sampiyonluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sampiyonluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Haziran 2010 Salı
Baris ve Dostluk???
Videoda izleyeceginiz goruntuler ve basligin ne kadar uyumlu oldugunu tartisacak degilim. Olympiakos'un maclarina ev sahipligi yapan ve goruntulerde yer alan salonunun adi "Peace and Friendship Stadium" ama Yunanistan liginde ezeli rakipleri Panathinaikos'la oynadiklari final serisinde evlerine 2-1 geride gelince ve daha da onemlisi PAO'nun kazanmasi halinde sampiyonlugunu ilan edecegi bir macta ne baris kaliyor ne de dostluk.
Karsilasmayi elimden geldigince internet uzerinden takip etmeye calistim. Calistim diyorum cunku cikan olaylardan dolayi yaklasik 40 dakikalik bir gecikme yasandi daha mac baslamadan. Sonrasi ise zaten goruntulerde mevcut,salonun buyuk kismi bosaltilmis olmasina ragmen mac tamamlanamadi. Bitime 1.03 kala skorboardda 69-76'lik PAO ustunlugu varken hakemler maci bitirmek zorunda kaldilar ve Panathinaikos son 13 yildaki 12. sampiyonluguna da boylece kavusmus oldu. Ortamin bu kadar gerilmesinde onceki macta Diamantidis'in kameralara yansiyacak sekilde mac esnasinda Teodosic'e tukurmesi, Yunanistan Basketbol Federasyonu'nun Diamantidis'e yalnizca 2000$ ceza vermesi ve iki taraf yoneticilerinin karsilikli aciklamalari da buyuk pay sahibi elbette.
Serinin ilk macinda cikan olaylardan sonra Avrupa'daki gelecek planlarini tekrar gozden gecirecegini soyleyen Josh Childress ise bu mactan sonra Atlanta'ya tek yon gidis biletini almistir muhtemelen.
2 Haziran 2010 Çarşamba
Sampiyon Fenerbahce...
Bu mactan sonra degerlendirme falan yapilmaz. Sahada Cathine yoktu, Katrina vardi, en kasirgasindan. Macin sonunda sonucu falan bilmiyordum zaten cok da muhim degildi o dakikadan sonra. Kaptan Mrsic'e de Fenerbahce formasiyla yasadigi bir sampiyonlukla basketbola veda etmek yakisirdi, oyle de oldu...Sene boyunca yasananlardan dolayi "5'i 1 Yerde"nin en zayif halkasi olarak duran ve uvey evlat muamelesi goren erkek basketbol takimi sezonu 2 kupayla birden kapatiyor. Mac bitiminde oyuncularin yaptigi aciklamalarindan sonra taraftarin da oturup bir ozelestiri yapmasi gerekiyor. Euroleague maclarinda bunun yarisi kadar bir atmosfer olusturulabilse dogru bir yapilanmayla her sene Final4 zorlayabiliriz. Neyse bunlar daha sonraki bir yazinin konusu olsun, bu aksam sampiyonlugun keyfini cikarmaya bakalim.
Bu sampiyonlukla son 4 senedeki 3. toplamda 4. sampiyonlugumuza ulasmis olduk. Bu basarida pay sahibi olan basta Ertugrul Erdogan olmak uzere, seri boyunca inanilmaz isler yapan Gasper Vidmar'dan, savunma bakani Omer Onan'a, semtin cocugu Kinsey'den, deliyurek Mirsad'a emegi gecen herkese -sezon boyunca cok muhalefet ettigimiz Bogdan Tanjevic de dahil- cok tesekkurler.
Son olarak, 2009-2010 sezonunu kapatirken sezon boyunca baskalarinin takimlarini tutmayi aliskanlik haline getirenleri artik biraz da kendi takimlarini tutmaya davet ediyoruz...En azindan 2010-2011 sezonu baslayana kadar...
29 Mayıs 2010 Cumartesi
Fenerbahce(3):85 - Efes Pilsen(1):79
3.periyotun ortalarinda Ertugrul Hoca'nin bir turlu almadigi mola televizyon molasi olarak geldiginde skorda 40-57 Efes Pilsen ustunlugu vardi. Ilk 2 periyotta oldukca yuzdeli 3'luk atarak ve seyircisi onundeki maclara coskulu bir baslangic yapan Fenerbahce'yi daha hemen macin basindan uyutarak devreyi 32-42 ile onde kapatmisti lacivert-beyazlilar. Bunda maca Sinan Guler'le baslayip ilk andan itibaren Ukic'e baski uygulayan ve Fenerbahce'nin cosmasina izin vermeyen Ergin Ataman'in da payi buyuktu. Ilk devre sonunda sadece uzunlarimizin (Semih-6s,Oguz-7s,Vidmar-6s) skor anlaminda once ciktiklarini goruyorduk.3.periyotun basinda Fenerbahce, Rasim hamlesinden bekledigi verimi alamayinca Efes Pilsen'in ilk yarida isleyen duzeni bu ceyrekte de islemeye devam etti. Disaridan bakildiginda 3. ceyrek olmasina ragmen Fenerbahce'nin maca bir turlu giremedigi cok barizdi, hucumda temposuzduk ve buna savunmada istedigimiz sertligi bir turlu yakalayamamamiz da eklenince Efes Pilsen bir anda 25. dakikada Smith'in 3 sayilik basketiyle 17 sayilik farki yakalamisti. Maca giremeyen yalnizca oyuncular degildi tribundeki taraftarlar da sahada olan bitene reaksiyon vermekten ve takimi ateslemekten uzak bir goruntu ciziyorlardi.
Iste ne olduysa o televizyon molasinin donusunde oldu. 3/4 saha zone presin yaninda soyunma odasinda unuttuklari hirslarini da alarak cikti oyuncularimiz parkeye. Mirsad'in serbest atislari sonrasinda basladigimiz pres sonuc vermisti ve kaptigimiz toplarla 1,5 dakikada 8 sayi fark kapatip farki tekrardan tek haneli sayilara indirmeyi basarmistik. Tribunun ateslemedigi takim simdi tribunu atesliyordu. Artik taraftar da isin icindeydi ve takimla birlikte hucum edip takimla beraber savunmaya oturuyordu Abdi Ipekci tribunleri. Yapilan pres ve savunma dozajinin bir anda artmasi Efes Pilsen'in isleyen duzenini altust etmisti. Duzen basketbolu yerini kaos basketboluna birakmisti ve macin sonuna kadar da olmayacakti. Periyot 54-62 Efes Pilsen ustunlugu ile gecildi ama oyunun momentumu tamamen Fenerbahce'deydi. Sanki Veselinovic'in kupa macinda devre arasina 3-0 geride giren takimina soyledigi sozlerin bir benzerini bu sefer Ertugrul Erdogan soylemisti molada; sahi "Tamam, Efes Pilsen sizi yendi, seriyi 2-2'ye de getirdi ama benim canim Efes ile bir mac daha yapmak istiyor. Bu maç 15 dakikalik olacak. Cikin ve bu maci skor ne olursa olsun kazanin." demis olabilir miydi Ertugrul Hoca?4.periyotta Efes Pilsen'i tamamen surklase eden bir Fenerbahce firtinasi vardi sahada. Simdi 3'luk atma sirasi bizdeydi, serinin suskun isimlerinden Emir Preldzic'in ustuste buldugu iki 3 sayilik basketine Omer ve Greer'inkiler de eklenince bitime 5.18 kala Fenerbahce macta ilk defa 72-71'lik skorla one geciyordu. Tabi skorun buraya gelmesinde yaptigimiz sert savunmanin yani sira once Emir'le daha sonra da Greer'la oynadigimiz 3 sayilik (basket-faul) oyunlar da etkili olmustu. Greer demisken de bir parantez acmak lazim, serinin ilk 3 macinda az sure alan ve aldigi surelerde de neredeyse hic katki vermeyen bir Greer vardi. Hatta 3.mac sonrasinda yazdigim yazida da Greer'a verilecek surenin Mrsic'e verilmesi gerektigini soylemistim. Ama 4.periyotta bize eski gunlerini hatirlatan ve sozlerimi ziyadesiyle agzima sokan bir Greer vardi sahada. 17 sayi geriye dustumuz macta bitime 1.30 kala 81-73'luk skorla one gecmeyi basarmistik, bu dakikadan sonra Efes Pilsen'in maci cevirmek icin yaptigi hamleler yeterli olmayinca Fenerbahce muhtesem bir geri donuse imza attigi ve son 15 dakika skorunun 45-22 oldugu maci 85-79 kazanarak seride 3-1 one gecip sampiyonluga 1 adim daha yaklasmis oldu.
Karsilasmada Fenerbahce adina one cikan isimler son periyotta gosterdikleri performansla Emir ve Greer olurken, mac hatta seri genelinde sahanin her metrekaresinde gerek savunmada gerek hucumda her turlu isi ellerinden geldigince yapan, yapmaya calisan Kinsey ve Vidmar ikilisi kesinlikle ayri bir yeri hak ediyorlar. Istatistik kagidina bakarak bu ikilinin verdigi katkiyi anlamak maalesef pek mumkun olmuyor ama onlar sahadayken takima kattiklari direnc takdire sayan. Artik sampiyonluk yolunda kazanmamiz gereken sadece 1 mac var. Isi fazla uzatmadan yarin Ayhan Sahenk'te bitirmemiz gerektigini dusunuyorum. Efes cephesinde dizinden sakatlanan Thornton'dan sonra serinin 4.macinda sag el bilegi kirilan Kerem Tunceri de serinin bundan sonraki maclarinda takimdaki yerini alamayacak, yerli oyuncu kadrosu zaten kisitli olan Efes Pilsen'in rotasyonu seri ilerledikce gitgide daraliyor bakalim 4.mactan sonra kaybedilen macin sucunu oyuncularina atan Ergin Ataman nasil bir yol izleyecek...Yaziyi Islam Cupi'den macin ozeti oldugunu dusundugum bir alintiyla noktalayalim;
"Herhalde kazandigini dusunen bir takim, kaybetmeyi dusunmeyen bir ekiple yarisirken, ne onun kadar inancli, ne onun kadar yirtici, ne onun kadar hirsli, ne onun kadar onurlu olabilir."
25 Mayıs 2010 Salı
Fenerbahce(2):72 - Efes Pilsen(1):70
Serinin 2. macinda dizinden sakatlanan Bootsy Thornton'un serinin geri kalan maclarinda yer alamayacaginin belli olmasiyla bir kez daha planlarini degistirmek zorunda kalmisti Ergin Ataman ve maca da surpriz bir besle basladi. Fenerbahce'ye karsi sahada bircok defalar 4 kisali sistemle gormeye alistigimiz Efes, Shumpert'in 3 numarada oldugu Kaya ve Kasun'lu oldukca uzun bir besle sahadaydi. Taraftarin da destegini arkasina alarak maca inanilmaz bir giris yapti Fenerbahce, ve Efes Pilsen'i 9-0'lik seri sonrasinda mola almaya mecbur birakti. Mola donusunde Smith'in serbest atislariyla ilk sayilarini buldu Efes Pilsen. Vidmar'in bu dakikalardaki etkili oyununa Efes Pilsen Rakocevic ve Smith'le karsilik verdi ve skor 15-10'a tasindi. Bu dakikadan sonra Omer ve Oguz'un basketleriyle yakaladigimiz 9-0'lik seriyle skoru 24-10'a getirdik. Tam ilk periyot, Smith ve Mirsad'in karsilikli basketleriyle 27-12 tamamlandi derken Ender'in biraz da sansinin yardimiyla kaydettigi 3 sayilik basket ilk ceyregin skorunu tayin etti.2. ceyrege hizli baslayan taraf yine Fenerbahce oldu ve sari-lacivertliler 33-15'lik skorla mactaki en yuksek farki yakaladilar. Bu dakikadan sonra Efes 4 kisasiyla savunmadaki vidalari sıkmaya basladi ve savunmadaki gayretinin yanina hucumdaki isabetli 3 sayilik basketlerini de ekleyince Fenerbahce'nin hizini bir nebze de olsa kesmeyi basardi. 2 takimin da kotu hucumda ettigi bu periyot 38-27'lik Fenerbahce ustunluguyle tamamlanirken Efes Pilsen'den Charles Smith, Fenerbahce'den ise Oguz ve Omer Onan bu devrede one cikan isimlerdi.
Macin 3.periyotuna Efes Pilsen, Kerem Tunceri'nin 3 sayilik basketiyle basladi ve uzun sure sonra fark tekrar tek haneli rakamlara indi. Bu periyotta ruzgar tersine donmustu, Fenerbahce ustuste hucumlardan bos donup Efes Pilsen de isabetli 3'lukler bulunca skor macin basindan beri ilk defa 43-43 ile dengeye geldi. Ertugrul Erdogan'i seri basindan beri elestirmekten kacindim ama periyot basindaki 11 sayilik farkin erimesinde mola almakta gecikmesinin ve ilk yarinin etkili isimlerinden Omer Onan'i benchte unutmasinin rolu cok fazlaydi. Mola sonrasinda da 3'luk yagmuruna devam eden Efes Pilsen, Shumpert'in dipten buldugu 3 sayilik basketle macta ilk defa 50-51'lik skorla one gecmeyi basardi ve 3.periyot Efes Pilsen'in 53-55'lik ustunluguyle gecildi. Bu periyotta Efes'in rahat sayi bulmasinin en onemli nedenlerinden birisi de savunmada yaptigimiz gereksiz switchler sonucunda Efes'in kisa ve hizli adamlarinin mismatchlerde cezayi kesmesiydi.Son ceyrekte Ukic'in ve Vidmar'in buldugu sayilarla tekrardan skorda ustunlugu ele geciren taraf Fenerbahce'ydi. Efes Pilsen, hucumda Smith'in ve Rakocevic'in, savunmada ise Sinan'in performansiyla oyuna tutunmayi bildi ve macin son dakikasina da 69-70'lik skorla onde giren taraf olmayi basardi. Bitime 53 saniye kala Ukic, 2 serbest atistan 1'ini sayiya cevirerek skora dengeyi getiren isim oldu. Efes Pilsen hucumunda, takiminin etkili isimlerinden Rakocevic'in penetre sonrasi disari cikartmak istedigi topu Kinsey kapinca Fenerbahce'ye macin hucumunu yapma sansi dogdu. Bu hucumda Ender'le Ukic'in birebirinden galip cikan isim Ukic oldu ve macin bitimine 12 saniye kala Fenerbahce 72-70'lik ustunlugu yakaladi. Efes Pilsen'in molasi sonrasinda bu sefer Ender'le birebir kalan isim Mirsad'ti, Ender hiziyla Mirsad'i gecip bos bir turnikeye hazirlanirken arkadan yetisen ve Ender'in topunu bloklayan Mirsad maci Fenerbahce'ye getiren isim oluyordu. Tabi seken topun pesinden yere atlayan Omer'i ve adeta canlanan topu son saniyede sımsıkı kucaklayan Kinsey'i de atlamamak lazim.
Macla ilgili dikkatimi ceken birkac noktaya da deginmem gerekirse, oncelikle sayica yetersiz fakat yine de bekledigimden fazla bir taraftar toplulugu vardi tribunlerde. Kesinlikle persembe gunu oynanacak macta cok daha dolu tribunler olmasi lazim zira hepimizin bildigi sey bu takimin taraftarla costugu. Zaten 2.macta adeta yoklari oynayan Omer ve Mirsad'in bugunku performanslari da bunun en buyuk gostergesi. Bir parantez de genc Slovenler icin acalim; Vidmar savunmadaki sertligine bugun hucumdaki ekstra performansini da ekleyince aldigi kisa surede macin Fenerbahce adina en skorer olmayi basardi, Emir ise alisilmisin aksine inanilmaz tutuk bir oyun sergilerken 3/6 serbest atis, 1/4 iki sayilik ve 0/1 uc sayilik isabetiyle oynayip hayal kirikligi yaratti. Hayal kirikligi demisken Lynn Greer'a da selam yollamadan gecmemek lazim tabi ki. Serinin geri kalaninda ne kadar az sure alirsa o kadar iyi olacak bizim icin, illa birisi Ukic'i dinlendirecekse o biri Mrsic olsun. Macin hareketi ise yukarida; Emir'in butun Efes savunmasini uyutup trailer olarak gelen Oguz'a yaptigi harika asist ve Oguz'un pozisyonu layikiyla bitirisi.
Efes Pilsen kanadina gelecek olursak, Bootsy'nin yoklugu,Rakocevic'in, Smith'in ve hatta Sinan'in dakikalarini arttiracak, serinin uzamasi halinde Smith'in yas itibariyle yorgunlugu ve Kasun'un belindeki sakatligi ibreyi bizim tarafimiza dogru biraz da olsa dondurebilir. Rakocevic ve Smith demisken Efes Pilsen'in kaydettigi 70 sayinin 22'sinin bu iki oyuncunun serbest atislarindan gelmesi de ilginc bir istatistik, ayrica Efes Pilsen'in 12 ucluk isabet bulup 36 sayisinin da buradan geldigi dusunulurse Efes uzunlarinin ne kadar etkisiz bir karsilasma cikarttigi ortaya cikiyor. Istatistik kagidina baktigimizda da Ermal,Nachbar,Kasun ve Kaya dortlusu bugun toplamda yalnizca 6 sayida kaldiklarini goruyoruz. Macin en skorer adami olan ve Efes Pilsen'i adeta tek basina maca ortak eden Charles Smith 3 faul aldiktan sonra ona faul calmamak icin adeta 1000 takla atan karsilasma hakemlerini ise Black Smoke'a havale ediyorum.
Serinin 4. macinda da; "Bizim icin saldir Fenerbahce..."
Etiketler:
basketbol,
Efes Pilsen,
Fenerbahce,
final,
sampiyonluk
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Efes Pilsen(1):73 - Fenerbahce(1):64
Maci kisaca ozetlemek gerekirse ilk mactaki dogrularimizi evde unuttugumuzu soyleyebiliriz herhalde. Mac oncesinde Kasun'un sakatligi nedeniyle kadroda bulunmamasi Fenerbahce acisindan ciddi bir avantaj gibi gorunuyordu. Efes Pilsen'in zaten sorunlu olan pota alti Kasun'un da yoklugunda iyiden iyiye uzunlarimizin hava sahasi olmaya adaydi. Adaydi aday olmasina ama ilk macin hucumdaki anahtari olan sabirla topu uzunlara indirmeyi bu macta yapmadik yapamadik. Artik ilk mactaki 3'luk yuzdemize guvendigimizden midir nedir 1.mactaki 3 sayilik deneme sayimiz olan 12'yi daha ilk 2 periyottan gecmistik. Ancak 3'luk isabetimiz yalnizca Kaptan Mrsic'in 2 basarili atisindan ibaretti. 4 kisali Efes Pilsen ise bu devrede Ender ve Kaya'nin tepeden oynadiklari ikili oyunlarla hucumda etkili olurken Nachbar'la ustuste bulduklari 3 sayilik basketlerle de bir ara farki 13 sayiya kadar yukseltti.3.periyotta tekrardan dogrulari bulmus, Emir ve Ukic ile pota altini besleyen bir Fenerbahce vardi sahada. Pota altindan buldugumuz sayilara Kinsey ve Emir'le buldugumuz iki 3 sayilik basket de eklenince 5 sayi geride basladigimiz periyotta 46-50 ile 4 sayilik farki yakalamayi basardik fakat gerisini getiremeyince periyot 50-51'lik skorla gecildi. Son periyota iyi baslayan taraf ise Efes Pilsen'di, Fenerbahce cevap vermede gecikmediyse de Efes'te Ermal'in ekstra katkisi son dakikalara lacivert-beyazlilarin onde girmesini sagladi. Emir ve Kinsey ile kullandigimiz kritik 3 sayilik atislardan da sayi bulamayinca macin kaderi belli olmus oldu ve Efes Pilsen seride durumu 1-1'e getirdi.
Mac boyunca ribaund ustunlugunu elimizde bulundurmamiza ragmen Fenerbahce adina bu tip maclarda gosterdikleri ekstra performanslarla on plana cikan Mirsad-Omer Onan ikilisinin maci yalnizca 2 sayiyla tamamlamasi, sayi yukunun kisalardan yalnizca Ukic ve Kinsey'e kalmasi, pota altina mac genelinde yeterli top indirememiz ve Efes kisalarinin delici performansi macin kaybedilmesinde onemli rol oynadi. Hakemlerle ilgili de bir kac kelam etmek gerekirse Engin Ozerhun'un mactan once ortaya cikan telefon konusmalarinin hakemleri etki altinda biraktigini soylersek yanilmis olmayiz herhalde, yoksa pota alti mucadelerinde sertlik dozunu asan hareketlerde bulunan Kaya ve Ermal'a faul calarken bu kadar cimri davranmazlardi.Yaziyi bitirmeden Efes Pilsen'e ve ne idugu belirsiz sozde taraftarina(!) da birkac soz soylemek gerekiyor. Efes Pilsen Kulubu'nun mactan once skorboarda yansittigi su yukaridaki goruntunun hic bir izahati yok, dupeduz terbiyesizlik. Sagdan soldan toplanan bindirilmis kitalar olarak mac boyunca kah Bursaspor kah Trabzonspor diye bagiran ve gecen seneden ders almamis gorunen bu guruha bizden hatirlatmasi; "Fenerbahce adamin elini lavabosuna sokar..."
20 Mayıs 2010 Perşembe
Efes Pilsen(0):62 - Fenerbahce(1):78
Sorunlarla bogusan Fenerbahce'ye karsi final serisinde Efes Pilsen bircok kisi tarafindan favori gosterilen tarafti.Seri oncesinde ilk 2 macta Ayhan Sahenk'ten en az 1 galibiyet cikartmamiz gerektigini dusunuyordum sampiyonluk yolunun acilmasi icin.Gerci onumuzde gecen sezon Ayhan Sahenk'ten 2-0 onde dondukten sonra verilen bir sampiyonluk ornegi var ama bu sezon Ukic'in safkan oyun kuruculuk ozelliklerinin ve sogukkanli basketbolunun Solomon'un kontrolsuz gucune nazaran bize avantaj saglayacagina olan inancim ve takimin gectigimiz sezondan aldigina inandigim dersler bu sezon ayni senaryonun yazilmayacagina dair hislerimi kuvvetlendiriyor acikcasi.Maca gelirsek,ilk periyot basabas giderken periyot sonunda Mirsad ve Kinsey'in etkili hucumlariyla birden oyunda one firladik, bu periyotu 9-21 gibi bir skorla gectikten sonra 2.periyota da hizli baslayip toplamda 19-0'lik bir seri yakaladik ve oyunun kontrolu skorun da verdigi rahatlikla elimize gecti.Efes'in 4 kisaya donmesi ve Sinan Guler hamlesi de 2.periyotta farki kapatmaya yetmeyince ilk yari Fenerbahce'nin 29-44'luk ustunluguyle sona erdi.Farkin bu denli acilmasinda sert savunmamizin yani sira hucumda topu olabildigince iceriye indirmemizin ve zorlama dis atislar kullanmamamizin etkisi vardi, kaldi ki ilk yari tamamlandiginda Fenerbahce'nin 4/4 uclugune Efes Pilsen yalnizca 1/7 uc sayilik isabetle karsilik verebilmisti.
3.periyota iyi baslayan taraf Efes Pilsen oldu, Fenerbahce de ilk 4 dakika sayi bulamayinca fark eridi ve 8 sayiya kadar indi.Ama bu noktadan sonra Fenerbahce oyuna iyice agirligini koyan Ukic'in onderliginde Oguz ve Mirsad'la tekrar farki acmayi basardi ve periyotu 44-60 onde tamamladi. 4.periyotun baslarinda iki takimda karsilikli hucumlardan bos dondu ve bu periyotun ilk sayisi macin bitimine 7.5 dakika kala Efes Pilsen'den geldi.Fenerbahce ise bu periyottaki ilk sayilarini bitime 5 dakika kala Ukic ile buldu. Efes'in mac genelindeki yuzdesiz oyunu son periyotta da devam edince Fenerbahce yakaladigi avantaji da iyi kullanarak macin sonunu iyi oynadi ve karsilasma 62-78'lik skorla sona erdi.Mac genelinde takim olarak cok iyi bir mucadele koydugumuzu ve Efes Pilsen'i ozellikle dis atislarda zor tercihlere yonlendirdigimizi soylemek mumkun. Basta Ukic, Kinsey, Mirsad, Emir ve Semih olmak uzere istatistik kagidinin her bolumune de etki eden cok yonlu bir oyun sergiledi basketbolcularimiz. Serinin geri kalan maclari cok daha zor olacaktir, bu mac bir nevi 2 ekibin birbirine el ense cektigi bir karsilasma oldu ama oyuncularimizdaki kazanma azmini gormek acisindan oldukca sevindiriciydi. Serinin anahtari yine savunmadan geciyor, mac sonrasinda da Oguz Savas ve Rakocevic'i sahadan silen Omer Onan yaptiklari aciklamalarda gecen seneden ders cikarttiklarini ve Efes Pilsen'i 60'li sayilarda tutmanin oneminden bahsettiler zaten.
Simdi sira serinin 2.macinda, her firsatta basketbola verdigi destekten bahseden Efes Pilsen'in belirledigi bilet fiyatlari manidar ama Fenerbahce taraftari 2.macta da en iyi sekilde destegini takimina verecektir. Cumartesi gunu Ayhan Sahenk'ten galibiyetle donmek sampiyonlugun kapisini da aralamak demek, futbol takiminin taraftara ve camiaya yasattigi travmayi atlatmanin caresi ise tribunlerde yeniden birlik olup sahada cubuklu formayla savasanlara destek olmaktan geciyor. Evet bu sene finallerden yorulduk ama sahada Fenerbahce oldugu muddetce sevmekten yorulmak olmaz...
19 Mayıs 2010 Çarşamba
Sezon Daha Bitmedi...
Pazar gecesi yasadigimiz soktan cikmak zaman alacak biliyorum, bugun yonetimin yapacagi aciklamanin daha oncekilerden cok farki olacagini da zannetmiyorum. Yine ozelestiriden yoksun, yine sucu kendi disinda herkesten bulan aciklamalar gelecektir...
Butun bunlar olup biterken sezon boyunca uvey evlat muamelesi goren erkek basketbol takimimiz final serisinde Efes Pilsen'le karsilasmaya hazirlaniyor. Fenerbahceliler uzgun, Fenerbahceliler kizgin, Fenerbahceliler mutsuz, dolayisiyla futbol takiminin kacan sampiyonlugunun bu seriye en basta tribun acisindan, dogrudan etkisi olacak gibi gorunuyor. Sezon boyunca subede yasananlardan dolayi basketbol takimina olan kirginlik da cabasi...
Butun bunlar olup biterken sezon boyunca uvey evlat muamelesi goren erkek basketbol takimimiz final serisinde Efes Pilsen'le karsilasmaya hazirlaniyor. Fenerbahceliler uzgun, Fenerbahceliler kizgin, Fenerbahceliler mutsuz, dolayisiyla futbol takiminin kacan sampiyonlugunun bu seriye en basta tribun acisindan, dogrudan etkisi olacak gibi gorunuyor. Sezon boyunca subede yasananlardan dolayi basketbol takimina olan kirginlik da cabasi...Ama Fenerbahceli unutmamali persembe gunu sahada yine sari lacivert cubuklu olacak, sevdamiz, tutkumuz, onsuz nefes alamadigimiz Fenerbahce cikacak bir defa daha sahaya, unutmamali gecen sene elinden alinan sampiyonlugu, unutmamali doping skandalini, unutmamali Kaya'nin, Ergin Ataman'in yaptiklarini ve unutmamali tribunlerdeki yerini almayi...
22.05.2010 Cumartesi
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
25.05.2010 Salı
20:00 Fenerbahçe - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)
27.05.2010 Perşembe
20:00 Fenerbahçe - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)
30.05.2010 Pazar
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
02.06.2010 Çarşamba
20:00 Fenerbahçe - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)
06.06.2010 Pazar
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
20.05.2010 Perşembe
20:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
20:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
22.05.2010 Cumartesi
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
25.05.2010 Salı
20:00 Fenerbahçe - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)
27.05.2010 Perşembe
20:00 Fenerbahçe - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)
30.05.2010 Pazar
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
02.06.2010 Çarşamba
20:00 Fenerbahçe - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)
06.06.2010 Pazar
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)
12 Mayıs 2010 Çarşamba
Sampiyon Fenerbahce...
Son bir hafta icerisinde 2. defa ayni basligi atiyorum blogdaki bir posta. Baska zamanlarda imtina edecegim bu durumdan inanilmaz bir keyif alarak yapiyorum ve de bunu, cunku benim nazarimda vaziyeti daha net ifade edebilecek bir baslik daha yok "Sampiyon Fenerbahce"den baska...
Kadin basketbol takimimiz Turkiye Kadinlar Basketbol Ligi final serisinde ezeli rakibi Galatasaray'i supurerek 2009-2010 sezonunda namaglup sampiyon oldu. Macin kilit noktalarindan biri koc Aydin Uguz'un ilk 2 macin etkisiz ismi Nicole Powell yerine yabanci tercihini Ajavon'dan yana kullanmasiydi ki Matee de ozellikle ilk yaridaki etkili oyunu ve 10 sayi-5 ribaundluk performansiyla bu tercihin ne kadar isabetli oldugunu gosterdi. Seyirci yasagi yuzunden Fenerbahce taraftarinin alinmadigi maca iyi baslayan taraf final serisinin ilk macindaki gibi Galatasaray'di. Sari-kirmizililar macin hemen ilk dakikalarinda 6-0'lik seriyle one firladilar fakat Fenerbahce'nin cevabi ilk mactaki kadar gecikmedi ve periyotun sonlarinda one gecmeyi basardi kizlarimiz. Ilk periyot 16-21'lik skorla tamamlanirken Fenerbahce adina Penny Taylor, Birsel Vardarli ve Matee Ajavon on plana cikan isimlerdi. Bu 3'lunun performansina ilerleyen dakikalarda Batur Abi'nin deyimiyle "Aslan Yurekli Risar" Ebony'nin de performansi eklendi. Devreye takimimiz 33-41'lik skorla onde girerken Penny hucumda skor yukunu cekmesinin yanisira sut yuzdesiyle de izleyenleri buyulemeye devam etti...3.periyota iyi baslayan taraf Galatasaray'di, Bahar'in ustuste buldugu ekstra sayilar sari-kirmizililarin maca tutunmasini sagladi. Dar rotasyonun getirdigi yorgunluga bir de maci yoneten hakemlerin en ufakta temasta Fenerbahceli oyunculara caldigi fauller eklenince bu periyotta Galatasaray hucumda tam 26 sayi buldu. Buna karsilik kizlarimiz 16 sayida kalinca periyot sari-kirmizililarin 59-57'lik ustunluguyle tamamlandi. Macin final periyotunda savunmayi sertlestirip iceriye daha cok top indirmeye basladik ve kisa surede de one firlayarak bunun karsiligini aldi. Iceriden Nevriye ve Ebony'le buldugumuz sayilara Galatasaray Katie Douglas'la cevap vermeye calisti. Burada dikkat ceken nokta Galatasaray'in yerlilerinin hucumda sorumluluk almaktan kacmasi ve her pozisyonda topu Tamika'ya veya Douglas'a aktarmaya calismasiydi. Mac kafa kafaya giderken Galatasarayli oyuncularin kacirdigi turnikeler ve Zafer Kalaycioglu'nun final serisi boyunca sutunu riske ettigi Ebony'nin ceza atislarini iyi degerlendirmesi -ki cemberin onunden sekip giren 3lugu macin kirilma anidir- son saniyelere Fenerbahce'nin ustun girmesini sagladi. Bu dakikadan sonra da taktik faulleri iyi degerlendiren Fenerbahceli kizlar ustuste 5. toplamda da 8. sampiyonluga uzandilar.
Amator branslarin zirve yaptigi sezonda bu hareketin bayraktarligini yapan Kadin Basketbolcularin sampiyon olmamasi beklenemezdi zaten ama sezon boyunca sakatliklar ve sanssizliklar yakasini birakmamasina ragmen namaglup bir sekilde bu basariya ulasan butun oyunculari ve teknik kadroyu basta Aydin Uguz olmak uzere tekrar tekrar kutlamak gerekir. Final serisi icin bir MVP secmek gerekirse hic kuskusuz bu isim serinin 3 macinda da gosterdigi inanilmaz performansla Penny Taylor olacaktir, dunku karsilasmayi da 28 sayi-7 ribaund-2 assistle tamamlayan Penny de bir Pondexter bir Katie Smith gibi Fenerbahce'yi sampiyonluga tasiyan WNBA efsanelerinin arasina adini yazdirmayi basardi. Darisi onumuzdeki sene Diana Taurasi'nin basina...
2009-2010 sezonunda 3 ana bransta yapilan 19 karsilasmada yalnizca 1 galibiyet goren "Avrupa'ya acilan pencere"nin taraftarlari bu durumu hazmetmek de sorun yasamis olacaklar ki macin bitisiyle birlikte sahanin ortasinda sevinen Fenerbahceli basketbolculara tribunlerden yabanci madde yagmuru basladi. Daha once kafalarina viski sisesi atmisligi da olan bu guruhun davranislarina aliskin olan kizlarimiz bunun uzerine sevinmeyi erteleyip ortundukleri havlularla soyunma odasinin yolunu tuttular. FBTV kameralari bu sevinc gosterilerini canli yayinla izleyecilerine aktarirken soyunma odasinda ozellikle Ebony'nin sevinci gorulmeye degerdi. Soz televizyondan acilmisken maci D-Spor'da (ya da GS-Spor desek daha dogru) anlatan ve yorumlayan sozde tarafsiz(!) arkadaslara da cok guzel bir kapak oldu bu mac...
8 Mayıs 2010 Cumartesi
7 Mayıs 2010 Cuma
Fenerbahce(1): 57 - Galatasaray(0): 51
Neyse bu girizgahtan sonra gecelim yazinin esas konusuna, kulup bunyesinde son 10 yilin acik ara en basarili bransi olan kadin basketbolda final serisine dun itibariyle start verildi. Normal sezonda 2 defa maglup ettigimiz ezeli rakibimiz, basketbol federasyonun duzenlemesiyle gectigimiz senelerde olsa 1-0 geride baslayacagi seriye 0-0 baslama hakkini elde edince elimizde sadece saha avantajimiz kalmisti seri oncesinde. Sene basindan beri yurticinde oynadigi maclarda sadece 2 yenilgi alan ve bu 2 yenilgiyle de 2 kupa kaybeden kadin basketbolcularimiz bu sene de sampiyonluk kupasina uzanarak ustuste 5. sampiyonluga ulasmayi hedeflerken, ezeli rakibimiz ise Fenerbahce'nin kadin basketbolundaki bu hegamonyasini kirmak amaciyla cikiyordu final serisinde sahaya.
Ilk periyot, normal sezonda Caferaga'da oynanan maca benzer bir sekilde basladi. Fenerbahce hucumda ve savunmada aksarken, Galatasaray hucumda ozellikle Young ile etkili oldu.Bu periyotta Fenerbahce sadece 9 sayida kalirken, Galatasaray 16 sayi kaydetmisti. Voleybol macindan cikip Caferaga'ya gelen taraftarlarin da etkisiyle tribun destegi artmaya baslamisti ama 2. periyota iyi baslayan ve farki 11 sayiya kadar cikaran taraf yine sari kirmizilardi (11-22). Bu dakikadan sonra pota altinda Ebony'e top indirmeye baslayip savunmada da vidalari biraz sıkıstırınca aradaki fark kapanmaya basladi ve devreye 6 sayi geride girdik(25-31). Bu devrede takimin yalnizca 25 sayida kalmasinda hic 3 sayilik isabet bulamamizin yaninda Galatasaray'in yer yer sertlik sinirlarini zorlayan savunmasi ve bu savunmaya musaade eden hakemlerin de etkisi vardi.
3.periyota iyi baslayan taraf savunma sertligini yukarilara cekip daha dengeli hucum etmeye baslayan Fenerbahce'ydi ki cok gecmeden bunun meyvelerini de toplamaya baslayip Ebony'nin pota altindan buldugu sayilarla macta ilk defa one gecmeyi basardi kizlarimiz(38-37). Galatasaray'in yalnizca 8 sayi bulabildigi bu periyot 41-39 Fenerbahce'nin ustunluguyle tamamlanirken iki takim arasindaki yerli oyuncu farki ortaya cikmaya baslamisti. Birsel ve Esmeral'in temposuna yabancilardan da Penny'nin delici oyunu eklenince 4.periyotta fark bir ara Fenerbahce lehine 11 sayiya kadar cikti. Galatasaray son bir gayretle farki 4 sayiya kadar indirse de kizlarimiz periyotun son dakikalarina hic faul yapmadan girmenin avantajini da kullanarak maci 57-51 kazanmasini bildiler.
Macta Galatasaray baskani Adnan Polat da tribundeki yerini alirken, bir diger dikkat ceken nokta da 13 sayisinin yanina 8 de havatopu ekleyen ve macin en cok havatopu alan oyuncusunun sahanin en kisalarindan Birsel Vardarli olmasiydi. Macin hayal kirikligi yaratan oyuncusu ise cok sey bekledigimiz Nicole Powell'di. Hucumda ve savunmada bir turlu devreye giremedi Powell ve maalesef Galatasaray'in sert savunmasi karsisinda sinerek etkili olamadi. Zaten dar olan rotasyonda bir de Powell gibi cok onemli bir hucum silahinin etkisiz kalmasi ilerki maclarda isimizi zorlastirabilir. Icerideki maclarda taraftar destegiyle bu eksikligi bir nebze kapatabilecek olsak da ozellikle Abdi Ipekci'de oynanacak mac veya maclarda eski performansina kavusmus bir Nicole sampiyonluk yolunu kisaltacaktir. Serinin 2. maci cumartesi 15:30'da yine Caferaga'da oynanacak ve FBTV'den de naklen yayinlanacak...
Sampiyon Fenerbahce...

Hic kimseye yakismadi sampiyonluk,size yakistigi kadar...
Ve sonunda beklenen oldu.Sari Melekler kupayla actiklari sezona sonuna kadar hak ettikleri sampiyonluk kupasiyla noktayi koydu.Bu takimin bizlere yasattiklari uzerine ne yazsak bos aslinda, biz tesekkur etmekten usandik kizlar kupa kaldirmaktan usanmadilar.Bu takimi izlememizde emegi gecen herkese bir defa daha tekrar tekrar tesekkurler...
Final serisinin ilk 2 macinda VBGSTT'li oyuncular kolay lokma olmayacagiz mesajini vermislerdi ortaya koyduklari mucadeleyle, Guidetti de normal sezon maclarindan sonra kupa finalinde dersine iyi calistigini gostermisti ama hicbiri Fenerbahce'nin namaglup sampiyonluguna engel olamadi.Dile kolay sezon basindan beri 49 mac oynadilar ve aldiklari yenilgi sayisi sadece 2.Bu iki maci da 3-2'lik skorla kaybetmis olmamiz ise takimin "winner" ruhunun en onemli gostergelerinden birisi...
Onceki postta yorumlarda bu mac icin skor tahminim 1-3 kazanacagimiz yonundeydi ama Sari Melekler o 1 seti de cok gorduler VBGSTT'ye.Su dakikadan sonra macla ilgili cok fazla konusmaya, yorum yapmaya gerek yok ama Neslihan'in, Poljac'in ve Kirdar kardeslerin seri boyunca takindiklari o kustah tavira en guzel cevabi yine sahada veren oyuncularimizi ayrica tebrik etmek istiyorum. Sari Melekler icin 2009-2010 sezonunun ozeti asagida, bu tabloya bakinca gururlanmamak elde degil, sadece Avrupa'nin en buyuk kupasi kaldi onu da onumuzdeki seneye gormek istiyoruz artik muzede...
- Turkiye Ligi Sampiyonu
- Turkiya Kupasi Sampiyonu
- Turkiye Super Kupa Sampiyonu
- Avrupa Sampiyonlar Ligi Ikincisi
Son olarak Gamova'nin aldigi 3 odulle(MVP,En Skorer Oyuncu,En Iyi Atak Yapan Oyuncu) adeta ambargo koydugu bireysel oduller icin de birkac kelam edelim.Oduller sadece final serisi baz alinarak verildiginden sezon boyunca gosterdigi performansla herkesin hakli takdirini kazanan Nati'nin odul alamamasi eminim ki bircok kisiyi uzmustur.Hani normal sezon icin de MVP seciliyor olsa veya taraftar olarak bireysel odul dagitiyor olsak cok buyuk ihtimalle MVP odulu Nati'den baskasina gitmezdi ama final serisinde smaclarindaki basarisina en degerli oyuncu hesaplamasinda mevkisi icin %50 onemi olan servis karsilamayi ekleyemeyince MVP odulu takim arkadasi elf kizi Gamova'nin oldu...Beni sasirtan bir diger isim ise Eda oldu, "En Iyi Blokor" odulunun seri boyunca yaptigi kritik bloklarla sampiyonlugun kazanilmasinda buyuk etkisi olan Eda'ya gidecegini tahmin ediyordum ama Eda, Final 4'da Ravva'ya kaptirdigi bu odulu bu sefer de kaptana kaptirdi. Tabi Eda'nin ve Cigdem'in yaslari goz onunde bulunduruldugunda, Nati ile birlikte takima ablalik yapan ve takimin bugunlere gelmesinde buyuk emegi bulunan Cigdem'in bu odulu almasinin da mutluluk verici oldugunu ekleyeyim."En Iyi Libero" odulunu liberomuz Nihan Yeldan alirken, "En Iyi Pasor" odulu paslarinin yani sira yaptigi bloklarin da puanlamaya etkisiyle pasorumuz Naz Aydemir'in oldu...
4 Mayıs 2010 Salı
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Fenerbahçe 2 - Eskişehirspor 0
Takım geçen haftada baskılı arzulu oynamıştı ancak gol geç gelince sıkıntı yaşamıştık. Bu hafta erken gelen gollerle takım daha da rahattı. Yine de geçen haftadan daha istekli daha arzulu ve daha da üretkendi. İlk yarıda özellikler Özer'in ve Topuz'un oyuna katılımlarının üst düzey olmasıyla bu sezonki birçok maça nazaran daha net ve daha çok pozisyona girdik. Hele 38. dakikada Özer'le başlayan Güiza'nın topuğu ile Alex'e ve O'nun da bekletmeden sağdaki Topuz'a verdiği ve Topuz'un sert şutunu Ivesa'nın kurtardığı pozisyon vardı ki klasik tabirle okullarda ders diye okutulur.
İkinci yarı ise maçı rölantiye alarak Es-Es'in top yapmasına izin verdik biraz. Özer 2. yarı eskisi gibi yine top ezdi, gereksiz hareketler yaptı zaman zaman. Emre'nin çıkmasıyla ortaya geçen Topuz orda da iyi oynadı. Selçuk gayet formda son haftalarda. Daum'un Deivid ve Semih hamleleri de yerindeydi. Güiza çalışıyor ama gol atamıyor. Umarım bu suskunluğunu gole daha çok ihtiyacımız olacak olan Ankara deplasmınında bozar.
Tribünler desen sahadakilerden daha ateşli daha çok inançlıydı şampiyonluk için.Bugün staddaki bu ortamı görünce son haftaki Trabzon maçına dair hiçbir şüphe kalmadı içimde. O maçı da kazanacağımıza eminim. Geriye önümüzdeki hafta Ankara deplasmanı kaldı. Takım bugünkü isteğini arzusunu orda da gösterirse şampiyonluk bizimdir artık.
Etiketler:
alex,
eskişehirspor,
Fenerbahce,
sampiyonluk,
tezahurat,
tribun,
tsl
25 Nisan 2010 Pazar
Kasımpaşa 0 - Fenerbahçe 1

"Fener gol gol gol, şampiyonluk geliyor"
Kasımpaşa maçının en az BJK maçı kadar zor geçeceğini düşünüyordu birçok kişi. Öyle de oldu izleyebildiğim kadarıyla. Sorunlu internet bağlantısı yüzünden yarım yamalak izledim maçı. Ama zaman zaman pozisyon bulsak da ilk yarıda durgun olduğumuzu, 2. yarıda ise gol için oyunu rakip sahaya daha çok yıktığımızı ve golü daha çok istediğimizi söyleyebiliriz. Özer ve Topuz daha gayretli ve daha verimliydiler sanki bugün.
Bilica'nın yokluğunda emin değilim ama sanırım ilk kez gerçek yerinde oynayan Bekir kornerden attığı golle galibiyeti ve hatta belki de şampiyonluğu getirdi takıma. Sarı-lacivert formayla da ilk golünü attı. Hoşgeldin Bekir...
Bağlantının sıkıntılı olması ve ben ne zaman izlesem Galatasaray'in kazanması üzerine Sliema'da küçük bir yürüyüşe çıktım. Odaya döner dönmez de maçın beklediğim gibi berabere bittiğini gördüm. Böylece Besiktas'tan sonra Galatasaray da yarıştan düşmüş oldu. Bundan sonrası Bursa ile başbaşa. Her ne kadar garanti bir 3 puanları ve bizden kolay maçları olsa da takımın bundan sonra yarışı bırakmayacağına ve ipi göğüsleyeceğine inanıyorum.
Bilica'nın yokluğunda emin değilim ama sanırım ilk kez gerçek yerinde oynayan Bekir kornerden attığı golle galibiyeti ve hatta belki de şampiyonluğu getirdi takıma. Sarı-lacivert formayla da ilk golünü attı. Hoşgeldin Bekir...
Bağlantının sıkıntılı olması ve ben ne zaman izlesem Galatasaray'in kazanması üzerine Sliema'da küçük bir yürüyüşe çıktım. Odaya döner dönmez de maçın beklediğim gibi berabere bittiğini gördüm. Böylece Besiktas'tan sonra Galatasaray da yarıştan düşmüş oldu. Bundan sonrası Bursa ile başbaşa. Her ne kadar garanti bir 3 puanları ve bizden kolay maçları olsa da takımın bundan sonra yarışı bırakmayacağına ve ipi göğüsleyeceğine inanıyorum.
"Bizler inandık siz de inanın"
Etiketler:
Bekir İrtegün,
bursaspor,
Fenerbahce,
kasımpaşa,
sampiyonluk,
tsl
20 Nisan 2010 Salı
Az Gittik Uz Gittik...
- Yolculuk haftasiydi gectigimiz hafta...Hepimiz dagildik bir taraflara, kimimiz derbi icin Istanbul yollarina dustu kimimiz Likya yollarina...- Dag, tepe dolasirken bile uzak kalamadik Fenerbahce'den, telefonun cektigi yerlerde ilk sorulan sorulardandi mac skorlari. Kadin voleybolcularin kupayi Altin Set sonucunda kucakladigini da yine boyle bir anda ogrendik ve bu heyecani yasayamamanin huznuyle karisik yasadik sevincimizi.Oyle ki dayanamayip Manisaspor kupa macinin oldugu gun attik kendimizi Kalkan'a...
- Pazar gunu Besiktas macini Kas'ta izlemenin planlarini yaparken ufak bir revizyonla geliverdik cumartesi sabahi Ankara'ya. Yuruyusle ilgili detaylari baska bir zamana birakip donelim Fenerbahce'ye ama yuruyus fotolarina goz atmak isteyenleri de buradan (http://picasaweb.google.com.tr/likyayoluyuruyusu) alalim...
- Ayagimin tozuyla Or-ka ve Alkolik'le birlikte cumartesi gunu solugu Baskent Spor Salonu'nda aldim. Serinin ilk 2 macini izleyememistim hatta telefondan maclarin sonuclarini ogrenene kadar Vatan gazetesinin tasra baskisindaki hata nedeniyle ilk maci 2-3 kaybettigimizi zannediyordum.
- Ayagimin tozuyla Or-ka ve Alkolik'le birlikte cumartesi gunu solugu Baskent Spor Salonu'nda aldim. Serinin ilk 2 macini izleyememistim hatta telefondan maclarin sonuclarini ogrenene kadar Vatan gazetesinin tasra baskisindaki hata nedeniyle ilk maci 2-3 kaybettigimizi zannediyordum.- Mactan once Alkolik'le bulusup Kitir'da biralarimizi yudumladiktan sonra da birer tane daha salonun hemen yanindaki eski okulumda yuvarlayip salonun yolunu tuttuk.
- Oncelikle yeni salonu cok begendigimi soyleyeyim, acilir kapanir portatif tribunler ve yuksek cati bir voleybol salonu icin olmazsa olmazlar. Selim Sirri'dan sonra bu salonda mac izlemek gercekten keyifli.
- Salona girdigimizde Or-ka, Fenerbahce benchinin arkasinda yerini almisti ama Alkolik'le biz benchin karsisinda yer alan ve sozde Ziraat Bankasi taraftarina(?)-personeline(!) ayrilan tarafa yakin bolume gecmeyi tercih ettik.
- Ilk iki seti aldiktan sonra iyice sampiyonluk havasina girmistik ki 3.setin sonlarinda yasanan cekisme Ziraat Bankasi calisanlariyla aramizda ufak capli bir gerginlik cikmasina neden oldu. Ziraatliler neredeyse sahanin icine kadar girip binbir sebeklik yaparken bizim en on siraya oturmamiza bile engel olunmasi uzerine baslayan gerginlik, Ziraatlilerin kufurleriyle iyice tirmandi ve ortalik kisa bir sureligine de olsa karisti.Bu arbede sirasinda 3.setin sonlarini pek takip edemesek de Ziraat Bankasi oyunculari son bir cabayla maci 4.sete tasimayi basardilar.
- 4.sette de ilk 2 sette oldugu gibi tartismasiz bir Fenerbahce ustunlugu vardi sahada. Alinan her sayida sampiyonluga bir adim daha yaklasmanin da heyecaniyla sahada oyuncular tribunlerde de biz costukca costuk. Setin 25. sayisi geldiginde ise 2009-2010 sezonun ilk sampiyonlugunu oyuncularla birlikte kutlamaya basladik.
- Fenerbahce Kadin Voleybol takiminin dominant performansinin da etkisiyle arka planda kalan, sponsorsuz ve reklamsiz baslayip devam ettikleri bir sezonda kendilerinden cok daha yuksek butceli takimlara karsi Erkek Voleybolcularin aldiklari bu basari cok ama cok degerli. Basta "bayrak adam" olma yolunda hizla ilerleyen Kaptan Arslan olmak uzere sakat sakat oynayan Emre'ye, play-offlardaki formuyla hepimizi sasirtan Divis'e, yillarin tecrubesi Gardner'a, takimin dinamosu Serkan'a, MVP odulunu sonuna kadar hak eden Coskovic'e kisaca bu basarida emegi gecen herkese cok cok tesekkurler...
- Sampiyonluk macindan karelere de bu linke tiklayarak ulasabilirsiniz...
- Gelelim haftanin sonucu en fazla merak edilen macina, bu macta tribunde yerlerini alan blog tayfasinin izlenimlerini aktarmasi daha hos olacaktir ama ben yine de birkac satir karalayayim macla ilgili...- Gectigimiz haftalarda Papazin Cayiri'nin ortaya attigi kampanya fikrinin Erkek Voleybol takimini da icine alarak gercege donustugunu gormek benim icin macin sonucu kadar onemli ve degerliydi.
- Futbol takiminin sampiyon oldugu sezonlarda her zaman takimi ve tribunleri atesleyen bir tezahurat one cikmistir. Bu sene de oyle gorunuyor ki bu tezahurat Genclerbirligi macinda "Fener Gol Gol Gol, Sampiyonluk Gidiyor" seklinde baslayip futbol takiminin sezon sonuna dogru yukselen formu ve aldigi basarili sonuclarla "Fener Gol Gol Gol, Sampiyonluk Geliyor"a evrimlesen tezahurat olacak.
- Alex de Souza yine gemisini kurtaran kaptan olmaya devam ederken, macin en iyi performansi nin sakat sakat forma giyen Gokhan Gonul'den geldigini dusunuyorum. Her ne kadar Bobo atacagi koseyi cok gosterdiyse de koseye giden topu basarili bir sekilde cikaran Volkan da macin kader adamlarindandi.
- Macin en cok konusulan adami ise hic suphe yok ki atis oncesinde penalti noktasina ufak capta tecavuz eden Bilica oldu. Zaten sene basindan beri yaptigi gereksiz sert ve dengesiz mudahalelerle hepimizi cileden cikartan Bilica bu hareketiyle de Fenerbahce formasina ne kadar yakismayan bir oyuncu oldugunu bir defa daha gozler onune sermis oldu. Yaptigi hareketin ne kadar gereksiz oldugu su goturmez bir gercek, benim esas merak ettigim teknik kadronun ve yonetimin Bilica konusunda ne yapacagi.
- Bu arada derbi geyiklerinden de en cok Bilica'nin Laff-a-lympics'teki Really Rottens-Gercek Kotuler'e transfer olmasina guldum.Hatta halen guluyorum...
- Ligin son 4 haftasina girilirken onumuzdeki hafta beni Besiktas'tan daha fazla endiselendiren bir rakip olan Kasimpasa ile karsilasiyoruz. Daha once de uyguladigi yuksek bilet fiyatlari ile tepki ceken Kasimpasa yonetimi bu kez olayi iyice abartarak esegin bir tarafina su kacirmayi tercih etmis ve en ucuz bileti 120 TL olarak belirleyerek soyleyecek bir soz birakmamis...
16 Nisan 2010 Cuma
Şampiyonluk Ankara'da mı Yaşanacak?

Gerek is yogunlugu gerekse evlilik hazirliklari derken spor salonlarinin yolunu unutmustuk bu sene. Daha cok siteler bolgesi ve alisveris merkezleri olmustu ugrak yerlerimiz ama dun firsatini bulup maca gidebildik. Aynı zamanda Baskent Spor Salonu’nun acilisini da yapmis olduk. Cumartesi gunku maca gidecek olup da yerini bilmeyenler varsa eger; salon, Baskent Ogretmenevi’nin hemen yani. Salona gelince, gayet guzel ve modern bir salon, tribunler acilip kapanabiliyor ve akustigi de iyi. Mac boyu karsi tribundeki Ziraatlilerinin ellerinde salladiklari aletten cikan ses beynimi tirmalayip durdu. Sanirim akustigi anlatmak icin yeterli bu aciklama. Selim Sirri ile karsilastirildiginda daha soguk bir havasi var yeni salonun. Bu da salonun buyuklugunden kaynaklaniyor. Selim Sirri da daha yakindan goruyorsunuz sporculari, molalarda neler konusuldugunu duyuyorsunuz, daha bir macin icinde oluyorsunuz ama burda dev ekrandan seyrederek yetiniyorsunuz.
Maca gelince, istatistiklere bakip yorumlayacak kadar bu isten anlamiyorum (belki 1-2 sene icinde onu da cozerim) ama gorduklerimi anlatmaya calisayim. İlk once pasorumuzden ve kaptanimizdan baslayalim. Arslan ozellikle ilk sette cok iyi bir oyun ortaya koydu ama diger setler icin bunu soylemek mumkun degil, ozellikle 2. sette baya kotuydu tabi bunda kotu alinan mansetlerin de etkisi vardi. Son birkac mactir sakatligindan dolayi eski smac servislerini birakmisti ama bu macta yine denedi. Servislerde ise oyununun tam tersi bir performans gosterdi. İlk sette kotuydu ama sonradan daha isabetli servisler atti, en azindan filede kalmadi. Liberomuz Serkan’a gelince, 2. sette Celitans’in attigi kisa servisleri karsilamadaki hatalari disinda mac boyu iyi bir oyun ortaya koydu. Coskovic genel ortalamasinin altinda bir oyun ortaya koydu. Takimin en istikrarli serviscisi olmasina ragmen bu macta baya bir servis kacirdi, ki servislerde takim olarak baya bir hata yaptik. Ozkan’in oyle bariz bir hucum hatasini hatirlamiyorum, kendisine atilan iyi paslari iyi degerlendirdi, savunmada ise cok ekstra birsey yaptigini soyleyemem. Emre’ye gelince, adam baya bir havali, yuruyus falan o bicim. Turkiye’nin en seksi sporculari arasinda gosterilmesinin etkisi var herhalde bunda. Zaman zaman savunmada ve servislerde cok iyi isler yapti. Umarim bir sonraki macta capraz kose dibine atmayi denedigi servisler oyun alaninin icinde kalir, cunku icinde kalirsa cikarmasi cok zor servisler bunlar. Divis de tipki Arslan gibi ilk sette iyi oynayip ilerleyen setlerde dusen bir performans ortaya koydu. Biraz daha dikkatli olsa belki mac 5. sete uzamadan biterdi. Gardner’a gelince, mac boyu cok hirsli bir oyun ortaya koydu. Ozellikle 2. setin sonunda yardimci hakemin verdigi ters kararlar sonrasi yardimci hakeme suratiyla verdigi bir ayar vardi ki; gorulmeye degerdi. O ayardan sonra suratiyla verdigi ayari bu sefer agziyla vermeye basladi. Tam olarak kim oldugunu yakalayamadim ama sanirim Granvorka idi, onunla surekli bir agiz dalasi icindeydi. 4. sette cok rahat bir pozisyonda disari vurdugu top ise setin kaderini degistirdi ama genel olarak iyi oynadi diyebiliriz.
Mac sonundaki goruntuler ise cok guzeldi. Cogunlugunu Unifeb'li arkadaslarimizin olusturdugu grubun yerlerini terketmeyip israrli bir sekilde ‘Arslan takimi buraya getir’ tezahuratlari, Kaptan’in ve takimin bu istegi kirmamasi, karsilikli ‘Sari-Lacivert-Sampiyon-Fener’ cekilmesi, insani mutlu eden goruntulerdi.
Simdi asil soru su, kupa cumartesi gunu mu Arslan’in ellerinin arasina girecek ve bu sevinci bizzat yasayacagiz yoksa seri İstanbul’da mi sonlanacak? Bekleyelim ve gorelim...
Etiketler:
amator branslar,
Fenerbahce,
sampiyonluk,
voleybol,
ziraat bankasi
Son Düzlüğe Girerken
Beğenelim, beğenmeyelim başkanlığa geldiğinden bu yana, yarıştığımız her dalda bir sıçrama getirdi Aziz Yıldırım. Sihirbazlık değildi yaptığı ama seleflerinin yapamadığını yaptı , kulübün potansiyelini kullandı. Özellikle 100. yılımızda zirve yaptığımız takım sporlarında bu sezon da her anlamda iddialıyız. Sezonu 5 şampiyonluk ile kapatmak ihtimali yazı erken getirir. Her branşta ilk ikide , son düzlükte ya ilerde ya ensedeyiz.
Erkek voleybolcularımız dün kıran kırana geçen ikinci maçta Ziraat’i 3-2 ile geçtiler. Erkeklerde normal sezonda zaten herkes herkesi yeniyordu dolayısıyla 3-2’lik maçlar şaşırtıcı değil. Ziraat’in vezirini aldık, sezonun ilk kupası onlardan gelecek. İki maçta da pasör farkıyla öne çıktık , Aslan’la Selçuk arasındaki fark sonucu belirliyor.
Filede kızlarımız Ankara’da başlıyor mesaiye, onları geçince bir derbi atlatıp Vakıfbank GSTT ya da Eczacıbaşı ile final oynayacağız. Kupa finalinde zorlanmış olmaktan dolayı şaşırdık ama emin olmayanımız var mı şampiyonluktan?
Potada ligin yenilgisiz kızları sadece kupa finalinde Cimbom’a geçildiler. Saha avantajını her turda elimizde bulunduracağımızdan orda da şüphe duymuyoruz. Parkenin maskülen tarafında rüzgar tersten esiyor. Gençler maç seçmeye , koç tedavisine devam ediyor. Play-off’larda bençte oturması zor, oturması bir ihtimal de eskisi gibi koşturması olmaz. Herkes gibi bizim de gözümüz – kulağımız Tanjeviç’ten ziyade Ukiç’te, Efesle oynayacağımız final serisine hazır olsun yeter. Tek umudumuz takımın Efes karşısında giydiği direşken elbise.
Galatasaray maçı ile potaya giren futbolcularımız ise birden şampiyonluğun en güçlü adayı oldu. Salt Sami Yen galibiyeti bizi havaya soktu, ardından Kayseri’de sezonun en umut verici futbolunu ve gözlerdeki ateşi gördük. Şimdi her maç final. Lugano’nun dediği gibi hayatın son maçı gibi oynamak lazım kalan her 90 dakikayı. Bunu yaparken Beşiktaş’a karşı rakip sahada baskı kuran orada oynayan bir takım mı, oyunu tutan sinsice vuran bir futbol mu işimizi görür ona karar vermek zor. Bu kez kararı biz vereceğiz zira evimizde , bizden daha eksik, daha acemi, daha ürkek bir Beşiktaş bulacağız. Son şansları da olsa köşeye sıkışmış bir boksör gibi saldırmalarını hiç beklemiyorum açıkçası. 3 puan gelsin de nasıl gelirse gelsin durumundayız.
Kimimiz vahşi doğada kimimiz dört duvar ofiste mayıs ayını beklerken bu akşam yolculuk var; yine toplaşacağız Kadıköy’de. Kadehler Fener için kalkacak, Beşiktaş’ı geçip Trabzon maçı için sözleşilecek… Önümüz gün demiştik Sami Yen’e giderken, güneş doğdu şimdi içimizi ısıtma zamanı…
Erkek voleybolcularımız dün kıran kırana geçen ikinci maçta Ziraat’i 3-2 ile geçtiler. Erkeklerde normal sezonda zaten herkes herkesi yeniyordu dolayısıyla 3-2’lik maçlar şaşırtıcı değil. Ziraat’in vezirini aldık, sezonun ilk kupası onlardan gelecek. İki maçta da pasör farkıyla öne çıktık , Aslan’la Selçuk arasındaki fark sonucu belirliyor.Filede kızlarımız Ankara’da başlıyor mesaiye, onları geçince bir derbi atlatıp Vakıfbank GSTT ya da Eczacıbaşı ile final oynayacağız. Kupa finalinde zorlanmış olmaktan dolayı şaşırdık ama emin olmayanımız var mı şampiyonluktan?
Potada ligin yenilgisiz kızları sadece kupa finalinde Cimbom’a geçildiler. Saha avantajını her turda elimizde bulunduracağımızdan orda da şüphe duymuyoruz. Parkenin maskülen tarafında rüzgar tersten esiyor. Gençler maç seçmeye , koç tedavisine devam ediyor. Play-off’larda bençte oturması zor, oturması bir ihtimal de eskisi gibi koşturması olmaz. Herkes gibi bizim de gözümüz – kulağımız Tanjeviç’ten ziyade Ukiç’te, Efesle oynayacağımız final serisine hazır olsun yeter. Tek umudumuz takımın Efes karşısında giydiği direşken elbise.
Galatasaray maçı ile potaya giren futbolcularımız ise birden şampiyonluğun en güçlü adayı oldu. Salt Sami Yen galibiyeti bizi havaya soktu, ardından Kayseri’de sezonun en umut verici futbolunu ve gözlerdeki ateşi gördük. Şimdi her maç final. Lugano’nun dediği gibi hayatın son maçı gibi oynamak lazım kalan her 90 dakikayı. Bunu yaparken Beşiktaş’a karşı rakip sahada baskı kuran orada oynayan bir takım mı, oyunu tutan sinsice vuran bir futbol mu işimizi görür ona karar vermek zor. Bu kez kararı biz vereceğiz zira evimizde , bizden daha eksik, daha acemi, daha ürkek bir Beşiktaş bulacağız. Son şansları da olsa köşeye sıkışmış bir boksör gibi saldırmalarını hiç beklemiyorum açıkçası. 3 puan gelsin de nasıl gelirse gelsin durumundayız.Kimimiz vahşi doğada kimimiz dört duvar ofiste mayıs ayını beklerken bu akşam yolculuk var; yine toplaşacağız Kadıköy’de. Kadehler Fener için kalkacak, Beşiktaş’ı geçip Trabzon maçı için sözleşilecek… Önümüz gün demiştik Sami Yen’e giderken, güneş doğdu şimdi içimizi ısıtma zamanı…
Etiketler:
amator branslar,
aziz yildirim,
basketbol,
Fenerbahce,
futbol,
sampiyonluk,
voleybol
23 Mart 2010 Salı
Oyuna Gelme, Safını Terketme!!!
Nicedir memlekette bir Bursaspor sevdası hasıl oldu. Her takımın taraftarları, kahvenin insanları, tüm mahalle bakkalları , köşesini tutmuş her yazar, kameranın tüm karşısı timsahın bir yerinden tutmuş şampiyonluğa beraber yürüyor. En son bizim Diego da tribündeki yerini alınca , romantik bir iç hesaplaşma yaşadık . Tabi ki herkesin fikri, hissi kendine. Bizimki farklı açılardan bakmak olabilir sadece. Diego’nun ve dahi çokça taraftarın “Bursa şampiyon olsun” rüyasına giden yolda bir oyuna geldiğini düşündüğümden yazıyorum , çekememezlik falan değil; yoksa Ankaragücü kontenjanından kardeş takım bilip pekala hoplayıp zıplamak da mümkün duruma. Umumi kanı şu ki , 4 şampiyonlu marka değeri yüksek ligimizde oligarşi titriyor Bursaspor geliyor(!). Bu furyada ilk kıvılcımı çakan puan tablosuysa; ateşi körükleyen de bizzat futbolu bu oligarşik yapısıyla koruyan, mevcut durumu sürdüren kuvvetlerdir. Yani titreyen de titreten de birdir bu oyunda.Bursa’yı öve öve bitiremeyenlerin yıllardır sayfalarında bir gün olsun eşitlikçi davrandıklarını görmedik. Sürekli İstanbul merkezli çalışıp, bu pazarı kendileri yaratmamış gibi ne zaman Antep, Sivas ya da başka bir Anadolu takımı potaya girse Akmerkez’den alışveriş yapan varoş çocuğu görmüşçesine önce özgüvenine, sonra bütçesine şaşırıyorlar. Şaşırma evresi geçince takip, sonrasında aşırı bir takdir seyrediyoruz. Birkaç ay önce 5 kelime etse 3’ü kırpılan Ertuğrul sayfa sayfa demeç vermeye başladı. Bursaspor’un maçlarını yayınlamayan siz , bir tane yazarınızı Bursa’ya Sivas’a maç izlemeye göndermeyen siz, ama Bursa’nın şampiyonluğunu en çok isteyen yine siz. Şimdi Bursa’yı şampiyon yaparlar mı sorusuyla başka bir gündemin peşindeler. Bu futbolla lider oldularsa şampiyon da olurlar kardeşim. Bu futbolu Fenerbahçe oynasa yerden yere vurursunuz , Bursaspor oynayınca şampiyonluğu hak etmiş oluyor. Evet altyapıdan gelen futbolcuların başarısı veya birkaç sezon önce ikinci ligde oynayan Ozan İpek’in çıkışı başarıdır, takdir edilesidir ama Mehmet Çakır’ı , Musa Büyük’ü unutmadan tek sezonluk değerlendirmeler yapmayalım. Bu abartılı değerlendirmelerin temelinde hep aynı çimento var : para. İstanbul’daki meslektaşlarından az kazanıyor diye ya da elinde daha ucuz bir takım olduğundan Sağlam birden Daum’dan da Riijkard’dan da daha muteber bir hoca oluveriyor. Ozan İpek , Volkan Şen birden Alex’ten fazla saygı görmeye başlıyor. Aynı Ertuğrul Beşiktaş’ın başına geçmedi mi , aynı imkanlarla orada çalışmadı mı? Ali Tandoğan Beşiktaş’ta tepeden baktığı adamlarla yan yana oynuyor diye sevimli mi oldu şimdi? Sadece ekonomik anlamda daha az yer kaplıyor diye Fenerbahçe’ye milyarlık eşekler , Bursa’ya Barcelona muamelesi çekmenin manası var mı? Bursa henüz tamamlamadığımız sezonda üstün bir başarı gösterdi ve kimine göre takdir edilesi bir oyun oynuyorlar. Abartmanın, Bursa’nın şampiyonluğu için maaile kenetlenmenin aşırı bir tarafı yok mu sizce?
İstanbul’dan ala futbol şehri ilan edilen Bursa’nın daha birkaç sene öncesinde nasıl kümede kaldığı, nasıl düştüğü unutuldu mu, sempatik Bursa’ya Fener’in her gidişinde çıkan olayların üstüne ket mi vuruldu? Diyarbakırspor’u ötekileştirme işinde oldukça başarılı olduklarını da ekleyelim listeye. Bir de ara ara Levent Kızıl’ı hatırlayın, bünyeye iyi gelir. Tüm bunları yazalım bir kenara ve hafta sonu Galatasaray’ı yenince bir daha konuşalım Bursa aşkımızı!Bursa açısından bakarsak ise bu sezonki olası şampiyonluk sürdürülebilir bir başarı değildir. Bugünün futbol zemini buna elverişli değildir; bu koşullar değiştirilmezse, ama üç ama beş sene sonra Bursa komşuları Sakarya ya da Kocaeli’nin kaderine ortak olabilir. Şimdi haklı olarak ayaklar yere basmaz, İstanbul’u eziyoruz, bir devri kapatıyoruz hissiyatı da gayet anlaşılır. Lakin her şey olup bittikten sonra, bu sezonu kupalı - kupasız bitirip, gelecek sezon her şeyin eskiye döndüğünü gördüklerinde öfkelerini bize değil 3 dakikalık görüntü için gece yarısını bekletenlere yöneltsinler. Bizans bizi orada barındırmadı demesinler.
Son olarak anlayamadığım nokta da şu ki : Fenerbahçe taraftarı olarak 8 hafta varken takıma sırtımızı dönüp timsahlaşmanın ne alemi var. Ben olamayacaksam Bursa şampiyon olsun demenin bir mantığı vardır da , ben olmayayım Bursa olsun demek en basitinden taraftarlığa sığmıyor. Fenerli tabi ki kızgındır , kandırılmıştır, hayal kırıklığına uğramıştır. Fevri davranabilir ama saflarını terk edemez. Haftalardır sergilenen oyunun farkına varmalı, Galatasaray’ın sahasında ve tam kadro karşımıza nasıl çıkarıldığını görmelidir. Bu bile kenetlenme sebebidir. Türkiye’nin en “başka” , en nefret edilen kulübü olarak her şampiyonluğumuzu söke söke aldık. Şimdi buradan gelecek bir şampiyonlukta Tüh Bursa’ya yazık oldu mu diyelim! Hak etmedik dediğimiz sezonda şampiyon olursak yine tüm rakiplerimizi yenmiş olacağız, ki o formayı terletenler varken biz nasıl hak etmedik deriz. Dahası…Önümüz Sami Yen ,
önümüz gün,
hele bir ışıklar sönsün,
hele bir kapansın kapılar,
sular durulsun,
bıçak atacağım ta on ikiden...
Johnson’lı maçtan önce , sabahın alkol vaktinde 3 puanı yeminle müjdeleyip ciddiye alınmayan yaşlı amca… Özür dilerim...
Etiketler:
bursaspor,
Fenerbahce,
galatasaray,
sampiyonluk,
tsl
31 Ocak 2010 Pazar
Es be rüzgar...
Sivas'ta düdük çaldı, maç bitti; bir ruzgar yaladı yanagımızı... ama ürkek... öyle ılık bir bahar rüzgarı değil Moda sahillerine vursun ... Az biraz serin, bu havada ısıttı da, mayısa üşütebilir...
Evet gelen giden yok; yonetim bizi kandırmaktan baska is yapmamış aylarca, ya da yapamamış... En güvenilir ve sevilir kocaman adamlar bile küçücük hesaplara alet edilmiş sanki... İfade mahçup , içerik ezberden... Biz bu takıma güveniyoruz...
Keşke en başından güvenseydiniz... Deniz aşırı ülkelere topçu izlemeye gideceğinize, çubukluyu hali hazırda giyenlere hürmet etseydiniz. Madem güveniniz onlara, ilkin de onlara anlatabilseydiniz bunu. Anlatsaydınız... Anlasalar...
Bugün Topuz o topu taca yollamasa, Daum'u ve bizi çıldırtmasa; Deniz o pası atmasa... Semih öyle vurmasa... Evet , sövecektik. Ama sonrası Boral resitali, sonrası Sevilla sessizlik... Yazılan oldu işte, Deniz hayatının pasını verdi, Semih gereğini yaptı. Ekran başında totemler bile yalan oldu digiturk sagolsun... bir semih yakaladı o topu döndürdü maçı... En kara sevdalısı, en arabeski bile zarif , naif ve de estetik bir bağ kurmuştur bugün renklerle... 5-1 değil bir açılımın kaderi idi Sivas'ta sahadaki... Herkes dönüp baktı kendine . Selçuk bir Güngören, Deniz stoperde 19 Mayıs, Özer keşfedilmeyi bekleyen çalışkan orta saha, Boral bir şampiyonlar ligi performansı sergiledi. Semih'in dublesi kadayıfsa , Gönül'ün sola çekip golü bulması kaymaktı bugün. Tadından yiyemedim ben bu pazarı. Bir tenhada can cananı buldu.
Bugün çubukluya dalıp da gitmeyen varsa bizden değildir, lo... Ali Bilgin dahil kardeşimizdir artık; madem bu sezon bizi mahkum ettiniz, en rutubetli damınızda en içli şarkıyı söylemek de bize düşer... Aşık'ız biz , Romantik'iz. İçimizi ısıtan, bizi sarmayalayan, ama en çok da titreten o forma... elimizi ayağımızı tutmaz eden, bizi saptıran da saptıran, nihayetinde yola getiren o renkler... O tarih, o hatıralar... Ama ille de o forma... Kodamanlar, ve hatta kocamanlar değiştiremez sevdanın yönünü... Siz varken de yokken de önce o forma... Sağolsun gençler , bugün gördük devasa ateşler yanmış.
Sivas'ta düdük çaldı, maç bitti; bir ruzgar yaladı yanagımızı... ama ürkek... öyle ılık bir bahar rüzgarı değil Moda sahillerine vursun ... Az biraz serin, bu havada ısıttı da, mayısa üşütebilir... ama üşütmesin... sarsın... bilmem ki Fener şampiyon olmuştur esmeden rüzgar... Şimdi esen kıytırık bir meltem değil o rüzgar olsun... sallasın dalları; çınarlar , çamlar sarsılsın...
hele bizi savursun gerisi kolay...
Evet gelen giden yok; yonetim bizi kandırmaktan baska is yapmamış aylarca, ya da yapamamış... En güvenilir ve sevilir kocaman adamlar bile küçücük hesaplara alet edilmiş sanki... İfade mahçup , içerik ezberden... Biz bu takıma güveniyoruz...Keşke en başından güvenseydiniz... Deniz aşırı ülkelere topçu izlemeye gideceğinize, çubukluyu hali hazırda giyenlere hürmet etseydiniz. Madem güveniniz onlara, ilkin de onlara anlatabilseydiniz bunu. Anlatsaydınız... Anlasalar...
Bugün Topuz o topu taca yollamasa, Daum'u ve bizi çıldırtmasa; Deniz o pası atmasa... Semih öyle vurmasa... Evet , sövecektik. Ama sonrası Boral resitali, sonrası Sevilla sessizlik... Yazılan oldu işte, Deniz hayatının pasını verdi, Semih gereğini yaptı. Ekran başında totemler bile yalan oldu digiturk sagolsun... bir semih yakaladı o topu döndürdü maçı... En kara sevdalısı, en arabeski bile zarif , naif ve de estetik bir bağ kurmuştur bugün renklerle... 5-1 değil bir açılımın kaderi idi Sivas'ta sahadaki... Herkes dönüp baktı kendine . Selçuk bir Güngören, Deniz stoperde 19 Mayıs, Özer keşfedilmeyi bekleyen çalışkan orta saha, Boral bir şampiyonlar ligi performansı sergiledi. Semih'in dublesi kadayıfsa , Gönül'ün sola çekip golü bulması kaymaktı bugün. Tadından yiyemedim ben bu pazarı. Bir tenhada can cananı buldu.Bugün çubukluya dalıp da gitmeyen varsa bizden değildir, lo... Ali Bilgin dahil kardeşimizdir artık; madem bu sezon bizi mahkum ettiniz, en rutubetli damınızda en içli şarkıyı söylemek de bize düşer... Aşık'ız biz , Romantik'iz. İçimizi ısıtan, bizi sarmayalayan, ama en çok da titreten o forma... elimizi ayağımızı tutmaz eden, bizi saptıran da saptıran, nihayetinde yola getiren o renkler... O tarih, o hatıralar... Ama ille de o forma... Kodamanlar, ve hatta kocamanlar değiştiremez sevdanın yönünü... Siz varken de yokken de önce o forma... Sağolsun gençler , bugün gördük devasa ateşler yanmış.
Sivas'ta düdük çaldı, maç bitti; bir ruzgar yaladı yanagımızı... ama ürkek... öyle ılık bir bahar rüzgarı değil Moda sahillerine vursun ... Az biraz serin, bu havada ısıttı da, mayısa üşütebilir... ama üşütmesin... sarsın... bilmem ki Fener şampiyon olmuştur esmeden rüzgar... Şimdi esen kıytırık bir meltem değil o rüzgar olsun... sallasın dalları; çınarlar , çamlar sarsılsın...hele bizi savursun gerisi kolay...
Etiketler:
Fenerbahce,
futbol,
sampiyonluk,
sivasspor,
transfer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



