colin kazim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
colin kazim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2011 Çarşamba

Al Birini Vur Ötekine: TRT, Milliyet, Resmi Site...

Resimden de anlaşılacağı üzere Milliyet'in internet sitesi iyiden iyiye kendini aştı Fenerbahçe düşmanlığında. Bu yaptıkları bir değil iki değil, terbiyesizlik desen terbiyesizlik, şerefsizlik desen şerefsizlik değil. Haberi bu şekilde yazanın da editleyenin de yayınlayanın da babası belli değil, çok net...

Geçelim dün gece TRT'deki saçmalıklara. Hangisinden başlasam bilemiyorum ama önceliği yine Fenerbahçe'ye verelim. Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı dün gruptaki son maçını oynamak üzere son Avrupa Şampiyonu Bergamo karşısına çıktı. Biz de liderlik için büyük önem teşkil eden bu maçı izlemek için geçtik televizyonun karşısına. Geçtik geçmesine ama TRT spikeri izleyenleri resmen canından bezdirdi. Cannes'de finalde kaybettiğimiz kupayı Bergamo'nun salonunda kaybettiğimizden bahsetti, yetmedi Sokolova ile Skowronska'yı birleştirip önce Sokowronska, sonra da Sokolovska diye hibrid isimler uydurdu, bunlar da yetmedi voleybola yeni kavramlar kazandırdı, Piccinini'yi kanatlardan hücum ettirdi...

Neyse 3-0 bitti maç, grup lideri olarak ilk tur maçlarını tamamladı kızlarımız, biz de döndük Galatasaray-Beypazarı maçına. Ezeli rakibin Ali Sami Yen'deki son maçı(!), hani parantez içi ünlemi kullanıyorum çünkü bu kaçıncı son maç, kaçıncı veda ben sayamadım. Bilen varsa söylesin, zannediyorum Beypazarı önünde ters bir sonuç alınsa birkaç tane daha veda izleyebilirdik bunların mantığıyla. Malumunuz TRT'nin yeni açılımı Tarikat Radyo Televizyonu, kurum öyle bir hal almış durumdaki bünyesinde tarikatlar arası savaş yaşanıyor, o derecede. Hal böyle olunca da kadrolu yorumcu da tarikatın en sevdiği isimlerden Hakan Şükür. TRT'nin yancı spikerinin de Şükür'den altta kalır bir yanı yok, Galatasaray golleri attıkça rahatlıyorlar, coştukça coşuyolar, en sonunda da dayanamayıp ağızdaki baklayı çıkartıyorlar: "Galatasaray kaybetseydi üzülürdük..." Son maçta kaybetmesi olmazmış Galatasaraycıklarının , yoksa neymiş üzülürlermiş beyefendiler...Hassiktirin ulan oradan, bizim vergilerimizden, ödediğimiz faturalardan kesilen paylardan aldığınız her kuruş haram olsun, çoluk çocuğunuzdan çıksın...

Sırada "Türkiye'nin En Gelişmiş Spor Kulübü Portalı" olduğunu iddia eden ve "yalanlama" yapmaktan başka pek az işe yarayan Aziz Yıldırım'ın şahsi, pardon pardon Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi(!) sitesi var. Yukarıda yazdım, kadın voleybol takımı grubunu lider olarak tamamladı diye, bizim resmi sitenin de kırk yılda bir site girişine konuyla alakalı görsel koyacağı tutmuş. İşte seçilen görsel de bu, sözde takım fotosu ama Kasia arkada röportajda. Hadi doğru düzgün fotoğraf seçmekten acizsiniz, Türkçe de mi bilmiyorsunuz. "Gurup" ne yahu? Oldu olacak "Kulübü" de "Klubü" diye yazın tam olsun. Bu arada son gelen haberlere göre Fenerbahçe şirketleri birleştiriyor ve bundan sonra kulüp transfer görüşmelerini vs. de borsaya bildirmek zorunda, artık kolay kolay yalanlama yapamayacaklarına göre de kapatsınlar gitsinler siteyi. En azından o zaman bu rezilliklere tahammül etmek zorunda kalmayız bizler de...

5 Ocak 2011 Çarşamba

Ocak'başı Muhabbetleri...

- Amatör branşlarda fırtına gibi estiğimiz 2010 yılına vedamız kötü olmuştu erkek basketbolda Galatasaray, kadın voleybolda da kupa maçında VBGSTT karşısında aldığımız yenilgiler sebebiyle. 2011'e ise her anlamda hızlı girdik, önce Avrupa basketbolunun efsanevi ismi Saras'ın transferi ardından da kadın basketbolda ve erkek basketbolda alınan iki derbi galibiyeti...

- Avrupa basketbolunun efsanevi ismi Jasikevicius transferine zannediyorum burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor zira takımın guard rotasyonundaki sıkıntılar Ukiç'in sakatlığı sonrası iyice ayyuka çıkmışken tutup Avrupa basketbolunun son 10 yılına damga vurmuş bir ismi getirmek büyük bir olay. Evet yaşı 34, ayakları eskisi kadar hızlı değil, savunma zaten hiç bir zaman önceliği olmadı ama bahsettiğimiz kişi Saras ve daha birkaç hafta önce Rytas formasıyla neredeyse tek başına Barcelona'yı alt etti. Zaten antreman bile yapmadan çıktığı Efes maçında süre aldığı dakikalarda yaptıkları da istatistik kağıdına yansıyanın çok ötesinde. Oyun görüşü hala muazzam, "no look pass"larına takımdaki arkadaşları alışmaya başladığında hücumdaki akışkanlığımız çok daha yukarılara çıkacaktır. Ukiç'in olmadığı anlarda hücumda adeta kilitlenen takıma ilaç olacağını aldığı kısa sürede gösterdi. Her şey bir yana böyle bir ismi Fenerbahçe formasıyla izlemek zaten başlı başına bir rüya.

- Erkek basketboldan devam edelim, Euroleague'de Top16 kuraları dün çekildi ve gruplar belli oldu. Kurada 5 İspanyol takımının yer almasından ve aynı gruptan gelen takımların eşleşmeyecek olmasından dolayı çok fazla ihtimal yoktu oluşturulacak gruplarda. Fenerbahçe 2.torbadan katıldığı kurada Olympiacos, Zalgiris Kaunas ve P.E.Valencia ile birlikte H Grubu'nda yer aldı. Top8'e kaldığımız takdirde eşleşeceğimiz çapraz grupta ise Siena, Real Madrid, Efes Pilsen ve Partizan ilk 2 mücadelesi verecekler.

- Grup kurası ve çapraz kurası bizim için Final 4 yolunun çok da kapalı olmadığını gösteriyor, elbette hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor ama ilk tur maçlarındaki performansımızı gösterirsek grupta Zalgiris ve Valencia'yı altımıza almamız pek de zor olmayacaktır. Olympiacos'la ilk maçı deplasmanda oynayacak olmamızı da avantaj olarak değerlendiriyorum, orada alınacak sonuca göre Sinan Erdem'deki mücadele grup liderliği için belirleyici olabilir. Eğer kuralar Saras transferi öncesinde olsaydı Olympiacos'un kısa rotasyonunun bizi darmaduman edebileceğini söyleyebilirdik belki ama şimdi işler değişti. Maçlar başlamadan keşke bir de sağlam bir 5 numara transferi yapabilsek ama şubeden gelen haberler Saras gibi çok ekstra bir oyuncu bulmadığımız takdirde transfer yapılmayacağı yönünde, aslında 850.000 Euro gibi kendisi için makul sayılabilecek bir bonservis ücreti karşılığı Fuenlabrada'dan ayrılan ve Caja Laboral'ın yolunu tutan Esteban Batista'yı uzun süreli bir sözleşmeyle kadromuza katmak Final 4 yolunda elimizi inanılmaz derecede güçlendirirdi ama olmadı. Murat Murathanoğlu da dün radyo programında Sean May ile yolların ayrıldığından bahsetmiş ama henüz resmi bir açıklama yok bu konuda, daha önce May'in ayrılacağı ve yerine Benjamin Eze'nin alınacağı yönünde basında çıkan haberler resmi site tarafından yalanmıştı, bunu da hatırlatmakta fayda var.

- Top16'da grubumuzdaki maçlar takımların mücadelesi dışında farklı anlamlar da taşıyor bir bakıma; Saras'ın Olympiacos'u görünce bir başka oynaması, Ömer Onan'la Teodosiç'in Dünya Şampiyonası'ndan kalan rekabeti, Koç Sphaija'nın Valencia'nın eski koçu olması ve yine Saras'ın yetiştiği ve en son formasını giydiği Rytas'ın Zalgiris Kaunas'ın ezeli rakibi olması grup maçlarını daha da ilginç hale getirecek ayrıntılar.

- Erkek basketbolda olduğu gibi kadın basketbolda da hareketli günler yaşanıyor kulüpte. Taurasi'nin 2. test sonucunun da pozitif çıktığı söyleniyor ancak halen yapılan resmi bir açıklama yok ne kulüpten ne de federasyondan. Taurasi'nin 6 ay ve üzerinde bir ceza alması durumunda 2012 Londra Olimpiyatları'nda forma giyemeyecek olmasından dolayı Amerikalılar da heyecanla bekliyorlar resmi test sonuçlarını ancak her fırsatta vurguladıkları da bir konu var o da testlerin yapıldığı Ankara'dali laboratuvarın akreditasyonunun WADA tarafından 2009'da 2 aylığına askıya alındığı ve güvenilmez olduğu. Zaten geçtiğimiz pazar günü oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş kadın basketbol maçı sonrasında yaşanan olaylar ve Penny ile Harakova'nın gösterdiği tepki bu kanının yalnızca Amerikan kamuoyunda değil oyuncularımızda da olduğunun en önemli göstergesi.

- Taurasi sürecini en başından beri oldukça kötü yöneten basketbol şubesi ise herhangi bir olumsuz gelişmeye karşı önlemini şimdiden almış görünüyor. Henüz resmi bir açıklama gelmese de Angel McCoughtry twitter hesabı üzerinden Fenerbahçe'ye transferini doğruladı. Son olarak Sopron formasıyla izlediğimiz Angel'ı Penny Taylor'la düelloya girdikleri ve Taylor'un 37 sayı kendisinin ise 39 sayı ile tamamladığı Sopron-Fenerbahçe Euroleague grup karşılaşmasından hatırlayabilirsiniz. Taurasi'nin 2004'te yaptığının bir benzerini yapan ve ilk sıradan draft edildiği 2009 yılında WNBA'de Yılın Çaylağı da seçilen Angel McCoughtry bu sene düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda Amerika milli takımının Diana Taurasi'den sonra en çok sayı kaydeden ikinci oyuncusuydu.
- Ocak ayının ilk haftasının futbol gündeminde ise tanıdık bir isim var; Colin Kazım. Fenerbahçe ile karşılıklı olarak anlaşarak sözleşmesinin feshedildiğinin açıklanmasının üzerinden daha saatler geçmeden Galatarasay'la resmi anlaşma imzaladığı duyuruldu. Blog ahalisinin başta Diego ve Alkolik olmaz üzere gözü aydın. Forumlarda ve twitter'da yazılanlara bakıldığında Galatasaraylilar transfere tepkiliyken, memnun olmayan Fenerbahçeli de yok gibi. Hatta dün geceden beri twitter'da #bilicacimboma hashtagiyle Bilica'yı da Galatasaray'a postalamak için ufak çapta bir kampanya başlatılmış durumda.

- Son olarak sabah saatlerinde tribundergi vasıtasıyla ulaşan olası bir transfer haberi var yine ezeli rakipler arasında. Söylenildiği üzere Galatsaray altyapısının gelecek vaad eden isimlerinden Cem Sultan yeni sözleşme için kulübüyle anlaşamayınca Hagi tarafından kamp kadrosundan çıkarılmış ve Fenerbahçe ile görüşme halindeymiş. Kendisini hiç izlemedim ama yine de kağıt üzerinde Kazım'ı verip genç yetenek sıfatına sahip Cem Sultan'ı ezeli rakipten koparmak fena durmuyor.

2 Ekim 2010 Cumartesi

C.K.R. Version 3.0

Gelen haberlere göre C.K.R bu akşamki Gençlerbirliği maçının 18 kişilik kadrosuna alınmış. Loran'ın yalancısıyım...

Niye? Neden? Ben anlayamadım. Beklenti nedir? Ne değişti? Bilen varsa buyursun...
Çocuk oyuncağı mı bu; kadro dışı bırak, geri al. Sonra bir daha kadro dışı bırak yine geri al. Disiplin talimatına bundan sonra kim inanır... Ortada bu dengesizlik varken Brezilyalılara laf söylemek hak mıdır?

Öte yandan Kazım bu tavrı hakedecek ne yaptı? Din mi değiştirdi (dini bütün arkadaşlar alınmasın)? Evlendi mi (evli arkadaşlar alınmasın)? Bundan böyle Samandıra'dan eve, evden Samandıra'ya mı (evdeki pijama partilerini nasıl engelleyeceğiz)? Sahada basmadık yer bırakmayacak mı (yüzündeki gamsız ifadeyi ne yapacağız)?

Sarının bir ağırlığı var, Lacivertinde bir tahammül sınırı...

Not #1: Gargamel'e malzeme; bu adamı iki kez kim kadro dışı bıraktı? İki kez kim affetti? Bırakanla affeden aynı kişi mi? Bu işte milli takım yetkililerinin parmağı var mı?

Not #2: Resimdeki forma da çok yakışmış. Popüler kültürün milli takım yansıması...

21 Ocak 2010 Perşembe

Anca Gidersin...

Hareketi tamamlamak yada kendinden birşeyler katarak yenilemek isteyen varsa öncelik verebilirim...

Profesyonel Futbol Takımımız oyuncularından Kazım Kazım, Fransa 1.Lig takımlarından Toulouse'a sezon sonuna kadar kiralanmıştır.
İki kulüp arasında yapılan bu sözleşme kapsamında oyuncuya dair satın alma opsiyonu Fransız ekibine verilmiştir.
Kamuoyuna duyurulur.
Fenerbahçe Spor Kulübü

Kendisine başarılar diliyorum, Fransa liginin orta sıralarında yer alan yeni takımında, ki bir daha geri dönmesin...

Evet Kazım, "Every player likes the ball"

4 Aralık 2009 Cuma

Theo Janssen & FC Twente

FC Twente have suspended Theo Janssen for two months and fined the midfielder after he was involved in a car crash under the influence of alcohol.

FC Twente chairman Joop Munsterman said: "It is unacceptable for a professional footballer to drive in such a state. He put his own life in danger and that of others."

Theo Janssen added: "I was extremely stupid. I drank to celebrate victory. I will never drink and drive again, I have damaged the reputation of the club and football. I am willing to do anything to repair the damage."

(Skysports)
Yaklaşık 10 gün önce Twente'nin ortasaha oyuncusu Theo Janssen'in alkollü araç kullanması ve kaza yapması üzerine gelişen olaylar böyle. Aslında Twente maçı öncesi yazmak istemiştim, belki bizimkiler oraya gittiklerinde kulübün bu davranışından feyz alırlar diye.

Burada kulübün göstermiş olduğu tavır ve futbolcusunun yapmış olduğu sorumsuz davranışa vermiş olduğu tepki bence olması gerektiği gibi. Kendisini, diğer insanları, futbolu ve kendi kulübünü düşünmeden yaptığı bu hareket saygısızlık olarak değerlendirilmiş olacak ki; kulübü, Janssen'i 2 ay takımdan uzaklaştırdı ve oynamasını yasakladı. En azından çıkan haberler bu yönde. Kulübün resmi internet sitesinin ingilizce kısmından bu haberi doğrulayamamış olsam da sanırım Felemenkçe olarak bu haber yer alıyor.Belki Flying Dutchman yardımcı olur bu konuda.

Futbolcuların net bir örgütlenmesinin olmaması ve kendi haklarını savunabilecek sağlam bir yapılanmaları olmaması da ayrı bir tartışma konusu elbette (en azından ülkemizde). Diğer ülkelerde var mı emin değilim ve maalesef bu ara araştıramayacak kadar da yoğunum.

Demek istediğim futbolcuların veya kulübün herhangi bir bireyinin benzer davranışları veya tavırları yönetim tarafından bir karşılık bulmalı. Yönetim yapıyorsa benzer davranışları onlar da bir şekilde uyarılmalı.

Kazım'ın kazası benzer bir olay olmasa da Beşiktaş maçındaki kırmızı kartı (bu hareketinin cezalandırılacağını da duymuştum ama net bir bilgi yok halen), sezon başında Lugano'nun Volkan'ın davranışları, Carlos'un Güiza'nın dırdırları, Daum'un bazı maçlar sonrası saçmalamaları, TFF ve hakemlerin yanlışları bence bugüne kadar yönetim tarafından tepki verilmesi gereken olaylardı. Chemedya'nın Kasımpaşa maçı sonrası yaptığı eleştiri üzerine az biraz tartıştığımız bir konuydu yönetimin bu tepkisizliği. Yeri gelmişken burada da belirteyim verilecek tepkinin dozajı mutlaka iyi ayarlanmali, çığırtkanlık şeklinde olmamalı.

26 Eylül 2009 Cumartesi

Antalyaspor 1 - Fenerbahçe 2

Sanırım maç öncesi Eymir'de aldığım temiz hava beni fazlasıyla rahatlatmış ki ne sahadaki temposuz ve kötü oyun ne de Daum'un bu kötü oyuna müdahale etmeyişi çok rahatsız etmedi beni. Her ne kadar maç 1-1 devam etse de bir şekilde 2.golü atıp maçı kazanacağımızı düşünüyordum, öyle de oldu.

İlk goller, asist ve son vuruş açısından güzel. Bizim goller de ise Alex'in hakkını sonuna kadar teslim etmek gerek. Hatta Güiza'nın karşı karşıya kaçırdığı maçın en net 2 pozisyonundaki ara paslarının da hakkını vermek lazım.

Maça genel olarak baktığımızda bence ortada bir maçtı ve iki tarafa da dönebilir veya berabere de bitebilirdi. Antalya açık oynadı, bu da bizim geçen haftalara göre biraz daha fazla pozisyon bulmamızı sağladı. Hatta son dakikalarda buldukları pozisyonlarla kazanabileceklerini bile düşünerek inanılmaz bir şekilde kendi ceza sahalarında tek bir oyuncu bile bırakmadılar.

Santos sakatlanmasa bile değiştirilmesi gerekiyordu zira adeta yürüyordu sahada. Ama rotasyonda bu kadar gecikirsen kenardan gelen oyuncudan da verim alman imkansızlaşır, ki bence Uğur 2.yarı hiçbirşey yapmadı. Sadece Uğur değil giren yedekler bugüne kadar pek etkili olamadı sezon başından beri. İkinci değişiklik ise tamamen saçmalık bence. Takımın o dakikadan sonra doldur boşalt oynamasına çanak tuttu adeta. Mehmet'in sağ beke geçmesi takımın organize ileri çıkmasını engelledi. Zira ilk yarı Mehmet ileri dik toplarla takımın pozisyona girmesinde ve karşı sahada daha çok kalmasını sağladı. Ayrıca Kazım'ın da 2. yarı hiç görünmemesiyle oyuna sonradan giren Semih dahil kimin nerde oynadığı belli değildi. Kenarda başka defans oyuncumuz yokmu da sen takımın ofansif önliberosunu sağ bek yapıp takımı baltalıyorsun? Bıktım Daum'un bu takıntılarından. Al bir tane de son dakika, Güiza'yı çıkar Selçuk'u al. Güiza'yı daha önce değiştirsen Semih'le, Semih o 2 karşı karşıyayı atardı. Bence Gökhan'ın yerine Önder, Kazım veya Güiza'nın yerine de Semih alınabilirdi.

Bakalım Kazım'ın cezalı olduğu (çok şükür) önümüzdeki maçta Daum kimi oynatacak yerine ve nasıl bir kadro çıkaracak.

Maçta sonra Aykut Kocaman konuştu dobra dobra, güzel güzel, efendice, delikanlıca. Sanırım bizim nesil O'ndan iyisini göremeyecek, komple bir sporcu ve insan olarak.
Kesinlikle yapalım şu pankart işini; "Aşkımız KOCAMAN"

20 Eylül 2009 Pazar

Fenerbahçe 1 - İstanbul Büyükşehir Belediyespor 0

Daum hala konuşuyor iyiydik hoştuk diyor, desin bakalım. Kazım'a sahip çıkalım diyor. Öyle bir ****** ******na sahip çıkanı ziksinler. Bilmiyor ki taraftarla öyle bir diyaloğa girersen taraftar senin o elini münasip bir yerine sokar sonra da devekuşu misali gömer çimlere ki cümle alem görsün, ibret olsun. En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz? Aykut Kocaman gibi bir adamın sportif direktör olduğu bir kulüpte böyle bir ****** ******nun oynuyor olmasına. Ama çok sürmez, böyle devam ederse değil Daum Aziz Yıldırım bile istediği kadar arkasında dursun, taraftarın tepkisinden sahada adım atamaz.

Sinirler tavan yapmış durumda görüldüğü gibi ama maçın üstünden de şöyle bir geçelim.
Oyunun geneline baktığımızda ilk yarıda ikinci yarıya göre daha iyi oynadığımızı söyleyebiliriz. Az biraz daha baskılıydık denebilir belki ama yalnış anlaşılmasın daha iyi dediysek ikinci yarıda 2 tane Semih şutu varken ilk yarıda 3-4 şut var o kadar. %100 net gol pozisyonu var mı maçta? YOK
Anlamıyorum bunun üzerine Daum efendi nasıl çıkıp da iyi oynadık diyor. Biz kıçımızla mı izledik acaba maçı? Tamam Twente maçından dersler çıkardık diyor. Doğru, yeryüzüne indik adamlar bize 2 tane çakınca. Bu da bir kazanım kesinlikle. Ama Daum defansta Twente maçında hata yapmıştık bu maç yapmadık, ders çıkardık diyor, varsın desin.

Oyunculara gelirsek;
Volkan'ın yaptığı 2-3 yalnış çıkış var ki akıllara zarar. Onun dışında İ.B.B o kadar etkisiz oynadı ki nerdeyse yere yatmadı.

Bilica-Lugano daha uyumlu göründü. Ama özellikle Bilica yalnız kaldığında el bombası gibi, o kadar dengesiz hareketler yapabiliyor ki. Sarı kart gördüğü pozisyonda da topu ıskaladı mesela. Ama orda suç onun değil yine başta bahsettiğim o.ç.'nin. Rakip ceza sahasında götü başı oynayarak pas atmaya çalışıyor sanki doğru düzgün pas verebiliyormuş gibi, Gökhan orda kalıyor onun kaptırdığı top yüzünden. Hatasını bildiği için geri koşuyor ve hatta rakibin atağını durdurayım diye bariz sarı kartlık faul yapan ama hakemin avantaj kararıyla Bilica'ya patlayan bir pozisyondu.

Gökhan için söyleyecek birşeyim yok. Bütün 55 TL'ler sadece ona feda olsun.

Vederson'un goldeki vuruşu güzel hakkını verelim. Daha doğrusu düzgün. Ama kalecinin de hakkını verelim, kapattığı köşeden gol yediği için. Ha 40 yıl sonra Vederson oynarsa anca atar böyle bir gol daha o da ayrı mevzu. Bunun dışında Vederson geçen maçlara göre ileriye daha doğru dürüst destek verir gibi göründü ancak o çizgiye yaklaştığı pozisyonlarda bile doğru dürüst bir tane orta yapamayışı ayrı bir mallık. Yani bu iş komple bir iş, çizgiye inmek de birşey ama indiğinde de adam gibi orta yapman şart. Yoksa ikisinin de bir anlamı yok. Ha bir de Carlos u kenarda görmektense Bekir in sahada olmasını tercih ederdim maç başlamadan ilk 11 leri görseydim.

Ortada Cristian'ı geçen 1-2 maça göre daha iyi gördüm. Biraz daha toparlamıştı. Top dağıtırken de rakibi karşılarken de. Tek hayal kırıklığım bir iki kez yokladığı kaleyi tutturamaması.

Mehmet Topuz kesinlikle oynatılmaya devam edilmeli. Ki bu maç takıma daha alışmış göründü. İleriye doğru oyunu hareketlendirdi ve özellikle ilk yarı Alex ile iyi anlaşarak ona yardımcı oldu.

Alex ikinci yarı etkisizdi. Son dakika gördüğü sarı kart o kadar gereksiz ki umarım dönüp dolaşıp ciddi bir maç öncesi karşımıza çıkmaz.

Kazımla ilgili söyleyeceklerimi başta söyledim zaten. Sakinlemeye başlayan sinirleri takrar germeye gerek yok.

Santos dakika 65'ten sonra tamamen bitik. Ondan öncesinde de bir iki posizyon hariç etkisiz.

Güiza'ya artık sövmeye başlayacağım.Bu kadar zaman sabrettim inanın. Olacak,olacak dedim hep ama ona da dümdüz gittim bugün.

Değişikliklere gelirsek. İlk değişiklik inanılmazdı. Daum'dan öyle bir değşiklik kesinlikle beklemiyordum. Ne kadar kızsam da Daum daki bu umut ışığı "belki de" dedirtiyor bana. Kesinlikle doğru bir değişiklikti ve zamanlaması da iyiydi. Gol atmak istiyorum mesajı verdi Daum.
İkinci değişiklik bir o kadar gereksiz. Nedir bu Selçuk takıntısı onu anlamıyorum. Bu da yetti atamıyorum bari yemeyeyim mesajıydı. Topuz sahada kalmalıydı gerekirse Cristian çıkmalıydı.
Uğur Boral değişikliği de yerinde ama geçti. Dedim ya Santos 65 ten sonra bitikti. Gerçi biz söylemekten bıktık Özer diye diye ama olmayacağını da biliyoruz bir yandan.

6'da 6 olması ise 45 yıllık rekor şimdilik. Tabi ki iyi. Kazanmak da önemli bunu inkar edemeyiz bu kadar laftan sonra. Ama Hatice'de önemli gerçekten bizim için.
Joga Bonita.

Son not: Daum ne olur otur bi Rıdvan'ı dinle yahu evine gitmeden önce. Ya da sen git evine gelsin Rıdvan başım gözüm üstüne.

14 Eylül 2009 Pazartesi

Bursaspor 0 - Fenerbahçe 1

Oynaması gereken ve oynamaması gereken

Yine de iyi tarafından bakmaya çalışalım maça. Öncelikle Bursa gibi zorlu bir deplasmandan 3 puanla ayrılmak güzel. Her ne kadar Bursa ilk on dakikanın dışında pek top oynayamamış olsa da Fener'in de durgun olması skor ve pozisyon açısından kısır bir maç izlememize sebep oldu.

Daum'un giderken ki takıntılı hali devam ediyor sanki. Tamam antremanlardan kimin ne oynadığından nasıl oynadığından haberimiz yok ama sahada yaptıkları antremanlarda pek birşey yapmadıklarını gösteriyor bize bazı oyuncuların. Mesela Vederson efendi. Sol açık oynuyor güya. Ceza sahasına yaklaştığını göreniniz oldu mu? Ya da onu geçtim olumlu bir hareketini göreniniz oldu mu? Ve Daum'un onu oynatma ısrarı da anlamsız. Vederson'u oynatacaksan Carlos'un yokluğunda oynat zorda kalırsan oynat bana sorarsan hiç oynatma. Özer oynayabilirdi solda, Özer olmadı Uğur oynayabilirdi.

Onun dışında defans 4'lüsü pek sırıtmadı. Gökhan'ın ileri çıkışları eksikti daha önceki maçlara göre ama onu da milli maçların yorgunluğuna verebiliriz. Ortada Cristian bugün vasatın altındaydı. İleri çıkışlarda top kaybı yaptı fazlasıyla. Mehmet Topuz ilk kez ilk 11'de oynamanın verdiği çekingenlikle oynadı. İleri topu rahat taşıyamadı hata yaparım korkusuyla. Yine de oyundan alınmamalıydı bence. Maç kondüsyonu kazandırılmalı kendisine ve sürekli oynamaya hazır halde olmalı. Bu nedenle de takımla oynamaya alışmalı.

Bunun dışında Kazım yaptığı 1-2 güzel hareketin dışında vasattı. Adam eksikltme konusunda zayıf, birkaç pozisyonda da bencil davrandı, kısacası etkisizdi. Emre'nin yokluğunda Alex'de pek rahat değildi ama gol vuruşundaki klası maçı kurtarmasına yetti. Güiza istikrarsız oyununa devam ediyor. Kimi zaman bizi şaşırtıyor kimi zamanda alışık olduğumuz beceriksizliklerine devam ediyor. Birkaç pozisyonda gösterdi yine beceriksizliğini ama gol pozisyonunda da topun peşini bırakmayışı ve asistiyle de yaptı yapacağını.

Daum'a gelirsek. Santos değişikliği doğru ancak diğerleri gereksiz ve yanlış. Güiza'nın yerine Semih'i alabilirdi. Deivid'i de oynatacaksa böylece Kazım'ı çıkarıp Deivid'i alabilirdi yabancı sıkıntısı yaşamadan. Gönlümüz Özer'in oynamasından yanaydı ama bu gidişle Özer'i ilk 11'de çok zor göreceğiz ve O'da eriyip gidecek birçokları gibi. Girenlere bakalım; Santos etkisizdi, hadi verelim milli maçlara uzun yolculuklara. Ama Deivid efendi ne yapıyor acaba göt göbek büyütmekten başka. Etkili olabileceği 1-2 pozisyonu da yedek kalmanın verdiği ciddiyetsizlik ve beceriksizlikle harcadı.

Son olarak da hakem sarı kartlarda dengesizdi gerçekten. Ayrıca yardımcı hakemlerine uymayarak da yanlış kararlar verdi.