Budapeşte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Budapeşte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2009 Pazartesi

Stadyumlar - Budapeşte

Budapeşte gezisi gündeme geldiğinde şehrin stadlarını ziyaret etmek aklıma gelen ilk şeylerden biriydi, kolpalara atkı katkısı yapmaktan sonra. Dolayısıyla Google Earth'te otel ararken ve gezilecek mekanlara bakarken bir yandan da şehirdeki stadların yerlerini ve oralara nasıl ulaşılacağını araştırdım, resimde görüldüğü üzere :) Listede MTK'dan Ferencvaros'a, Ujpest'ten Honved'e 8 takımın stadı vardı.

Cukor'un toplantıya katıldığı saatler için planım hazırdı. Aslında aklımda mümkün olduğu kadar çok stadı görmek vardı, ancak şartlar sadece birkaç tanesini görmeme müsade etti.

Ferenc Puskás adını çok duyduk, okuduk. Bu nedenle ilk ziyaret edilecek yer O'nun adının verildiği eski Nép Stadion'du. Şehir merkezinden çok da uzakta olmayan stada giderken yavaştan kar atıştırıyordu. Stadın girişini biraz zor da olsa bulduktan sonra ziyarete açık olan alçak tribünlerin merdivenlerini tırmanırken heyecanlandığımı ve merdivenleri giderek daha da hızlı çıkmaya başladığımı farkettim. Tribünlerin zirvesine ulaşıp da yeşil çimleri gördüğümde kendimi sanki birkaç saate başlayacak olan Macaristan milli takımının maçını çok uzaklardan izlemeye gelmiş bir futbol dilencisi gibi hissettim ve tabi ki Puskás ve arkadaşlarını izleyebilecek olmak heyecan verici, güzel bir düşünceydi.

Skorbordda sanki 7-1 yazıyordu. Tarih 25 Mayıs 1954'dü. Golleri Macarlar adına Ferenc Puskás (2), Sándor Kocsis (2), Mihály Lantos, Nándor Hidegkuti ve József Tóth kaydederken İngilizlerin tek sayısı Ivor Broadis'ten geliyor ve bu skor İngiltere tarihinin en kötüleri arasında yerini alıyordu.

Ferenc Puskás Stadion'dan sonra sırada renkleriyle bizi kendine çeken MTK Budapeşte'nin stadı vardı, Hidegkuti Nándor Stadium.

Gündüz vakti otobüs durağının yanındaki büfede demlenen amcalardan yol tarifini aldıktan sonra 2 duraklık tramvay yolculuğu ve tam da aradığım yerdeyim. Ferenc Puskás Stadına göre gayet mütevazı, basit, elini kolunu sallayarak girebildiğin, sen fotoğraf çekerken idari binadakilerin "naapıyor len bu" tadında baktıkları ve havanın kararmaya yüz tutması üzerine gözlerin yeşile boyanmasını müteakip stadtan ayrılış.

Kış olması ve havanın erken kararması nedeniyle adımlarımı hızlandırıyorum. Zira yol üstünde bir stad daha var. Havaalanından otele giderken yanından geçtiğimiz yeşil beyaz Ferencvárosi TC'nin stadı, Albert Flórián Stadion.

Budapeşte'nin güzide kulüplerinden birisi Ferencváros, Yeşil Kartallar. Yeşil beyaz tribünler gayet hoştu. Ancak içeri girerken biraz kapıdaki abilerin ingilizce bilmemesi sebebiyle derdimi anlatmakta güçlük çektim. En sonundda "foto foto" diyerekten birkaç foto çekmeme müsade ettiler. Sonrada bir kağıda maç günü ve saatini yazarak "buyur gel misafirimiz ol" gibilerinden edalarla beni yolcu ettiler :)

Şunu da belirteyim ki Budapeşte'de gezerken atkıları tahsis ettiğim spor mağazası dışında kulüplerin bizdeki Fenerium tarzında satış mağazalarına rastlamadım, Ferencváros hariç. Stadın altında küçücük bir dükkan vardı kulübün ürünlerini satan ve kapalı kapı ardından görebildiğim kadarıyla da gayet güzel ürünlerdi. Ancak saat ilerlemiş olduğundan malesef ki dükkan kapalıydı :(

Aklımdaki ziyaretleri gerçekleştirmenin sevinci ile günü bitirmek üzereyken yol üzerinde bir tabela ve tabelanın arkasında spot ışıklarını gördüm ve tabi ki ışığa doğru yürüdüm :)

Siketek Sport Klubja günün son süprizi ve eşantiyonuydu. Hava karardığı için yakılan ışıklar kendini gösteriyordu, ya maç vardı ya antreman. Yaklaştığımda antreman olduğunu ve bir grup gencin çalıştıklarını gördüm. Sanırım amatör bir kulüp diye düşündüm ve hala öyle sanıyorum ama web sayfalarına baktığımda amatör de olsa kulübün 1912 yılında kurulmuş olduğunu görmek şaşırtıcıydı benim açımdan.

Günün sonunda yürümekten ayaklarıma kara sular inmişti ama gitmişken buraları görmek gayet güzeldi. Yine de gönül isterdi ki, Újpest FC'nin, Volan SC'nin, Vasas SC'nin, Honvéd FC'nin ve de Budapesti Spartacus'ün stadlarını da ziyaret edebileyim. Ne diyelim onlar da bir dahaki sefere inşallah :)

24 Ocak 2009 Cumartesi

Gezi Yazıları - Budapeşte

Aslında yılda bir kez yurtdışına çıkar şöyle dolanır geliriz diyorduk ama beklenmeyen gelişmeler sayesinde 2 ayda 2.kez bir yurtdışı seyahati gerçekleştirdik. Cukor için bir iş seyahatiydi, benim için ise eş durumundan turistik bir gezi :)

Budapeşte Ferihegy Havaalanına indiğimizde öğle saatleriydi. Uçak biletleri haricinde herşeyi biz ayarlamak zorunda kaldığımız için burada geçireceğimiz 4-5 gün boyunca az çok neler yapacağımızı planlamıştık. Uygun bir otel bulmak ve gitmişken de Budapeşte'de ziyaret edilecek yerlerin listesini yapmak için yaklaşık bir hafta Google Earth ile bütün Budapeşte'yi gezdim. Ve inanın oraya gittiğimizde hiç yabancılık çekmedik :) Hangi duraktan hangi tramvaya, metroya bineceğimizi ve hangi durakta ineceğimizi gayet iyi biliyorduk. Bunların yanında yanımıza çay gibi bir Türk için hayati öneme sahip bazı malzemeleri de almamız gerektiğini unutmamıştık. Ancak termosu unutmuşuz yola çıkarken :( Ki soğuk Budapeşte sokaklarında dolanırken gerçekten çok ihtiyacımız oldu.

Otele yerleştikten sonra Andrássy Caddesi'ndeki Terör Evi'ne uğradıktan sonra kahramanlarla dolu Kahramanlar Meydanı'nın yolunu tuttuk. Sonrasında Tuna kıyısında küçük bir yürüyüş ile günü bitirdik.

Ertesi gün Cukor'a toplantı yerine kadar eşlik ettikten sonra planladığım üzere birkaç özel ziyaret gerçekleştirdim. Bu ziyaretlerin ayrıntılarını bir sonraki yazıda vereceğim.

Sonraki günlerde bize kalan boş zamanlarda bol bol tramvaya ve metroya binerek şehrin tarihi ve turistik bölgelerini ziyaret ettik. Akşamları Tuna boyunda salındık. Ki ben Tuna'yı çok sevdim. Sadece Tuna bile görülmeye değer. Yine de onun dışında şehrin BUDA tarafında yer alan Buda Kalesi, Balıkçılar Tabyası ve PEST tarafında yer alan Parlamento Binası, muhtemelen yazın cıvıl cıvıl olan Váci Utca sokağı ve önceden 2 ayrı şehir olan Budin ve Peşte'yi birleştiren Elizabet, Liberty ve en önemlisi Chain Bridge gece ve gündüz görülmeye değer.

Son olarak birkaç ufak not vereyim; 1€=275HUF yani Forint civarında, metroya tramvaya binerken tek binişlik yada 1,3,7 günlük biletler mevcut, ki bir günlük biletler mantıklı imiş gezerken çok yorulmamak için, ama dikkat edin tramvaya bindiğinizde özellikle bileti "validate" edin yoksa benim gibi ceza ödeyebilirsiniz bir anda karşınıza çıkıp biletini göster diyen adama :( metroların girişinde güvenlik olduğu için bu gibi bir sorunla karşılaşmazsınız muhtemelen, ve bir de hediye alırken gaza gelmeyin ilk gördüğünüz yerden almayın hediyelerinizi. En mantıklısı gezip görüp alışverişi son güne bırakmak.