"Ne Avrupa'da bir takımı çalıştırmak istiyorum ne de milli takım teknik direktörlüğünü düşünüyorum. Benim için zirve Fenerbahçe’dir."
milli takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milli takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Kasım 2010 Salı
Aykut Kocaman Der Ki #4
"Ne Avrupa'da bir takımı çalıştırmak istiyorum ne de milli takım teknik direktörlüğünü düşünüyorum. Benim için zirve Fenerbahçe’dir."
Etiketler:
avrupa,
Aykut Kocaman,
Fenerbahce,
futbol,
milli takım,
vizyon
13 Ekim 2010 Çarşamba
Vatan Haini...
Eminim ki Mesut'u ıslıklayanlar daha iki ay öncesinde bizim katılamadığımız Dünya Kupasında Alman gazeteleri Mesut'tan övgüyle bahsederken nice gururlanmışlardır.Her farklı düşüncenin ve tercihin 'vatan hain'liği ilan edildiği bu toprakların çocukları ne de olsa gurbetçiler de bu yüzden pek de şaşırmamak gerek olanlara.1. Dünya Savaşından beri çok şeyler değişmiş.Artık 'Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık' dönemi geçmiş gitmiş,Almanlar kazanınca biz yenik sayıldık bu sefer.Ancak görünüşe göre asıl kazanan Mesut oldu.Dünya kupasında parlayan yıldızı Madrid semalarında ışıldamakta şimdilerde.
Benim asıl derdim ya Mesut bir 'vatan haini' değil de 'milliyetçi' bir vatansever olsaydı,Fatih Terim'in davetini büyük bir gururla kabul etseydi...
Her milli maçı bir Kurtuluş mücadelesi edasıyla oynayan,başında bir teknik direktörden çok birliğine ölmeyi emreden bir komutan olan takımda nasıl bir şaşkınlık yaşardı acaba.Sakin yüz ifadesiyle basit ama etkili bir futbol oynayan bu genç adam kendi bildiklerini bırakıp süngüsüyle saldırır mıydı acaba düşmana yoksa o sakin ifadesine biraz da şaşkınlık ekleyip 'Hani buraya futbol oynamaya gelmiştik' diye mi düşünürdü .Topu takım arkadaşına verdikten sonra süratle boş alana mı kaçardı yoksa kaçmak yerine içimizdeki 'İrlandalıları,Costa Rikalıları,Maldivlileri' mi aramaya koyulurdu.Bu genç yaşında kazandığı başarıyı şimdi yapabildiği gibi profesyonelce taşır mıydı omuzlarında yoksa 'Kıskananlar çatlasın' diye tempo mu tutardı coşkuyla.Bireysel hatalarla kaybedilen bir maç sonrasında rakip oyuncuları soyunma odasına kadar kovalayabilir miydi öfkeyle?
Bizim gibi olabilir miydi Mesut?
2 Ekim 2010 Cumartesi
C.K.R. Version 3.0
Gelen haberlere göre C.K.R bu akşamki Gençlerbirliği maçının 18 kişilik kadrosuna alınmış. Loran'ın yalancısıyım...Niye? Neden? Ben anlayamadım. Beklenti nedir? Ne değişti? Bilen varsa buyursun...
Çocuk oyuncağı mı bu; kadro dışı bırak, geri al. Sonra bir daha kadro dışı bırak yine geri al. Disiplin talimatına bundan sonra kim inanır... Ortada bu dengesizlik varken Brezilyalılara laf söylemek hak mıdır?
Öte yandan Kazım bu tavrı hakedecek ne yaptı? Din mi değiştirdi (dini bütün arkadaşlar alınmasın)? Evlendi mi (evli arkadaşlar alınmasın)? Bundan böyle Samandıra'dan eve, evden Samandıra'ya mı (evdeki pijama partilerini nasıl engelleyeceğiz)? Sahada basmadık yer bırakmayacak mı (yüzündeki gamsız ifadeyi ne yapacağız)?
Sarının bir ağırlığı var, Lacivertinde bir tahammül sınırı...
Çocuk oyuncağı mı bu; kadro dışı bırak, geri al. Sonra bir daha kadro dışı bırak yine geri al. Disiplin talimatına bundan sonra kim inanır... Ortada bu dengesizlik varken Brezilyalılara laf söylemek hak mıdır?
Öte yandan Kazım bu tavrı hakedecek ne yaptı? Din mi değiştirdi (dini bütün arkadaşlar alınmasın)? Evlendi mi (evli arkadaşlar alınmasın)? Bundan böyle Samandıra'dan eve, evden Samandıra'ya mı (evdeki pijama partilerini nasıl engelleyeceğiz)? Sahada basmadık yer bırakmayacak mı (yüzündeki gamsız ifadeyi ne yapacağız)?
Sarının bir ağırlığı var, Lacivertinde bir tahammül sınırı...
Not #1: Gargamel'e malzeme; bu adamı iki kez kim kadro dışı bıraktı? İki kez kim affetti? Bırakanla affeden aynı kişi mi? Bu işte milli takım yetkililerinin parmağı var mı?
Not #2: Resimdeki forma da çok yakışmış. Popüler kültürün milli takım yansıması...
Etiketler:
colin kazim,
disiplin,
milli takım,
milli takım forması
8 Eylül 2010 Çarşamba
İşin Sırrı 3 F'de, İki Kere Rafine...
Haber şöyle:‘’Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referandum öncesinde NTV’ye konuk oldu.Başbakan Erdoğan, 2012 Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu'nda Türkiye’nin Belçika’yı 3-2 yendiği maçla ilgili bir soru üzerine maçın ikinci yarısını izleme fırsatı bulduğunu söyledi.Bu sırada Milli Takım futbolcuları canlı yayına telefonla katılarak Erdoğan’a sürpriz yaptı.Milli Takım’ın kaptanı Emre Belözoğlu ile konuşan Erdoğan, futbolcuları galibiyetten dolayı kutladı. Başbakan Erdoğan, NTV yayınında Belçika’yı 3-2 yenen Milli Takım futbolcuları Emre, Arda ve Nihat'la konuştu. Erdoğan’ın “Şanslısın, yine bilardo gibi gol attın” sözlerine Arda, “Sizden öğreniyoruz” diye yanıt verdi.’’
Dünyanın en uzun süre iktidarda kalan faşist diktatörü Franco’ya kendisiyle yapılan bir röportajda ‘‘Yahu ülkenin yapısı bozuk! ekonomisi kötü, halk perişan!...herkes adaletsizlikten yakınıyor. ama, hiç isyan yok!... bunu nasıl sağlıyorsunuz?’’ diye sormuşlar:
Demiş ki; ‘’Halkı 3 f ile meşgul ediyor, yüz bin kişilik beşiklerde de uyutuyorum’’
Bu 3 F’de şunlarmış: Fado, fiesta, futbol. Yüzbinlik beşik ise stadyumlar.
Etiketleri yan yana getirince: Franco, Erdoğan, faşist, futbol, diktatör... Anladın sen, anladın?!
Düzeltme: Tarjeta, yaptığı yorumla düzeltmiş yazdıklarımı. Diktatör Franco değil Salazar'mış. F'lerden biri fashion değil Fadoymuş. Teşekkürler kendisine. Ama değişmeyen birşey var faşist, diktatör, futbol ve Erdoğan kelimeleri.
Etiketler:
arda turan,
diktatör,
emre belozoglu,
Erdoğan,
faşist,
Franco,
futbol nedir ki,
milli takım,
nihat kahveci
18 Şubat 2010 Perşembe
Milli Takımda Guus Hiddink Dönemi
Sevgili Guus yeniden hoşgeldin...Benim hafıza zayıf, pek hatırlamıyorum ama kendisi 90-91 sezonunda Fenerbahçe'yi çalıştırmış hatta sezonun ilk maçında Aydınspor'dan altı tane yemişiz. Kalede de Yaşar varmış.
Etiketler:
fatih terim,
guus hiddink,
milli takım,
teknik direktor,
Türkiye
13 Eylül 2009 Pazar
Omer Asik'tan Ispanya'ya Gecit Yok...
Etiketler:
avrupa,
basketbol,
eurobasket,
ispanya,
milli takım,
omer asik
11 Eylül 2009 Cuma
Ilk Turun Ardindan...Eurobasket 2009...
- Mac sonralari firsat bulamayinca verilen arayi degerlendirip turnuvayla ilgili birkac birsey karalamak farz oldu,
- Efes Cup'ta cizilen olumsuz tabloya ragmen ilk tur gruplarina baktigimizda en zayif grupta yer aliyorduk, Litvanya'nin eksikleri ve Bulgaristan'in olmayan basketbol anlayisiyinin karsisinda tek dezavantaj Polonya'nin evsahibi olmasiydi,
- Kilit mac ilk oynadigimiz Litvanya maciydi, hem kagit ustunde en zor macti hem de turnuvaya moralli baslamak acisindan cok onemliydi,
- 2001 Eurobasket'te gorevliyken de cok net bir sekilde gozlemledigim Litvanyali taraftarlarin takimlarina olan bagliligi ve bunun sonucunda 7000 kisilik salonunun buyuk bir kismini doldurmalariyla mac bir deplasman maci havasinda basladi,
- Lavrinovic kardeslerin takimimiza iceriden ve disaridan aci cektirecegini dusunurken, beklenmedik bir sekilde Petravicius uzerinden sayilar buldu Litvanya, bunda Semih'in bir turlu oyuna kafa olarak giremeyip uzunlarimizin erken faul almalari da etkendi, devreye onde girmemizde en buyuk katki ise kuskusuz Hidayet ve Ersan 2'lisinindi,
- 3.periyotta Litvanya'nin pota altindan Kleiza ile buldugu sayilara Sinan ve Ender'in ustuste buldugu 3'luklerle cevap verdik, son periyotta ise kisalarin etkili oyununa, uzunlar da boyali alan savunmasini sertlestirerek eslik edince oyunun yonu belli oldu, macin Turkiye adina en skorer oyuncusu attigi 19 sayi ile Hido olurken,Hido'yu 17 sayiyla Ersan ve 16 sayiyla Ender izledi, macin kahramani ise Ender Aslan'di,
- Unutmadan bu mac kazanilmasinda belki de Turk basketbol tarihinde gorulmemis bir % ile (23/26) serbest atis kullanmamiz da onemli bir rol oynadi,
- Ilk gun maclarinda ise en dikkat cekici skoru favori Ispanya karsisinda genc oyunculardan kurulu Sirbistan alirken, Yunanistan da oynadigi basketbolla turnuvanin en buyuk favorilerinden bir tanesi oldugunu herkese gosterdi,
- Turnuvanin 2. gununde rakip, Polonya macindan maglup ayrilan komsu Bulgaristan'di, macin gidisati henuz ilk ceyrekte belli olurken, koc Tanjevic ertesi gun oynanacak kritik Polonya macini da dusunerek Ersan ve Hidayet'i sadece 15'er dakika sahada tuttu ve macin buyuk bolumunde benchten gelen oyunculara sans verdi,
- Bu karsilasmada Litvanya macinda sakatlanan Engin Atsur ve hastaligi bulunan Omer Onan disindaki butun oyuncular forma sansi bulurken, 15 dakikanin altinda sure alan tek isim 4 dakika gibi kisa bir sure icinde 5 faul alarak benchte Tanjevic'in hismina ugrayan Semih Erden oldu,
- Bulgaristan macinin takimimiz adina en skorer ismi17 sayiyla Ender olurken, 16 sayiyla Ersan ve 14 sayiyla Sinan kendisini takip eden isimlerdi, ozellikle Ersan oyunda kaldigi kisa sure icerisinde attigi 16 sayi ve aldigi 7 ribaundla macin erken kopmasinda etkili olan isimdi,
- 2.gun maclarinda Ispanya, Ingiltere karsisinda galibiyete son ceyrekteki performansiyla ulasirken, grubumuzdaki macta ise Polonya'nin, Litvanya'yi devirmesi gruptaki son macimizi grup liderini tayin edecek mac haline getirdi,
- 3. gun karsilamalari arasinda Rusya-Fransa, Ispanya-Slovenya ve Polonya-Turkiye gibi seyir zevki yuksek ve bir sonraki turdaki siralamayi yakindan ilgilendiren maclar vardi,
- Galibiyet beklentisiyle salonu dolduran binlerce Polonyali onune Turkiye'den gelen aci haberlerle cikti basketbolcularimiz, onceki maclardan farkli olarak ilk defa tam kadro olarak sahadaydilar ve hastaligini atlatan Omer Onan, rakibin hucumdaki etkili isimlerinden 21 sayi ortalamasina sahip Logan'i durdurmak icin ilk 5'te maca basliyordu,
- Ilk 2 macta Lampe ve Gortat'la boyali alani rakipleri icin kabusa ceviren Polonya'nin zayif noktasi ise kuskusuz dar rotasyonuydu ki etkili isimleri ortalama 35 dakika civari sahada kalarak, cok az dinlenme sansi bulabiliyorlardi,
- Maca iyi baslayan taraf biz olduk, Omer Onan'in etkili savunmasi karsisinda Logan - maci da sadece 6 sayiyla tamamladi- top kullanma sansi bulmakta zorlanirken hucumda Omerlerin Asık olaniyla etkili olduk, 2. periyotta farki bir ara 17 sayiya kadar cikaran Milliler devreyi de 11 sayiyla onde kapatirken bu devrede Polonya adina on plana cikan isim Gortat oldu,
- 3. periyotta Polonya seyircisinin de destegini arkasina alarak baskili basladi ve potaaltindan Lampe ile ustuste sayilar bularak farki erittiler ve bu periyotun ortalarinda skor 56-50'ye geldi, bu dakikadan sonra yakaladigimiz 24-7'lik seri ise macin kirilma noktasiydi,
- Omer Asik 2 sayilik atislarda yakaladigi %91'lik (10/11) isabet, attigi 22 sayi ve aldigi 8 ribaund ile bu macta on plana cikan isim olurken, 18 sayisinin yanina 8 de ribaund ekleyen Ersan etkili performansini bu macta da devam ettirdi,
- 3. gun maclarinda Ispanya-Slovenya maci nefes keserken, mac uzatmada Ispanya'nin galibiyetiyle sonuclandi, 3'te 3 yapan Turkiye'nin disinda Rusya'yi 64-69'la gecen Fransa ve Israil onunde farka kosan Yunanistan ilk tur gruplarini nagmaglup kapatan diger takimlar oldular,
- Ilk tur sonunda baktigimizda bir kere oncelikle Tanjevic'in hakkini Tanjevic'e vermek gerekiyor, oynadigimiz 3 macta da gerek elindeki kadroyu en efektif sekilde kullanarak gerekse de oyuna yaptigi mudahalelerle coaching dersi verdi, bu formunun yarisini Efes Pilsen'le oynadigimiz final serisinde gosterebilse Efes'i birkez daha supurmemiz isten bile olmazdi,
- Hido(ort. 13,3s 4,3r 2,7a) ve Ersan(ort. 17s 7r) bu takimin superstarlari ve takim onlarin uzerine kurulmus durumda, 2'si de belli standartlari hemen her macta tutturan oyuncular,turnuva oncesi esas soru bunlara ayak uydurabilecek oyuncularin cikip cikmayacagiydi ki basta Ender - ki icine Jasikevicius kacmis olabilecegini dusunuyorum turnuvanin en cok sayi atan 20 oyuncusu arasinda ve 8/11 3 sayilik isabetiyle en iyi 3'luk atan 2. oyuncusu - , Sinan, Omer Asik(ort. 12,3s 6r 1,3b) ve Oguz Savas olmak uzere neredeyse butun oyuncular bu yuku sirtlamaya hazir olduklarini gosterdiler,
- Turkiye, ilk tur sonunda turnuvanin en cok sayi atan ikinci (ort. 88,3) takimi olmakla kalmayip; serbest atis yuzdesinde en basarili (%78,3) , isabetli 3 sayilik atis yuzdesinde en basarili ikinci ( % 42,4) , isabetli 2 sayilik atis yuzdesinde ise en basarili ucuncu ( % 60,9) takimi durumunda,
- Esas turnuva ise simdi basliyor, 2. tur grubumuza olum grubu dersek haksizlik yapmis sayilmayiz, ustuste Ispanya, Sirbistan ve Slovenya gibi Avrupa basketbolunun onde gelen ekipleriyle oynayacagiz, bu noktada gruba 2 galibiyetle basliyor olmamiz cok ama cok onemli,
- Bu 3 mactan alacagimiz 1 galibiyet bizi son 8'e tasiyacaktir diye dusunuyorum, ilk tur grubumuzdan gelen Polonya ve Litvanya'nin bu ekiplerden galibiyet alabilmeleri surpriz olur ama tabi ki Polonya'nin ev sahibi olma avantajini organizasyon ve dolayisiyla hakemler nezdinde kullanacagini hesaba katmak gerekir, yine de tahminim bu gruptan cikacak takimlarin Ispanya, Slovenya ve Sirbistan ile birlikte Turkiye olacagi yonunde...
- Efes Cup'ta cizilen olumsuz tabloya ragmen ilk tur gruplarina baktigimizda en zayif grupta yer aliyorduk, Litvanya'nin eksikleri ve Bulgaristan'in olmayan basketbol anlayisiyinin karsisinda tek dezavantaj Polonya'nin evsahibi olmasiydi,
- Kilit mac ilk oynadigimiz Litvanya maciydi, hem kagit ustunde en zor macti hem de turnuvaya moralli baslamak acisindan cok onemliydi,- 2001 Eurobasket'te gorevliyken de cok net bir sekilde gozlemledigim Litvanyali taraftarlarin takimlarina olan bagliligi ve bunun sonucunda 7000 kisilik salonunun buyuk bir kismini doldurmalariyla mac bir deplasman maci havasinda basladi,
- Lavrinovic kardeslerin takimimiza iceriden ve disaridan aci cektirecegini dusunurken, beklenmedik bir sekilde Petravicius uzerinden sayilar buldu Litvanya, bunda Semih'in bir turlu oyuna kafa olarak giremeyip uzunlarimizin erken faul almalari da etkendi, devreye onde girmemizde en buyuk katki ise kuskusuz Hidayet ve Ersan 2'lisinindi,
- 3.periyotta Litvanya'nin pota altindan Kleiza ile buldugu sayilara Sinan ve Ender'in ustuste buldugu 3'luklerle cevap verdik, son periyotta ise kisalarin etkili oyununa, uzunlar da boyali alan savunmasini sertlestirerek eslik edince oyunun yonu belli oldu, macin Turkiye adina en skorer oyuncusu attigi 19 sayi ile Hido olurken,Hido'yu 17 sayiyla Ersan ve 16 sayiyla Ender izledi, macin kahramani ise Ender Aslan'di,
- Unutmadan bu mac kazanilmasinda belki de Turk basketbol tarihinde gorulmemis bir % ile (23/26) serbest atis kullanmamiz da onemli bir rol oynadi,
- Ilk gun maclarinda ise en dikkat cekici skoru favori Ispanya karsisinda genc oyunculardan kurulu Sirbistan alirken, Yunanistan da oynadigi basketbolla turnuvanin en buyuk favorilerinden bir tanesi oldugunu herkese gosterdi,
- Turnuvanin 2. gununde rakip, Polonya macindan maglup ayrilan komsu Bulgaristan'di, macin gidisati henuz ilk ceyrekte belli olurken, koc Tanjevic ertesi gun oynanacak kritik Polonya macini da dusunerek Ersan ve Hidayet'i sadece 15'er dakika sahada tuttu ve macin buyuk bolumunde benchten gelen oyunculara sans verdi,- Bu karsilasmada Litvanya macinda sakatlanan Engin Atsur ve hastaligi bulunan Omer Onan disindaki butun oyuncular forma sansi bulurken, 15 dakikanin altinda sure alan tek isim 4 dakika gibi kisa bir sure icinde 5 faul alarak benchte Tanjevic'in hismina ugrayan Semih Erden oldu,
- Bulgaristan macinin takimimiz adina en skorer ismi17 sayiyla Ender olurken, 16 sayiyla Ersan ve 14 sayiyla Sinan kendisini takip eden isimlerdi, ozellikle Ersan oyunda kaldigi kisa sure icerisinde attigi 16 sayi ve aldigi 7 ribaundla macin erken kopmasinda etkili olan isimdi,
- 2.gun maclarinda Ispanya, Ingiltere karsisinda galibiyete son ceyrekteki performansiyla ulasirken, grubumuzdaki macta ise Polonya'nin, Litvanya'yi devirmesi gruptaki son macimizi grup liderini tayin edecek mac haline getirdi,
- 3. gun karsilamalari arasinda Rusya-Fransa, Ispanya-Slovenya ve Polonya-Turkiye gibi seyir zevki yuksek ve bir sonraki turdaki siralamayi yakindan ilgilendiren maclar vardi,- Galibiyet beklentisiyle salonu dolduran binlerce Polonyali onune Turkiye'den gelen aci haberlerle cikti basketbolcularimiz, onceki maclardan farkli olarak ilk defa tam kadro olarak sahadaydilar ve hastaligini atlatan Omer Onan, rakibin hucumdaki etkili isimlerinden 21 sayi ortalamasina sahip Logan'i durdurmak icin ilk 5'te maca basliyordu,
- Ilk 2 macta Lampe ve Gortat'la boyali alani rakipleri icin kabusa ceviren Polonya'nin zayif noktasi ise kuskusuz dar rotasyonuydu ki etkili isimleri ortalama 35 dakika civari sahada kalarak, cok az dinlenme sansi bulabiliyorlardi,
- Maca iyi baslayan taraf biz olduk, Omer Onan'in etkili savunmasi karsisinda Logan - maci da sadece 6 sayiyla tamamladi- top kullanma sansi bulmakta zorlanirken hucumda Omerlerin Asık olaniyla etkili olduk, 2. periyotta farki bir ara 17 sayiya kadar cikaran Milliler devreyi de 11 sayiyla onde kapatirken bu devrede Polonya adina on plana cikan isim Gortat oldu,
- 3. periyotta Polonya seyircisinin de destegini arkasina alarak baskili basladi ve potaaltindan Lampe ile ustuste sayilar bularak farki erittiler ve bu periyotun ortalarinda skor 56-50'ye geldi, bu dakikadan sonra yakaladigimiz 24-7'lik seri ise macin kirilma noktasiydi,
- Omer Asik 2 sayilik atislarda yakaladigi %91'lik (10/11) isabet, attigi 22 sayi ve aldigi 8 ribaund ile bu macta on plana cikan isim olurken, 18 sayisinin yanina 8 de ribaund ekleyen Ersan etkili performansini bu macta da devam ettirdi,
- 3. gun maclarinda Ispanya-Slovenya maci nefes keserken, mac uzatmada Ispanya'nin galibiyetiyle sonuclandi, 3'te 3 yapan Turkiye'nin disinda Rusya'yi 64-69'la gecen Fransa ve Israil onunde farka kosan Yunanistan ilk tur gruplarini nagmaglup kapatan diger takimlar oldular,
- Ilk tur sonunda baktigimizda bir kere oncelikle Tanjevic'in hakkini Tanjevic'e vermek gerekiyor, oynadigimiz 3 macta da gerek elindeki kadroyu en efektif sekilde kullanarak gerekse de oyuna yaptigi mudahalelerle coaching dersi verdi, bu formunun yarisini Efes Pilsen'le oynadigimiz final serisinde gosterebilse Efes'i birkez daha supurmemiz isten bile olmazdi,- Hido(ort. 13,3s 4,3r 2,7a) ve Ersan(ort. 17s 7r) bu takimin superstarlari ve takim onlarin uzerine kurulmus durumda, 2'si de belli standartlari hemen her macta tutturan oyuncular,turnuva oncesi esas soru bunlara ayak uydurabilecek oyuncularin cikip cikmayacagiydi ki basta Ender - ki icine Jasikevicius kacmis olabilecegini dusunuyorum turnuvanin en cok sayi atan 20 oyuncusu arasinda ve 8/11 3 sayilik isabetiyle en iyi 3'luk atan 2. oyuncusu - , Sinan, Omer Asik(ort. 12,3s 6r 1,3b) ve Oguz Savas olmak uzere neredeyse butun oyuncular bu yuku sirtlamaya hazir olduklarini gosterdiler,
- Turkiye, ilk tur sonunda turnuvanin en cok sayi atan ikinci (ort. 88,3) takimi olmakla kalmayip; serbest atis yuzdesinde en basarili (%78,3) , isabetli 3 sayilik atis yuzdesinde en basarili ikinci ( % 42,4) , isabetli 2 sayilik atis yuzdesinde ise en basarili ucuncu ( % 60,9) takimi durumunda,
- Esas turnuva ise simdi basliyor, 2. tur grubumuza olum grubu dersek haksizlik yapmis sayilmayiz, ustuste Ispanya, Sirbistan ve Slovenya gibi Avrupa basketbolunun onde gelen ekipleriyle oynayacagiz, bu noktada gruba 2 galibiyetle basliyor olmamiz cok ama cok onemli,
- Bu 3 mactan alacagimiz 1 galibiyet bizi son 8'e tasiyacaktir diye dusunuyorum, ilk tur grubumuzdan gelen Polonya ve Litvanya'nin bu ekiplerden galibiyet alabilmeleri surpriz olur ama tabi ki Polonya'nin ev sahibi olma avantajini organizasyon ve dolayisiyla hakemler nezdinde kullanacagini hesaba katmak gerekir, yine de tahminim bu gruptan cikacak takimlarin Ispanya, Slovenya ve Sirbistan ile birlikte Turkiye olacagi yonunde...
9 Eylül 2009 Çarşamba
09.09.2009
12 dev adamla başlayalım. Çok formda bir Tanjeviç; sahaya her şeyini veren, takım olmanın ve takım halinde oynamanın farkında bir milli takım. İsim olmadan herkes herkesin arkasını kolluyor. Takım sporlarında pek de başaramadığımız bir durum bu. Polonya' yı da geçtiler. Yolları açık olsun…
Hücumcuları Alman üst liginde korku salarken, savunmacılarından biri Rıza Çalımbay stoperi. Bosna’nın özeti bu. Gerek hücumcularının bugünkü dağınıklığı, gerekse Volkan’ın performansı savunma yönünden istediğimizi aldık. Biz hücum da ikense aradığımız, umduğumuz pozisyonları, özellikle ünlü olduğumuz dakikalarda bolca bulduk; ama olmadı. Suçu kime atarsanız atın ama statları harbiden uğurluymuş.Yaşım itibarı ile Boşnak kavramını savaşla, acıyla, bir ülkenin parçalanması ile öğrendim. Kendi başlarına kaldıkları günden bu yana ileriye doğru yürüyorlar. Umarım baraj maçını da geçip festivalde yerlerini alırlar. Arjantin’den sonra destekleyebileceğimiz ikinci bir takım olur. Yugoslavya’dan doğan üç takımın (Sırbistan – Hırvatistan ve Bosna) şansı devam ediyor. Yugoslav altyapıları tekrardan çalışmaya başladı. Kulüplerimize duyurulur.
Ülkenin sporcular bunu yaparken büyüklerimiz neler yaptılar. Milli takım sorumlusu, sakin olup sakinleştirmesi gerekirken yine gerilimden medet umdu ve soluğu tribünde aldı. Acaba telsiz iletişimi sırasında mesaj sonlarında “tamam” demiş midir?İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ise bir gün önce Trakya da yaşanan sel felaketini CHP’li belediyelere yükleyip felaketten siyasi rant elde etmeye çalışırken, ertesi güne Allahın sopasıyla uyandı; ama son kez uyananlarda vardı 2010 kültür başkentinde. İstanbul’da yaşananları metre kareye düşen yağmurla ve insanların bilinçsiz ve tedbirsiz davranması ile açıklayıp partisine, genel başkanına ve yönetimine toz kondurmadığı gibi, ana muhalefet partisini felaketten siyasi rant elde etmeye çalışmakla itham etti.
7 yıldır tek başına iktidar olan genel başkanı, gayri milli şef RTE ise dere yataklarını ıslah etme gibi çalışmalarımız var ama yaptırmıyorlar; yaptırmayanlar bunu görsün gibilerinden bir şeyler saçmaladı. Yediniz, içtiniz, sömürdünüz, sattınız; kimse size engel olamadı da mevzu dere yataklarına gelince mi çektiler formanızdan. Hocam sarı kart nerde?
Karadeniz’de eskiler hep söyler; denizden, sudan çalmayın. Gün gelir fazlasıyla geri alırlar…
1 Haziran 2009 Pazartesi
Para Para Para...
Ligi, kupası, avrupası vs. hepsi bitti. Mili takimin hazirlik maclari beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Dunya kupasi veya Avrupa sampiyonasida olmadigina gore amator takimlar ile avrupanin muhtelif koy stadlarinda oynanacak maclara dek futbola nokta. Devir transfer devri. Bugun 01 Haziran 2009; mesai baslasin... Bakalim, hali hazirdaki futbolcu - popcu karisimi takimdan, uc yil ardarda sampiyon olacak takim nasil yaratilacak?
6 Nisan 2009 Pazartesi
QTM #2
Etiketler:
aziz pierre,
basin,
futbol,
medya,
milli takım,
pierre van hooijdonk,
qtm
31 Mart 2009 Salı
Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap...
Türkiye - İspanya maçı, bildiğiniz üzere yarın akşam Türkiye'nin çağdaş yüzü , mimari şaheser Ali Sami Yen Stadı'nda oynanacak. Bu milli takımın Sami Yen aşkını, Gassaraya olan yakınlığını oldum olası sevmem. Hatta milli maçlardan normal bir vatan evladı kadar keyif almayışımı da buna yorarım. Seneler geçer, stadlar yapılır, bazıları yıkılır, bazıları yıkılmak zorunda kalır (ki bu güzide stadlarımız arasında artıkUEFA tarafından kabul görmeyenler bile vardır!); hal böyle olsa da Türk milli takımı Sami Yen'den başka stad, Florya'dan başka tesis bilmez. Bir kaç yıldır ziyaret edemedik , ama bir kadınlar tuvaleti yapılmıştır diye umuyoruz. Bu blogda fotoğraflarını gördüğümüz ablaların sıkışmalarını istemeyiz tribünlerde. Tamam Kadıköy'de kötü hatıralarınız var, tamam Kayseri'de zemin kötü, tamam diğer stadlarımızın coğrafi, jeopolitik, abidik ve gubidik konumları kötü. İnönü'de oynayın yahu. Hiç olmazsa gelen giden egzos gazı yerine boğaz havası alsın. Valide Sultan'da iki rekat namazını kılsın, Dolmabahçe'yi, denizcilik müzesini gezsin. Olmadı Taksim'de iki duble atsın maçtan önce.Yakınlık demişken benzerlikleri de es geçmeyelim... Gassaray gibi kazanır, Gassaray gibi sevinir , Gassaray gibi kaybeder (bkz. Kasım 2005) milli takım. Gassaraydaki gibi örgütlenir topçular, primini de öyle ister, cumaya da öyle gider, hatta hocasını bile öyle gönderirler. Bunları dile getirmeye cüret eden de bu milletin, bu tekyürek Türkiye'nin İrlandalısı, Ermenisi, haini oluverir. Atılan gollerde onlara hareket çekilir, demeçlerde onlar hedef alınır. Artık ulusal takımınızın başarılarına sevinmek hakkınız elinizden alınmıştır. Telefonunuz çalarsa açmayın, telesekreteri kapatın birileri deşarj olmak üzere...
Aşırı motivasyonla yoğrulan genç kardeşlerimiz , oyuna değil milli mücadele yıllarına dayanan taktiklerle sahaya dalarlar. Direktif ya ilk hedefiniz Akdeniz olur ya Çanakkale geçilmez. Başka bir yerdesinizdir artık, saniyeler sonra topu elle kesebilir, rakibe tekme tokat girişebilir, yaradana sığınıp fena bir gol çakabilirsiniz. Akılla, sistemle işimiz olmaz bizim , hiçbir maçta öngöremeyiz ne olacağını. Motivasyon kelimesinden nefret eden hocamız kenarda parodi yapabilir, kameraları keserekten one man show'una 90 dakika devam edebilir. Taktiği verip, makineyi çalıştırmak, sonra da tıkır tıkır işleyişini seyretmek bize göre değil. Her bir anına müdahale gerekir oynadığımız oyunun, galiba kenardan hoca bağırmasa pas veremeyecek, taç bile atamayacak kadar angut bizim futbolcularımız.
Yine bu topçu kardeşlerimiz arasında bazıları hep üvey evlat bazıları ise hep esas oğlan olur. Bundesliga'da gol kralıyken, ligin tozunu atıyorken yedek bekleyebilir, La Liga'da 30 maça çıkıyorken kadroya bile çağrılmayabilirsin. Ama hocanın evladı mertebesine erişmişsen, ya da onun tornasından çıkmışsan işte o zaman kapılar sonuna kadar açılır. Sittin sene tasalanma, klübümde oynamam gerek diye sıkılıp bunalma , kendini oralarda heder etme, oyanayabileceğin takıma transfer de gerekmez paranı, al keyfine bak, cipler zaten bizden... Hem esas oğlansın hem de gol mü attın; aç telefonu, ara eşini dostunu. İkinci yarı birazdan başlayacak, boşversene... Konuşacak olan olursa sen cevabı sahada verdin zaten.Dünyanın bir çok ülkesinde milli takım konusunda en çok kadro konuşulurken bizde hocanın tercihlerine saygı duyulur, en doğal hakkı kadroyu kendi seçmesidir mavalları okunur. Arjantin'de Riquelme, İspanya'da Raul hadiseleri üzerine konuşmak yazmak son derece doğalken biz en çok ihtiyacımız olan dönemlerde küstürülen Yıldıray'dan, Alman Serdar'dan, besleme Nuri'den ve lütfen çağrılan Umit'ten bahsedemeyiz. "Hocanın takdiri" de, ve geç.
Yarın malum statta, malum hoca ve malum futbolculara İspanya karşısında tüm samimiyetimle başarılar diliyorum... Verin şu gavura cevabını...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

