trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2011 Cuma

Filler ve Çimen...



"Filler tepişir, çimenler ezilir. Çimenler olmasa, filler neyin üstünde tepişir?"

1 Mayıs 2011 Pazar

Küçük Rakıda Hile Var!

Mayıs’ın bir’inde, emeğin ve üretenin önünde saygıyla eğilerek başlamak lazım yazıya. Bir de temennide bulunalım; ismini haykırdıklarımız, usta başı Alex başta olmak üzere formamızı terleten tüm arkadaşlarımızı örgütlü görmek isteriz. Diliniz, dininiz, renginiz farklı lakin ne de güzel kardeşliğiniz…

Gelelim bu akşama. Şampiyonluk havasına girmiş Kadıköy, her ne kadar deplasmanlardaki duygu patlamalarından sonra tat vermese de bir ziyareti hakkediyor mabet, Papazın Çayırı’nda son buluşmada yer ayırtabilir Romantikler. Trabzon Avni Aker’de de güzel şeyler var görebilene, beyaz bereli şimdilerde hava muhalefetinden fanilalıları bile Kazım coşturuyor, bir gün merak ederler de kim bu adam diye ararlar, bakarlar sağa daha çok sola diye umutlanıyor insan. Avni Aker stadını bilenler için söyleyelim(!) ekranın sol tarafındaki kalede bir pankart asılıverilmiş, “Günahların takımı Fenerbahçe” diyor, günahıyla sevabıyla gönülçelenimize belin hemen altından vurmaya çalışıyor yine Karadenizli zeka özürlüler.
İkinci yarının başından beri acemice ve canhıraş kafaya takmış Fener’i, oyunu kuralına göre oynama derdinde ne terbiyesizlik varsa sergiliyorlar. Başkanı, ikinci başkanı, başkan olmayanı, teknik direktörü, futbolcusu çeneleri durmuyor ama her sözlerinde rakipleri gibi kirli işlere, masa başı oyunlara başvurmayacaklarını, hakemler hakkında konuşmayacaklarını beyan ediyorlar. Her cümlenin bir “ama”sı olduğunu anımsatmaya gerek yok. İma edilen bir şike var. Hakemler, federasyon Fener’in yanında. Buna inanmak istiyorlar mı? Buna inanarak yoluna devam edebilir mi bir takım? Amaç inanmak değil de inandırmak olmasın? TBF, TVF, TFF alayı bizim yanımızda öyle mi?

Ne zaman şampiyonluğa gitseler yollarına taş koyan biz olduğumuzdan tek dertleri Fenerbahçe, ve bu sene bu kadar yaklaşmışken, Fenerli olmayan tüm yurdum insanının desteğini almışken, kaybetmek ihtimali delirtiyor, bulandırıyor Karadeniz'i. Zannediyorlar ki 100 yıllık çınarın, memleketin tek spor kulübü örneği Fenerbahçe’nin de onlardan başka derdi yok. Sizin aksinize senelerdir Eczacıbaşı’yla, Efes’le, VBGSTT’yle, Arkas’la, Ziraat’le, Botaş’la, Galatasaray’la, Bursa’yla, Beşiktaş’la ve dahi Hacettepe ile mücadelesi var bu kulübün.

Anadolu ihtilalini gerçekleştiren, oligarşiyi titreten, ezilenin yanında olmayı şiar edinen herkesin sempatisini kazanan Trabzon bugünlerde nefretten besleniyor. Bursa’nın, Es-Es’in, Ankaragücü’nün modeli – abisi olmak onlara yetmiyor, Bizansa öykünüyor. İdari olarak Fenerbahçe’yi taklit ederken, camia olarak Fenerbahçe’yi, Aziz Yıldırım’ı hedef alırken, rakiplikte bize, Galatasaray’a, Beşiktaş’a benziyor hatta onları aşıyor; sınır tanımaz bir aymazlıkla paranoyaklaşıyor. Arkasındaki desteğin farkında olarak Fenerbahçe’yi yıkılmaz, yenilmez, statükonun abidesi gibi sunuyor. Bizler Fenerbahçe’yi güçlü diye sevmedik. Şampiyon oluyor diye sevmedik. Ankaragüçlü nasıl aşık olduysa, Karşıyakalı nasıl hatırlamaz, bilmezse ilk aşık olduğu anı bu büyükler için de böyledir. Sen sevimli ol, tokadı vurana diğer yanını dön demiyoruz da bu kadar şeref yoksunu olma. Rakının ufağı güzeldir, metil alkolü yoksa. Senin güzelliğin kalmadı!

7 Şubat 2011 Pazartesi

Haftasonu Notları...

- İlk olarak Şeytan'ımız Rıdvan Dilmen'e geçmiş olsun dileklerimizi ileterek başlayalım. Keyifli dönülen Manisa deplasmanı akşamında ondan gelen haberle önce üzüldük sonra da durumunun iyi olduğunu öğrenince derin bir oh çektik.

- Manisa deplasmanı demişken oradan devam. Maç için Manisa'ya gidemeyince biz de Manisalı'ya gidelim deyip Or-ka ve eşinin nazik davetini geri çevirmedik. HoAmca, Alkolik, Diego ve ben, eş katılımlarıyla birlikte 10 kişilik mini bir tribün atmosferi yarattık ekran karşısında. Misafirperverliklerinden dolayı Or-ka ve eşine bir kez daha teşekkürler bu vesileyle de.

- Maç öncesi hepimizin ortak görüşü ilk 2 haftada alınan 6 puanın anlamlı hale gelmesi için bu maçtan mutlak galibiyetle tamamlanması yönündeydi. Yenilen golle yaşanan moral bozukluğu, ardarda gelen gollerle yerini sevince ve gelecek haftalar için de bol bol umuta bıraktı. Ama maç sonrası yine herkesin dillendirdiği bir konu vardı ki o da bu 3 haftada alınan 9 puanın daha da anlamlı hale gelmesi için önce Kayserispor maçının ardından da İnönü deplasmanının kayıpsız atlatılması gerektiği. Hele de ligin 2.yarısına 9 puan farkla önde giren Trabzonspor, Fenerbahçe stresinden kendi kendini yemeye devam ederken, önümüzdeki 2 hafta çok ama çok kritik.
Trabzonspor'un temsili yan aynası

- 14 Şubat'taki Kayserispor maçı öncesinde ise olası bir Kayseri yolculuğu görünüyor ufukta pazar günü. Olası diyorum çünkü yollara düşüp düşmememiz Fenerbahçe erkek basketbol takımının Spor Toto Türkiye Kupası 8'li finallerinde göstereceği performansa bağlı, eğer rakiplerini geçip finale kalırsa takımımız biz de tribündeki yerimizi alacağız. Biletlerimiz cebimizde, gözümüz Fenerbahçe'de.

- Madem konuları bağlaya bağlaya gidiyoruz, öyle de devam edelim. Basketbol dedik; haftasonu TBBL All Star organizasyonu gerçekleştirildi Dünya Şampiyonası sonrasında unutulan Ankara Arena'da. Gidip gitmemek konusunda zaten tereddütlüyken bir de Saras, Ukiç gibi isimlerin olmayacağı açıklanınca en ufak kalkıp gidesim gelmedi kendi adıma. Sonrasında televizyondan ara sıra göz atarken de iyi ki de gitmemişim dedim zira All Star'dan çok Yeteneksizsiniz Türkiye kıvamında bir organizasyondu.

- Organizasyon yalnızca tarih olarak değil saat olarak da yanlıştı. Fenerbahçe, Efes Pilsen, Galatasaray ve Karşıyaka hem ligde hem de Avrupa bu denli sık maç yaparken ve Türkiye Kupası da kapıya dayanmışken hiçbir takım oyuncusunu feda etmek, hiçbir oyuncu da kendini riske etmek istemez. Saat olarak bakıldığında da hem kadın voleybolda Fenerbahçe'nin Galatasaray'la oynadığı derbiyle hem de futbolda Trabzonspor'un Antalya maçıyla çakışan All Star bir de Melih Gümüşbıçak'ın saçmalamalarıyla iyice çekilmez bir hal aldı. Benim açımdan organizasyondaki tek sevindirici olay ise Ömer Onan'ın 3 sayı yarışmasını kazanması oldu.
- All Star'la çakışan Fenerbahçe - Galatasaray kadın voleybol derbisinde ise 3-0'lık skorla gülen taraf bir defa daha kızlarımız oldu. Final 4 öncesinde hafta içi maç yapmamayı fırsat olarak görüp yükleme antremanları yapan takımımız özellikle set başlarında zorlandıysa da maçı set vermeden kazanmasını bildi. Bir de rica da bulunalım yeri gelmişken, evet bu tatlı mavi formalar çok yakışıyor kızlara ama yine de bir derbi maçında giyilmesi gereken forma her zaman sarı lacivert çubukludur. Daha önce de erkek voleybol takımı da ligin ilk yarısındaki Galatasaray derbisinde benzeri bir hataya düşmüştü. Umarım bundan sonraki karşılaşmalarda taraftarın önem verdiği bu konuya dikkat edilir.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Doğu Karadeniz Kabarırken...

Doğu Karadeniz'in azgın suları, yeşil ile maviyi birbirinden ayıran yeni sahil yoluyla çok mücadele etti ama an itibarı ile kaybetmiş görünüyor ya da biz insanoğlu öyle zannediyoruz. Zamanı geldiğinde intikamını almak için bekliyor doğa. Eskiden bir sandaldan kıyıya baktığınızda, deniz biter ve yeşil başlardı Doğu Karadeniz'in her tarafında. Şimdi bir çok yerinde deniz bitiyor, otoban başlıyor, otoban bitiyor yeşil başlıyor. Bu yolu bu haliyle planlayan, tasarlayan ve hayata geçirenlere ölü veya diri, en derin sevgilerimi (!) yolluyorum.

Çeyrek asırdır şampiyon olamasa da, tarih kitaplarında yazan 6 şampiyonluk ile kendi deyimleriyle Bizans'ın 3 büyüğüne en yakın takım Trabzonspor. Bırakın bu altı şampiyonluğu, Misak-ı Milli'de ve Edirne'nin ötesinde yaptıkları ile bile Anadolu'nun dört bir tarafına yayılmış, tahtında gözü olan takımların fersah fersah ötesinde. Burası kesin. Ama 6 şampiyonluğu da Galatasaray ve Beşiktaş'ın taş devrine döndüğü, taraftarlarının iki direk arasına sığdığı dönemlerde Fenerbahçe'ye karşı aldığı da bir gerçek. 1996'da Trabzon'da, geçen sezon Kadıköy'de yaşananlarsa kaderin, bu iki takımın mücadele tarihine daha çok yeni sayfalar ekleyeceğinin göstergesi gibi.

3 İstanbullu'nun yine hakkını veremediği bir sezonda, Trabzonspor kısıtlı kadrosuna rağmen şu ana değin iyi gitti ve bu sezon gelinen nokta itibarı ile şampiyonluğun en güçlü adayı. Yine en yakın rakibi Fenerbahçe. İkinci yarı neler getirecek bilemiyoruz ama Engin Baytar ile yaşanan kriz, Jaja ile devam ediyor. Puan tablosu sebebi ile halının altına çok şey süpürdüler ve süpürülmeye devam ediliyor. Karadenizli tez canlıdır, patırdı bir başlarsa toza dumana karışabilirler. Haddim değil ama sarı lacivert sevdama ufak bir öneri. Puan tablosuna bakıp, motivasyon ve ciddiyetini kaybetme lütfen, sonra dizimizi dövmeyelim.

Esas gelmek istediğim nokta, Samsun ve doğusunda neler olduğu. Süperlig puan tablosunun yanında memleket futbolu, 1. Lig puan tablosunu da inceleyen veya takip edenler belki dikkat etmiştir. Bank Asya'nın ilk dördünde kendilerine yer buldu Samsunspor, Orduspor ve Rizespor. Kendilerine ilk dörtte eşlik edense Denizlispor. Bu hafta Ordu-Denizli ve Rize-Samsun maçları var ki kaliteli Türk medyasında kimsenin umrunda değil. Varsa yoksa Avrupa ligleri ve iddaa. NtvSpor zaten oley.com'un resmi TV kanalı olmuş. Alt liglere hakkını vermeyip, zihnini en ufak hücresine kadar süperlig halüsinasyonu ile doldurmuş kaliteli Türk medyasına da buradan en derin sevgilerimizi (!) yollayalım. Büyük rezillikler içerisindeki TRT'ye de Bank Asya Birinci Lig'e küçük de olsa ayırdığı zaman için teşekkür edelim.

Süper Lig'de Trabzonspor'un, Bank Asya'da Ordu, Samsun ve Rize'nin aynı dönemde çıkışlarında bir ortak nokta arıyorum ama bulamıyorum. Fikri olan varsa buyursun. Haşmetli padişahımız RTE'nin ve/veya malum cematimizin katkısı benim de aklıma geldi ancak Samsun, Rize ve Trabzon hakkında pek malumatım olmasa da, Ordu Belediyesi'nde veya Orduspor'da etkinlikleri yok (Orduluyum ordan biliyorum). Ama bir gerçek, Doğu Karadeniz futbolu kıpırdanıyor. Sezonun devamı ne getirecek bilemiyoruz tabii ki ama kendi nacizane fikrim yeni Karadeniz deplasmanları görünüyor.

Fena mı olur Kasımpaşa, Buca, İBB vb. yerine Ordu, Samsun, Mersin İdman Yurdu, Adanademirspor vb. olsa...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Denizde karartı var...Trabzonspor:3 - Fenerbahçe:2

Bizim için cevap anahtarıydı Trabzon deplasmanı. Sorular önceki senelerin soruları olduğundan cevaplara odaklandık; Young Boys, Paok maçları mı gerçekti yoksa Antalya mı? Rakiplerin bizim dişimize dokunur olanlarını gördükten sonra keyiflenmiştik, hayli de umutlu oturduk televizyonun karşısına. İlk çeyrekte iki gol yedik, şanssızlık deyip geçmek mümkün tabi de; 0-0'ken oynanan oyun düşündürücü. Topa sahip olmayı şiar edinmiş bir hocanın takımı kendi sahasında oynadıktan sonra topa sahip olsan ne olmasan ne.

Oyunun geri kalanında gördük ki rakip müsaade ettiği/paniklediği sürece biz oynuyoruz rakip sahada, topa sahip oluyoruz ama izin verirlerse. Golü de bir eksik şekilde çıkardıktan sonra anında yenen golde Lugano'nun ıskası göze çarpsa da arkada 3 düşman niye bomboş bekler anlam veremedim. Hasbelkader Lugano es geçmiş o 3 adamı rahatsız ediversen zaten domino taşı gibi yıkılacaklar. Birbirleri ile çarpışmamaları kör talih. Atışın kaynağı ise çok eski bir hastalık, bize AZ günlerinden bir hatıra.

30'da tekrar başlayan ve iki farkı çıkarmak zorunda kaldığımız maça dair ssöyleyeceklerimiz çok...Daha devre bitmeden oyuna müdahale etme refleksi güzel, Stoch'un katkısı ve ilk yarıda sorumluluğu alıp skora katkı yapması da harika; lakin bu Stoch'u biz iki 90'lık Twente'den ve oynadığı iki maçtan bilirken onu aylardır izleyen, şimdilerde her gün beraber olan hocanın bu adamın farkında olması gerekmez mi? Daha 45 bitmeden bu adama sarıldığımıza göre bir şeyler var, peki hocam niye bu adam kenarda? Geçen hafta savunma yapmıyor dediğimiz adam ilk yarıda pekala adam kovaladı, pres yaptı. Demek ki birincil hastalık olarak işaret ettiğimiz maç seçme devam ediyor. Daha iki maçta bu hüviyete bürünüyorsa Stoch durum çok daha ciddi...

Devre sonunda farkı bire indirdik ardından eşitlik golüne yaklaştık. O arada, rakibin sarpa sardığı bir kaç dakikada golü bulamamak ikinci devrenin gidişatını fısıldadı aslında. Devre başında kopabilirdi oyun önce Teofilo sonra Yattara'nın şansları olsa. Yüklenemeden, baskı kuramadan ve de galibiyete yaklaşamadan bitti oyun.

Aykut Hoca'nın çıkardığı 11 çok eleştirilir, yaptığı değişiklikler keza öyle. Tabi ki gündemin birinci maddesi de Alex olur. Adım adım devrimden söz ederken rakiplerin puan kaybedip sana yolu açtığı şu haftada sahadaki aklını kenara koyman, çok seçenekli bir soruda şıklardan birini kafadan atıp işaretlemene benziyor. Cevabı biliyorsun aslında ama silgin çok iyi silmiyor, ya yanlış yaparsam derdindesin sanırım...Değişim diye Dia'lı, Stoch'lu, Niang'lı kadroyu beklerken biz; sağda, solda, ortada tüm satıhlarda Daum izleri var bir tek kaptan kenarda. Kafası koparılmış kurbanlık dana gibi koşsan ne fayda, bıçak çalınmış bir kere...E sahada aklın olmayınca ne Niang'dan ne Semih'ten bahsedebiliyoruz. Gönül bile bir al ver yapamıyor. Kaptan oyuna girdikten sonra tek bir pas atıyor Niang'a o bile bizi bizden alıyor...

Herşeye rağmen yolun başındayız, hocaya bu kadar giydiriyorsak (gerçekten bilmiyorum) içimizden olduğu ve başarılı olmasını herkesten çok istediğimiz içindir. Ne hizipçidir, ne hesapçı. Aykut Kocaman bir adamdır; inandığı bazı şeylere saplanıp kalmamasını diliyorum, ya da onun inandığı benim inkar ettiğim şeylerin doğru olmasını...

-Bu Cristian'dan Aurelio değil Van Gobbel bile olmaz hoca. Maldonado'yu özledim.
-Uzatmalarda tehlikeli yerlerden serbest vuruş çalınmasın, giden zamanın haddi hesabı yok.
-Gökhan orta yap desem, o zaman Real'de oynarım dersin göt olurum.

28 Ocak 2010 Perşembe

Ziraat Türkiye Kupası

Kupada çeyrek ve yarı final kuraları az önce çekildi. Eşleşmeler şöyle:

B.Ş.Belediyespor - Trabzonspor
Antalyaspor - Galatasaray
Fenerbahçe - Bursaspor
Manisaspor - Denizlispor

İlk maç haftaya çarşamba, yani 3 Şubat'ta Kadıköy'de. Rövanş ise 10 Şubat'ta. Çeyrek finali geçtiğimiz takdirde, Manisaspor-Denizlispor maçının galibiyle yarı finalde karşılaşacağız.

Geçen sene denk gelmişti İzmir'de iş seyhatindeyken kupa finalini de izlemiştik Mega ile. O hala bana söyleniyor senin yüzünden diye ama bence Beşiktaş yüzündendi. Bu sene hazır onlar da yokken biz kazanırız artık kupayı.

Şaka bir yana Bursa'yı geçersek final zor görünmüyor. Bursa'yı geçip geçemeyeceğimizi ise evimizde oynayacağımız ilk maç büyük ölçüde belli eder diye düşünüyorum. Sonrasında ise muhtemel bir Manisaspor eşleşmesi görünüyor. Diğer taraftan Trabzon ve Galatasaray'ın yarı final oynamaları kağıt üzerinde görünen olasılık. Yine de Antalya, İBB, Trabzon ve Bursa'nın görünen Fenerbahçe-Galatasaray finalini değiştirme şansı mevcut.

Güzel futbol olsun, iyi oynayan kazansın.

20 Aralık 2009 Pazar

Trabzonspor 0 - Fenerbahçe 1

Sezonun ilk yarısının son maçında Trabzon'da kazanılan 3 puan devre arasında bünyeyi toparlamak ve liderliği korumak adına gayet iyi oldu.

Maç iki tarafa da gitti geldi diyebiliriz. Güiza'nın kaçırdıklarına karşılık Trabzonsporlular da net pozisyonları gole çeviremeyince maç ortada geçti. Güiza'nın kaçırdıklarının yanında önemli sayılmayabilir bu pozisyonlar ama gol olma ihtimalleri oldukça yüksekti. Kısmen şanslı idik. Ama takım olarak da kazanmak için gereken mücadeleyi yaptık ve o iradeyi gösterdik.

Bilica yine canavar gibi oynadı. Derledi topladı ortalığı. Gökhan umarım devre arasında kendini biraz daha toparlar.

Emre'nin iyileşmesiyle orta saha eski gücüne kavuşacaktır sezonun ikinci devresinde. Topuz sağ kanada alışıyor her geçen gün. Gökhan'la da ileri çıkışlarda sol kanattan iyilerdi bugün. Daha doğrusu Mehmet topu aldığında Gökhan ileri fırlıyordu hemen. Ancak bunu sol kanatta Santos yapmayınca bugün Özer çok yalnız kaldı ve bolca saçmaladı maç boyunca. Biraz daha basit oynamalı Özer ve her pozisyonda ekstra işler yapmaya kalkmamalı. Alex'i örnek almaya ve iyi analiz etmeye devam ederse bunu da öğrenir.

Devre arasında umarım Güiza ve Semih bol bol çalışırlar ve güçlenirler. Güiza'nın goldeki koşusu ve vuruşu bizi şaşırtmadı değil.

Bugün sahaya çıkan kadro ideal kadromuzdu bence. Ama daha iyi oyun ve daha net sonuçlar için performansını herkesin arttırması gerekiyor. Ya da yeni ve daha etkili transferler, mümkünse. Bununla birlikte yedeklerin de cezalar, sakatlıklar gibi durumlarda hazır olmalarının sağlanması gerekiyor. Daum'un bugünkü defansif anlamda yaptığı Vederson değişikliği saçmaydı mesela. Onun yerine Sheriff maçında iyi bir performans serileyen Uğur'a şans verseydi daha iyi olurdu kesinlikle, hem Uğur hem de takım açısından.

Son olarak; 15. yıldönümlerini teşrif edip bizimle geçiren ve maçı beraber izlediğimiz HoAmca ve Eowyn'e de teşekkürler ediyor ve daha nice yıllar diliyoruz.

21 Ağustos 2009 Cuma

Eleme gecesi notlari...

-Dun 19.30'da baslayan futbol maratonu, bir de maclarin arasina 200 metre finali denk gelince beni oldugu kadar televizyonun kumandasini da yordu ama keyifli bir yorgunluktu elbette ki...

-Trabzonspor, Diyarbakir macindan sonra taraftarindan uyariyi almisti zaten dun gece islerini cok zora soktular gerek Avrupa Ligi'ne kalmalari acisindan gerekse de oyuncularin kredibiliteleri acisindan...

-Hugo Broos yillar boyu bu atmosferde calismak isterim diye aciklamalar yapiyordu 1-2 hafta oncesine kadar, ic saha performansi boyle devam ederse degil yillar aylar boyu bile calisamaz...

-Sivasspor'un Avrupa performansi, kura sanssizliginin da etkisiyle tarihe gececek boyle giderse, top yuvarlaktir gibi geyiklere girmeyelim, Avrupa Ligi icin hicbir sansi kalmadi Sivas'in...

-Sion maci oncesinde ilk olarak Aurelio konusunda Tahkim'in Fenerbahce aleyhine karar verdigi haberi sasirtti beni, ikinci olarak da Deniz'i ilk 11'de stoper olarak gormek...

-Sion ilk yarida normalin uzerinde sert futbol oynadi, Isvecli hakem elini cebine goturmedikce de sertligin dozaji artti...

-Honved karsisinda Roberto Carlos, gecen hafta Alex, dun de Deniz...Takimin basinda Daum-Koch ikilisi varken darbeye bagli olmayan adele sakatliklarindan bu kadar basimizin agrimasina pek akil sir erdiremiyorum...

-Andre Santos ve Cristian her gecen gun takima uyum sagliyorlar; Santos'un golleri, Cristian'in ise artan performansi dikkat cekici...

-Guiza eski gunlerine donuyor(!), kacirdigi akil almaz gollere ragmen Santos'a yaptigi asist takdire sayandi...

-Deivid, Alex'in yoklugunda kendisinden bekleneni vermekten cok uzak; ilk geldigi sezonda oldugu gibi hantal bir gorunumu var bu da oyununa olumsuz yansiyor...

-Semih'in asistle donmesi sevindirici, bu takimda Alex yoksa onun yerini dolduracak ilk adam Semih'tir; sakatligini tamamiyle atlatirsa Deivid kulubede pahali bir yedek olmaktan ileri gecemez bu formuyla...

-Sion macindan firsat buldukca Sami Yen'deki maca da goz gezdirdim, attigi gollerden bagimsiz olarak soyluyorum Keita cidden acaip bir adam, mac 0-0 devam ederken babama "Bizim sag kanatta olsa Gokhan'la birlikte ucurur bizi" dedim, sonrasinda 2 gol atti...

-Rakibinin orta sahayi gecmesine izin vermedi Galatasaray ve surekli tempo yapti, ben izlerken bunaldim; sahadaki Tallinnli topculari dusunemiyorum...

-Alinan sonuclar sonrasinda Sion, Galatasaray, Trabzonspor ve Sivasspor onumuzdeki haftaici turistik geziye cikacak takimlar oldular bana kalirsa...

-Son olarak Tuncay'in donusuyle ilgili cok ciddi gelismeler oldugu soyleniyor, 31 Agustos'tan once yapilacak Tuncay ve Sercan transferleri ekmek kadayifinin kaymagi olur...

24 Kasım 2008 Pazartesi

Bunyamin Gezme...

"aslinda hakemler hakkinda konusmak istemiyorum ama (!)"

Cumartesi gunu Kadikoy'de oynayacagimiz derbi macinin hakemi belli oldu, bunu takiben benim de sinirlerimde bir oynama oldu. Normal hayatinda nasil bir insandir bilmiyorum, cok da bilmek istemiyorum ancak bana sorarsaniz hakemligi yerlerde surunen, saha ici iletisim konusunda sifirin dahi altinda olan, oyunculari azarlamayi, asik suratli olmayi marifet sayan, esas mesleginin etkisini sahada fazlaca hisseden ve hissettiren bir kisi Bunyamin Gezer...

Kendisini Galatasaray'in Ali Sami Yen'de oynadigi Trabzonspor macinda once Servet'in eliyle attigi golu nizami olarak saymasi, sonrasinda ise Lincoln'un gol attiktan sonra Kirk Hammett'a nazire yaparcasina korner diregini sokerek gerceklestirdigi "airguitar" hareketini gormezden gelmesiyle hatirlayabiliriz.

Her ne kadar hakemligine en ufak bir guvenim olmasa da su dakikadan sonra cumartesi gunku macin agirligini kaldirabilmesini ve maci yuzune gozune bulastirmamasini dilemekten baska yapacak birsey maalesef yok.