: 3 al 2 öde. Üretmeyi çok seven (?!) bir toplum olarak sürekli bir tüketim pompalaması sürüp gidiyor ve böyle olunca insanın içinden cidden özel bir şey yapmak gelmiyor bu gün için çünkü yapmak zorunda olduğunuz bir ödev gibi önünüze konuyor bu durum.

Tabi bizim de iyi ya da kötü anılarımız var bu günle ilgili. Bundan 2 sene önce askerden dönmüşüz, bir ay olmuş çalışmaya başlayalı, derken sevgililer günü gelmiş; o gün de Fenerbahçemizin deplasmanda Alkmaar ile maçı var. Hayatımızda 2. defa bizim takım şubat ayında maça çıkıyor Avrupa'da. Neyse gerekli izinleri aldık, karşı taraftan henüz bir tepki gelmedi. Akşam vurduk kendimizi Alkoliklerin eve. Tabi maçtan önce ve maçın devre arasında hatun kişiyle yapılan görüşmeler var, sesin sitem dolu olduğunu anlıyorsunuz ama girmişiz artık bu yola, maç bitsin ondan sonra diğer konuyla ilgileniriz diye düşünüyoruz. Derken son dakikada yediğimiz boktan bir golle Avrupa maceramız sona eriyor. Maç bitiyor bu sefer tutuyoruz Kızılay'ın yolunu, tabanlarımız kıçımıza vuruyor yürürken . Açık çiçekçi arıyoruz bir yandan derken buluyoruz, biraz pazarlık yapıyoruz, alıyoruz çiçekleri hadi taksici abi, çek arabayı tunalı'ya diyoruz. Velhasıl kapı açılıyor, bir karış surat var karşınızda ve bir yarım saat özür faslı sürüyor. Tabi yaşadığınız durumu anlatmanız zor, diyemiyorsunuz ki; 'Canım, hayatım boyunca 2. defa şubat ayında maça çıkıyoruz, bir de ben bu adamlarla maç izlemeyi seviyorum yoksa zevk almıyorum izlediğimden'. Böyle diyemediğinizden dolayı da başlıyorsunuz kıvırtmaya. Bir şekilde tatlıya bağlanıyor konu ama sizin kafanızda son dakikalarda yediğiniz o gol var.

Sonuç olarak böyle zorla dayatılan günlere kılım kardeşim. Benim bildiğim bir Aziz var o da Aziz Pierre:)

Not: Bu yazıyı yazanın şu anki durumunu bilen arkadaşlar, olayı yanlış yorumlamasınlar lütfen:)

2 Aralık 2008 Salı