Tepki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tepki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Satılık Değiliz, Ankaragüçlüyüz

HoAmca 2 senedir söylüyordu, Gençler ya da Ankaragücü kombinesi alalım diye. Bu sene tamam dedik ama öncesinde sezon açılışını TSYD Kupası maçı ile yaptık dün akşam.
Her ne kadar maçtan önce sıcaktan dolayı biraz kaşı gözü oynasa da HoAmca’nın tribün sevdasına ite kaka stada doğru yola çıktık. Alkolik bize evden çıkmadan katılırken, Tosun stadda yakaladı bizi. Amarilla’nın ise kaşı gözü oynamaya devam etti ve tribündeki yerini çekirdeğe bıraktı.

Maçtan önce stad önündeki tükürüklü köftelerle doyurduk karnımızı, Ankaragücü taraftarının tezahüratları eşliğinde.

Futbol heyecanı (!) 90 dakika boyunca sürdü Ankara 19 Mayıs Stadı'nda. İlk yarıda birkaç önemli Ankaragücü atağının dışında sadece beğenilmeyen oyuncular göze çarptı her iki takımda da. Maçtan önce Alkolik ve ben Gençler kombinesi almaya niyetliydik, her ne kadar tribünleri daha renkli olsa da geçen sene Ankaragücü’nde yaşanan gelişmelerden dolayı. HoAmca ise tam bir tribün sevdalısı edasıyla sarı-lacivert kombinesinden yanaydı. “Madem öyle bu maçı kim kazanırsa onun kombinesini alalım” sözüyle bu konuya da noktayı kendisi koydu. Hatta maçın sonlarına doğru gelişen tehlikeli Gençler atağında “gitti kombine” diye kendi kendine söylendiği duyuldu tribünlerde.

Maçtan çok tribünlerde yaşananlar muhabbet konusuydu maç boyunca. 16. dakikada maratondan yükselen “Bursa, Bursa” tezahüratlarına Gecekondu’dan cevap gecikmedi: “Trabzon, Trabzon”.
Bu gerginlik maçın son 15-20 dakikasında iki tarafın karşılıklı atışmalarıyla devam etti. Gecekondu’nun “Satılık değiliz Ankaragüçlüyüz tezahüratlarına maraton “Biz Ankaragüçlüyüz” tezahüratları ile karşılık verse de Gecekondu’nun performansı altında ezildiler. Gecekondu, Ahmet Gökçek, Fener ya da önüne kim geldiyse gider yaptı.

Ankaragücü tribünlerinden geçen sene beklediğim bu tepkinin geç de olsa gelmiş olması Gençler kombinesi almak konusundaki kararımı değiştirdi diyebilirim. Başladığı gibi biten ve penaltılara giden karşılaşmayı Gençler kazanmış olsa da Gecekondu’da oturup onların tepkilerine ortak olmak isterim sezon boyunca.

Son olarak; Alkolik’in haklı tepkisini dile getirmeliyim. Koltukların düz olmaması ve tam ortasında bulunan tümsek nedeniyle yıllar sonra bisiklete binmekten bir yerleri ağrıyan bendeniz ve herkes diken üstünde oturdu bütün maç. Evinizdeki sandelyeler, koltuklar böyle mi sizin?

4 Aralık 2009 Cuma

Theo Janssen & FC Twente

FC Twente have suspended Theo Janssen for two months and fined the midfielder after he was involved in a car crash under the influence of alcohol.

FC Twente chairman Joop Munsterman said: "It is unacceptable for a professional footballer to drive in such a state. He put his own life in danger and that of others."

Theo Janssen added: "I was extremely stupid. I drank to celebrate victory. I will never drink and drive again, I have damaged the reputation of the club and football. I am willing to do anything to repair the damage."

(Skysports)
Yaklaşık 10 gün önce Twente'nin ortasaha oyuncusu Theo Janssen'in alkollü araç kullanması ve kaza yapması üzerine gelişen olaylar böyle. Aslında Twente maçı öncesi yazmak istemiştim, belki bizimkiler oraya gittiklerinde kulübün bu davranışından feyz alırlar diye.

Burada kulübün göstermiş olduğu tavır ve futbolcusunun yapmış olduğu sorumsuz davranışa vermiş olduğu tepki bence olması gerektiği gibi. Kendisini, diğer insanları, futbolu ve kendi kulübünü düşünmeden yaptığı bu hareket saygısızlık olarak değerlendirilmiş olacak ki; kulübü, Janssen'i 2 ay takımdan uzaklaştırdı ve oynamasını yasakladı. En azından çıkan haberler bu yönde. Kulübün resmi internet sitesinin ingilizce kısmından bu haberi doğrulayamamış olsam da sanırım Felemenkçe olarak bu haber yer alıyor.Belki Flying Dutchman yardımcı olur bu konuda.

Futbolcuların net bir örgütlenmesinin olmaması ve kendi haklarını savunabilecek sağlam bir yapılanmaları olmaması da ayrı bir tartışma konusu elbette (en azından ülkemizde). Diğer ülkelerde var mı emin değilim ve maalesef bu ara araştıramayacak kadar da yoğunum.

Demek istediğim futbolcuların veya kulübün herhangi bir bireyinin benzer davranışları veya tavırları yönetim tarafından bir karşılık bulmalı. Yönetim yapıyorsa benzer davranışları onlar da bir şekilde uyarılmalı.

Kazım'ın kazası benzer bir olay olmasa da Beşiktaş maçındaki kırmızı kartı (bu hareketinin cezalandırılacağını da duymuştum ama net bir bilgi yok halen), sezon başında Lugano'nun Volkan'ın davranışları, Carlos'un Güiza'nın dırdırları, Daum'un bazı maçlar sonrası saçmalamaları, TFF ve hakemlerin yanlışları bence bugüne kadar yönetim tarafından tepki verilmesi gereken olaylardı. Chemedya'nın Kasımpaşa maçı sonrası yaptığı eleştiri üzerine az biraz tartıştığımız bir konuydu yönetimin bu tepkisizliği. Yeri gelmişken burada da belirteyim verilecek tepkinin dozajı mutlaka iyi ayarlanmali, çığırtkanlık şeklinde olmamalı.

2 Ekim 2009 Cuma

Istanbul Icin Isyan Vakti...

Küresel elitler, 28 Eylül – 7 Ekim tarihleri arasında

insanlık ve gezegenin daha fazla sömürülmesiyle ilgili yeni programlarını açıklamak için İstanbul’da olacaklar.

Bizler de onlara şenlikli bir ‘karşı’lama programı hazırladık.

Kapitalizmle ve yarattığı küresel tahribatla meselesi olan herkesi

sokaklara ve İstanbul’u IMF ve Dünya Bankası’na dar etmeye çağırıyoruz!

İSTANBUL İÇİN İSYAN VAKTİ!

28 Eylül – IMF ve Dünya Bankası’nı Karşılıyoruz!

Yer: Tünel Meydanı Saat: 19:30

1 Ekim – Sosyal Güvenlik Yasasının 1. Yıldönümünde Sokaktayız!

Yer: Taksim Gezi Parkı Saat: 11:00

2 Ekim – Kapitalizmin Ekolojik Tahribatına Karşı Küresel Direniş Günü

Yer: Galatasaray Meydanı Saat: 15:00

3 Ekim – Kentsel Dönüşüme, Soylulaştırmaya ve Evsizleştirmeye Karşı Küresel Direniş Günü

Yer: Taksim Meydanı Saat: 15:00

4 Ekim – Kapitalizme Karşı Küresel Ayaklanma Günü

Yer: Tünel Meydanı Saat: 15:00

6 Ekim – IMF ve Dünya Bankasını Durduruyoruz!

Yer: Tünel Meydanı Saat: 10:00

7 Ekim – IMF ve Dünya Bankasını Durduruyoruz!

Otonom Eylemler
Yer: Heryer Saat: Her An

SAHNE SENİN İSTANBUL!

28 Eylül 2009 Pazartesi

44 TL - Coşkumuza Ortak Olun

Profesyonel futbol takımımız, tam 45 yıl aradan sonra, bir kez daha 7 maçta 7 galibiyetlik muhteşem bir seriyle sezona başlamıştır. Hedefimiz bu başarıyı bundan sonraki maçlarda da devam ettirmek ve sezon sonunda mutlu sona ulaşmaktır. Bu büyük coşkumuza ortak olmanıza katkı sağlamak için bilet fiyatlarında yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Fenerbahçe Profesyonel Futbol Takımı'nın Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynayacağı UEFA Avrupa Ligi ve derbi karşılaşmaları dışındaki maçlarda kalesi arkası Telekom ve Migros tribünleri bilet fiyatları 55 TL'den 44 TL'ye indirilmiştir.

Büyük Fenerbahçe taraftarının tüm dünya kulüplerine örnek olan desteğini her zaman olduğu gibi bu sezonda da arkamızda göreceğimize inancımız tamdır.

Saygılarımızla,

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ
Sonunda bilet fiyatları ile ilgili beklenen açıklama bahanesiyle birlikte geldi kulüpten. Sadece kale arkaları için UEFA ve derbi maçları hariç bilet fiyatlarında indirme gidildi. Ki zaten bu maçlarda daha yüksek fiyat ödemeye alışığız eskiden beri. Ne diyelim, bu da birşeydir. Hayırlı olsun. Taraftarın ve yönetimin dikkatini bu bilet fiyatlarının yüksek oluşuna çekmek için çaba sarfedenleri tebrik ve takdir ederek kendilerine teşekkür edelim.

9 Eylül 2009 Çarşamba

09.09.2009

12 dev adamla başlayalım. Çok formda bir Tanjeviç; sahaya her şeyini veren, takım olmanın ve takım halinde oynamanın farkında bir milli takım. İsim olmadan herkes herkesin arkasını kolluyor. Takım sporlarında pek de başaramadığımız bir durum bu. Polonya' yı da geçtiler. Yolları açık olsun…
Hücumcuları Alman üst liginde korku salarken, savunmacılarından biri Rıza Çalımbay stoperi. Bosna’nın özeti bu. Gerek hücumcularının bugünkü dağınıklığı, gerekse Volkan’ın performansı savunma yönünden istediğimizi aldık. Biz hücum da ikense aradığımız, umduğumuz pozisyonları, özellikle ünlü olduğumuz dakikalarda bolca bulduk; ama olmadı. Suçu kime atarsanız atın ama statları harbiden uğurluymuş.

Yaşım itibarı ile Boşnak kavramını savaşla, acıyla, bir ülkenin parçalanması ile öğrendim. Kendi başlarına kaldıkları günden bu yana ileriye doğru yürüyorlar. Umarım baraj maçını da geçip festivalde yerlerini alırlar. Arjantin’den sonra destekleyebileceğimiz ikinci bir takım olur. Yugoslavya’dan doğan üç takımın (Sırbistan – Hırvatistan ve Bosna) şansı devam ediyor. Yugoslav altyapıları tekrardan çalışmaya başladı. Kulüplerimize duyurulur.
Ülkenin sporcular bunu yaparken büyüklerimiz neler yaptılar. Milli takım sorumlusu, sakin olup sakinleştirmesi gerekirken yine gerilimden medet umdu ve soluğu tribünde aldı. Acaba telsiz iletişimi sırasında mesaj sonlarında “tamam” demiş midir?

İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ise bir gün önce Trakya da yaşanan sel felaketini CHP’li belediyelere yükleyip felaketten siyasi rant elde etmeye çalışırken, ertesi güne Allahın sopasıyla uyandı; ama son kez uyananlarda vardı 2010 kültür başkentinde. İstanbul’da yaşananları metre kareye düşen yağmurla ve insanların bilinçsiz ve tedbirsiz davranması ile açıklayıp partisine, genel başkanına ve yönetimine toz kondurmadığı gibi, ana muhalefet partisini felaketten siyasi rant elde etmeye çalışmakla itham etti.

7 yıldır tek başına iktidar olan genel başkanı, gayri milli şef RTE ise dere yataklarını ıslah etme gibi çalışmalarımız var ama yaptırmıyorlar; yaptırmayanlar bunu görsün gibilerinden bir şeyler saçmaladı. Yediniz, içtiniz, sömürdünüz, sattınız; kimse size engel olamadı da mevzu dere yataklarına gelince mi çektiler formanızdan. Hocam sarı kart nerde?
Doğa ile mücadelenin, doğa ile uyumlu yaşamanın ve barışık olmanın partisi, siyaseti olmaz; ilmi olur, bilimi olur, bilinci olur. Bu iş siyasetin ve manifestonun üzerindedir. Bir yaşam biçimidir. Değişik adamlar, değişik görüşler bu ülkede gerek yerel yönetimlerde, gerekse genel yönetimlerde rol aldılar. Sonuç hep aynı; milletimizin başı sağ olsun, devletimiz vatandaşın yanındadır; gereken yapılacaktır. Keşke bahsedilen bu gerekenler gerekmeden gerekenler yapılsaydı.

Karadeniz’de eskiler hep söyler; denizden, sudan çalmayın. Gün gelir fazlasıyla geri alırlar…

2010 Avrupa Kultur Baskenti...

31 Ağustos 2009 Pazartesi

55 Kere Masallah...

"...Son yaptığım içtimai‚ felsefi‚ harsi‚ kozmografi tetkikat neticesinde‚ anladım ki‚ Fener‚ İstanbul‚ Kadıköy‚ filan semtlerinin mümessilidir Galatasaray Beyoğlu‚ Şişli semtlerinde taraftar sahibidir. Fener´in kaptanı Sirkeci´de dükkn açmış Galatasaray´ınki Beyoğlu´nda. Ben‚ iki gözüm‚ spordan anlamam ama şimdi neden‚ Fener´in taraftarı‚ Galatasaray´ın balosu‚ müsameresi çoktur bunu anladım işte. Sporda da olsa‚ halka dayanalım vatandaşlar! Halka‚ kapılarımızı geniş açalım iki gözüm!"

Nazım Hikmet-Yeni Gün‚ 1931

28 Ağustos 2009 Cuma

Nostaljik Turk Filmleri Kusagi...

Fenerbahce-Sivasspor

Fenerbahce-Sion
Sivasspor macinda Hababam Sinifi, dunku Sion macinda Neseli Gunler...Cok ince ve esprili tepkiler, tabi anlayana...

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Futbol İzleyicileri Sizin Köleniz Değildir

Başta futbolu yönetenler olmak üzere kulüpler‚ emniyet güçleri‚ basın ve futbolun tüm unsurları tarafından sadece "gelir elde edilecek tüketiciler" olarak görülen; zaman zaman da bazı olumsuz sahneler öne çıkarılarak neredeyse "terörist" muamelesine maruz bırakılan taraftarlar‚ diğer tüm unsurlar Federasyonlarda temsil edilirken‚ kendilerine bir yer bulamamışlardır.

Bunun doğal sonucu olarak‚ taraftarların yaşadığı sorunlar Federasyonlar bünyesinde tartışılamamış‚ gerçek öznenin kendisini ilgilendiren konular hakkındaki görüşleri ve sorunlara yönelik çözüm önerileri gündeme getirilememiştir. Bu nedenle‚ çözümü mümkün pek çok konu kangren halini almış ve tarafları farklı kutuplara itmiştir.

Deplasman biletleri konusu da -bilhassa bazı "Anadolu kulüpleri" tarafından- istismar edilen önemli bir konudur.

Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan‚ eşitlik ve adalet kavramlarıyla korunan bir hak suistimal edilerek‚ rakip takım taraftarından haksız kazanç elde edilmek istenmektedir.

Son olarak Denizlispor yonetiminin Denizlispor-Fenerbahçe karşılaşmasının rakip taraftara ayrılan bölüm için bilet fiyatlarını 100TL olarak belirlemesi‚ taraftarlarımız arasında infial yaratmıştır.

Kendi taraftarlarına sezonluk kombine bileti için belirledikleri bedeli bir maç için istemektedirler.

Söz konusu yöneticiler yasa ve yönetmeliklerle sınırlı bir alanda faaliyet gösterdiklerini unutmuş‚ her istediklerini‚ istedikleri biçimde yapabileceklerini düşünmektedirler.

Türkiye Futbol Federasyonu´nun buna seyirci kalması bir ilgisizliğin göstergesidir.

Taraftarlara yönelik türlü sınırlandırmaları yetkileri gereği kurallaştıranların‚ sıra taraftar haklarına gelince bilgisizlik‚ çaresizlik ve vurdumduymazlık içinde olmaları düşündürücüdür.

Bu çerçevede biz Fenerbahçe Taraftarları‚ başta Fenerbahçeliler olmak üzere futbolseverleri; taraftarı yolunacak kaz gibi gören bu ve benzeri uygulamaları kınamaya ve protestoya davet etmekteyiz.

Çok sayıda taraftarımızın takımının yanında olamamasına neden olacak‚ bu fahiş fiyat uygulaması nedeniyle ilgililer hakkında yasal yollara başvuracağımızın da bilinmesini istiyoruz.

Türkiye Futbol Federasyonu´nu ise‚ önce bu tarz uygulamaları gerekli tedbirleri alarak derhal durdurmaya‚ sonrasında ise futbolun en temel unsurlarından biri olan taraftar temsilcilerinin Türkiye Futbol Federasyonu´nda temsili için olması beklenen çalışmaları yapmaya davet ediyoruz.

Spor kamuoyuna saygıyla arz ederiz.

FENERBAHÇE TARAFTARLARI

GFB

KFY

GRUP CK

1907 UNİFEB

GRUP LACİVERT

Vamos Bien

Grup İzmir

Sarı Lacivert Derneği

FeDeR (Fenerbahçeliler Derneği)

7 Ocak 2009 Çarşamba

Tepki!

Venezuela, Gazze’ye saldırmasını protesto etmek için, İsrail’in Venezuela Büyükelçisi ile elçilik personelinin bir kısmını sınır dışı ediyor. Venezuela Dışişleri Bakanlığı da, "İsrail Büyükelçisi ve İsrail Büyükelçilik personelinin bir kısmını sınır dışı edilmesi kararı alındığı"nı açıkladı.

Savasa ve masum insanlarin olumune karsi guzel ve yerinde bir tepki. Israil'e agzina geleni soyleyip ertesi gun M60 tanklarinin modernizasyonunu Israil'e veren basbakanlara ithaf olunur?!

17 Aralık 2008 Çarşamba

Koş Koş...

Nam-ı diğer emniyet guclerinin istanbulda ve anadoluda biz futbol severlere yaptıgı muamele ortada. Gunluk yasamda ki tepkilerini dusundugumuz zaman bizi potansiyel terorist olarak goren, guvenligimizden sorumlu robocoplarin bize karsi davranislarina bana sorarsaniz sukretmemiz gerekli. Benim sormak istedigim, kanunlar cercevesinde bize karsi sorumlu olan saygıdeger robocoplara karsi bizim tavrimiz ne olmali. Dayagi, nezareti, hakareti ve de copu goze alip dogru sekilde tepkimizi vermek mi? Yoksa ustundeki uniformanin neyi temsil ettiginden bi haber, kafasi basmayan, en ufak bir muhakeme yeteneginden yoksun robocopa karsi bana dokunmayan yilan bin yasasin diyerek egilmek mi? Polis toplum icin gereklidir. Hangi polis? İsveç Polisi mi? Turk Polisi mi? Bu sorular sanirim bir siyaset meydani yada 32. gun yaptirir. Ali Kirca'ya ve M.A.Birand'a selam olsun.
Yunanistan uzerine biraz dusunup tartismamiz gerekiyor...En sıcak ornek o. Balik hafizalarimizla roma ve lazio taraftarlarinin polise tepki olarak bir derbi macini oynatmadigini unutmustuk...Bu vesile ile hatırladik.
Toplumsal refleks ve tepkiler kaybedildikce toplumlar zayiflarlar. Biz bu cumhuriyeti toplumsal bir refleksle yoktan kurduk...Unutmamali, unutturmamaliyiz...

Not: Gate 13'e saygim bir kat daha artti. "Adelet yoksa, baris da yok"...