ziraat bankasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ziraat bankasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2010 Cuma

Yine Hüsran: Fenerbahçe:1 - Ziraat Bankası:3

Or-ka: Ziraat Bankası’na karşı olan kısmetsizliğimiz nedir bilemiyorum ama takımın bu kadar kötü oynadığı iki maçın da bu takıma karşı olması anlaşılır gibi değil. Geçen seneki Türkiye Kupası rövanş maçında da hiç organizasyonu olmayan bir takım vardı sahada, dünkü maçta da, ilk set hariç.

T.A: Or-ka’nın da söylediği gibi ilk set hariç sahada yoktuk, fırtına gibi başladığımız ilk set sırasında aklımıza geçen seneki Fenerbahçe Kadın Voleybol takımının dominant performansları geldi. Acaba bu sene erkeklerden benzeri bir performans görür müyüz diye aklımızdan geçirirken sonraki setlerde takımın bir anda yelkenleri suya indirmesi hepimizi şaşırttı. Maç genelinde servislerde de oldukça istikrarsızdık.

Or-ka: Cem Kurtar ve Arslan takımın en kötüleriydi. Pasörün bu kadar kötü olduğu bir günde takımın iyi olmasını beklemek Polyannacılık olur zaten. Hep mücadelesiyle ve forma aşkıyla takdir ettiğimiz Arslan’ın dünkü maçtaki vurdumduymazlığı ise benim açımdan ilk defa rastlanan bir durumdu. Demeter ise oyuna hiçbir müdahalede bulunmadı (Cem Kurtar-Cengizhan değişikliği dışında bir de çok az Kemal’e şans verdi), en azından bir pasör değişikliğine gidebilirdi. Bu arada bıyıklarından dolayı Kemal’i de ayrı bir sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim.

T.A: Biraz Ahmet Çakarvari bir yaklaşım olacak ama Cem Kurtar voleybolcuysa ben de Messi’yim, bu kadar da net söylüyorum. Arslan’ın performansı beni de inanılmaz derecede şaşırttı, evet takım olarak kötüydük ama kaybedilen 3 sette de organizasyon sıkıntısı yaşadığımız çok barizdi. Arslan’ın yerine Burak denenebilirdi ve Cem’in yerine de smaçör geçmişi olan Cengizhan’a daha çok şans verilebilirdi.

Or-ka: Ivan için fazla söylenecek birşey yok, kalitesi ve kariyeri belli ama fizik olarak bu adama insan demek zor. Salonda yakından görünce insan biraz korkuyor. Kendisi çoğu pozisyonda Arslan’dan istediği topları alamadı, genelde ona göre alçak olan paslar vardı ama o topları bile iyi değerlendirmeye çalıştı. Geriç ise fizik olarak Ivan’dan aşağı kalır bir yanı yok ama o da özellikle savunmada kötüydü, hücumda ise maç boyu topla buluşması bir elin parmaklarından fazla değildir, bunda da pasörün kendisini tercih etmemesi en büyük etken. Bir ara kenardayken, Cengizhan’a pasörle ilgili şikayetlerini iletiyordu zaten. Serkan, Ziraat’in attığı etkili servisler karşısında çok zorlandı, Coskoviç ise takımın yine en istikrarlı adamıydı.

T.A: Bir parantez de Emre Batur’a açmak gerekir diye düşünüyorum zira kendisi geçtiğimiz haftalarda yaşadığı olayın etkisini fiziksel ve psikolojik olarak atamamış gözüktü. Yüzündeki yara izleri ve maç içerisinde de sürekli olarak maskesini bir çıkartıp bir takması dikkat çekiciydi.

Or-ka: Ziraat Bankası cephesinde ise, Arslan ne kadar kötüyse yeni Alman pasörleri o kadar iyiydi. Bizim savunmada kötü olmamızdan mı yoksa pasörün süper oynamasından mı bilmiyorum ama 2. setle birlikte Ziraat’in smaçörleri, bizimkileri bloksuz veya tek kişilik bloklarda yakaladı. Bu arada yeni antrenörleri baya sempatik bir adam, oyuncularla çok samimi ilişkiler için de, disiplin sağlıyacağım diye bağırıp çağıran tiplerden değil. Ayrıca dürüst bir insan. Hakemin, takımı aleyhine verdiği kararlarda bile eğer hakemin kararı doğruysa hakem doğru kararı verdi, top içerdeydi gibi ifadelerle kendi oyuncularını sakinleştiren yapıya sahip.

T.A: Sonuç olarak 2 günde 2 kupa kaybettik ve kupaları hediye ettiğimiz takımlar daha birkaç ay önce final serisinde ezip geçtiğimiz takımlar. Üstelik kadro olarak kağıt üzerinde hem Efes Pilsen’den hem de Ziraat Bankası’ndan daha üstünüz. Kulüp olarak neredeyse her branşta bunu yaşıyoruz iş seriye geldiğinde silip süpürürken, tek maçlık oyunları oynayamıyoruz bir türlü. Sırf geçen sene futbol, erkek basketbol, kadın basketbol ve kadın voleybolda bu şekilde 4 kupa kaybettik. Bu sene de daha şimdiden bu sayı 2 oldu. Bu kupalar önemsiz gibi görünse de benim nazarımda geçmiş senenin başarısını taçlandıracak kupalar, umarım benzer bir sendromu ezeli rakibimiz karşısında kadın basketbolcularımız yaşamazlar.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Amatorlerde Kupa Mesaisi...

Ekim ayiyla birlikte amator branslarda da heyecan basladi. Haftasonu oynanan ve Fenerbahce Kadin Basketbol takiminin sampiyonluguyla sonuclanan Fenerium turnuvasi ve Erkek Basketbol takiminin farkli kazandigi Turkiye Kupasi maclari her iki takimimizin onumuzdeki gunlerde oynayacagi Cumhurbaskanligi Kupasi karsilasmalari oncesinde takimlarimiza moral olmus oldu.

Basketbolun yani sira voleybolda da kadrosunu yaptigi flas transferlerle guclendiren erkek takimimiz hafta icerisinde Ziraat Bankasi ile Super Kupa mucadelesine cikacak. 14 Ekim Persembe gunu TVF Baskent 50.Yil Spor Salonu'nda saat 18:00'da baslayacak mucadelede blog kadrosu olarak da elimizden geldigince kalabalik bir sekilde yerimizi almaya calisacagiz. Hem ne de olsa Alkolik'le birlikte gectigimiz sezonun sampiyonluk macindan kalma yarim kalmis bir hesabimiz da var sozde Ziraat Bankasi taraftarlariyla.

Boylelikle basketbol ve voleybol takimlarimiz 13-20 Ekim tarihleri arasinda birbirinden onemli 3 kupa mucadelesine cikmis olacaklar. Yalniz gecmis senelerin aksine Basketbol Federasyonu'nun aldigi kararlar neticesinde Erkekler ve Kadinlar Cumhurbaskanligi Kupasi karsilasmalari Ankara'da degil Istanbul'da oynanacak. Daha onceki senelerde ayni gun icerisinde arka arkaya oynatildigina da sahit oldugumuz bu maclarin planlamasi Federasyon tarafindan oldukca ilginc bir sekilde yapilmis, zira Abdi Ipekci Spor Salonu'nda Fenerbahce-Galatasaray kadinlar macinin oldugu 20 Ekim tarihinde Fenerbahce Erkek Basketbol takimi da Sinan Erdem Spor Salonu'nda sezonun ilk Euroleague maci icin Rytas karsisinda sahne alacak. Bu da elbette ki Fenerbahce taraftarinin 2 karsilasma arasinda bir tercih yapacak olmasi anlamina geliyor.

Ozellikle gectigimiz 2 sezonda Galatasaray Kadin Basketbol takimini lige ortak etmek icin elinden gelen herseyi yapan Basketbol Federasyonu'nun boylesi skandal bir karar almasi bu sezon da benzeri cabalarin gosterileceginin en net isareti. Merak ettigim konu ise Fenerbahce yonetiminin bu durum karsisinda ne tepki gosterecegi. Federasyona gosterilecek ciddi bir tepki ile Kadinlar Cumhurbaskanligi Kupasi'nin 1 gun ileri veya geri kaydirilmasi cok zor olmasa gerek diye dusundugumu belirtip mac programina geciyorum;

13 Ekim Carsamba Fenerbahce-Efes Pilsen(Erkek Basketbol-Cumhurbaskanligi Kupasi/Abdi Ipekci Spor Salonu - 20:00)
14 Ekim Persembe Fenerbahce-Ziraat Bankası(Erkek Voleybol-Super Kupa/Ankara Baskent Spor Salonu - 18:00)
20 Ekim Carsamba Fenerbahce-Galatasaray(Kadin Basketbol-Cumhurbaskanligi Kupasi/Abdi Ipekci Spor Salonu - 20:00)
20 Ekim Carsamba Fenerbahce-Lietuvos Rytas(Erkek Basketbol-Euroleague Karsilasmasi/Sinan Erdem Spor Salonu - 19:15)

20 Nisan 2010 Salı

Az Gittik Uz Gittik...

- Yolculuk haftasiydi gectigimiz hafta...Hepimiz dagildik bir taraflara, kimimiz derbi icin Istanbul yollarina dustu kimimiz Likya yollarina...

- Dag, tepe dolasirken bile uzak kalamadik Fenerbahce'den, telefonun cektigi yerlerde ilk sorulan sorulardandi mac skorlari. Kadin voleybolcularin kupayi Altin Set sonucunda kucakladigini da yine boyle bir anda ogrendik ve bu heyecani yasayamamanin huznuyle karisik yasadik sevincimizi.Oyle ki dayanamayip Manisaspor kupa macinin oldugu gun attik kendimizi Kalkan'a...

- Pazar gunu Besiktas macini Kas'ta izlemenin planlarini yaparken ufak bir revizyonla geliverdik cumartesi sabahi Ankara'ya. Yuruyusle ilgili detaylari baska bir zamana birakip donelim Fenerbahce'ye ama yuruyus fotolarina goz atmak isteyenleri de buradan (http://picasaweb.google.com.tr/likyayoluyuruyusu) alalim...- Ayagimin tozuyla Or-ka ve Alkolik'le birlikte cumartesi gunu solugu Baskent Spor Salonu'nda aldim. Serinin ilk 2 macini izleyememistim hatta telefondan maclarin sonuclarini ogrenene kadar Vatan gazetesinin tasra baskisindaki hata nedeniyle ilk maci 2-3 kaybettigimizi zannediyordum.

- Mactan once Alkolik'le bulusup Kitir'da biralarimizi yudumladiktan sonra da birer tane daha salonun hemen yanindaki eski okulumda yuvarlayip salonun yolunu tuttuk.

- Oncelikle yeni salonu cok begendigimi soyleyeyim, acilir kapanir portatif tribunler ve yuksek cati bir voleybol salonu icin olmazsa olmazlar. Selim Sirri'dan sonra bu salonda mac izlemek gercekten keyifli.

- Salona girdigimizde Or-ka, Fenerbahce benchinin arkasinda yerini almisti ama Alkolik'le biz benchin karsisinda yer alan ve sozde Ziraat Bankasi taraftarina(?)-personeline(!) ayrilan tarafa yakin bolume gecmeyi tercih ettik.

- Ilk iki seti aldiktan sonra iyice sampiyonluk havasina girmistik ki 3.setin sonlarinda yasanan cekisme Ziraat Bankasi calisanlariyla aramizda ufak capli bir gerginlik cikmasina neden oldu. Ziraatliler neredeyse sahanin icine kadar girip binbir sebeklik yaparken bizim en on siraya oturmamiza bile engel olunmasi uzerine baslayan gerginlik, Ziraatlilerin kufurleriyle iyice tirmandi ve ortalik kisa bir sureligine de olsa karisti.Bu arbede sirasinda 3.setin sonlarini pek takip edemesek de Ziraat Bankasi oyunculari son bir cabayla maci 4.sete tasimayi basardilar.

- 4.sette de ilk 2 sette oldugu gibi tartismasiz bir Fenerbahce ustunlugu vardi sahada. Alinan her sayida sampiyonluga bir adim daha yaklasmanin da heyecaniyla sahada oyuncular tribunlerde de biz costukca costuk. Setin 25. sayisi geldiginde ise 2009-2010 sezonun ilk sampiyonlugunu oyuncularla birlikte kutlamaya basladik.

- Fenerbahce Kadin Voleybol takiminin dominant performansinin da etkisiyle arka planda kalan, sponsorsuz ve reklamsiz baslayip devam ettikleri bir sezonda kendilerinden cok daha yuksek butceli takimlara karsi Erkek Voleybolcularin aldiklari bu basari cok ama cok degerli. Basta "bayrak adam" olma yolunda hizla ilerleyen Kaptan Arslan olmak uzere sakat sakat oynayan Emre'ye, play-offlardaki formuyla hepimizi sasirtan Divis'e, yillarin tecrubesi Gardner'a, takimin dinamosu Serkan'a, MVP odulunu sonuna kadar hak eden Coskovic'e kisaca bu basarida emegi gecen herkese cok cok tesekkurler...

- Sampiyonluk macindan karelere de bu linke tiklayarak ulasabilirsiniz...
- Gelelim haftanin sonucu en fazla merak edilen macina, bu macta tribunde yerlerini alan blog tayfasinin izlenimlerini aktarmasi daha hos olacaktir ama ben yine de birkac satir karalayayim macla ilgili...

- Gectigimiz haftalarda Papazin Cayiri'nin ortaya attigi kampanya fikrinin Erkek Voleybol takimini da icine alarak gercege donustugunu gormek benim icin macin sonucu kadar onemli ve degerliydi.

- Futbol takiminin sampiyon oldugu sezonlarda her zaman takimi ve tribunleri atesleyen bir tezahurat one cikmistir. Bu sene de oyle gorunuyor ki bu tezahurat Genclerbirligi macinda "Fener Gol Gol Gol, Sampiyonluk Gidiyor" seklinde baslayip futbol takiminin sezon sonuna dogru yukselen formu ve aldigi basarili sonuclarla "Fener Gol Gol Gol, Sampiyonluk Geliyor"a evrimlesen tezahurat olacak.

- Alex de Souza yine gemisini kurtaran kaptan olmaya devam ederken, macin en iyi performansi nin sakat sakat forma giyen Gokhan Gonul'den geldigini dusunuyorum. Her ne kadar Bobo atacagi koseyi cok gosterdiyse de koseye giden topu basarili bir sekilde cikaran Volkan da macin kader adamlarindandi.

- Macin en cok konusulan adami ise hic suphe yok ki atis oncesinde penalti noktasina ufak capta tecavuz eden Bilica oldu. Zaten sene basindan beri yaptigi gereksiz sert ve dengesiz mudahalelerle hepimizi cileden cikartan Bilica bu hareketiyle de Fenerbahce formasina ne kadar yakismayan bir oyuncu oldugunu bir defa daha gozler onune sermis oldu. Yaptigi hareketin ne kadar gereksiz oldugu su goturmez bir gercek, benim esas merak ettigim teknik kadronun ve yonetimin Bilica konusunda ne yapacagi.

- Bu arada derbi geyiklerinden de en cok Bilica'nin Laff-a-lympics'teki Really Rottens-Gercek Kotuler'e transfer olmasina guldum.Hatta halen guluyorum...

- Ligin son 4 haftasina girilirken onumuzdeki hafta beni Besiktas'tan daha fazla endiselendiren bir rakip olan Kasimpasa ile karsilasiyoruz. Daha once de uyguladigi yuksek bilet fiyatlari ile tepki ceken Kasimpasa yonetimi bu kez olayi iyice abartarak esegin bir tarafina su kacirmayi tercih etmis ve en ucuz bileti 120 TL olarak belirleyerek soyleyecek bir soz birakmamis...

16 Nisan 2010 Cuma

Şampiyonluk Ankara'da mı Yaşanacak?

Gerek is yogunlugu gerekse evlilik hazirliklari derken spor salonlarinin yolunu unutmustuk bu sene. Daha cok siteler bolgesi ve alisveris merkezleri olmustu ugrak yerlerimiz ama dun firsatini bulup maca gidebildik. Aynı zamanda Baskent Spor Salonu’nun acilisini da yapmis olduk. Cumartesi gunku maca gidecek olup da yerini bilmeyenler varsa eger; salon, Baskent Ogretmenevi’nin hemen yani. Salona gelince, gayet guzel ve modern bir salon, tribunler acilip kapanabiliyor ve akustigi de iyi. Mac boyu karsi tribundeki Ziraatlilerinin ellerinde salladiklari aletten cikan ses beynimi tirmalayip durdu. Sanirim akustigi anlatmak icin yeterli bu aciklama. Selim Sirri ile karsilastirildiginda daha soguk bir havasi var yeni salonun. Bu da salonun buyuklugunden kaynaklaniyor. Selim Sirri da daha yakindan goruyorsunuz sporculari, molalarda neler konusuldugunu duyuyorsunuz, daha bir macin icinde oluyorsunuz ama burda dev ekrandan seyrederek yetiniyorsunuz.

Maca gelince, istatistiklere bakip yorumlayacak kadar bu isten anlamiyorum (belki 1-2 sene icinde onu da cozerim) ama gorduklerimi anlatmaya calisayim. İlk once pasorumuzden ve kaptanimizdan baslayalim. Arslan ozellikle ilk sette cok iyi bir oyun ortaya koydu ama diger setler icin bunu soylemek mumkun degil, ozellikle 2. sette baya kotuydu tabi bunda kotu alinan mansetlerin de etkisi vardi. Son birkac mactir sakatligindan dolayi eski smac servislerini birakmisti ama bu macta yine denedi. Servislerde ise oyununun tam tersi bir performans gosterdi. İlk sette kotuydu ama sonradan daha isabetli servisler atti, en azindan filede kalmadi. Liberomuz Serkan’a gelince, 2. sette Celitans’in attigi kisa servisleri karsilamadaki hatalari disinda mac boyu iyi bir oyun ortaya koydu. Coskovic genel ortalamasinin altinda bir oyun ortaya koydu. Takimin en istikrarli serviscisi olmasina ragmen bu macta baya bir servis kacirdi, ki servislerde takim olarak baya bir hata yaptik. Ozkan’in oyle bariz bir hucum hatasini hatirlamiyorum, kendisine atilan iyi paslari iyi degerlendirdi, savunmada ise cok ekstra birsey yaptigini soyleyemem. Emre’ye gelince, adam baya bir havali, yuruyus falan o bicim. Turkiye’nin en seksi sporculari arasinda gosterilmesinin etkisi var herhalde bunda. Zaman zaman savunmada ve servislerde cok iyi isler yapti. Umarim bir sonraki macta capraz kose dibine atmayi denedigi servisler oyun alaninin icinde kalir, cunku icinde kalirsa cikarmasi cok zor servisler bunlar. Divis de tipki Arslan gibi ilk sette iyi oynayip ilerleyen setlerde dusen bir performans ortaya koydu. Biraz daha dikkatli olsa belki mac 5. sete uzamadan biterdi. Gardner’a gelince, mac boyu cok hirsli bir oyun ortaya koydu. Ozellikle 2. setin sonunda yardimci hakemin verdigi ters kararlar sonrasi yardimci hakeme suratiyla verdigi bir ayar vardi ki; gorulmeye degerdi. O ayardan sonra suratiyla verdigi ayari bu sefer agziyla vermeye basladi. Tam olarak kim oldugunu yakalayamadim ama sanirim Granvorka idi, onunla surekli bir agiz dalasi icindeydi. 4. sette cok rahat bir pozisyonda disari vurdugu top ise setin kaderini degistirdi ama genel olarak iyi oynadi diyebiliriz.

Mac sonundaki goruntuler ise cok guzeldi. Cogunlugunu Unifeb'li arkadaslarimizin olusturdugu grubun yerlerini terketmeyip israrli bir sekilde ‘Arslan takimi buraya getir’ tezahuratlari, Kaptan’in ve takimin bu istegi kirmamasi, karsilikli ‘Sari-Lacivert-Sampiyon-Fener’ cekilmesi, insani mutlu eden goruntulerdi.

Simdi asil soru su, kupa cumartesi gunu mu Arslan’in ellerinin arasina girecek ve bu sevinci bizzat yasayacagiz yoksa seri İstanbul’da mi sonlanacak? Bekleyelim ve gorelim...