mirsad turkcan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mirsad turkcan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2011 Çarşamba

Kayseri - Kaunas Hattı...

- Yine gecikmeli bir yazı olacak ama iş yoğunluğu vs. derken anlık tepkiyle atılan aşağıdaki postu saymazsak ancak vakit bulabiliyorum Kayseri notlarını paylaşmaya.

- Günler öncesinden final maçı için biletimizi alıp beklemeye koyulmuştuk. Beklentimiz bir sürpriz olmadığı takdirde Efes Pilsen finaliydi ama sürpriz daha ilk günden Beşiktaş'ın Efes Pilsen'i turnuvanın ilk maçında yenmesiyle gerçekleşti.

- Biz ise turnuvanın 2.gününde Banvit'i sonraki gün de Galatasaray'ı yenip kendi adımıza bir sürprize yol vermeyerek finale ulaştık. Finaldeki rakibimiz ise yarı finalde Trabzonspor'u geçen Beşiktaş oldu.

- Pazar sabahı erkenden bu sezon 2.defa olmak üzere Kayseri yollarına düştük. Tam yol keyifli geçti kazasız belasız vardık derken Kayseri girişinde o gün oynanacak Kayseri Erciyes - Rizespor maçı için çevirmede olan polisler tarafından sırf üzerimizde forma olduğundan dolayı durdurulduk. Amirlerine sormadan şehre girmemize izin veremeyeceklerini söyleyen basketbol maçından bihaber polislerden fırsat bu fırsat deyip salonun ve yemek yenilebilecek mekanların yerlerini öğrendik.

- Maç saatine kadar önceden verilen pastırma siparişlerini almak ve karnımızı doyurmak için arabayı Kayseri Öğretmen Evi'nin yakınına parkedip hiç bilmediğimiz şehir meydanına doğru ilerleyip önce Pastırmacılar Çarşı'sını sonra da bize tavsiye edilen Elmacıoğlu İskender'i bulduk. Daha yoldayken başlayan kağıtta pastırma muhabbetine kayıtsız kalamayıp ana yemek öncesinde birer porsiyon kağıtta pastırmayı mideye indirdik. Ana yemek için HoAmca, Alkolik ve Bozbey mekanın adına uygun olarak iskender yemeyi tercih ettiyseler de Aynovkungfu ve ben seçimimizi yöresel lezzetlerden yana yaptık. Aynovkungfu 1 porsiyon Kayseri mantısını mideye indirirken, ben daha önce Mehmet Yaşin'in Kayseri'de bu mekana uğradığında denediği ve öve öve bitiremediği yağlamayla karnımı doyurdum.

- Yemekler biter bitmez arabaya yönelip, başladık Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi'ni aramaya. Fazla geçmeden salonu bulduk ve hemen karşısındaki otopark arabayı park ettik. Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarları polis tarafından farklı kapılara yönlendiriliyordu ve biz de tesadüfen de olsa Fenerbahçe tarafından aldığımız biletlerimizle salon girişine doğru ilerledik. Kapıdaki sıraya çok fazla takılmadan salona giriş yapıp -belki de hayatımızda ilk defa- biletlerimizde yazan yerlerimize oturduk.

- Maçın başlamasına az bir süre kalmasına rağmen salon henüz dolmamıştı ancak Fenerbahçe taraftarının sayı olarak daha fazla olduğu gözlerden kaçmıyordu. Zaten ilerleyen dakikalarda salon doldukça bu fazlalık iyiden iyiye kendini belli etti.

- Serbest atış ve 3'lük yüzdemizin yerlerde süründüğü ve kafa kafaya geçilen 2 periyot sonrası 3. periyotun başında Emir devreye girmeye başladı. Kaya'ya yaptığı asist ve üst üste bulduğu 8 sayıyla maça damga vuracağını hissettirmeye hemen daha çeyreğin başında başladı. Farkın yavaş yavaş açılmaya başladığı dakikalarda ise hepimizin tadını kaçıran ve kupaya lanet okumamıza neden olan o talihsiz olay gerçekleşti. Topu dipteki Kinsey'e indirmek yerine driplingine devam eden Mirsad'ın dizi gözlerimizin önünde onu yarı yolda bıraktı. Salonda bir anda buz gibi bir hava eserken, Beşiktaşlı taraftarların "oh oh" sesleriyle Mirsad'ın sakatlığını kutlamaya başlaması bu havayı yine bir anda gerginleştirdi.

- Bu dakikadan sonra aklım sahadaki mücadelenin sonucundan çok Mirsad'ın bu sakatlığı nasıl atlatacağına ve takımın Euroleague'de Final 4 hedefinin bu durumdan nasıl etkileneceğine dair soru işaretleriyle doldu. Twitter vasıtasıyla sakatlığının durumuyla ilgili aldığımız bilgiler tahmin ettiğimiz üzere pek de iç açıcı değildi. Sezon başında Engin Atsür ile başlayan talihsiz serüvenler dizisi Vidmar'la devam etmiş, şimdi de takımın hem ağabeyi hem de ateşleyicisi Mirsad'ın sakatlığı ister istemez enseyi karatmamıza neden oldu. Neyse ki kalan dakikalarda sahada izlediğimiz Emir'in Bodirogavari performansı ve kazanılan kupa bir nebze de olsa bizi sevindirdi.

- Mirsad'ın yokluğuyla iyice daralan rotasyonumuzla bu maçtan hemen 3 gün sonra kritik Zalgiris deplasmanına çıktık. Maçtan önce eksiklere 39,5 dereceyle yorgan döşek yatan Ukiç'in de eklendiğini öğrenmek moral bozarken, maç içerisinde de Marko Tomas'ın sakatlanması resmen tuz biber ekti. Uzunlarımızın faul sıkıntısı ve hakemlerin saçma sapan düdükleri de geceyi şenlendirince(!) kazanmamız halinde gruptan çıkmayı büyük ölçüde garantileyeceğimiz maçı uzatmada kaybederek son 8 şansımızı kalan iki maça bıraktık. Maçta Fenerbahçe adına öne çıkan performanslar ise Ömer'den ve Emir'den gelirken 2 Litvanyalı Saras ve Darius'un sergilediği performanslar tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu.

- Ancak sonuç olarak ne olursa olsun her Fenerbahçeli'nin gurur duymasını gereken bir mücadele koyuyor bu sene erkek basketbol takımı. Sene sonunda ligde ve Avrupa'da ne olur bilemiyorum ama bu takım şimdiden her Fenerbahçeli basketbolseverin kalbinde farklı bir yeri hak ediyor.

- Aşağıda da bonus olarak el emeği göz nuru 3 video yer alıyor. Kayseri'deki maçın son anlarını, kupa törenini ve kutlamaları izlemek isteyenleri linklere alalım...

Video 1: Kupa Töreni

Video 2: Son Saniyeler ve Kutlamalar

Video 3: Maç Sonu Lay Lay

13 Ocak 2011 Perşembe

Mirsad ve Egosu, Van Gundy'e Karşı...

Mirsad Türkcan'ın NBA macerasındaki 2. durağı olan New York Knicks'teyken koç Jeff Van Gundy ile yaşadığı bir diyalog. 7 Ekim 1999 tarihli New York Times'te yayınlanan bir makalede rastladım, paylaşmadan da edemedim. Biz Mirsad'ı ve egosunu az çok bildiğimiz için normal gelebilir ama yazıldığına göre o zamanlar 23 yaşında olan ve NBA'da henüz 2.yılını geçiren bir oyuncudan bu sözleri duymak Van Gundy'i fena halde dumura uğratmış...

M.T: You got no 3.

J.V.G: What?

M.T: You got no 3. (Knicks'in ilk 5'te başlayacak bir kısa forveti olmadığını anlatmaya çalışıyor...)

J.V.G: What about Larry Johnson?

M.T: He 4.

J.V.G: What about Latrell Sprewell?

M.T: He 2. (Kendini işaret ederek...) Me 3.

J.V.G: You 3, me fired...

20 Mayıs 2010 Perşembe

Efes Pilsen(0):62 - Fenerbahce(1):78

Sorunlarla bogusan Fenerbahce'ye karsi final serisinde Efes Pilsen bircok kisi tarafindan favori gosterilen tarafti.Seri oncesinde ilk 2 macta Ayhan Sahenk'ten en az 1 galibiyet cikartmamiz gerektigini dusunuyordum sampiyonluk yolunun acilmasi icin.Gerci onumuzde gecen sezon Ayhan Sahenk'ten 2-0 onde dondukten sonra verilen bir sampiyonluk ornegi var ama bu sezon Ukic'in safkan oyun kuruculuk ozelliklerinin ve sogukkanli basketbolunun Solomon'un kontrolsuz gucune nazaran bize avantaj saglayacagina olan inancim ve takimin gectigimiz sezondan aldigina inandigim dersler bu sezon ayni senaryonun yazilmayacagina dair hislerimi kuvvetlendiriyor acikcasi.

Maca gelirsek,ilk periyot basabas giderken periyot sonunda Mirsad ve Kinsey'in etkili hucumlariyla birden oyunda one firladik, bu periyotu 9-21 gibi bir skorla gectikten sonra 2.periyota da hizli baslayip toplamda 19-0'lik bir seri yakaladik ve oyunun kontrolu skorun da verdigi rahatlikla elimize gecti.Efes'in 4 kisaya donmesi ve Sinan Guler hamlesi de 2.periyotta farki kapatmaya yetmeyince ilk yari Fenerbahce'nin 29-44'luk ustunluguyle sona erdi.Farkin bu denli acilmasinda sert savunmamizin yani sira hucumda topu olabildigince iceriye indirmemizin ve zorlama dis atislar kullanmamamizin etkisi vardi, kaldi ki ilk yari tamamlandiginda Fenerbahce'nin 4/4 uclugune Efes Pilsen yalnizca 1/7 uc sayilik isabetle karsilik verebilmisti.
3.periyota iyi baslayan taraf Efes Pilsen oldu, Fenerbahce de ilk 4 dakika sayi bulamayinca fark eridi ve 8 sayiya kadar indi.Ama bu noktadan sonra Fenerbahce oyuna iyice agirligini koyan Ukic'in onderliginde Oguz ve Mirsad'la tekrar farki acmayi basardi ve periyotu 44-60 onde tamamladi. 4.periyotun baslarinda iki takimda karsilikli hucumlardan bos dondu ve bu periyotun ilk sayisi macin bitimine 7.5 dakika kala Efes Pilsen'den geldi.Fenerbahce ise bu periyottaki ilk sayilarini bitime 5 dakika kala Ukic ile buldu. Efes'in mac genelindeki yuzdesiz oyunu son periyotta da devam edince Fenerbahce yakaladigi avantaji da iyi kullanarak macin sonunu iyi oynadi ve karsilasma 62-78'lik skorla sona erdi.

Mac genelinde takim olarak cok iyi bir mucadele koydugumuzu ve Efes Pilsen'i ozellikle dis atislarda zor tercihlere yonlendirdigimizi soylemek mumkun. Basta Ukic, Kinsey, Mirsad, Emir ve Semih olmak uzere istatistik kagidinin her bolumune de etki eden cok yonlu bir oyun sergiledi basketbolcularimiz. Serinin geri kalan maclari cok daha zor olacaktir, bu mac bir nevi 2 ekibin birbirine el ense cektigi bir karsilasma oldu ama oyuncularimizdaki kazanma azmini gormek acisindan oldukca sevindiriciydi. Serinin anahtari yine savunmadan geciyor, mac sonrasinda da Oguz Savas ve Rakocevic'i sahadan silen Omer Onan yaptiklari aciklamalarda gecen seneden ders cikarttiklarini ve Efes Pilsen'i 60'li sayilarda tutmanin oneminden bahsettiler zaten.

Simdi sira serinin 2.macinda, her firsatta basketbola verdigi destekten bahseden Efes Pilsen'in belirledigi bilet fiyatlari manidar ama Fenerbahce taraftari 2.macta da en iyi sekilde destegini takimina verecektir. Cumartesi gunu Ayhan Sahenk'ten galibiyetle donmek sampiyonlugun kapisini da aralamak demek, futbol takiminin taraftara ve camiaya yasattigi travmayi atlatmanin caresi ise tribunlerde yeniden birlik olup sahada cubuklu formayla savasanlara destek olmaktan geciyor. Evet bu sene finallerden yorulduk ama sahada Fenerbahce oldugu muddetce sevmekten yorulmak olmaz...

13 Aralık 2009 Pazar

Talihsiz Seruvenler Dizisi...

Erkek basketbol takiminin uzerindeki kara bulutlar dagilmak bilmiyor. Dun oynanan ve sakatliklari nedeniyle Mirsad, Greer ve Gricek'in forma giyemedigi Antalya Buyuksehir Belediyesi macinda, henuz mucadelenin basinda omzuna darbe alan Omer Asik, koprucuk kemigindeki kirik sebebiyle en az 2 ay sahalardan uzak kalacak. Omer, gectigimiz yil da sezon oncesinde dizinden yasadigi sakatlik nedeniyle uzun sure forma giyememisti. Genc uzunlarimiz icerisinde en cok potansiyel vaad eden isim olmasina ragmen cok kisa sure icerisinde normal bir basketbolcunun spor hayati boyunca 1 veya 2 kere yasayacagi ciddiyette sakatliklarla bogusmasi, onun bu potansiyele ulasmasinin onundeki en buyuk engel olarak duruyor. Sanssizliklarin artik yakasini birakmasi temennisiyle Omer'e gecmis olsun dileklerimizi iletip hazir yazmaya baslamisken bu sakatlik sonrasi erkek basketbol takiminin durumuna bir goz atalim.

Sezon oncesi planlari, ilk olarak Enes Kanter'in sok ayriligiyla sekteye ugradi. Ayni pozisyonda oynayan Mirsad'in sakatligi ve final serisinde Efes Pilsen'le olan munasebeti nedeniyle yasadigi sıkıntılar zaten senelerdir sorunlu olan 4 numara pozisyondaki eksigimizin bu sene tavan yapacaginin bir gostergesiydi adeta. Tanjevic'in eldeki uzunlari ve Emir'i devsirerek 4 numaraya benzetme cabalari kanayan yaraya tampon bile olmaktan uzakken subeden yapilan transfer yapmayacagiz aciklamalari durumun vehametini gosteriyordu. Butun bu yasananlarin uzerine tuz biber eken olay ise, sezon basladiktan sonra takimdaki tek gercek oyun kurucu diyebilecegimiz Solomon ile de yollarin ayrilmasi ve bu ayriligin ardindan birkez daha resmi site araciligiyla transfer yapilmayacaginin duyurulmasi oldu. Devasa bir butceyle kurulan takim boylece 5 pozisyondan 2sini devrisme oyuncularla oynayan bir huviyete burunmus oldu. Sonuc olarak takimdan gonderilmek istenen kaptan Damir Mrsic son senelerde hic almadigi kadar sure alip, bir kez daha kurtarici rolune soyundu, devsirme 4 numara Emir ve daha transferi aciklanmadan spekulasyonlara yol acan ,senelerdir forma sansi bulamayan Serhat oyun kurucu pozisyonuna cekildi. TBL'de Karsiyaka'dan, Euroleague'de ise Asvel'den beklenmedik yenilgiler alindi ama degisen birsey olmadi, oyuncularin yuzlerinden okunan huzursuzluk sahadaki performanslarina yansimaya devam ediyor.

Sezon basindan beri forma sansi bulamayan Mirsad'in yokluguna, Asvel macinda sakatlanan Greer'in ve takimin daimi sakatlarindan Gricek'in de yoklugunun eklenmesi Antalya deplasmanini her zamankinden daha zor bir hale getirmisti ki Mrsic'in ve Emir'in ust duzey performanslari maci Fenerbahce'ye getirdi. Getirdi getirmesine ama bu sefer de alinan 2 puandan cok daha onemli bir kayip verdi Fenerbahce basketbol takimi. Omer'in sakatligi sonrasinda bugun gelinen noktada mevcut kadro yapisiyla yalniz Euroleague'de degil TBL'de de ciddi sıkıntılar yasayacagimiz acik.

3 yil once Tanjevic'le yola cikilirken 2010'da Final4 oynamaktan bahseden Mahmut Uslu ortalarda yok; yildiz olacagi soylenen ve 2 yil boyunca bize sac bas yolduran Vidmar, Union Olimpia'da yoluna devam ediyor; kurt hoca (!) Tanjevic halen takimin basinda.Aydin Ors'un gonderilmesiyle baslayan seruvenler dizisi ise tum sıkıntısıyla devam ediyor... Izdirap, sıkıntı, mide kramplari tekmili birden Tanjevic'li Fenerbahce'de...

10 Kasım 2009 Salı

Neremiz dogru ki?

Basketbol subesinde olanlar Yalan Ruzgari'ni sollayadursun, bugun ajanslara dusen habere gore sezon basindan beri kimilerine gore Baskan'in verdigi ceza kimilerine gore ise sakatligi nedeniyle forma giyemeyen Mirsad Turkcan, kontrol icin gittigi Almanya'da kasigindan cerrahi bir operasyon gecirmis. Daha 2 gun once oynanan Efes maci kadrosunda yeralan Mirsad'dan bahsediyoruz, sene basindan beri tribunde oturan Mirsad'dan...

Ote taraftan haberin kaynagi neresi diye bakiyoruz, fenerbahce.org mu, elbette ki hayir; kaynak TBF'nin internet sitesi. Gun icerisinde Hurriyet'te Meric Tunca imzasiyla cikan haberi yalanlamakta gosterdikleri ozeni(!) basketbol subesiyle alakadar baska herhangi bir konuda goremiyoruz maalesef resmi siteden. Pala Remzi'ye yol verilmesi, Solomon'un sozlesmesinin feshedilmesi, Tanjevic'le yasanan sıkıntılar, artik iyice ayyuka cikan dedikodular derken subede yasanan hareketlilik tavan yapmisken basinda yeralan haberleri yalanlamaktan oteye gecemiyor resmi site...

Nedim Karakas'in "Yeni transfer yapmayacagiz" aciklamasini okuyoruz internet sitelerinde, takimdaki 4 numara eksikligini sagir sultan bile duymus, bunun ustune bir de Solomon sonrasi oyun kurucu pozisyonundaki bosluk eklenmisken, dogru tabi ne gerek var ki transfere falan. Solomon ise havalaninda dokmus etegindeki taslari, ne diyor Kral giderayak; "Tek suclu Tanjevic"...

Yonetime, Mahmut Uslu'ya, Bogdan Tanjevic'e, Turgay Demirel'e, koyulan 2010 hedeflerine dair soylenecek yazilacak o kadar cok sey var ki. Erkek basketbol takimini izlerken televizyon karsisinda bile gerim gerim geriliyorum, sube hakkinda yazarken neler hissettigimi siz tahmin edin. Resmen dogru kelimeleri secmek icin ise ciddi bir caba sarfediyorum...

Onumuzde 2 mac var su 1 haftalik surec icerisinde; kendi evimizde grubun guclu takimlarina karsi ne kadar comert oldugumuz goz onunde bulundurulursa Siena karsisinda galip gelecegimizi dusunen bir Fenerbahceli oldugunu zannetmiyorum, basabas bir mucadele sergilersek basaridir bu macta. Pazar gunu ise ezeli rakibimiz Galatasaray'la karsilasiyoruz Abdi Ipekci'de, iki kulup arasindaki anlasma geregi Fenerbahce taraftarinin alinmayacagi bu karsilasmanin sonucu ne olursa olsun yapilmasi gereken hareket ise bellidir kanimca, daha fazla vakit kaybetmeden bu macin sonrasinda Tanjevic'le yollar ayrilmali ve Aydan Ors-Oktay Mahmuti ikilisi erkek basketbolunun basina getirilmelidir.

Olabilir mi peki boyle birsey? Basketbolda son 2 yildir yasanan plansizligi hesaba katinca, olmadigi takdirde deveye boynun neden egri diye sormayacaktir kimse ama resmi siteden yapilan butun yalanlamalara ragmen, yanlis saatin bile gunde 2 defa dogruyu gosterdigini dusunup neden olmasin diye umutlanmiyor da degilim acikcasi...

11 Mart 2009 Çarşamba

2010'a 1 kala...

Bu aksam oynanan ve 68-73'luk skorla tamamlanan Siena maciyla birlikte Euroleague'e de veda ettik. Ilk periyoda 0-9'luk seri ile baslayan Siena karsisinda macin ilk periyodunu 14-23 geride kaparken, 2.periyotta oynadigimiz etkili oyunla -ki hucumda ozellikle Emir'in asistleri onemli rol oynadi- bu periyot sonunda soyunma odasina sadece 1 sayi geride gitmeyi basardik. Genellikle kabus yasadigimiz 3.periyotta da Mirsad'in iyiden iyiye devreye girmesiyle isler iyi gitmeye devam edince son periyot icin bir umut isigi belirdi...Belirdi belirmesine de macin son periyotuna kadar 21 dakika sure alip bu sure icerisinde de 19 sayi 9 ribaundla oynayan Top16'nin ranking ve ribaund lideri ve o dakikaya kadar takimin en iyi ismi olan Mirsad'in yerine Koc Tanjevic top kaybi ustadi Gasper Vidmar'la ve maci Euroleague degerlendirmesiyle -6 ranking puaniyla tamamlayan Marques Green'le son periyota baslayinca ve baslamakla kalmayip bu hatada israr da edince macin son periyotu tam bir iskenceye donustu. 63-57 onde girdigimiz son periyotu 5-16'lik bir skorla geride kapatip Euroleague'e 6 macta 1 galibiyetle veda ettik. Son periyot hic oyuna dahil olmamasina ragmen Mirsad'in maci 30 rating puaniyla tamamlayarak macin en etkili oyuncusu olmasini da bir kenara not dusmekte yarar var...
3 sene evvel Ulker sponsorlugunda kadro kuruldugunda surekli uzerinde durulan bir hedef vardi, 2010'da Euroleague'de Final4...Bu sene itibariyle bu hedefin gecen seneden bile uzagindayiz diye dusunuyorum, zira takim halen sikistigi anlarda 39luk Mrsic'in ve 33luk Mirsad'in ellerine bakiyor. Ust seviyeye cikmasini bekledigimiz genclerden sadece Oguz ve Emir'de isik var, Gasper ve Semih ise birakin ust seviyeye cikmayi ayni standartlarini tutturmakta bile sikinti yasiyorlar. Guard pozisyonunda kendisinden cok seyler beklenen Hakan Demirel'den vazgeceli ise zaten cok oldu. Hal boyleyken Gricek basta olmak uzere bu sene transfer ettigimiz yabancilarin hicbirinden istedigimiz verim alinamayinca ister istemez enseler karariyor 2010 icin. Mahmut Uslu gectigimiz aylardaki roportajindaAmerikali olarak ilk tercihlerimizin McIntyre ve Domercant oldugunu fakat oyunculari ikna edemeyince gidip Green ve Devin Smith'i aldigimizdan bahsetmisti, gercekten muazzam bir B plani...

Artik basketbol takiminin onunde tek bir hedef kaldi o da lig sampiyonlugu, bu hafta alinan Efes Pilsen galibiyeti sadece olasi bir eslesmede esitligi sagladi, ligdeki siralamamizda herhangi bir degisiklik olmadi bu sonuc neticesinde. Siralamadaki yerimiz kalan maclarin ozellikle de Galatasaray ve Turk Telekom maclarinin sonucuna gore 3.luk veya 4.luk olacak gibi gorunuyor. Her ne kadar son 2 senede play-off serilerinde insanustu performanslar gorsek de, bu sene takima play-offlar oncesinde bir guard takviyesi yapilmazsa bu sezon maalesef final yolu bizim icin gectigimiz senelerden daha engebeli olacak. Hele ki ortada son senelerin acisini cikartmaya yeminli bir Efes ve Hosley-Tolliver'la kadrosunu guclendirmis Galatasaray varken...

10 Mart 2009 Salı

Kanli haftasonu...


Mirsad'in pozisyonunu maci izleyemedigimden goremedim ancak okudugum kadariyla Kaya ile girdigi bir potaalti mucadelesi sirasinda olmus, sonrasinda ise kafasini sardirip devam etmis maca...

Ne yazik ki Volkan, Mirsad kadar sansli degildi ve maca devam etme sansi olmadi. Dun tribunden dahi cok net gorulen bir hareket yapti rakibine, tepki gosteren de cok oldu kendisine gordugu kirmizi kart sonrasinda zira ilk vukuati degil Volkan'in, daha gectigimiz yaz aylarinda Turkiye-Cek Cumhuriyeti macinin en kritik anlarinda Koller'le dalasmis, kirmizi kartla oyun disi kalarak, kaleyi Tuncay'a devretmis ve macin son saniyelerini kalbimizi tuta tuta izlememize sebep olmustu. Ancak su resimleri gordukten sonra can havliyle gosterdigi tepki sonrasinda gordugu kart yuzunden ben Volkan'a kizamiyorum...

Kanlari ve terleriyle sari-lacivertli formayi islatan iki sporcumuza da gecmis olsun...

13 Şubat 2009 Cuma

Dirilis...

Macin kalite kismina girmeden soylemek gerekirse tek kelimeyle "harika" bir galibiyet oldu. Maci Orka'nin da israrlariyla Fenerbahce Bayan Basketbol takimimizin yeni kocu Haydar Kemal Ates'in de ortagi oldugu Cizgi Bar'da - yoksa eski bar yeni meyhane mi desek- izledik. Gerci ben ucagin rotar yapmasi dolayisiyla macin ancak 2.yarisinin basina yetisebildiysem de ilk yari skorunu gordugumde skor anlaminda pek de birsey kaybetmedigimi anladim. O yuzden macin ilk 2 periyodu hakkinda ne yazsam QTM tadinda olacagindan o kismi atliyorum :)

3.periyoduyla beraber dahil oldugum macta ilk dikkatimi ceken yine iceri top indirmekte zorlaniyor olusumuzdu, hatta hucumda pas trafigimiz topun sadece disaridaki 2 oyuncu arasinda yakan top misali gezmesinden ibaretti. Oyle ki Giricek'in eline 3-4 dakika boyunca top degmedi. Biz boyle hucum ederken Cibona ne yapiyordu peki? Acikcasi onlarin da hucumda topu daha iyi cevirmekten ve iceriye top indirmekten baska pek farkli bir sey yaptigi yoktu. Fakat bu noktada direncli bir savunma gosteriyor olmamiz macin dengede gitmesini sagladi. Bu arada caktirmadan da farki azaltip maci kafa kafaya getirmeyi basardik. Ceyregin ortalariyla birlikte takimimiz macin sonuna kadar yukselerek devam edecek ivmeyi Mirsad'in hem hucum hem de savunmadaki liderligiyle yakalamayi basardi. Bu hareketlenmenin sonucu olarak 3.ceyrek skoru sirasiyla 9 ve 13 sayiyla kapattigimiz ilk 2 ceyregin aksine bizim lehimizeydi, 16-19.

4.ceyrekle birlikte savunma direncini arttiran ve bunun yanisira hucumda da daha akilli oynayan bir Fenerbahce izledik, bu ceyrekte macin kirilma noktalarindan bir tanesi Cibona kocunun alan savunmasina gecmesiydi. Cibona'li oyuncularin faul problemine de girmeleriyle birlikte sahadaki 5'in sık rotasyonu da Cibona'nin oyununu bozan etkenler arasindaydi. Bu ceyrekte attigi 24 sayiyla hucumda ilk 2 ceyrekte attigi toplam rakamin uzerine cikan bir Fenerbahce vardi, savunmadaki performansi da belli bir standarta oturtup Prkacin'in 1'e 1'lerine de care bulunca mac sonunda 10 sayilik lehimize bir fark skor tabelasindaydi.

Macla ilgili dikkatimi ceken birkac ayrinti var, bunlardan bir tanesi Green'in takimin cift haneli sayilara ulasan 3 oyuncusundan biri olmasi ve savunmadaki performansi, digeri de Tanjevic'in sure dagilimini onceki maclardaki kadar dengeli yapmayi tercih etmeyip Green, Omer, Mirsad ve Giricek'i uzun sure sahada tutmasi.

Bu macta gerceklestirdigi double-double ile Mirsad 3.haftanin rankinginde Alba Berlin karsisinda 30 sayi-11 ribaundla oynayan Ersan Ilyasova'nin ardindan 2.sirada yeraldi. Top16'da ilk 3 mac sonundaki istatistiklere bakildiginda ise Ranking-Sayi ve Ribaund kategorilerinde Mirsad Turkcan 1. sirada yer aliyor. Bu arada mac izlerken hepimizin dikkatini ceken bir ayrinti vardi, gerek zeminde gerekse de oyuncularin kollarinda yazan "46664 - it's in our hands" yazisi. Euroleague, kuluplerin, oyuncularin ve hakemlerin Nelson Mandela'nin HIV/AIDS ile savas kampanyasina destek olmasini istediginden boyle bir uygulamaya gitmis ve kampanyanin onumuzdeki 2 haftada oynanacak maclarda da devam edecegi aciklanmis.