final 4 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
final 4 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2011 Perşembe

Euroleague'de Rövanş Zamanı...

Şu postta belirtmiştik Galatasaray'ı 2-0 ile geçen Fenerbahçe rakibini bekliyor diye ve eklemiştik saha avantajını elinde bulunduran Spartak Moskova ile eşleşmenin daha olası olduğunu. Öyle de oldu ve Euroleague’de yoluna 12′de 12 ile yenilgisiz devam eden takımımızın çeyrek finaldeki rakibi kendi evinde oynadığı serinin son maçında Beretta Famila'yı zor da olsa geçen Spartak Moskova oldu.

Euroleague'de mutlaka bir şekilde yolumuza çıkmayı başaran Spartak Moskova ismi hatıralarımızda pek de hoş bir şekilde yer almasa da bu sene eski gücünden uzak görünen Rus ekibinin karşısına bu defa saha avantajımızla çıkıyoruz. Serinin ilk maçı 22 Şubat’ta İstanbul’da, ikinci maçı ise 25 Şubat’ta Moskova’da oynayacak. 2. maç sonunda 2 galibiyete ulaşan takım olmadığı takdirde 3. maç 2 Mart’ta yine İstanbul’da.

Senelerden beri kapısından döndüğümüz Final 4 hiç olmadığı kadar yakın ve rakip bir defa daha Spartak Moskova. Hem önceki senelerden açık hesapları kapatmak hem de aynı sene içinde voleyboldan sonra basketbolda da Avrupa'nın en büyük kupasında son 4 takım arasına adımızı yazdırmak var işin sonunda... Güç sizinle olsun kızlar...

6-8 Mayıs 2011...

6-8 Mayıs 2011 tarihlerinde Barcelona'da düzenlenecek Euroleague Final4'unun logo lansmanı geçtiğimiz haftalarda yapılmıştı. Modern Barcelona'nın yaratılmasında büyük emekleri olan Miro ve Gaudi'ye bir saygı duruşu niteliğinde olan logodan sonra afişler de yavaştan ortaya çıkmaya başladı. Renk kullanımı Miro'nun, mozaikler ise Gaudi'nin eserlerine selam çakıyor yine.

Sağ üst köşedeki "Barcelona-The City of Sport" ibaresinin de sonuna kadar hakkını veriyor şehir. Futbol takımı için kullandıkları "Més que un club" sloganını şehre uyarlayıp "Més que una ciudad" yapsalar da yeridir zaten. Umarım erkek basketbol takımı Euroleague'deki formunu sürdürür ve 6-8 Mayıs'ta hatta 1-2 gün öncesinden başlayarak hep birlikte yaşarız o başkalığı sonuna kadar.

Bu arada Euroleague'in Barcelona 2011 özel sayfasında hazırlanan diğer afişleri görmeniz ve organizasyonla ilgili başka bilgilere de ulaşmanız mümkün...

5 Şubat 2011 Cumartesi

Vay Vay Vay Vay...

Fenerbahçe(1): 77 - Galatasaray(0):58

Galatasaray(0): 51 - Fenerbahçe(2):73

Öncelikle başlık için FBTV ekranlarında maçı yorumlayan Mehmet Baturalp'e teşekkür etmek gerek. Zira dün Anete ilk yarıda 3'lükleri peşpeşe sıralarken mütemadiyen "vay"ladı Batur Abi. Maçlar öncesinde eşleşmeye dair yazdığım yazıda Fenerbahçe için şanssız bir eşleşme olduğunu yazmıştım ancak bugün oturup oynanan 2 maçta ortaya koyulan mücadelelere ve skorlara bakınca pek de öyle olmadığı ortaya çıkıyor. Maçlar beklentimin aksine derbi değil tipik bir 1-16 eşleşmesi kıvamında geçti.

Hem Caferağa'da hem de Abdi İpekçi'de birbirine benzer iki maç izledik aslında. Tek fark Caferağa'daki ilk karşılaşmada Galatasaray'ın Fenerbahçe'nin ilk darbesinde yıkılmayıp en azından bir periyot karşılık vermesiydi. Kendi evlerinde oynanan maçta ise maçın başından yumruğu yeyip karşılık bile veremeden nakavt oldu sarı-kırmızılılar. Ayrılıklar sonrası Fenerbahçe'nin tempolu basketbol oynayan fantastik hücum takımı hüviyetinden hücumda daha az atan ve savunmasıyla bezdiren takım kimliğine bu denli hızlı bir şekilde bürünmesi ve yeni katılan oyuncularla birlikte yeni rol paylaşımlarında da sıkıntı yaşanmamasında en büyük pay Koç Ratgeber'in diye düşünüyorum. Sempatik kişiliğinin yanı sıra çok da iyi bir basketbol adamı Macar koç, umarım uzun seneler kadın basketbol takımımızın başında yer alır.

Serideki bireysel performanslara baktığımızda beklenildiği üzere Fenerbahçe'nin yerli oyuncularının ön plana çıktığını ve Galatasaray'ın yerlilerine her alanda üstünlük sağladıklarını görüyoruz. Özellikle ilk maçta Nevriye ve Birsel'in, ikinci maçta da Esmeral'ın performansları fazlasıyla etkileyici. Galatasaray tarafında ise bütün çabalara rağmen Fowles'un beklenenin uzağında kalması dikkat çekici. Neredeyse her hücumda topu Fowles'a indirmeye çalıştı Galatasaray kısaları ama 2'li hatta yeri geldiğinde 3'lü sıkıştırmalarla onun etkinliğini minimuma indirmeyi başardık, sıkıştırmalar sonucu dışarı çıkartılan toplarda ise Galatasaray kısalarının boş atışları kullanmada çoğu zaman tereddüt etmesi ve kullandıkları toplarda da isabet sağlayamamaları hucümda çok da fazla opsiyonu olmadığını gördüğümüz sarı-kırmızılıları iyiden iyiye çaresiz bıraktı Fenerbahçe karşısında.

Sonuç olarak senelerden beri olduğu gibi bir kez daha Euroleague'de son 8 takım arasına kalmayı başardık. Son rakip Beretta Famila - Spartak Moskova eşleşmesinden gelecek takım olacak Final 4 öncesinde. Saha avantajı da göz önünde bulundurulduğunda Rus temsilcisiyle geçen senenin rövanşında karşılaşmamız daha yüksek bir ihtimal olarak duruyor. Geçen sene Taurasi neredeyse tek başına yıkmıştı Fenerbahçe'yi ama bu sefer Taurasi olmayacak. Ne Spartak Moskova'da ne biz de...

14 Ocak 2011 Cuma

Final 4'da Ev Sahibi Fenerbahçe...

Sürpriz olduğu söylenemez, beklenen bir gelişmeydi ancak resmileşmesi küçük de olsa acabaları ortadan kaldırmış oldu. Kendi taraftarının önünde oynamak takıma çok büyük bir avantaj sağlayacaktır mutlaka ama olaya diğer tarafından da bakmak gerek. Halen yeni bir takım Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı, ligde ve Avrupa'da farklı 6'lılarla oynamanın sıkıntısını da zaman zaman yaşıyor. Belki ligde az sayıda bulunabilen üst düzey takımlarla maç yapma imkanını sağlaması açısından doğrudan Final 4'a kalmak yerine oynaya oynaya, eksikleri göre göre gitmek daha sağlıklı olabilirdi kaldı ki artık Türkiye Kupası da yok fikstürümüzde. Ama bu organizasyonun arkasındaki aklın bunları düşünüp planlamış olduğuna da inanmak istiyorum bir taraftan, bunun için de en mantıklı çözüm kalburüstü takımlarla yapılacak hazırlık maçları gibi duruyor.

Bir diğer konu da ev sahipliğinin verdiği avantajın taraftar üzerinde oluşturması olası rehavet. Tribünleri dolduracakların asla ve asla final maçının son sayısı alınmadan "şampiyon olduk" havasına girmemesi gerekiyor. İşlerin sıkıntıya girdiği anlarda taraftara çok büyük iş düşecek zira kadın voleybolunda sahada yer alanların duygularının oyun üzerindeki etkisi neredeyse hiçbir sporda olmadığı kadar fazla.

Final 4 ve geçen sene çok yaklaşıp tie-break setiyle kaçırdığımız kupa İstanbul'a ayağımıza kadar geliyor, İstanbul'da da kalmalı. Geçen sene önünden boyunları bükük geçtikleri birincilik kürsüsünde Sarı Melekler'i görmek en büyük dileğimiz. Bu sefer bir dış hatlar terminali yok yakacak belki ama koca bir İstanbul var...

5 Ocak 2011 Çarşamba

Ocak'başı Muhabbetleri...

- Amatör branşlarda fırtına gibi estiğimiz 2010 yılına vedamız kötü olmuştu erkek basketbolda Galatasaray, kadın voleybolda da kupa maçında VBGSTT karşısında aldığımız yenilgiler sebebiyle. 2011'e ise her anlamda hızlı girdik, önce Avrupa basketbolunun efsanevi ismi Saras'ın transferi ardından da kadın basketbolda ve erkek basketbolda alınan iki derbi galibiyeti...

- Avrupa basketbolunun efsanevi ismi Jasikevicius transferine zannediyorum burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor zira takımın guard rotasyonundaki sıkıntılar Ukiç'in sakatlığı sonrası iyice ayyuka çıkmışken tutup Avrupa basketbolunun son 10 yılına damga vurmuş bir ismi getirmek büyük bir olay. Evet yaşı 34, ayakları eskisi kadar hızlı değil, savunma zaten hiç bir zaman önceliği olmadı ama bahsettiğimiz kişi Saras ve daha birkaç hafta önce Rytas formasıyla neredeyse tek başına Barcelona'yı alt etti. Zaten antreman bile yapmadan çıktığı Efes maçında süre aldığı dakikalarda yaptıkları da istatistik kağıdına yansıyanın çok ötesinde. Oyun görüşü hala muazzam, "no look pass"larına takımdaki arkadaşları alışmaya başladığında hücumdaki akışkanlığımız çok daha yukarılara çıkacaktır. Ukiç'in olmadığı anlarda hücumda adeta kilitlenen takıma ilaç olacağını aldığı kısa sürede gösterdi. Her şey bir yana böyle bir ismi Fenerbahçe formasıyla izlemek zaten başlı başına bir rüya.

- Erkek basketboldan devam edelim, Euroleague'de Top16 kuraları dün çekildi ve gruplar belli oldu. Kurada 5 İspanyol takımının yer almasından ve aynı gruptan gelen takımların eşleşmeyecek olmasından dolayı çok fazla ihtimal yoktu oluşturulacak gruplarda. Fenerbahçe 2.torbadan katıldığı kurada Olympiacos, Zalgiris Kaunas ve P.E.Valencia ile birlikte H Grubu'nda yer aldı. Top8'e kaldığımız takdirde eşleşeceğimiz çapraz grupta ise Siena, Real Madrid, Efes Pilsen ve Partizan ilk 2 mücadelesi verecekler.

- Grup kurası ve çapraz kurası bizim için Final 4 yolunun çok da kapalı olmadığını gösteriyor, elbette hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor ama ilk tur maçlarındaki performansımızı gösterirsek grupta Zalgiris ve Valencia'yı altımıza almamız pek de zor olmayacaktır. Olympiacos'la ilk maçı deplasmanda oynayacak olmamızı da avantaj olarak değerlendiriyorum, orada alınacak sonuca göre Sinan Erdem'deki mücadele grup liderliği için belirleyici olabilir. Eğer kuralar Saras transferi öncesinde olsaydı Olympiacos'un kısa rotasyonunun bizi darmaduman edebileceğini söyleyebilirdik belki ama şimdi işler değişti. Maçlar başlamadan keşke bir de sağlam bir 5 numara transferi yapabilsek ama şubeden gelen haberler Saras gibi çok ekstra bir oyuncu bulmadığımız takdirde transfer yapılmayacağı yönünde, aslında 850.000 Euro gibi kendisi için makul sayılabilecek bir bonservis ücreti karşılığı Fuenlabrada'dan ayrılan ve Caja Laboral'ın yolunu tutan Esteban Batista'yı uzun süreli bir sözleşmeyle kadromuza katmak Final 4 yolunda elimizi inanılmaz derecede güçlendirirdi ama olmadı. Murat Murathanoğlu da dün radyo programında Sean May ile yolların ayrıldığından bahsetmiş ama henüz resmi bir açıklama yok bu konuda, daha önce May'in ayrılacağı ve yerine Benjamin Eze'nin alınacağı yönünde basında çıkan haberler resmi site tarafından yalanmıştı, bunu da hatırlatmakta fayda var.

- Top16'da grubumuzdaki maçlar takımların mücadelesi dışında farklı anlamlar da taşıyor bir bakıma; Saras'ın Olympiacos'u görünce bir başka oynaması, Ömer Onan'la Teodosiç'in Dünya Şampiyonası'ndan kalan rekabeti, Koç Sphaija'nın Valencia'nın eski koçu olması ve yine Saras'ın yetiştiği ve en son formasını giydiği Rytas'ın Zalgiris Kaunas'ın ezeli rakibi olması grup maçlarını daha da ilginç hale getirecek ayrıntılar.

- Erkek basketbolda olduğu gibi kadın basketbolda da hareketli günler yaşanıyor kulüpte. Taurasi'nin 2. test sonucunun da pozitif çıktığı söyleniyor ancak halen yapılan resmi bir açıklama yok ne kulüpten ne de federasyondan. Taurasi'nin 6 ay ve üzerinde bir ceza alması durumunda 2012 Londra Olimpiyatları'nda forma giyemeyecek olmasından dolayı Amerikalılar da heyecanla bekliyorlar resmi test sonuçlarını ancak her fırsatta vurguladıkları da bir konu var o da testlerin yapıldığı Ankara'dali laboratuvarın akreditasyonunun WADA tarafından 2009'da 2 aylığına askıya alındığı ve güvenilmez olduğu. Zaten geçtiğimiz pazar günü oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş kadın basketbol maçı sonrasında yaşanan olaylar ve Penny ile Harakova'nın gösterdiği tepki bu kanının yalnızca Amerikan kamuoyunda değil oyuncularımızda da olduğunun en önemli göstergesi.

- Taurasi sürecini en başından beri oldukça kötü yöneten basketbol şubesi ise herhangi bir olumsuz gelişmeye karşı önlemini şimdiden almış görünüyor. Henüz resmi bir açıklama gelmese de Angel McCoughtry twitter hesabı üzerinden Fenerbahçe'ye transferini doğruladı. Son olarak Sopron formasıyla izlediğimiz Angel'ı Penny Taylor'la düelloya girdikleri ve Taylor'un 37 sayı kendisinin ise 39 sayı ile tamamladığı Sopron-Fenerbahçe Euroleague grup karşılaşmasından hatırlayabilirsiniz. Taurasi'nin 2004'te yaptığının bir benzerini yapan ve ilk sıradan draft edildiği 2009 yılında WNBA'de Yılın Çaylağı da seçilen Angel McCoughtry bu sene düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda Amerika milli takımının Diana Taurasi'den sonra en çok sayı kaydeden ikinci oyuncusuydu.
- Ocak ayının ilk haftasının futbol gündeminde ise tanıdık bir isim var; Colin Kazım. Fenerbahçe ile karşılıklı olarak anlaşarak sözleşmesinin feshedildiğinin açıklanmasının üzerinden daha saatler geçmeden Galatarasay'la resmi anlaşma imzaladığı duyuruldu. Blog ahalisinin başta Diego ve Alkolik olmaz üzere gözü aydın. Forumlarda ve twitter'da yazılanlara bakıldığında Galatasaraylilar transfere tepkiliyken, memnun olmayan Fenerbahçeli de yok gibi. Hatta dün geceden beri twitter'da #bilicacimboma hashtagiyle Bilica'yı da Galatasaray'a postalamak için ufak çapta bir kampanya başlatılmış durumda.

- Son olarak sabah saatlerinde tribundergi vasıtasıyla ulaşan olası bir transfer haberi var yine ezeli rakipler arasında. Söylenildiği üzere Galatsaray altyapısının gelecek vaad eden isimlerinden Cem Sultan yeni sözleşme için kulübüyle anlaşamayınca Hagi tarafından kamp kadrosundan çıkarılmış ve Fenerbahçe ile görüşme halindeymiş. Kendisini hiç izlemedim ama yine de kağıt üzerinde Kazım'ı verip genç yetenek sıfatına sahip Cem Sultan'ı ezeli rakipten koparmak fena durmuyor.

4 Nisan 2010 Pazar

Fenerbahçe Acıbadem 2 - Volley Bergamo 3

Üzülmem dedim dün ama kahroldum be abi...
Kayseri maçını izlemedim desem yalan olmaz.
Ben gidiyorum. Bir hafta buralarda yokum, blog size emanet.
Amarilla güzel fotolarla "Sarı Melekler"i an.

İnleyen nağmeler ruhumu sarsın...

3 Nisan 2010 Cumartesi

RC Cannes 2 - Fenerbahçe Acıbadem 3 | Sarı Melekler Finalde

Çok heyecanlı bir karşılaşmaydı. Sarı Melekler heyecanlı ve stresli başladılar maça. Kendilerine geldiklerinde ilk seti kurtarmak için çok geçti artık. İkinci setle beraber bildiğimiz Sarı Melekler sahadaydı. Skoru 1-2'ye getirdikten sonra 4. sette aşırı bir rahatlama yaşayınca takım skor 2-2'ye geldi ve moral bulan Cannes maça ortak oldu. 15'te bitmesi gereken 5. ve son set 23'te ancak bitebildi. Ama maç bitene kadar biz de tv karşısında öldük öldük dirildik. Skor 14-12 iken başlayan stres, hatalı alınan manşetlerle, karşı sahaya düşüp sayı olan paslarla, Gamova'nın öldürmeyen smaçları ile doruk yaptı. Hele iki pozisyon vardı ki resmen maç gitti dedirtti. Birincisinde; Dirickx karşı sahadan topu tekrar bizim sahamıza çevirdi, ki Cannes'lı oyuncular çoktan sevinmeye başlamışlardı. İkincisinde ise Nati maç smacını tek başına bloklayarak bütün Fenerlilere hayat öpücüğü verdi.

Sezon başından beri gösterdikleri performansla bu kupayı kazanmayı hakediyor, Sarı Melekler. Kazanamazlarsa bizler üzülürüz ama Kayserispor'u yenip kendimize geliriz. Ama onlar üzülmesinler. Kazansınlar ve çok multu olsunlar. Umarım yarın bu mutluluğu doyasıya yaşarız beraber.

12 Mart 2010 Cuma

Fenerbahce Final 4'da...

Rusya'dan 3-0 ile donmek zaten Final 4 anlamina geliyordu ama yine de kagit ustunde oynanmasi gereken bir mac ve alinmasi gereken 1 set vardi. Ve o set de 25-17 biten ve takimizin resmen Final 4'da oldugunu mujdeleyen ilk set olunca macin devami tam bir senlik havasinda gecti. Buna ragmen kizlar set vermemek de kararli olduklarini ispatlamak istercesine maci yine alisilageldigi uzere 3-0'lik skorla tamamladilar.

Blog yazarlariyla konusurken hepimizin ortak kanisi bu takimin Fenerbahce'nin herhangi bir bransinda simdiye kadar gordugumuz en dominant takim olduguydu. Sene basinda Eczacibasi'yla oynanan Super Kupa macini da sayarsak Turkiye Kupasi,Turkiye Ligi ve Sampiyon Ligi karsilasmalarinda rakiplere verilen set sayisinin yalnizca 4 olmasi da bunun en buyuk ispati zaten.

Sene basinda koyulan Sampiyonlar Ligi sampiyonlugu hedefine yalnizca 2 mac kaldi. 3-4 Nisan tarihlerinde Fransa'nin Cannes sehrinde oynanacak Final 4'da ilk rakibimiz ev sahibesi Cannes, Cannes'i gectigimiz takdirde ise iki Italyan takiminin (Novara-Bergamo) eslesmesinden galip cikan takimla final oynayacagiz. Final 4'a namaglup unvaniyla gelen tek takim olmamamiza ragmen cogu oyuncumuzun ilk defa Final 4 tecrubesi yasayacak olmasi dogrusu beni biraz endiselendiriyor ki bu noktada Gamova, Nati ve Cigdem gibi isimlere buyuk is dusuyor. Bir diger nokta ise takimimizin sene boyunca 3 seti gecen sadece 3 mac oynamis olmasi, bunlardan biri Super Kupa'da Eczacibasi'na, bir tanesi ligde Vakifbank GSTT'ye ve digeri de Sampiyonlar Ligi'nde Dinamo Moskova'ya karsi. Final 4'da 3-0'lik skorlar gormemiz zor olacaktir, bu noktada yine takimin tecrubeli isimlerinin ve Jan De Brandt'in isler kotu gittiginde takimin direncini yuksek tutmasi oldukca onemli.

Cannes'in ev sahibi avantajini kullanarak taraftar destegini arkasina alacagini, Italyan takimlarinin da Avrupa'nin en ust ligi olan Italya liginde mucadele seviyesi yuksek maclari sikca oynadigini dusunursek isimizin kolay oldugunu soylemek pek de mumkun degil ama bu takim sezon boyunca neler yapabilecegini herkese gosterdi ve bircogumuzun hayal bile edemeyecegi sekilde maglubiyet bile almadan Avrupa'nin en buyuk kupasinda Final 4'a yukselmeyi basardi. Turk spor tarihinin en buyuk basarilarindan bir tanesine imza atmaya sadece 2 adim var, 3-4 Nisan'da fiziksel olarak tribunlerde yer alamayacak olsak da, inaniyorum ki milyonlarca Fenerbahceli ruhlariyla Sari-Melekler'in yaninda olacaklar. Nihan'la birlikte manset alip, Nati'yle her topa atlayacagiz, Gamova smaca yukseldiginde onunla birlikte biz de vuracagiz topa, Eda,Naz veya herhangi bir oyuncumuzla biz de cikacagiz bloga ve 4 Nisan gunu kupa Kaptan Cigdem'in ellerinde yukselirken hep beraber kaldiracagiz o en buyuk kupayi...

Yolunuz acik olsun Sari Melekler...

4 Mart 2010 Perşembe

Final 4'a 1 Kala...

Zarechie Odintsovo:0 - Fenerbahce:3

Alinacak her setin hatta her sayinin oneminin oldugu boylesine bir macta, hem de deplasmanda hem de bir Rus takimina karsi Final 4 mucadelesine cikacaksin ve 0-3 ile Final 4 biletini cebine koyup doneceksin. Bu kadari ancak Sari Meleklere yakisirdi, yakisti da...

Zarechie Odintsovo da bu skordan sonra onumuzdeki hafta Istanbul'a gelecegine, dogrudan Antalya'ya gitsin, en azindan oyuncular ve teknik kadro tatil yapmis olur...

24 Temmuz 2009 Cuma

Kaptan'la Yola Devam...

Nedim Karakas gectigimiz ay icerisinde yaptigi bir aciklamada kulubun dikkatinin futbolda oldugunu soyleyerek, basketbolun 2.planda oldugunu belirtmisti. Gecen senenin sampiyonu Efes Pilsen'in Euroleague Final4 yolunda onemli transferlere imza attigi bu surecte senelerdir hedefinin 2010'da Final4 oynamak oldugunu soyleyen Fenerbahce'deki durgunluk ise dikkat cekici ve rahatsizlik verici. Zira onumuzdeki sezon da Green'in, Vidmar'in, Smith'in yeralacagi bir kadroyla degil Final4 oynamak, gruplardan cikmak bile zor gorunuyor. Gectigimiz sezonu ha oynadi ha oynayacak diye bize papatya fali actirarak geciren Gricek ise hala kocaman bir soru isareti.

Neyseki sonunda basketbol subesinde yaprak kimildadi ve son zamanlarda kulupte pek rastlamadigimiz bir vefayla takim kaptanimiz Damir Mrsic'in sozlesmesi 1 yil daha uzatildi. 39 yasinda dahi mac cevirebilen, gerek idmanlarda gerekse de maclarda genclere tas cikartan, Fenerbahce formasi altinda sergiledigi efsanevi performanslar ve kalpten oyunuyla taraftarin sevgilisi olan 1970 dogumlu Mrsa boylece 40. yasini da sari-lacivertli formayla kutlayacak. Ilerisi icin Fenerbahce teknik kadrosunda yer alip almama gibi bir plani var mi bilmiyorum ama ben her zaman icin Mrsa'nin benchte genclere role-model olarak bulunmasini ve Fenerbahce yonetiminin de Fenerbahce formasiyla efsanelesmis Kaptan'inin 12 numarali formasini muhtesem bir jubileyle, bir ilki gerceklestirerek emekliye ayirmasini isterim.

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Berlin'de Basketbol Ziyafeti...

Pazar gunu oynanacak finalin adi dunku maclar sonrasinda konuldu Euroleague'de...Gecen senenin sampiyonu Cska Moskova ve bir onceki senenin sampiyonu Panathinaikos finalde Avrupa'nin en buyugu olabilmek icin kozlarini paylasacaklar.Gecenin ilk macinda Barcelona ile gecen senenin sampiyonu CSKA Moskova karsi karsiya geldi. Macin ilk ceyreginde sahada firtina gibi bir Barcelona vardi, CSKA'ya hucumda sayi sansi tanimayan Katalan ekibi yuzdeli hucumlariyla kisa surede farki acmasina ragmen macin ilerleyen dakikalarinda Moskovalilar once farki yavas yavas kapatip, sonrasinda da one gecmesini bildiler. Ozellikle macin 3. ve 4. ceyreklerinde iki takim da muthis savasip, cok iyi savunma yaptilar. Barcelona'da David Andersen eski takimina karsi etkili bir oyun sergilerken, CSKA'da ise Litvanyali Ramunas Siskauskas kariyer rekoru kirarak 18'i son son ceyrekte olmak uzere attigi 29 sayiyla takimina galibiyeti getiren isim oldu. Bu sonucla CSKA Moskova 4. defa ustuste Euroleague'de final oynama sansini elde etti. Son kullandigi 33 serbest atisin tamamini sayiya cevirmis olan Siskauskas icin gecenin tek kotu tarafinin ise macin son anlarinda kacirdigi serbest atis oldugunu soyleyebiliriz.
Gecenin en cok beklenen mucadelesi ise hic suphesiz ki Komsu'nun ezeli rakipleri arasindaki derbiydi. Gunler oncesinden Berlin emniyetinin bu mac icin kirmizi alarma gectigi soyleniyordu.Salon atmosferinin ne kadar gergin oldugu ise henuz daha Barcelona - CSKA maci oynanirken belli oluyordu. Kendi liginde yalnizca tek maglubiyeti olan Olympiakos maca tutuk baslayan tarafti, ilk ceyrekte Panathinaikos pota altindan Pekovic ve Batiste ile etkili olurken, Spanoulis'in iceriye penetreleriyle de Pire ekibinin savunmasini allak bullak etti. Buna karsin gecenin ilk macinda CSKA'nin yaptigi gibi Olympiakos da 2. ceyrekte maca tutunmasini bildi ve devre yalnizca 2 sayilik Panathinaikos ustunluguyle gecildi. Macin 2. bolumde ise Panathinaikos tarafinda bu sefer oyuna agir koyan isim Saras Jasikevicius idi, takimda hucumunu cok iyi yonlendiren Saras, yaptigi asistler ve attigi sayilar one cikmayi basardi. Olympiakos tarafinda ise Lynn Greer sayilariyla, Papaloukas ise asistleri ve liderligiyle takimlarini macta tutmaya calistilar. Macin son anlarina 2 sayilik ustunlukle giren Panathinaikos karsisinda son hucumdan bos donen Olympiakos'ta -tv karsisinda bize dahi- performansi ve hatali sut secimleriyle sac bas yoldurtan Vujcic'in Pire ekibi adina Greer'dan sonra en skorer ikinci oyuncu olmasi ise sasirtici bir istatistikti.

Euroleague'in dunyanin en ust duzeyde basketbol oynanan platformu oldugunu ve basketbolun yalnizca bireysel performanslar olarak degil savunmasi, hucumu ve takim oyunuyla bir butun olarak ele alinmasi gerektigini, ekran basindakilere gosterdikleri ve doyumsuz bir basketbol ziyafeti sunduklari icin bu 4 takima da bu satirlar vesilesiyle alkislarimizi gondermis olalim. Pazar gunu en buyuk sanssizligimiz ise Final macinin saat 21.00'de baslayacak olmasi ve Besiktas-Fenerbahce derbisinin 2.yarisiyla cakisacak olmasi...