almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2010 Çarşamba

Vatan Haini...

Eminim ki Mesut'u ıslıklayanlar daha iki ay öncesinde bizim katılamadığımız Dünya Kupasında Alman gazeteleri Mesut'tan övgüyle bahsederken nice gururlanmışlardır.Her farklı düşüncenin ve tercihin 'vatan hain'liği ilan edildiği bu toprakların çocukları ne de olsa gurbetçiler de bu yüzden pek de şaşırmamak gerek olanlara.

1. Dünya Savaşından beri çok şeyler değişmiş.Artık 'Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık' dönemi geçmiş gitmiş,Almanlar kazanınca biz yenik sayıldık bu sefer.Ancak görünüşe göre asıl kazanan Mesut oldu.Dünya kupasında parlayan yıldızı Madrid semalarında ışıldamakta şimdilerde.

Benim asıl derdim ya Mesut bir 'vatan haini' değil de 'milliyetçi' bir vatansever olsaydı,Fatih Terim'in davetini büyük bir gururla kabul etseydi...

Her milli maçı bir Kurtuluş mücadelesi edasıyla oynayan,başında bir teknik direktörden çok birliğine ölmeyi emreden bir komutan olan takımda nasıl bir şaşkınlık yaşardı acaba.Sakin yüz ifadesiyle basit ama etkili bir futbol oynayan bu genç adam kendi bildiklerini bırakıp süngüsüyle saldırır mıydı acaba düşmana yoksa o sakin ifadesine biraz da şaşkınlık ekleyip 'Hani buraya futbol oynamaya gelmiştik' diye mi düşünürdü .Topu takım arkadaşına verdikten sonra süratle boş alana mı kaçardı yoksa kaçmak yerine içimizdeki 'İrlandalıları,Costa Rikalıları,Maldivlileri' mi aramaya koyulurdu.Bu genç yaşında kazandığı başarıyı şimdi yapabildiği gibi profesyonelce taşır mıydı omuzlarında yoksa 'Kıskananlar çatlasın' diye tempo mu tutardı coşkuyla.Bireysel hatalarla kaybedilen bir maç sonrasında rakip oyuncuları soyunma odasına kadar kovalayabilir miydi öfkeyle?

Bizim gibi olabilir miydi Mesut?

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Şampiyon

U-20 Kadınlar Dünya Kupası'nı finalde Nijerya'yı 2-0 yenen ve turnuvaya ev sahipliği yapan Almanya kazandı.
Erkeklerde olsa bu final Nijerya'yı tutardım. Ama çeyrek finalde penaltılara giden ABD-Nijerya maçında, Nijerya'nın 9 numarası Desire Oparanozie'nin (sanırım O'ydu) penaltıyı 2 kez kaçırmasına rağmen hakemin 3. kez tekrarlatması sayesinde golü yaptıktan sonra utanmadan götünü sallayarak dans etmesi (Tevezvari) beni Nijerya'dan buz gibi soğuttu.

Ve tabi ki Popp. 6 maçta (her maçta gol atarak) toplam 10 gol ile altın ayakkabıyı sonuna kadar haketti. Davet etsek bizim halısaha maçlarındaki gol sıkıntımıza ilaç olur mu?

21 Temmuz 2010 Çarşamba

POPP ve U-20 Kadınlar Dünya Kupası

Al, adaşı bizim Alex'in yanına koy, Güiza'dan çok gol atar.

Bildiğiniz üzere U-20 Kadınlar Dünya Kupası Almanya'nın ev sahipliğinde devam ediyor. İkidir Eurosport'ta denk geliyorum. Tesadüftür iki maç da Almanya maçıydı ve Popp döktürüyordu. Dün akşamki maçta da biri penaltıdan 3 gol attı. Daha 19 yaşında. FCR 2001 Duisburg'da oynuyor. 6 gol ile şu anda turnuvanın en golcü ismi. Dün akşamki maçın görüntüleri burada.

Turnuva hakkında da kısaca bilgi vereyim. 4 grup var ve gruplardaki son durum aşağıdaki gibi.

A grubunda, Almanya 3'te 3 yaparak turu garantilemiş durumda. Kadınlar veya erkekler farketmiyor yani. Almanya'nın ardından Kolombiya geliyor. Dün Kosta Rica'yı 3-0 ile geçerek adlarını bir üst turu yazdırdılar. Fransa yine ilk turda evinin yolunu tuttu. Kadınlar veya erkekler farketmiyor yani.

B grubunda İsveç'in ardından Brezilya'yı 1-0 yenerek grubu 2. sırada bitiren Kuzey Kore bir üst tura çıkmış durumda.

C ve D gruplarında son maçlar bugün oynanacak. C grubunda, Meksika ve Nijerya 4'er puanda ve akşam birbirleriyle oynuyorlar. Japonya ve İngiltere ise 1'er puanda. İngiltere erkeklerde olduğu gibi ilk tur sonunda evine dönebilir yani.

D grubunda, Güney Kore 6, ABD 4 puanda ve yine akşam bu iki takım karşılaşacak. Diğer maçta ise 1 puanlı Gana ile puansız İsviçre karşı karşıya gelecek.

Son olarak da Brezilyalı Leah'tan bahsetmek istiyorum. Videosunu bulamadım ama aşağıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere abla takla atarak uzun taçlar atıyor. Gördüğümde ağzım açık kaldı.

5 Mart 2010 Cuma

Hazırlık Maçları Üzerine

Çarşamba akşamı malumunuz hazırlık maçları vardı. TV'de izleme şansım olanlardan italyan kanalında italyanca yayınlanan İtalya-Kamerun maçını es geçip Almanya-Arjantin maçı öncelikli olmak üzere Fransa-İspanya maçını da takip etmeye çalıştım dönüşümlü olarak da olsa.
Arjantin kazandı kazanmasına ama sahaya çıkan ortasaha ile nasıl kazandılar ben de şaşırdım açıkçası. Tabi ki bunda Almanya'nın etkisiz oyununun rol aldığını da belirtmek lazım. Ama dünya kupasında formasını sırtımıza geçireceğimiz Arjantin'in bütün maç boyunca topun kontrolünü Almanya'ya bırakması. Ortasahasının etkisizliği ve yetersizliği ile kağıt üzerinde gayet iyi olan hücum hattının da etkisiz kalması haziran ayı için beni umutsuzluğa itiyor. Gutierrez, Veron, Di Maria ortasahası tam anlamıyla rezaletti. Sağ ve sol kanat yoktu. Veron'un zaten ahı gitmiş vahı kalmış. Gutierrez ve Di Maria'nın yerine bizim Uğur'u koy daha iyi oynar. Burada Diego'nun tercihlerini tekrara gözden geçirmesi gerekir bence. Ne bileyim neden bir Maxi yok kadroda mesela ya da Cambiasso, Riquelme. Diego'nun kişisel çekişmeleri ortasahayı yok etmekle kalmıyor bir yandan da ileri hattın etkili olmasını engelliyor ki; o ileri hattında Tevez, Messi, Agüero, Higuan gibi gerçekten tehlikeli adamlar var. Gutierrez'in bir tek artısı güçlü fiziki özelliklerini kullanarak defansına yardım etmesi. Bunun dışında Heinze, Samuel, Demichelis, Otamendi, Burdisso, Rodriguez'den oluşan defans hattı ilerleyen yaşlarına ve kısıtlı yeteneklerine rağmen Mascherano'nun da onlara katılması ile canla başla mücadele edip Almanya'ya boş alan bırakmamaya çalıştılar. Yer yer sertliklere başvurdular ama gol yemeden maçı bitirmeyi bildiler. Defans yapabilmeleri sevindirici ama kupada Almanya böyle oynamaz.

Kısaca Almanya'ya da değinecek olursak; kağıt üzerinde fena bir kadroları yok ama Avrupa şampiyonasındaki gibi ya da bir önceki Dünya Kupası'ndaki gibi hırslı görmedim onları. Tabi sonuçta bir hazırlık maçı idi ama rakip de Arjantin'di. Defansın göbeği ve hücum hattında 2 Türk oyuncu ile kısmen Türklerin de desteğini alacaktır Almanya kupada. Mesut ileride gayet etkili oluyor yeter ki ortasaha biraz destek versin. Defansın göbeğindeki Serdar'ın daha tecrübeye ihtiyacı var ama yine de Löw onu kupaya kadar hazırlayacaktır eminim. Podolski, Schweinsteiger, Ballack ve Klose'nin etkisiz oyunları Almanya'nın topu ayağında tutmasına rağmen etkili olamamasına ve gol ya da gol pozisyonları bulamamasına neden oldu. Ama yine de Lineker'in söylediği gibi: "Futbol, 22 kişinin 90 dakika boyunca mücadele ettiği ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur".

Gelelim Fransa-İspanya maçına. İspanya FIFA listesinde ilk sırada olmasının sebebini ortaya koyan bir oyun oynadı Horozlara karşı. Fransa'nın kadroya bakıyorum, gayet iyi diyorum ama sahadaki oyun o kadar iç açısı değil malesef. Hele bir de kupaya Henry'nin eliyle asist yaptığı gol ile katılmış olmaları onları herkesin gözünde antipatik yapmışken oynadıkları oyun da kötü olunca Stad de France'da kendi evlerinde oynadıkları hazırlık maçlarında dahi tribünlerden tepkiler yükseldi maç içerisinde zaman zaman. Sadece sağ kanatla Sagna ve ilerde Anelka birşeyler yapmaya çalıştılar ama yetmedi bir gol çıkarmaya ve 2 gole engel olmaya.

İspanya ise kendinden emin. Barça ve Madridliler'den oluşan defans sağlam. Xavi, Iniesta, Alonso, Senna, Busquets, Silva, Fabregas, Navas gibi isimlerle hem güçlü hem de alternatifli bir orta sahaları var. Bizim Güiza da dahil Torres ve Villa ile de hüzum hattında gayet etkili olabilirler. Kulüpler bazında en üst sıralarda yer alan ispanyollar milli takım düzeyindeki şanssızlıklarını Güney Afrika'da kırabilir ve mutlu sona ulaşabilirler. Görünen o ki bunun için en güçlü adaylar şu anda.

Son olarak; gecenin toplu sonuçlarına baktığımızda şaşırtıcı skorlar var denebilir. Fildişi'nin -ki birçoğumuz kupada onları desteklemeye niyetliyken- G.Kore'ye 2-0 ile boyun eğmesi, kupaya katılamayan Senegal'in Yunanistan'ı aynı skorla geçmesi ve yine kupaya katılamayan Bosna'nın Gana'yı 2-1 yenmesi gibi.

4 Aralık 2009 Cuma

2010 Dunya Kupasi Gruplari...


Guney Afrika'da duzenlenecek 2010 Dunya Kupasi'nin gruplari ve ilk tur maclarinin programi belli oldu...Yorumlari alalim...

24 Eylül 2009 Perşembe

Bu forma en çok O'na yakıştı III

Rashidi Yekini... ABD 94'un en güzel anlarından birisi, Nijerya'nın Dünya Kupası tarihindeki ilk golüymüş, Yekini tanrılarına yerinde şükrediyor. Turnuvanın yıldızı Bulgaristan'ın ağlarına önce top sonra Yekini girdi. Var mı O'ndan yakışıklısı.

Klasik Federal - General Alman forması ve golcülerin piri Jurgen Klinsmann. Bu forma bir de sağ ayak dışı en çok O'na yakıştı. Almanlar turnuva takımıysa Klinsmann da turnuva golcüsüydü.

Damalı forma birisine yakıştıysa o da Şuker'di. Euro 96'da Schmeichel'a attığı muhteşem aşırtma gol ve sonrasında ki "en güzel aşırtma golü o yiyordu ben de ona attım" demeciyle tüm zamanların en iyi kalecilerinden birini iki kez madara etmişti. Hırvatların ilk iki büyük turnuvasında direksiyondaydı. 98'in gol kralı Yarı Finalde Thuram'a takılmasa harap ve bitap Brezilya önünde belki de kupaya uzanacaktı...