Guiza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Guiza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2010 Çarşamba

POPP ve U-20 Kadınlar Dünya Kupası

Al, adaşı bizim Alex'in yanına koy, Güiza'dan çok gol atar.

Bildiğiniz üzere U-20 Kadınlar Dünya Kupası Almanya'nın ev sahipliğinde devam ediyor. İkidir Eurosport'ta denk geliyorum. Tesadüftür iki maç da Almanya maçıydı ve Popp döktürüyordu. Dün akşamki maçta da biri penaltıdan 3 gol attı. Daha 19 yaşında. FCR 2001 Duisburg'da oynuyor. 6 gol ile şu anda turnuvanın en golcü ismi. Dün akşamki maçın görüntüleri burada.

Turnuva hakkında da kısaca bilgi vereyim. 4 grup var ve gruplardaki son durum aşağıdaki gibi.

A grubunda, Almanya 3'te 3 yaparak turu garantilemiş durumda. Kadınlar veya erkekler farketmiyor yani. Almanya'nın ardından Kolombiya geliyor. Dün Kosta Rica'yı 3-0 ile geçerek adlarını bir üst turu yazdırdılar. Fransa yine ilk turda evinin yolunu tuttu. Kadınlar veya erkekler farketmiyor yani.

B grubunda İsveç'in ardından Brezilya'yı 1-0 yenerek grubu 2. sırada bitiren Kuzey Kore bir üst tura çıkmış durumda.

C ve D gruplarında son maçlar bugün oynanacak. C grubunda, Meksika ve Nijerya 4'er puanda ve akşam birbirleriyle oynuyorlar. Japonya ve İngiltere ise 1'er puanda. İngiltere erkeklerde olduğu gibi ilk tur sonunda evine dönebilir yani.

D grubunda, Güney Kore 6, ABD 4 puanda ve yine akşam bu iki takım karşılaşacak. Diğer maçta ise 1 puanlı Gana ile puansız İsviçre karşı karşıya gelecek.

Son olarak da Brezilyalı Leah'tan bahsetmek istiyorum. Videosunu bulamadım ama aşağıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere abla takla atarak uzun taçlar atıyor. Gördüğümde ağzım açık kaldı.

21 Nisan 2010 Çarşamba

Haftasonundan Kalanlar

Şekilli Dondurma Külahları

Rent a Bike

Doğan görünümlü Mercedes'imiz

HoAmca ile Eowyn'in ilk ev hediyesi

Eşli Danslar Ekibi I

Eşli Danslar Ekibi II

Bizim Güiza gerçek Güiza'yı gönülden alkışlarken

7 Mart 2010 Pazar

Fenerbahçe 1 - Antalyaspor 0

Önemli bir üç puandı takım adına. Umarım biraz kendilerine gelmelerini sağlar bu galibiyet. Belki bizi de kendimize getirir.

Emre'yi ayrıca tebrik etmek gerek. Günün en iyisiydi. Santos da güzel bir akşam geçirdi. Attığı golde topu hızlı oynayarak pozisyonu başlattı ve kendisi gibi yapan Semih ve Emre'nin güzel pasları sonunda da düzgün güzel bir vuruşla golü yaptı.

Defans dörtlüsünün uzun zaman sonra beraber oynamaları maçı nerdeyse pozisyon vermeden bitirmemizi sağladı. Maçın başlarında Semih-Güiza ikilisi iyiydi ama ilerleyen dakikalarda oyundan düştüler.

Gerisi de malum Daum'un skoru korumak için yaptığı değişiklikler topu Antalya'ya verdi ama şükür ki son haftalardaki son 10 dakika gollerinden birini yemeden tamamlayabildik maçı.

Hakeme de ne desek boş. Yine boş geçmediler. Vermediği penaltının ardından itirazların etkisiyle bariz faullere de devam dedi.

3 Mart 2010 Çarşamba

Çok Biliyorsunuz!

Öyle veya böyle gazetelere göz gezdirirken doğru düzgün birşeyler bulabilirmiyim diye bakınıyorum hergün. Ama nerdeeee. Varsa yoksa ahkam kesenler, boş konuşanlar, saçma iddalar vs. vs.

Alın size 2 örnek.
Atilla Gökçe efendi bugün "Fenerbahçe'nin Formülü Yanlış" başlıklı yazısında takımdaki bütün yabancıların latin kökenli olduğundan ve bunların da takıma bir aidiyet duygusunun olmayışından ve takımın asıl sorununun bu olduğundan bahsediyor. Neymiş efendim türk futbolcular olacakmış bu aidiyet duygusunu oluşturacak. Onlar da bu özelliği gösterememişler.

Be adam ülkelerinde yabancı sınırlaması olmayan ve takımlarında tek tük yerel oyunculara rastlanan ve buna rağmen dünyanın en büyük kulüpleri olarak anılan kaç takım var otur da onları bir say. Belki sonra boş konuşmayı, laf olsun diye yazı yazmayı bırakırsın. Takıma, yönetime, Aziz Yıldırım'a kulp takmaksa niyetin bari bunu elle tutulur bir sebebe dayandır.

Bir de büyük Denizli var. Kendi takımının, futbolcusunun ne halde olduğuna bakmadan sağa sola bok atan. Neymiş Daum'un sisteminde Güiza’nın başarılı olması zormuş. Beşiktaş’ta oynasaymış kendisi Güiza'yı kral yaparmış. Yıldız oyuncuları değerlendirmekte üstüne yokmuş.

Kimin ne mal olduğunu gayet iyi biliyoruz biz Sayın Denizli. Ama çok istiyorsan Güiza'yı, al senin olsun, tepe tepe kullan.

17 Ocak 2010 Pazar

Gökhan Ünal Antremanda!

Blogun sağ tarafındaki anketlerin sonuçlarına bakıyorum. "Transfer yapılacağını düşünüyor musunuz?" ve "Hangi mevkilere transfer yapılmalı?" sorularına verilen cevaplar yönetim tarafından dikkate alınmış olacak ki santrfor-forvet mevkiine Kayserispor'da gol kralı olmuş ama Trabzonspor'da bir halt olamamış Gökhan Ünal ile anlaşıldı ve kendisi takımın Antalya'daki kampına katılarak antremanlara başladı.

Şüphesiz ki bu anketlere cevap verirken aklımızdan geçen isim Gökhan Ünal değildi. Tamam kimse İbrahimovic'i ya da Eto'yu da beklemiyordu ama Trabzonspor'un Güiza'sı olan, başta kendi taraftarı olmak üzere birçok futbolseverin dalga geçtiği, Güiza sayesinde bir tutam kalan saçımızı yolduracak bir isim de beklemiyorduk. Böyle düşünenlerin çok olduğunu biliyorum. Ben de haberi ilk duyduğumda benzer şeyler düşündüm. Ancak, antremana çıktıktan ve bu iş resmileştikten sonra da beklemekten ve görmekten başka yapabileceğimiz birşey olmadığını biliyorum. Açıkçası bizim beklediğimiz Güiza'dan kurtulmak ve özlemini çektiğimiz forvete sahip olmaktı. Ancak, devre arası olduğu, 14 milyon avro ve dünya kupası düşünülürse -ki taraftar parası neyse vermeye hazır olduğu halde- yönetimin Güiza'yı gözden bu kadar kolay çıkarmayacağı aslında apaçık ortada idi. Ve son haftalarda iki forvetimizin de sakatlıkları, cezalı olmaları ve kötü performansları sebebiyle takımın forvetsiz oynamaya çalışması sonucu bu mevkiye 3. bir isim olarak böyle bir Gökhan Ünal transferinin yapılması çok da şaşırtıcı gelmiyor şimdi düşününce. Yani olabilecek en olası şey oldu. Bu isim Gökhan olmasa Umut, Umut olmasa Sercan, Sercan olmasa Ümit olacaktı. Yani yine bize hüsran bize yine hasret var. Bekleyeceğiz ki Güiza dünya kupasına gitsin ekstra birşeyler yapsın biz de iyi paraya satalım, kurtulalım. Sonra da yeni bir forvet alalım.

Bekleyelim görelim, hem bakarsınız belki de Gökhan Ünal, HoAmca'nın dediği gibi Güiza'dan çok gol atar.

20 Aralık 2009 Pazar

Trabzonspor 0 - Fenerbahçe 1

Sezonun ilk yarısının son maçında Trabzon'da kazanılan 3 puan devre arasında bünyeyi toparlamak ve liderliği korumak adına gayet iyi oldu.

Maç iki tarafa da gitti geldi diyebiliriz. Güiza'nın kaçırdıklarına karşılık Trabzonsporlular da net pozisyonları gole çeviremeyince maç ortada geçti. Güiza'nın kaçırdıklarının yanında önemli sayılmayabilir bu pozisyonlar ama gol olma ihtimalleri oldukça yüksekti. Kısmen şanslı idik. Ama takım olarak da kazanmak için gereken mücadeleyi yaptık ve o iradeyi gösterdik.

Bilica yine canavar gibi oynadı. Derledi topladı ortalığı. Gökhan umarım devre arasında kendini biraz daha toparlar.

Emre'nin iyileşmesiyle orta saha eski gücüne kavuşacaktır sezonun ikinci devresinde. Topuz sağ kanada alışıyor her geçen gün. Gökhan'la da ileri çıkışlarda sol kanattan iyilerdi bugün. Daha doğrusu Mehmet topu aldığında Gökhan ileri fırlıyordu hemen. Ancak bunu sol kanatta Santos yapmayınca bugün Özer çok yalnız kaldı ve bolca saçmaladı maç boyunca. Biraz daha basit oynamalı Özer ve her pozisyonda ekstra işler yapmaya kalkmamalı. Alex'i örnek almaya ve iyi analiz etmeye devam ederse bunu da öğrenir.

Devre arasında umarım Güiza ve Semih bol bol çalışırlar ve güçlenirler. Güiza'nın goldeki koşusu ve vuruşu bizi şaşırtmadı değil.

Bugün sahaya çıkan kadro ideal kadromuzdu bence. Ama daha iyi oyun ve daha net sonuçlar için performansını herkesin arttırması gerekiyor. Ya da yeni ve daha etkili transferler, mümkünse. Bununla birlikte yedeklerin de cezalar, sakatlıklar gibi durumlarda hazır olmalarının sağlanması gerekiyor. Daum'un bugünkü defansif anlamda yaptığı Vederson değişikliği saçmaydı mesela. Onun yerine Sheriff maçında iyi bir performans serileyen Uğur'a şans verseydi daha iyi olurdu kesinlikle, hem Uğur hem de takım açısından.

Son olarak; 15. yıldönümlerini teşrif edip bizimle geçiren ve maçı beraber izlediğimiz HoAmca ve Eowyn'e de teşekkürler ediyor ve daha nice yıllar diliyoruz.

13 Aralık 2009 Pazar

Fenerbahçe 3 - Ankaragücü 2

Geçen haftalara göre takımda küçük de olsa bir kıpırdanmanın olduğunu söylemek mümkün. Kazanmak için yeterli değildi bence ama biraz şans ve birkaç mücadele eden oyuncuyla bu haftayı kayıpsız atlattık.

Başta kaptan Alex'in oyunu ve Özer ile Mehmet'in Alex'e yardımcı oyunları sayesinde topu biraz daha ileriye taşıyıp geçen haftalara nazaran daha çok pozisyon bulduğumuzu söyleyebiliriz.Güiza benim gibi kendisine uzun zaman sabreden birini bile çileden çıkardı bu maç. Attığı golü önemsemiyorum. Zira O'nun yerinde kim olsa aynı vuruşu yapardı. Ama kaçırdıklarına bakınca O'ndan başkası kaçırmazdı o golleri. Kesinlikle çok güçsüz, atılan pasları kontrol etmekten, edebildiği nadir pasları da düzgün bir vuruşla gole çevirmekten veya faydalı bir pas vermekten çok ama çok uzan. Artık ben de Güiza'nın bizden çok ama çok uzakta olmasını istiyorum. Tek kelimeyle rezaletti.

Bilica ilk yarıda süper bir oyun ortaya koydu bence. Ancak 2.yarıda defanstan top çıkarma konusunda Lugano'nun kendisine pek yardımcı olmaması Emre'nin eksikliği ve Selçuk'un bu konudaki beceriksizliği gibi yan etkilerle birlikte pas hataları yaptı. Yine de bu aralar defans oyuncuları arasında en verimli oynayan isim Bilica. Carlos için artık birşey söylemek istemiyorum. Sarı kartını görüp cezalı duruma düştü, bırakalım gitsin memleketine artık. O da rahatlasın biz de. Geçen hafta Gökhan'a konduramadığımızı söylemiştik ama bu haftaki oyunuyla beni de eleştirin dedirtti açıkçası. Yediğimiz gollerin ikisinde de hatalıydı bence. İlk golde Vassell'i kontrol edebilmeli ve 2.golde de topa müdahale edebilmeliydi. Yeri gelmişken söylemeden geçmeyelim Ankaragücü'nün 2.golünde bariz faul var.

Ortada Baroni fena değildi ancak Selçuk tam anlamıyla etkisizdi. Ha var ha yok. Semih'in Selçuk'un yerine oyuna girmesi bu açıdan güzel bir tercihti sadece biraz daha erken olabilirdi bence. Özer ve Mehmet'e gelirsek; Özer kesinlikle maçın en iyilerindendi. Çok çalıştı ve güzel bir asist yaptı. Daum izin verir de oynamaya devam ederse zamanla daha etkili olacaktır. Ancak hem Özer hem de Mehmet için geliştirilmesi gereken bir nokta var. Kanat oyuncuları olarak oynamaktan çok Alex'in bölgesine ortaya çok yanaşıyorlar. Kanatlardan bindirmeler ve çizgiye inme olayını onlardan çok bekler yapıyor. Ortaya, Alex'e yardım etmeleri kesinlikle iyi birşey ki ortadan şutlar da çıkararak gol arıyorlar ama özellikle Emre'nin takıma katılmasından sonra kanatları daha çok kullanmalı ve çizgiye inerek rakip defansın dengesini bozmayı daha sık denemeliler.

Sanırım cezalar, sakatlıklar vs. derken bir şekilde doğru kadroya doğru gidiyoruz. Daum'un bu şansı her zaman olmuştur zaten. Dünkü kadro ideale yakın bir kadroydu aslında. Bundan sonra yapılması gereken sadece Santos'u milli takımdaki yerine çekip Carlos'u göndermek ve en kısa zamanda adam gibi bir forvet almaktır.

Maçtan sonra yapılan açıklamalara da değinmek istiyorum. Ankaragücü teknik direktörü topun çizgiyi geçip geçmediğinin net olmadığı son pozisyona veryansın ederken attıkları 2.gol öncesindeki futbolcusunun yaptığı faulden hiç bahsetmiyor ve geçen hafta Sarp'ın yaptığı gibi topu Aziz Yıldırım'a hedefliyor. Saçmalıktan başka birşey değil, görmediğin pozisyon hakkında ahkam kesmen.

Ama haklarımızı savunurken çığırtkan olmamak konusunda söylemek istediğimiz aslında tam da buydu işte. Bunun yönetimini iyi yapamadığın zaman herşeyi getirip buna bağlayacaklar. Sene sonunda şampiyon olsan tutup masa başında kazandılar diyecekler. Ha umrumuzda mı? Tabi ki değil. Onların yazdıkları söylediklerinden ziyade gördüklerimizi değerlendirmesini ve kimin doğru kimin yalnış yaptığını biliyor görüyoruz çok şükür.

Erman Toroğlu'nun ise Gökçek ailesinin avukatıymışçasına son pozisyonu tuvalet kağıdı ile ve o kocaman göbeğiyle ispatlamaya çalışması ise tamamen komik, tutarsız, ikiyüzlü bir davranış. O pozisyona net bir yorum yapan ya yalan söylüyordur ya da o maçın yan hakemidir (O da görebildiyse tabi).

Son olarak, renkdaşın attığı ilk gol gayet güzeldi, belirtmeden geçmeyelim. Ayrıca, Vassell'in performansını da beğendim açıkçası. Üşenmeyip gitmek, bir dünya gözüyle izlemek lazım kendisini.

10 Aralık 2009 Perşembe

Go Home!!!

Tanjevic, Kazim Kazim, Wederson, Roberto Carlos, Onder Turaci, Ugur Boral, Guiza, Deivid, Selcuk, Deniz Baris, Ali Bilgin, Rasim Basak...

Simdilik liste bu kadar; ama bu liste hic bir zaman bu kadar kalabalik olmamisti.

P.S. Futbolcular secilirken birden fazla teknik direktor ile calisilmis olmasina ozellikle dikkat edilmistir. Listede yer alan Deniz Baris ve Deivid ikilisinin Zico doneminde belli bir sure ust duzey performans vermis olmasi ilginc bir noktadir. Bu liste kapsamindaki isimlerden Onder Turaci'nin geldigi gunden bugune yasadigi gerileme takdire sayandir. Bu kadar aktif sporcunun arasina Tanjevic'in girmis olmasi ise tam bir yonetim basarisidir...

14 Eylül 2009 Pazartesi

Bursaspor 0 - Fenerbahçe 1

Oynaması gereken ve oynamaması gereken

Yine de iyi tarafından bakmaya çalışalım maça. Öncelikle Bursa gibi zorlu bir deplasmandan 3 puanla ayrılmak güzel. Her ne kadar Bursa ilk on dakikanın dışında pek top oynayamamış olsa da Fener'in de durgun olması skor ve pozisyon açısından kısır bir maç izlememize sebep oldu.

Daum'un giderken ki takıntılı hali devam ediyor sanki. Tamam antremanlardan kimin ne oynadığından nasıl oynadığından haberimiz yok ama sahada yaptıkları antremanlarda pek birşey yapmadıklarını gösteriyor bize bazı oyuncuların. Mesela Vederson efendi. Sol açık oynuyor güya. Ceza sahasına yaklaştığını göreniniz oldu mu? Ya da onu geçtim olumlu bir hareketini göreniniz oldu mu? Ve Daum'un onu oynatma ısrarı da anlamsız. Vederson'u oynatacaksan Carlos'un yokluğunda oynat zorda kalırsan oynat bana sorarsan hiç oynatma. Özer oynayabilirdi solda, Özer olmadı Uğur oynayabilirdi.

Onun dışında defans 4'lüsü pek sırıtmadı. Gökhan'ın ileri çıkışları eksikti daha önceki maçlara göre ama onu da milli maçların yorgunluğuna verebiliriz. Ortada Cristian bugün vasatın altındaydı. İleri çıkışlarda top kaybı yaptı fazlasıyla. Mehmet Topuz ilk kez ilk 11'de oynamanın verdiği çekingenlikle oynadı. İleri topu rahat taşıyamadı hata yaparım korkusuyla. Yine de oyundan alınmamalıydı bence. Maç kondüsyonu kazandırılmalı kendisine ve sürekli oynamaya hazır halde olmalı. Bu nedenle de takımla oynamaya alışmalı.

Bunun dışında Kazım yaptığı 1-2 güzel hareketin dışında vasattı. Adam eksikltme konusunda zayıf, birkaç pozisyonda da bencil davrandı, kısacası etkisizdi. Emre'nin yokluğunda Alex'de pek rahat değildi ama gol vuruşundaki klası maçı kurtarmasına yetti. Güiza istikrarsız oyununa devam ediyor. Kimi zaman bizi şaşırtıyor kimi zamanda alışık olduğumuz beceriksizliklerine devam ediyor. Birkaç pozisyonda gösterdi yine beceriksizliğini ama gol pozisyonunda da topun peşini bırakmayışı ve asistiyle de yaptı yapacağını.

Daum'a gelirsek. Santos değişikliği doğru ancak diğerleri gereksiz ve yanlış. Güiza'nın yerine Semih'i alabilirdi. Deivid'i de oynatacaksa böylece Kazım'ı çıkarıp Deivid'i alabilirdi yabancı sıkıntısı yaşamadan. Gönlümüz Özer'in oynamasından yanaydı ama bu gidişle Özer'i ilk 11'de çok zor göreceğiz ve O'da eriyip gidecek birçokları gibi. Girenlere bakalım; Santos etkisizdi, hadi verelim milli maçlara uzun yolculuklara. Ama Deivid efendi ne yapıyor acaba göt göbek büyütmekten başka. Etkili olabileceği 1-2 pozisyonu da yedek kalmanın verdiği ciddiyetsizlik ve beceriksizlikle harcadı.

Son olarak da hakem sarı kartlarda dengesizdi gerçekten. Ayrıca yardımcı hakemlerine uymayarak da yanlış kararlar verdi.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Guiza'ya Niyet Kezman'a Kismet...

Haziran ayinin sonlarinda Zenit St.Petersburg'un Guiza ile ilgilendigi haberleri cikinca "Tekke Kalsin...10'a anlasalim..." demistik.Zenit bu transfer gerceklesmeyince eski goz agrilarimizdan Kezman'i kiralamayi tercih etti PSG'den. Fransizlar Mevlut'un gelisiyle gozden iyice dusen Kezman'dan kurtulmanin yollarini ariyorlardi ki imdatlarina Zenit yetisti ve satin alma opsiyonuyla kiraladilar Kezman'i. Once Semih'le, sonrasinda ise Mevlut'le girdigi forma mucadelesinden galip cikamayan Mateja, simdi de Fatih Tekke'yle girecek ayni mucadeleye...

PSV, Chelsea, Atletico Madrid, Fenerbahce, PSG, Zenit derken Avrupa'nin Coulibaly'si olma yolunda hizla ilerliyor Sirp golcu, bana kalsa ben yine Guiza'ya tercih ederim Kezman'i ama bu hizla giderse yakinda Katar liginde gorecegiz kendisini. Bu transferin ilginc bir noktasi da sahada sadece 6 yabancinin bulunmasina izin verilen Rus liginde, Kezman'in Zenit'in 13. yabanci futbolcusu olmasi...

24 Haziran 2009 Çarşamba

Tekke Kalsin...10'a Anlasalim...

Haberler iyi...Gectigimiz sene basinda buyuk umutlarla(!) ve buyuk paralarla kadromuza kattigimiz,sene icerisinde ise bircok macta performansiyla sac bas yoldurmasina ragmen unumuzu eleyip elegimizi astiktan sonra attigi gollerle sezonu ligde 11 golle tamamlayan Guiza'ya talip var...

Son gelen haberlere gore Zenit St.Petersburg, Guiza'nin pesinde ve kulupler arasinda da gorusmeler bir suredir devam ediyor. Guiza karsilik teklif ise 10M Euro + Fatih Tekke...

Fatih Tekke'yi ne oyuncu olarak ne de kisilik olarak sevmem, mumkunse kendisi de Zenit'te kalarak Guiza ile iyi(!) bir ikili olustursun hucum hattinda. Dedigim gibi Fatih'i Tekke'si Ruslara kalsin, bu vakitten sonra zararin neresinde donulse kardir( Guiza'nin 1 senelik maliyeti an itibariyle = 15M TL) diye dusunuyorum, hazir Aziz Yildirim da gozunu karartmisken transfer konusunda, buradan gelecek 10M Euro ile Guiza'dan hem pazarlama hem de sahaici performansi olarak daha etkili bir forvetle onumuzdeki sezon icin kadroyu takviye edebiliriz.Gerci son senelerde bonservisinden para kazanip gonderdigimiz bir futbolcu hatirlamiyorum ama Guiza'yla yollari ayirip bir de uzerine 10M Euro koyarsak kasaya kaymakli ekmek kadayifi olur...

2 Haziran 2009 Salı

Tarjeta Yollari, Guiza Aglari...

Ayin 16'sinda kendimi Olympos yollarina vurmamla baslayan ve Istanbul, Amsterdam, Barcelona derken son olarak Raistlin'in dugunu sebebiyle Izmir-Manisa hattinda sona eren seyahatler silsilesi yuzunden istemeden de olsa blogu biraz boslamis oldum, dolayisiyla bu surec icerisinde ligin 2.yarisiyla birlikte baslattigimiz ve her hafta duzenli olarak oylamaya actigimiz anketlerle de ilgilenme imkanim olmadi. Gerci son haftalarda futbol takiminin tatil havasi yuzunden anketlerin de pek tadi tuzu kaldigi da soylenemezdi ama siz yine de kusuruma bakmayin. Imkansizliklardan dolayi hayatimda belki de ilk defa Fenerbahce'nin oynadigi ustuste 3 lig macini da kacirarak kendi adima yeni bir rekora da imza attim, yalnizca futbol maclari olsa iyi hasretle bekledigim erkek basketboldaki Turk Telekom serisi de arada kaynamis oldu. Belki ilerleyen postlarda baskanlik secimlerini de kapsayan bu yogun surece dair birkac kelime karalarim fakat simdi postun konusuna donelim.
Nitekim sayfanin sag ust kosesinde yer alan anketlerimiz kapanali haftalar oldu ve 31.haftada oynadigimiz Denizlispor macinin oyuncusu kullanilan 12 oyun 5'ini alan Daniel Guiza secildi. Ersun Yanal'in Trabzonspor'dan ayrilmasi sonrasinda actigimiz anketimiz de ise "Ersun Yanal'i Fenerbahce'nin basinda gormek ister misiniz?" diye sormustuk, toplam 105 oyun kullanildigi bu ankette ise 50 kisi "Hayir" cevabi verirken, 46 kisi "Evet", 9 kisi de "Kararsizim" yanitini verdi.

Deplasmanda 1-1 berabere kaldigimiz Antalya macinin, 4-2'lik galibiyetle sonuclanan Konyaspor macinin ve Avni Aker'de son dakikalarda yine Guiza'nin attigi golle 1-2 galip tamamladigimiz sezonun son derbisi olan Trabzonspor macinin anketlerini ise "Gecti borun pazari" diyerek acmiyorum.Son 2 macta yaptiklariyla sezon biterken performansi zirve yapan Guiza'ya olan sevgimi(!) bilen arkadaslar sakin ha anketleri acmayip kendisine haksizlik yaptigimi da dusunmesinler...Artik sezonun en iyisi anketinde gorusuruz...

3 Mayıs 2009 Pazar

Bir İnönü Klasiği

Bu maç ve kupa finali yaklaştıkça iki başkanın yemek yemesinden sonra çıkan bütün dedikoduların aksine her iki maçta da kazanacağımızı düşünüyordum. Belki de sadece gönlümden geçen buydu. Ama sadece Fener kazansın diye değil. 4 farklı şampiyondan sonra bir 5. olsun diye belki de en çok. Biz elimizden geleni yaptık Sivas gerisi sana kalmış. Kupa için ise tabi ki yıllardır süren hasret bitsin ve rahat rahat UEFA'ya gidelim diye. Ve hatta "şampiyonluk yarınlara kaldııı" diye şarkılar söyleyebilmek için...

Gelgelelim maçtan önce kadroyu gördüğümde itiraf edeyim ki umutsuzluğa düşüp beraberliğe razı olabileceğimi düşündüm. Zira Alkolik'in bahsettiği karakteri takımın gösterip gösteremeyeceğinden de emin değildim. Aragones'e kızdım. Kenarda her ne kadar beceriksiz de olsa stoper Can Arat ve hatta o bölge için daha da tecrübelisi Deniz Barış vardı. Ama Dede Gökhan Gönül'ü stoper oynatmaya karar vermişti, yapacak birşey yoktu, Allah'tan adı Gökhan Gönül'dü. Ve gayet iyi oynadı.

Maçın geneline baktığımızda galibiyeti hakeden taraf olduğumuzu söyleyebilirim, özellikle de ilk yarıda oynadığımız paslaşmaya dayalı ve baskılı oyunla (ki bir ara topa sahip olma istatistikleri %61'e %39'du). Bununla beraber Holosko'nun bireysel çabasıyla attığı golden sonra beşiktaşın uykusundan uyandığını ve oyunu maçın sonuna kadar domine ettiğini belirtmeliyim. Takım, hafif panik yaşadı ve bununla birlikte belki de istemsiz olarak geriye yaslandı ve ilk yarıdaki paslaşmayı tamamen unuttu. Aslında Kazım ve Emreciksin ile iyi kontralar yakalayabilirdik beşiktaş yüklenirken ama onu da çok başaramadık.

Ayrıca,
-Alex'in yokluğunda Semih'in top dağıtıcı oynamasını istemiyorum, olmuyor.
-Selçuk'un Ernst'i düşürdüğü pozisyon penaltıydı bence.
-Emre ve Deivid neden kavga etti bilmiyorum ama Aragones Emre'yi bu sebeple oyundan aldıysa yanlış yapmıştır. Emre de karşılığını dedesi yaşındaki adama el ense çekerek vermiştir.
-Aziz Yıldırım tribünü neden terk etti diyecektim ama, küfür diyorlar.
-Güiza, Kezman olduğunu bir kez daha gösterdi attığı süper golle.
-Sivok 2 sarı karttan kırmızı görmeliydi.
-Hakem penaltı pozisyonundan sonra bütün topları beşiktaş'a verdi.
-Rüştü yine elini kaldırdı :)

Velhasıl kelam güzel oldu, darısı kupa finalinde olsun. Keşke final de İnönü'de oynansa...

İnleyen nağmeler ruhumu sardı
Bir rüya ki orda hep şarkılar vardı

14 Nisan 2009 Salı

26. Haftanin Oyuncusu...

Oyle bir pazar gunuydu ki ancak gelebiliyorum kendime, anketin gecikmesi biraz da ondan zaten...Derbinin tatsiz atmosferi, futbolsuzluk, bogazin iki yakasinin dusman kardeslerinin dusmanliginin kelimelerde kalmayip Ali Sami Yen'in cimlerine yansimasi, mac sonrasi ortaligi gerim gerim geren demecler derken Guiza'nin Eskisehirspor macindaki performansiyla ilk defa haftanin oyuncusu secildigini hatirlatalim...

Kullanilan toplam 32 oyun yarisini alan Guiza, Eskisehirspor macinin oyuncusu secilirken, Guiza'yi 11 oy alan Roberto Carlos izledi. Pazar gunku olayli derbi icin macin oyuncusu anketimiz yasananlarin sogumasini takiben sag ust kosede yerini aliyor. Haydi kolay gelsin...

2 Ocak 2009 Cuma

And the Oscar goes to...

Ilk yari degerlendirme anketlerimiz sonuclandi, 39 kisinin oy kullandigi "Fenerbahce futbol takiminda sezonun ilk yarisinin yildizi" anketinde oylarin yarisina yakinini alan Gokhan Gonul ilk sirayi alirken, "Fenerbahce futbol takiminda sezonun ilk yarisinin hayalkirikligi"anketinde ise kendisine odenen 14 Milyon Euro'luk bonservisin de etkisiyle Daniel Guiza acik farkla hayalkirikligi listesinin basinda yeraldi.
Oy kullanan herkese tesekkurler, anket detaylari asagida.Siradaki anketimiz ise yukaridaki resimden de anlasilacagi uzere son gunlerin en cok tartisilan isimlerinden biri olan Kaptan Alex ile ilgili...

Fenerbahce futbol takiminda sezonun ilk yarisinin yildizi?
Diego Lugano 7 (17%)
Gokhan Gonul 18 (46%)
Selcuk Sahin 8 (20%)
Alex De Souza 4 (10%)
Semih Senturk 1 (2%)
Roberto Carlos 1 (2%)

Fenerbahce futbol takiminda sezonun ilk yarisinin hayalkirikligi?
Dani Guiza 19 (51%)
Volkan Demirel 4 (10%)
Burak Yilmaz 6 (16%)
Maldonado 3 (8%)
Can Arat 0 (0%)
Emre Belozoglu 5 (13%)

23 Aralık 2008 Salı

Waiting for Godot


Hicbirimizin mevcut kadrodan memnun olmadigi gun gibi asikar. Hatta bu belirlemeyi tum Fenerbahce taraftarina kadar da goturebiliriz. Ne kadrolari begenmedik ki bunu nasil begenelim!!! Yanlissam duzeltin, 5 Ocak'ta ara transfer donemi basliyor. İsimlerin QTM'da yine bini bir para. Diego ve Vargas medyanin son bombalari. Fotomac'ta cikan isimleri yazma geregi bile duymuyorum.

Kimi arkadaslar bir sol acik ve oyunu iki yonu ile oynayabilen bir on libero ile bu takimin daha iyi yerlere gelebilecegi gorusunu savunsa da, bence bundan biraz daha fazlasi lazim. Ara transfer donemi oyuncu havuzunun darligi ve kuluplerin maddi akisinin donem itibari ile yavas olmasindan dolayi zor ve risklidir. Yanlis tercihlere her zaman aciktir. Gecen sezon devre arasinda Maldonado'yu almistik. Yanlis bir adimdi ve sezon sonunda hem kontenjan hem de kadronun sekillenmesi yonunden baya bir zarari oldu. Hala da saha icinde zarar vermeye devam ediyor. Bu seferde bu tip bir yanlis yapilacak ise hic yapilmasin daha iyi. Mevcut oyuncularla sampiyonluk zor olsa da ikincilik gercekci bir hedef gibi duruyor.

Demek istedigim sudur ki sezon sonunda bu takimda onemli degisiklikler olacak. Simdi alinacak oyuncular, o degisim plani cercevesinde alinmali, onumuzdeki mayis icin degil. Bu plan cercevesinde de mutlaka PVH gibi bir lider kadroya katilmali. Sahadakiler ile tribunde oturanlar arasinda ki bag mutlaka yeniden kurulmali, oyuncu seciminde bu kriter onemli bir rol ustlenmeli. Sahaya, rakibe, hakeme ve her seye isyan edebilecek ruha ve ozguvene sahip futbolcular bulunmali. Maddi olanaklar cercevesinde Lugano ve Guiza haric tum yabancilar degismeli zira hepsi ismen cok yiprandi (buna Alex de dahil). Tabi tum bunlar bir transfer doneminde olamaz, olmamali da. Bence bu ara transfer doneminde mevcut maddi olanaklar ve oyuncu havuzu cercevesinde baslayip, sezon sonunda bu operasyon tamamlanabilir. Boylecede gecis biraz yumusatilabilir. Duzgun bir kadro kuruldugu surece yeni sezonda gerekirse hoca secimi de daha kolay olacaktir ki benim adayim Aykut Kocaman...