stadyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stadyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Aralık 2010 Pazartesi
11 Haziran 2010 Cuma
Stadyumlar - Malta
22 Mayıs 2010 Cumartesi
Stadyumlar - Allianz Arena
Malta dönüşü Münih’te transfer için yedi saatim olduğunu gördüğümde tabi ki ilk aklıma gelen şey Allianz Arena’yı ziyaret etmekti. Google Earth sağolsun hemen güzergahı belirledim. S8 metrosuyla havaalanından şehir merkezinde Marienplatz’ye gidecek oradan da U6 metrosuna aktarma yaparak stada en yakın durak olan Fröttmaning durağında inecektim.
Sonrasında sıradaki Allianz Arena mağazasında alıyorum soluğu. Hem stad ile ilgili bütün ürünler hem de stad turları burada. Soruyorum "Ne zaman başlıyor tur?" diye. "İngilizce olanı bir saat sonra diyor ama almanca olan daha yeni başladı." Vakit yok mecbur takılacağız almanca olana. En başından söyleyeyim canımdan bezdirdi rehber beni. Grupla dolaşırken bir ara kaçayım şunlardan gönlümce gezeyim dedim ama izlenecek güzergah, girilip çıkılacak kapılar belli ve hepsinin anahtarı maalesef ki rehberde.
Bir ara kale arkasındaki tribünlerde otururken grup birden tezahürat eder gibi küçük bir bağırdı. O bağırış, stad sanki bir anda dolmuş da herkes hep bir ağızdan bağırmış gibi büyüdü kocaman oldu çatıda birikti ve çimlere indi. Stadın yapısı zaten mükemmel görünüşü harika ama bu yapının sağladığı ambians, akustik var ki o daha da inanılmaz. Rakip takımın etkilenmemesi imkansız. 10-15 kişinin çıkardığı sesin böyle etki yapması beni çok şaşırttı. Hele de anlamadığın beklemediğin bir anda gelince.
Belki tekrar gideriz 2012 yılında CL Finali’ni izlemeye ama şimdilik HoAmca’nın dediği gibi, selam olsun Bavyera’ya...
Etiketler:
1860 münih,
allianz arena,
bayern münih,
münih,
stadyum
7 Mayıs 2010 Cuma
Skonto Stadium
24 Eylül 2009 Perşembe
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Stadyumlar - Venedik
Görüldüğü üzere Venedik gezisi dahilinde Cukor'un toplantıda olacağı 1,5 gün için yol haritam hazırdı. Aklımdaki programa göre ilk önce adada ki Pierluigi Penzo Stadyumunu (SSC Venezia), daha sonra ana karadaki F.Baracca Stadyumunu (Mestre AC), daha sonra Mestre'ye 18-20 km mesafede Treviso'da bulunan Omobono Tenni Stadyumuna (Treviso FBC) ve son olarak da Mestre'ye yaklaşk 30 km uzaklıkta Padova'daki Euganeo Stadyumunu (Padova AC) ziyaret edecektim.PIERLUIGI PENZO STADIO:
OMOBONO TENNI STADIO:
EUGANEO STADIO:
F. BARACCA STADIO:
Etiketler:
euganeo,
f.baracca,
italya,
Mestre AC,
omobono tenni,
Padova AC,
pierluigi penzo,
SSC Venezia,
stadyum,
Treviso FBC,
venedik
31 Mart 2009 Salı
Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap...
Türkiye - İspanya maçı, bildiğiniz üzere yarın akşam Türkiye'nin çağdaş yüzü , mimari şaheser Ali Sami Yen Stadı'nda oynanacak. Bu milli takımın Sami Yen aşkını, Gassaraya olan yakınlığını oldum olası sevmem. Hatta milli maçlardan normal bir vatan evladı kadar keyif almayışımı da buna yorarım. Seneler geçer, stadlar yapılır, bazıları yıkılır, bazıları yıkılmak zorunda kalır (ki bu güzide stadlarımız arasında artıkUEFA tarafından kabul görmeyenler bile vardır!); hal böyle olsa da Türk milli takımı Sami Yen'den başka stad, Florya'dan başka tesis bilmez. Bir kaç yıldır ziyaret edemedik , ama bir kadınlar tuvaleti yapılmıştır diye umuyoruz. Bu blogda fotoğraflarını gördüğümüz ablaların sıkışmalarını istemeyiz tribünlerde. Tamam Kadıköy'de kötü hatıralarınız var, tamam Kayseri'de zemin kötü, tamam diğer stadlarımızın coğrafi, jeopolitik, abidik ve gubidik konumları kötü. İnönü'de oynayın yahu. Hiç olmazsa gelen giden egzos gazı yerine boğaz havası alsın. Valide Sultan'da iki rekat namazını kılsın, Dolmabahçe'yi, denizcilik müzesini gezsin. Olmadı Taksim'de iki duble atsın maçtan önce.Yakınlık demişken benzerlikleri de es geçmeyelim... Gassaray gibi kazanır, Gassaray gibi sevinir , Gassaray gibi kaybeder (bkz. Kasım 2005) milli takım. Gassaraydaki gibi örgütlenir topçular, primini de öyle ister, cumaya da öyle gider, hatta hocasını bile öyle gönderirler. Bunları dile getirmeye cüret eden de bu milletin, bu tekyürek Türkiye'nin İrlandalısı, Ermenisi, haini oluverir. Atılan gollerde onlara hareket çekilir, demeçlerde onlar hedef alınır. Artık ulusal takımınızın başarılarına sevinmek hakkınız elinizden alınmıştır. Telefonunuz çalarsa açmayın, telesekreteri kapatın birileri deşarj olmak üzere...
Aşırı motivasyonla yoğrulan genç kardeşlerimiz , oyuna değil milli mücadele yıllarına dayanan taktiklerle sahaya dalarlar. Direktif ya ilk hedefiniz Akdeniz olur ya Çanakkale geçilmez. Başka bir yerdesinizdir artık, saniyeler sonra topu elle kesebilir, rakibe tekme tokat girişebilir, yaradana sığınıp fena bir gol çakabilirsiniz. Akılla, sistemle işimiz olmaz bizim , hiçbir maçta öngöremeyiz ne olacağını. Motivasyon kelimesinden nefret eden hocamız kenarda parodi yapabilir, kameraları keserekten one man show'una 90 dakika devam edebilir. Taktiği verip, makineyi çalıştırmak, sonra da tıkır tıkır işleyişini seyretmek bize göre değil. Her bir anına müdahale gerekir oynadığımız oyunun, galiba kenardan hoca bağırmasa pas veremeyecek, taç bile atamayacak kadar angut bizim futbolcularımız.
Yine bu topçu kardeşlerimiz arasında bazıları hep üvey evlat bazıları ise hep esas oğlan olur. Bundesliga'da gol kralıyken, ligin tozunu atıyorken yedek bekleyebilir, La Liga'da 30 maça çıkıyorken kadroya bile çağrılmayabilirsin. Ama hocanın evladı mertebesine erişmişsen, ya da onun tornasından çıkmışsan işte o zaman kapılar sonuna kadar açılır. Sittin sene tasalanma, klübümde oynamam gerek diye sıkılıp bunalma , kendini oralarda heder etme, oyanayabileceğin takıma transfer de gerekmez paranı, al keyfine bak, cipler zaten bizden... Hem esas oğlansın hem de gol mü attın; aç telefonu, ara eşini dostunu. İkinci yarı birazdan başlayacak, boşversene... Konuşacak olan olursa sen cevabı sahada verdin zaten.Dünyanın bir çok ülkesinde milli takım konusunda en çok kadro konuşulurken bizde hocanın tercihlerine saygı duyulur, en doğal hakkı kadroyu kendi seçmesidir mavalları okunur. Arjantin'de Riquelme, İspanya'da Raul hadiseleri üzerine konuşmak yazmak son derece doğalken biz en çok ihtiyacımız olan dönemlerde küstürülen Yıldıray'dan, Alman Serdar'dan, besleme Nuri'den ve lütfen çağrılan Umit'ten bahsedemeyiz. "Hocanın takdiri" de, ve geç.
Yarın malum statta, malum hoca ve malum futbolculara İspanya karşısında tüm samimiyetimle başarılar diliyorum... Verin şu gavura cevabını...
2 Mart 2009 Pazartesi
Kayseri; dep dep dep...
Memlekette malum her yatirimin bir tarafinda mutlaka bir yamuk olur. Plana, programa gore yuruyen, zamaninda biten, durustce ulke ve kamu yararina calisilan ve tamamlanan proje pek azdir. Bu cogunluguga en guzel ornek olarak Ataturk Olimpiyat Stadini gosterebiliriz. Galatasaray’a bedavaya verdiler ama belese bile 1 sezon dayanabildi futbolcu ve taraftar kardeslerimiz. Oraya stad yapma kararini kim aldi, ne dusundu bilemiyorum ama duydugum kadari ile oradada bir arsa oyunu soz konusu. Velhasil kelam, konuyu dagitmadan Kadir Has Stadina getirelim. Bu sefer ticaret ve para zekasi ile nam salmis, fikra ve filmlere konu olmus kayserili kardeslerşmiz bu ise giristiler. Gorenler guzel oldugunu soyluyorlar. Oncelikle Kayserispor’a ve Turk Futboluna hayirli olsun. Yapimda emegi gecen herkese tesekkur ederiz. Bu hafta gidip gormek niyetimiz var. Hem deplasman, hem yeni stad hem de Fenerbahce. Tarjeta kardesim; eylem zamani...Stad hakkinda ki gorus ve gozlemlerimizi gidip gorebilirsek yine buradan paylasiriz. Ama herhalukarda bu stat Kayseriye fazla bence. Mevcut futbol takimi icin daha da fazla. Bu takimi 2 gomlek yukari tasimadan, bu stad Fenerbahce maclari disinda bos kalir. Sahada bir cacik veremez isen kimse yepyeni stad, nekadar da rahat deyip maca gitmez. Hele kayserili hic gitmez (bkn: Fenerbahce Stadi. Kombinesi olan bile gelmiyo). Kayseriden yeni stadina yakisan saha ici atilimlari bekliyoruz. Atilima da Tolunay Kafkas’tan baslamalarini temenni ediyoruz.
26 Ocak 2009 Pazartesi
Stadyumlar - Budapeşte
Budapeşte gezisi gündeme geldiğinde şehrin stadlarını ziyaret etmek aklıma gelen ilk şeylerden biriydi, kolpalara atkı katkısı yapmaktan sonra. Dolayısıyla Google Earth'te otel ararken ve gezilecek mekanlara bakarken bir yandan da şehirdeki stadların yerlerini ve oralara nasıl ulaşılacağını araştırdım, resimde görüldüğü üzere :) Listede MTK'dan Ferencvaros'a, Ujpest'ten Honved'e 8 takımın stadı vardı.Cukor'un toplantıya katıldığı saatler için planım hazırdı. Aslında aklımda mümkün olduğu kadar çok stadı görmek vardı, ancak şartlar sadece birkaç tanesini görmeme müsade etti.
Ferenc Puskás adını çok duyduk, okuduk. Bu nedenle ilk ziyaret edilecek yer O'nun adının verildiği eski Nép Stadion'du. Şehir merkezinden çok da uzakta olmayan stada giderken yavaştan kar atıştırıyordu. Stadın girişini biraz zor da olsa bulduktan sonra ziyarete açık olan alçak tribünlerin merdivenlerini tırmanırken heyecanlandığımı ve merdivenleri giderek daha da hızlı çıkmaya başladığımı farkettim. Tribünlerin zirvesine ulaşıp da yeşil çimleri gördüğümde kendimi sanki birkaç saate başlayacak olan Macaristan milli takımının maçını çok uzaklardan izlemeye gelmiş bir futbol dilencisi gibi hissettim ve tabi ki Puskás ve arkadaşlarını izleyebilecek olmak heyecan verici, güzel bir düşünceydi.Ferenc Puskás Stadion'dan sonra sırada renkleriyle bizi kendine çeken MTK Budapeşte'nin stadı vardı, Hidegkuti Nándor Stadium.
Aklımdaki ziyaretleri gerçekleştirmenin sevinci ile günü bitirmek üzereyken yol üzerinde bir tabela ve tabelanın arkasında spot ışıklarını gördüm ve tabi ki ışığa doğru yürüdüm :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
