bilica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2011 Çarşamba

Ocak'başı Muhabbetleri...

- Amatör branşlarda fırtına gibi estiğimiz 2010 yılına vedamız kötü olmuştu erkek basketbolda Galatasaray, kadın voleybolda da kupa maçında VBGSTT karşısında aldığımız yenilgiler sebebiyle. 2011'e ise her anlamda hızlı girdik, önce Avrupa basketbolunun efsanevi ismi Saras'ın transferi ardından da kadın basketbolda ve erkek basketbolda alınan iki derbi galibiyeti...

- Avrupa basketbolunun efsanevi ismi Jasikevicius transferine zannediyorum burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor zira takımın guard rotasyonundaki sıkıntılar Ukiç'in sakatlığı sonrası iyice ayyuka çıkmışken tutup Avrupa basketbolunun son 10 yılına damga vurmuş bir ismi getirmek büyük bir olay. Evet yaşı 34, ayakları eskisi kadar hızlı değil, savunma zaten hiç bir zaman önceliği olmadı ama bahsettiğimiz kişi Saras ve daha birkaç hafta önce Rytas formasıyla neredeyse tek başına Barcelona'yı alt etti. Zaten antreman bile yapmadan çıktığı Efes maçında süre aldığı dakikalarda yaptıkları da istatistik kağıdına yansıyanın çok ötesinde. Oyun görüşü hala muazzam, "no look pass"larına takımdaki arkadaşları alışmaya başladığında hücumdaki akışkanlığımız çok daha yukarılara çıkacaktır. Ukiç'in olmadığı anlarda hücumda adeta kilitlenen takıma ilaç olacağını aldığı kısa sürede gösterdi. Her şey bir yana böyle bir ismi Fenerbahçe formasıyla izlemek zaten başlı başına bir rüya.

- Erkek basketboldan devam edelim, Euroleague'de Top16 kuraları dün çekildi ve gruplar belli oldu. Kurada 5 İspanyol takımının yer almasından ve aynı gruptan gelen takımların eşleşmeyecek olmasından dolayı çok fazla ihtimal yoktu oluşturulacak gruplarda. Fenerbahçe 2.torbadan katıldığı kurada Olympiacos, Zalgiris Kaunas ve P.E.Valencia ile birlikte H Grubu'nda yer aldı. Top8'e kaldığımız takdirde eşleşeceğimiz çapraz grupta ise Siena, Real Madrid, Efes Pilsen ve Partizan ilk 2 mücadelesi verecekler.

- Grup kurası ve çapraz kurası bizim için Final 4 yolunun çok da kapalı olmadığını gösteriyor, elbette hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor ama ilk tur maçlarındaki performansımızı gösterirsek grupta Zalgiris ve Valencia'yı altımıza almamız pek de zor olmayacaktır. Olympiacos'la ilk maçı deplasmanda oynayacak olmamızı da avantaj olarak değerlendiriyorum, orada alınacak sonuca göre Sinan Erdem'deki mücadele grup liderliği için belirleyici olabilir. Eğer kuralar Saras transferi öncesinde olsaydı Olympiacos'un kısa rotasyonunun bizi darmaduman edebileceğini söyleyebilirdik belki ama şimdi işler değişti. Maçlar başlamadan keşke bir de sağlam bir 5 numara transferi yapabilsek ama şubeden gelen haberler Saras gibi çok ekstra bir oyuncu bulmadığımız takdirde transfer yapılmayacağı yönünde, aslında 850.000 Euro gibi kendisi için makul sayılabilecek bir bonservis ücreti karşılığı Fuenlabrada'dan ayrılan ve Caja Laboral'ın yolunu tutan Esteban Batista'yı uzun süreli bir sözleşmeyle kadromuza katmak Final 4 yolunda elimizi inanılmaz derecede güçlendirirdi ama olmadı. Murat Murathanoğlu da dün radyo programında Sean May ile yolların ayrıldığından bahsetmiş ama henüz resmi bir açıklama yok bu konuda, daha önce May'in ayrılacağı ve yerine Benjamin Eze'nin alınacağı yönünde basında çıkan haberler resmi site tarafından yalanmıştı, bunu da hatırlatmakta fayda var.

- Top16'da grubumuzdaki maçlar takımların mücadelesi dışında farklı anlamlar da taşıyor bir bakıma; Saras'ın Olympiacos'u görünce bir başka oynaması, Ömer Onan'la Teodosiç'in Dünya Şampiyonası'ndan kalan rekabeti, Koç Sphaija'nın Valencia'nın eski koçu olması ve yine Saras'ın yetiştiği ve en son formasını giydiği Rytas'ın Zalgiris Kaunas'ın ezeli rakibi olması grup maçlarını daha da ilginç hale getirecek ayrıntılar.

- Erkek basketbolda olduğu gibi kadın basketbolda da hareketli günler yaşanıyor kulüpte. Taurasi'nin 2. test sonucunun da pozitif çıktığı söyleniyor ancak halen yapılan resmi bir açıklama yok ne kulüpten ne de federasyondan. Taurasi'nin 6 ay ve üzerinde bir ceza alması durumunda 2012 Londra Olimpiyatları'nda forma giyemeyecek olmasından dolayı Amerikalılar da heyecanla bekliyorlar resmi test sonuçlarını ancak her fırsatta vurguladıkları da bir konu var o da testlerin yapıldığı Ankara'dali laboratuvarın akreditasyonunun WADA tarafından 2009'da 2 aylığına askıya alındığı ve güvenilmez olduğu. Zaten geçtiğimiz pazar günü oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş kadın basketbol maçı sonrasında yaşanan olaylar ve Penny ile Harakova'nın gösterdiği tepki bu kanının yalnızca Amerikan kamuoyunda değil oyuncularımızda da olduğunun en önemli göstergesi.

- Taurasi sürecini en başından beri oldukça kötü yöneten basketbol şubesi ise herhangi bir olumsuz gelişmeye karşı önlemini şimdiden almış görünüyor. Henüz resmi bir açıklama gelmese de Angel McCoughtry twitter hesabı üzerinden Fenerbahçe'ye transferini doğruladı. Son olarak Sopron formasıyla izlediğimiz Angel'ı Penny Taylor'la düelloya girdikleri ve Taylor'un 37 sayı kendisinin ise 39 sayı ile tamamladığı Sopron-Fenerbahçe Euroleague grup karşılaşmasından hatırlayabilirsiniz. Taurasi'nin 2004'te yaptığının bir benzerini yapan ve ilk sıradan draft edildiği 2009 yılında WNBA'de Yılın Çaylağı da seçilen Angel McCoughtry bu sene düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda Amerika milli takımının Diana Taurasi'den sonra en çok sayı kaydeden ikinci oyuncusuydu.
- Ocak ayının ilk haftasının futbol gündeminde ise tanıdık bir isim var; Colin Kazım. Fenerbahçe ile karşılıklı olarak anlaşarak sözleşmesinin feshedildiğinin açıklanmasının üzerinden daha saatler geçmeden Galatarasay'la resmi anlaşma imzaladığı duyuruldu. Blog ahalisinin başta Diego ve Alkolik olmaz üzere gözü aydın. Forumlarda ve twitter'da yazılanlara bakıldığında Galatasaraylilar transfere tepkiliyken, memnun olmayan Fenerbahçeli de yok gibi. Hatta dün geceden beri twitter'da #bilicacimboma hashtagiyle Bilica'yı da Galatasaray'a postalamak için ufak çapta bir kampanya başlatılmış durumda.

- Son olarak sabah saatlerinde tribundergi vasıtasıyla ulaşan olası bir transfer haberi var yine ezeli rakipler arasında. Söylenildiği üzere Galatsaray altyapısının gelecek vaad eden isimlerinden Cem Sultan yeni sözleşme için kulübüyle anlaşamayınca Hagi tarafından kamp kadrosundan çıkarılmış ve Fenerbahçe ile görüşme halindeymiş. Kendisini hiç izlemedim ama yine de kağıt üzerinde Kazım'ı verip genç yetenek sıfatına sahip Cem Sultan'ı ezeli rakipten koparmak fena durmuyor.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Aykut Kocaman Der Ki #3

"Sadece her iki oyuncuyla ilgili değil, genel olarak söylüyorum. Haftalık antrenmanlar önemli ama bunun daha ötesinde haftalar süren antrenmanlar önemli. İki oyuncu ve diğer arkadaşlar için biraz daha yüksek dozda antrenmanlar yapmaya başladıkları zaman herkese kapımız açık. Hiçbir oyuncuyla bir derdim olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Akli dengemi yitirmezsem, iyi antrenman yapan, sahada takım için iyi mücadele eden herkese kapım açık. Bu bir kriter. Yüksek dozajlı antrenman yapmayı sevmek, sahada takım için mücadele etmek."

(3-0 biten Gençler maçı sonrasında Cristian ve Bilica'nın neden kadroya alınmadığı sorulduğunda)

7 Eylül 2010 Salı

Yobo-Bilica Şampiyonluk Getirir

Lige bakıyorsun 3 maçta 10 gol atmış, 5 gol yemiş bir takım var. Avrupa’da ise önce Şampiyonlar Ligi’nden sonra Avrupa Ligi’nden elenmiş bir takım var.

Sebebi oyun sistemi.

Fenerbahçe savunmayı önde kurduğu zaman çok pozisyon buluyor, çünkü hücum gücü çok kaliteli. Çok pozisyon veriyor çünkü geri dönmekte ağır kalan bir Lugano ve Bilica arkasına atılan her topta sıkıntı yaşıyor. Lugano’nun henüz Fenerbahçe Taraftarı’nın görmezlikten geldiği kötü performası da bu sebepten oluyor.

Ligdeki görüntü bu.

Sadece Emre’nin enerjisine bağlı Fenerbahçe orta sahası pres yediğinde dağılıyor. Baroni’nin burada gerek pas hataları gerekse fiziksel anlamda Emre’yi yalnız bırakması 60. dakikada Emre’nin de oyundan düşmesine ve Fenerbahçe ortasahasının merkezinin çökmesine neden oluyor.

Avrupadaki görüntü de bu.

Aykut Kocaman önderliğindeki Fenerbahçe transfer komitesi, Aykut Kocaman’ın kafasındaki şablona göre transfeler yaptı. Bu şablon orta sahada oyalanmayan, kontratağa hızlı çıkan ve hücum olasılıklarının bireysel yeteneklerle çoğalmasına dayalı bir sistem. Ankaraspor’da, İstanbulspor’da Jaba, Tita gibi oyuncularla oluşturduğu çatıyı bu sefer çok daha kaliteli oyuncularla oluşturdu Aykut Hoca.

Mevcut tabloda savunmayı öne kuramıyorsunuz ve elinizde de Dia, Stoch ve Niang gibi bir hücum hattı var. Bu durumda kontraatak oynamaktan başka çareniz yok. Ancak bu hızlı ayaklara pas atması gereken orta saha yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden ötürü pres yediğinde çöktüğü için, bu pas atma işi savunmaya kalıyor.

Bülent Uygun 2 sezon Sivas’la şampiyonluğa oynarken bunun 2 sebebi vardı;
1) Bilica
2) Mehmet Yıldız

Geriye yaslan, Bilica 50 metre pas atsın Mehmet Yıldız’a. Mehmet tutsun topu orada, ister sağa sola dağıtsın, ister kendi girsin rakip stoperleri dağıtsın felsefesi ile tam 2 sezon şampiyonluğa oynadı. Bu nedenle de Bilica gidince Sivas küme düşmekten zor kurtuldu. Çünkü Mehmet’e pas gidemedi, bunun için hücuma çıkıldığında Sivas savunması afalladı.

Ben de farkındayım ki Lugano iki gömlek üstündür Bilica’dan. Açık seçik Lugano’nun daha kariyerli, daha iyi bir savunmacı olduğunu da görüyorum, ancak bu işi Lugano yapamaz. Bilica yapar.

Bir de yeni transfer Yobo.

Skor avantajına sahip ya da zorlu deplasmanlarda geriye yaslanan bir Fenerbahçe’de, topu Stoch, Dia ve Niang’ın önüne atabilecek ve farkı arttıracak oyuncu Bilica ve Yobo’dur.

Tahminimce Lugano-Yobo ikilisi oynayacak ancak zaman, "bu sistemde" Bilica’yı ilk 11’e taşıyacaktır.

Devre arasında ise öyle çok flaş olmasa da olur, tempolu, top çalan Emre’nin yükünü paylaşan Hürriyet ya da Fink tarzı bir oyuncu transferi ise Fenerbahçe’yi en iyi takım konumuna getirir.

Joseph Yobo ile şampiyonluğun en büyük 2 adayından biri konumuna gelen Fenerbahçe’de bu duruma engel olabilecek sadece bir durum var.

Aykut Kocaman’ın "tecrübesizliği".

5. haftada avantajların mı yoksa bu dezavantajın mı daha baskın olduğunu daha net görebileceğiz.

Not: Yazı, daha önce olefutbol'da yayınlanmış olup yazarı YSİ'nin izin ve isteği üzerine tarafımızca da aynen yayınlanmıştır.

23 Şubat 2010 Salı

Defense 101 (Introduction To Defense)/ Chapter II

Bir önceki dersimizin konusu; savunmadayken duran topları nasıl uzaklaştıracağımızdı. Bu konuda topu geldiği yöne vurmamız gerektiğini söylemiştik fakat Wederson arkadaşımız dersimizi dikkatle dinlememiş olacak ki; Bursaspor ile oynanan kupa maçında kornerden gelen bir topu yine onsekizin göbeğine doğru uzaklaştırdı. Bereket o pozisyon gol ile sonuçlanmadı.

Bugünkü dersimizin konusu ise onsekize kanatlardan gelen rakip takım oyuncusunu nasıl karşılayacağımız. Eğer topa müdahale etmemiz mümkün değilse; rakip takım oyuncusunu karşımıza alıp, ilk olarak onun hamle yapmasını bekleyeceğiz ve mümkün olduğunca yerden müdahaleden kaçınıp ayakta kalmaya çalışacağız; Uche'nin yıllarca yaptığı gibi. Zaten adam hayatında bir defa kayarak müdahalede bulunmaya çalıştı onda da ayağı kırıldı.. Ortada olan bir topa bodoslama dalıp (bkn. Bilica) Bursaspor kupa maçındaki gibi penaltıya sebep vermeyeceğiz. Adama bir nevi eskortluk yapacağız adamı kaçırmamak şartıyla.

En önemli dersimiz ise; hayatımız boyunca yaptığımız hatalardan ders almaya çalışacağız, aynı hatayı bir daha yapmamak için özen göstereceğiz. O zaman da Bilica'nın dünkü maçta yaptığı hataya düşmeyiz: Bir önceki maçta sol kanatta Volkan Şen'e bodoslama dalıp penaltıya sebep olmuştuk dünkü maçta da aynı yerde aynı adama bodoslama ayak numaramızı göstererek çift vuruşa sebep olduk. Zaten olanlarda ondan sonra oldu.

NOT: Galatasaray ve Beşiktaş yenildiğinde ağızlarını açmayan ama Fener yenildiği zaman söz birliği etmişçesine sürekli espriler yapan arkadaşlarıma ve iş arkadaşlarıma sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Kasap Havası

İstediğim ikili en sonunda biraraya geldi. Artık defansımız bir biçer döver gibi çalışacak, bize de kasap havasını çalmak düşecek. Bakalım bu ikili kaç maçta bir arada oynayabilecek, cezalardan fırsat buldukça?!