ziraat türkiye kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ziraat türkiye kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2010 Çarşamba

Daum Der Ki # 6

"Gerek yoktu. Bugün sadece turu geçmek söz konusuydu. Güzel oynama ödülü verilmeyecekti, averaj da yoktu. 5-0 kazansaydınız da yine finale yükselecektiniz. Bizi biraz eleştirmeniz hoşuma gidiyor"

(Oyunu neden domine etmediklerine ilişkin soru üzerine)

Manisaspor 1 - Fenerbahçe 1

İki hafta boyunca cuma günleri halısaha maçlarının iptal edilmesi üzerine formdan düşmeyelim diye işyerindeki arkadaşlara takılayım dedim. 7-8 maçı olunca da kupa maçının ilk 20-25 dakikasını kaçırdım. İçeri girdiğimde Manisa golünü atmıştı.

2-0'ın rövanşında rahat bir tempoda gidiyordu maç. 1-0'dan sonra riskli bir skor olsa da. Ama Manisa'nın Bursa'nın gösterdiği performansı gösteremeyeceği de aşikardı. Zira birisi düşmeme mücadelesi verirken birisi şampiyonluk mücadelesi veriyor. Yine de ben bu haftasonu Manisa'dan ümitliyim.

Defanstaki eksiklerimizden dolayı değişik bir defans dörtlüsü ile sahadaydık dün akşam. Gol yememe alışkanlığımız haliyle bozuldu bu maçta. Bilica-Lugano ikilisinin pazar günü sahada olmaları şart. Selçuk-Emre ikilisi fena gitmiyor ortada ama Topuz'un ortada sağ kanatta oynadığından daha etkili oynadığını görünce acaba diyorum Topuz-Emre ikilisiyle mi oynasak? Böylece sol kanatta Santosla doğru düzgün anlaşamayan pek verim alamadığımız Özer'i sağ kanada alıp O'nu da biraz rahatlatsak. Hatta Deivid'i de bu kanatta kullanmaya başlasak lig biterken! Sol kanatta ne kadar şikayet etsek de derbiye yine Vedersonla başlamak mantıklı görünüyor. Bu maçta olduğu gibi. Zira Santosla daha iyi anlaşıyorlar ve Santosla yer değiştiriyorlar pozisyon icabı. Ama benim Vederson tercihim sadece Santos'un verimini arttırmak için, yalnış anlaşılmasın.

Alex'e diyecek lafı olan var mı? Kralın ta kendisi. Golü attı ve maçı o dakikada bitirdi. Gökhan Ünal da çalışkandı. Bezgin Bekir modunda dolanmıyor sahada hiç değilse ama derbide yine Güiza'yı sahada göreceğiz muhtemelen.

Bu arada Güiza oyuna girerken aklıma geldi bizim bir genç Semih'imiz vardı. Sahi nerede kendisi?

24 Mart 2010 Çarşamba

Fenerbahçe 2 - Manisaspor 0

Sakin ve kontrollü başladık oyuna. Öyle de devam etti ve bitti. Manisaspor kalecisi Orkun'un Güiza'ya alda at dediği golden 3 dakika sonra gelen korner organizasyonu ve Deivid'in direk dibine giden kafa vuruşuyla skor da oyun da rahatladı. Bu defans dörtlüsü ile son maçları gol yemeden kapatıyoruz. Umarım bundan sonra da böyle devam eder. Baroni'nin yokluğunda Selçuk onun boşluğunu fazlasıyla doldurdu bugün. Ama sağ ve sol kanatlardaki Özer ve Mehmet Topuz etkisizdi. Güiza çalışkan, Alex her zamanki gibiydi.

Emre'nin sakatlanması ile birlikte oyuna giren Deivid fena oynamadı ama o da Özer ve Topuz gibi daha fazla oynayarak maç kondüsyonu kazanmalı. Emre'nin sakatlanması üzerine derbide oynayamayacağını da varsayarak hayıflanmadım değil. Ama onun yerine geçen Topuz'un sağ kanatta oynadığından çok daha faydalı bir oyun oynadığını görmek zaman zaman yaptığımız Emre'nin o bölgedeki ilk yedeği Topuz olmalı muhabbetlerini doğrular nitelikteydi. Emre'nin derbide oynayamaması durumunda o bölgede kesinlikle Topuz oynamalı ve sağ kanatta da Deivid. Özer etkisiz olsa da 90 dakika sahada kalabilirdi. Böylece rakip sahanın ortasından Volkan'a geri pası yapan Vederson'dan söz etmezdik. Sakat sakat oynuyor, yorulmasın diye çıkardı ise bile Daum, yine de sahada kalabilirdi bence. Ki her ne kadar çok içime sinmese de derbiye Vederson ile başlayıp Özer'i sonradan oyuna dahil edebiliriz diye de düşünmeden edemiyorum.

Görüldüğü üzere benim aklımın derbide olması gibi staddaki taraftarın da aklı fazlasıyla derbideydi. Ve gösterdiler ki gerçekten derbiye hazırlar. Bütün maç bu yönde tezahüratlar eksik olmadı. Ağızlarına sağlık.

Eh o zaman ne diyelim daha; yolcu yolunda gerek...

11 Şubat 2010 Perşembe

Bursaspor 3 - Fenerbahçe 1

Dünkü sonuçların etkisiyle Mega sabah uçarak gelmiş işyerine. Kupa bizim de kupa bizim diye tutturmuş. Lan olum dedim bak takımın yarısı yok, diğer yarısının ise varlığı yokluğu bir, en ufak bir ciddiyetsizlikte 2 golü yeriz sonra da maç bitene kadar kıvranır dururuz. Demez olaydım. Kendime mi kızsam, Mega'ya mı, yoksa Mega gibi düşünen sahadakilere mi, bilemedim.

Gündüz muhtemel kadro ile ilgili konuşurken iki forvetin patlama yapacağını söylemişti ayrıca bana. Ben de yaparlar tabi ah bir de onlara top atabilecek bir adam olsa kadroda demiştim. Gökhan Gönül maçın başında depar atmaktan yapamadığını maçın sonunda yaptı. Zaten takımda bunu yapabilecek bir Santos bir O vardı. İlk pozisyonda biraz daha sakin olabilse kendisi de golü atıp maçı orada bitirebilirdi. Gökhan Ünal'ın ve Güiza'nın kaçırdığı goller akıllara zarar. Akılları başlarına gelene kadar bu ikisini kafa kafaya tokuşturacaksın.

İlk golde Vederson'un, ikincide Bilica'nın ve son golde de Volkan'ın hataları da bir o kadar akıl almaz ve saçma sapan. Or-Ka'nın bahsettiği Defence 101 dersini hepsine en az 2 dönem okutmak lazım.

Tek kelimeyle; Şanslıydık...

Bursaspor'u da kutlamak lazım. Gerçekten çok güzel bir oyun sergilediler, taktiğiyle, mücadelesiyle, taraftarıyla alkışı hakediyorlar.

28 Ocak 2010 Perşembe

Ziraat Türkiye Kupası

Kupada çeyrek ve yarı final kuraları az önce çekildi. Eşleşmeler şöyle:

B.Ş.Belediyespor - Trabzonspor
Antalyaspor - Galatasaray
Fenerbahçe - Bursaspor
Manisaspor - Denizlispor

İlk maç haftaya çarşamba, yani 3 Şubat'ta Kadıköy'de. Rövanş ise 10 Şubat'ta. Çeyrek finali geçtiğimiz takdirde, Manisaspor-Denizlispor maçının galibiyle yarı finalde karşılaşacağız.

Geçen sene denk gelmişti İzmir'de iş seyhatindeyken kupa finalini de izlemiştik Mega ile. O hala bana söyleniyor senin yüzünden diye ama bence Beşiktaş yüzündendi. Bu sene hazır onlar da yokken biz kazanırız artık kupayı.

Şaka bir yana Bursa'yı geçersek final zor görünmüyor. Bursa'yı geçip geçemeyeceğimizi ise evimizde oynayacağımız ilk maç büyük ölçüde belli eder diye düşünüyorum. Sonrasında ise muhtemel bir Manisaspor eşleşmesi görünüyor. Diğer taraftan Trabzon ve Galatasaray'ın yarı final oynamaları kağıt üzerinde görünen olasılık. Yine de Antalya, İBB, Trabzon ve Bursa'nın görünen Fenerbahçe-Galatasaray finalini değiştirme şansı mevcut.

Güzel futbol olsun, iyi oynayan kazansın.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Antalyaspor 4 - Fenerbahçe 3

Yenilmemize rağmen seyir zevki olan bir karşılaşma izledik. Pozisyonlar, mücadele gruptan çıkmış bir Fenerbahçe'nin futbolcuları için şaşırtıcıydı aslında. Gerçi takımın tamamının oynadığını söylemek de mümkün değil ama yine de o oynamak isteyen 3-5 kişi sayesinde keyifli ve bol gollü bir maç oldu. Daum'un kadro tercihinden de belliydi. Gençler oynasın, paslananlar açılır belki diye yine yedeklere ve kısmetsizlere şans vermişti.

İlk yarı Alex, ikinci yarı Özer gayet güzel oynadılar. Santos günün en iyisiydi diyebiliriz. Uğur Boral ve Kız Ali kanatlarda yine hiçbirşey yapmadılar. Uğur'un yerine oyuna giren Vederson son dakikalarda attığı frikik ile sabırları zorladı , ardından son dakikada attığı şutla okkalı bir laf işitti benden. Vederson, oynadığında sadece kanatlardan orta yap kornerleri kullan, başka birşey istemiyorum, en önemlisi sakın ama sakın şut çekme. Sen bakma Üründül gibi "iyi vuruuuurrrr" diyen ara gazlarına.

Güiza bildiğiniz gibi; sakallı, bezgin ve güçsüz. Sonradan oyuna giren Gökhan Ünal "sen yenisin öyle her bulduğun topu şut vurma yiğen" diye söylenir takım arkadaşları diye müsait iki şut pozisyonunda pas vermeyi tercih etti. Asisti iyiydi, Özer ve Güiza'nın gollük şutları da.

Bekir iyiydi, işini yaptı. Defansın ortası rezaletti. Özellikle Lugano, benim görebildiğim kadarıyla iki golde hatası vardı. Kaleci desen evlere şenlik.

Selçuk fena değil, Emre istekliydi. Daum desen dipçik gibiydi, maşallah.

Maç 3-2 iken yazmaya başlasam ve skoru 3-3 atsam diye düşündüm. 3. golü atacağımıza emindim ama sonrasında yer miyiz bir tane daha atar mıyız onu bilemedim...

13 Ocak 2010 Çarşamba

Fenerbahçe 3 - Tokatspor 2

Babacan: Uyur gezer, tokadı yiyince ne oluyor der uykusuna devam eder.
Bilica: Ezer geçer, arada yavaşla be oglum.
Lugano: Eller geçer (son pozisyona penaltı çalsa hakem anca ellerini gösterirsin)
Vederson: Bir kere olsun bakarak orta yaptı, gol oldu. Mal gibi kafa vurdu yine gol oldu.
Bekir: Kenardan gelip faydalı işler yapan, iyi oynayan tek isim.
Baroni: Ne etliye ne sütlüye karıştı.
Özer: Etkisizdi. Gol öncesi oyunu sola açışı iyiydi.
Mehmet: Günün en iyisiydi. Tam şut çekmesini seviyorum derken ben, sağ sol Alah ne verdiyse vurdu, bir de gidip takip etti.
Uğur: Hiçbir işe yaramadı, kendimi göstereyim derken bencilliği ile daha beter işler yaptı.
Alex: Kelimeler kifayetsiz.
Güiza: Topu önüne alışı iğrençti (ya da yana çekişi süperdi) Yine de iyi vurdu, gol oldu.
Ali Bilgin: Defol.
Selçuk: Farketmez.
Deivid: Ne eder?
Daum: Burun çeker. (Git evinde yat be adam, nasıl olsa birşey farketmiyor)

Ne olursa olsun, Tokatspor 2 süper gol atsın, maç beşiktaş manutd maçını hatırlattı bana. Rahat olun gençler, ne kadar lazımsa atar kazanırız...

Bir de Tokatspor'un çıkarken korkması, çıkamaması, sürekli geriye dönmesi, azıcık baskıyı yiyince bocalaması, içimi acıttı galiba biraz.

10 Ocak 2010 Pazar

Haftasonu Fenerbahçe

Samsun Basketbol Kulübü: 64 - Fenerbahçe: 74 (Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi)
Fenerbahçe: 3 - Galatasaray: 2 (Aroma Erkekler 1. Voleybol Ligi)
Eskişehirspor: 0 - Fenerbahçe: 1 (Ziraat Türkiye Kupası)

23 Aralık 2009 Çarşamba

Fenerbahçe 3 - Altay 0

Ziraat Türkiye Kupası A grubu ilk maçında evimizde Süper Lig'de temsilcisi olmayan İzmir'in en köklü kulüplerinden Altay'ı ağırladık. Güzel bir oyun ve 3 güzel golle keyifli bir maç oldu.

Tek kelimeyle Özer Hurmacı resitali izledik bu akşam. Oyunda kaldığı süre boyunca herşeyi yaptı Özer. Alex'in yerinde oyuna başlaması gerçek anlamda O'nun yeteneklerini izlememizi sağladı bu akşam. Semih'in arkasında, sağ kanatta, sol kanatta ve hatta Deivid'in Deniz'in yerine oyuna girmesinden sonra Emre'nin yerinde oynadı ve oyunu güzelleştirmek için elinden gelen herşeyi yaptı. Hem kendi oynadı hem arkadaşlarını oynattı. Adam eksiltti, ara pasları attı, arkadaşlarının yardımına gitti, top istedi, top dağıttı, hızlı oynadı ve 2 güzel gol attı. Arkası dönük top almayı bildiğini, topu alır almaz kaleye gitmek istediğini gösterdi herkese. Sadece ayaklarıyla değil aklıyla da oynadığını gösterdi. Bugün sahada Özer'in performansını izleyenler artık Alex sonrası döneme dair daha umutlular. Biliyorlar Prof. Doktor'un varisinin kim olduğunu. İnşallah o günleri de görürüz.

Sheriff maçında olduğu gibi Daum bu maçta da kulübede görmeye alıştığımız isimlere şans vermişti.
Defansın ortası iyiydi. Bilica'nın çok riskli oynadığını söyleyenler var ama seviyorum ben onun oyun tarzını.

Solda Santos, önünde oynayan Uğur'un etkisiz oyununa rağmen iyiydi. 2. golde hızını ve bileklerini kullanarak ileriye çıkıp güzel bir asist yaptı. Santos'un bu çıkışları bize hucümda zenginlik kazandıracak bol bol. Önünde oynayacak olan kişiyle uyumlu olması ise daha verimli olmasını sağlayacak elbette ki. Sağda ise Bekir iyi bir oyun çıkardı. Gökhan Gönül'e alternatif olması ve Gökhan'ın kendini toparlaması için az çok bir rekabet ortamı oluştu diyebiliriz.

Cristian ortada iyi göründü. Deniz Barış da ona uydu. Oyunu daha çok iki yönlü oynamaya çalışıyor oynadığı son 2 maçtır. HoAmca'nın kendisine olan desteğine biz de destek verelim, hakkını verelim. Kızsak da zaman zaman kendisine alternatif olarak iyi bir isim aslında.

Solda Uğur, sağda ise Topuz pek etkili değillerdi bütün oyun boyunca. Sadece Mehmet Topuz'un ilk golde ve kendisinin attığı 2. golde ceza sahasına girişi, pozisyonun içinde olması, olumlu sinyaller bence. Yine de Mehmet Topuz'un daha etkili, daha aktif olmasını bekliyorum açıkçası.

Sahanın en kötüsü ise malesef ki en iyi olmasına ihtiyaç duyduğumuz forvet hattındaki Semih'ti. Eski Semih'i görmeyeli çok oldu. O kadar ki maç sonuna doğru düştüğü ofsayt sonrası sinirlenip topa vurmasını maçın sunucusu bile kötü oyunundan dolayı moralinin ve sinirinin bozulmasına bağladı. Gerçekten çok güçsüz. O bildiğimiz arkası dönüp topu alabilen, topu saklayabilen, arkadaşlarına iyi paslar atıp pozisyona sokabilen Semih Şentürk uzun zamandır yok sahada. Hamle yapamıyor, topu ayağına dolaştırıyor. Bütün bunları güçsüz oluşuna bağlamak mümkün sanırım. Yoksa 2 ayda yeteneklerini kaybetmiş değildir herhalde.
Daum'a değinmeden geçemeyeceğim. Tıkır tıkır işleyen takımın içine etti, yaptığı değişikliklerle. Tamam yedeklerde oynasın, maç kondüsyonu kazansın, genç Abdülkadir oyuna girsin tecrübe kazansın ama bari doğru yerlere doğru adamları al be adam. Deniz'i çıkarıp Deivid'i alıyorsun ve Özer'i Deniz'in yerine çekiyorsun. Takımı ileri taşıyan, takımın pozisyon üretmesindeki en etkili adamı karşı kaleden uzaklaştırıyorsun. Topuz'u çek Deniz'in yerine -ki Emre'den sonra o bölgeye en yakın oyuncu- Deivid'i de al sağ kanada. Ali Bilgin'in ne işi var sağ kanatta. Girdikten sonra hiçbir iş yapmadı Ali Bilgin. Azıcık top oynamaya çalışsa ona da eyvallah diyeceğim ama tek kelimeyle tık yok Ali'de. Son olarak da Özer'in yerine Abdülkadir'i aldı. Bunu hem Özer'i alkışlatmak hem de Abdülkadir'i kazanmak için yaptı desek bile oynayan adamı değil de yorulan Topuz'u ya da tamamen etkisiz kalan Uğur'u çıkarabilirdi. Böylece takım değişikliklerden sonra bocalamaz ilk yarıda ki gibi oyun oynamaya devam ederdi belki. Taratar Özer'i maç sonunda zaten delice alkışlayacaktı. Ne diyeyim şans yanımızda olsun da Daum'un doğru tercihler yapmasını sağlasın, zorla da olsa, sakatlıklarla, cezalarla, vedalarla, kelepçelerle...

Son olarak da; Altay'ın attığı golde pozisyonu ofsayt diye iptal eden yan hakemin lisansını hemen yakın gitsin, Trabzon maçında aynı hatayı yapan yan hakeminkiyle birlikte. Bu kadar saçmalık olmaz. Adamla aynı çizgi üzerindesin, gözlerin açık bakıyorsun, ama aklından ne geçiyor bilmiyorum ki ofsayt olmayan pozisyona bayrak kaldırıyorsun.