Ferenc Puskas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ferenc Puskas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2010 Perşembe

Futbolun Romantizmi....

Ana tema romantizm ise, futbolun romantizmidir Dünya Kupası...

Her dört yılda bir Halit Kıvanç'ın duru sesini duymaktır Dünya Kupası ve her defasında sıkılmadan dinlemektir 17 yaşında kendi halinde bir köşede duran siyahi gençle dünyada ilk röportajı yapışının hikayesini...

Puşkaşlı efsane Macaristan'ın trajik finalidir Dünya Kupası, futbolun 22 kişiyle oynandığı ama sonunda hep Almanların kazandığı...

Pierroların olmadığı zamanlarda İngiltere'nin üst direğe çarpıp kale çizgisine düşen topudur Dünya Kupası bugün bile tartışılan...

Cruyff''lu Hollanda'dır Dünya Kupası, total bir şekilde futbolu değiştiren...

Baggio'nun kaçan penaltısıdır Dünya Kupası, kaçan her penaltıdan sonra hatırlanan ve hatırlatılan...
Futbolun en saf halidir Dünya Kupası. Bir arada yılda 60-70 maç yapıp makine düzeninde oynayan kulüp takımlarına inat gerçek yıldızların sahnesidir...

Ve biz romantikler için çokça Tanrı'nın elidir Dünya Kupası. Her dört yılda bir yaşanan romantizmdir açık mavi ve beyaz çubuklu forma...
Yarın sahne tekrar açılıyor Güney Afrika'da ve romantikler fısıldıyor usulca...

VIVA ARGENTINA...

27 Ocak 2009 Salı

Ferenc Puskas

Ferenc Puskas
Born: Kispest 2 April 1927
Died: Budapest 17 November 2006

PLAYING CAREER
Kispest Athletic Club/Honved, 1939-1956
358 goals in 349 Hungarian Championship matches
Leading Goalscorer 1947/48, 1949/50, 1950, 1953
Hungarian Champions 1949/50, 1950, 1952, 1954, 1955

Hungary, 1945-1956
83 goals in 84 international matches
Olympic Champions 1952
World Cup Finalist 1954

Real Madrid, 1958-1967
154 goals in 179 Spanish Championship matches; 35 goals in 39 European Cup matches
(324 goals in 327 matches, all conmpetitions)
Leading Goalscorer 1959/60, 1961/62, 1962/63, 1963/64
Spanish Champions 1960/61, 1961/62, 1962/63, 1963/64, 1964/65
Spanish Cup Winners 1962
European Champions 1959, 1960, 1966
World Club Champions 1960

Spain, 1962
4 matches
(Ferenc Puskas-Captain of Hungary-An Autobiography)

Gerçekten inanılmaz rakamlar ve inanılmaz bir kariyer. Sayılar birçok şeyi ifade etse de Puskas'ın hayatından bahsederken gıyabında birkaç noktaya daha değinmek gerekiyor. Bunlardan ilki Amarilla'nın da bir önceki yazıda bahsettiği tarihi İngiltere-Macaristan maçı. 25 Kasım 1953'te Wembley'de oynanan ve 6-3 Macaristan'ın üstünlüğü ile sonuçlanana İngilizlerin sahalarında Britanya dışından bir takıma yenildiği ilk maç.

Scorers:
England: 13' Jackie Sewell 1-1, 38' Stanley Mortensen 2-4, 57' Alf Ramsey 3-6
Hungary: 1' (90 seconds) Nándor Hidegkuti 0-1, 20' Nándor Hidegkuti 1-2, 24' Ferenc Puskás 1-3, 27' Ferenc Puskás 1-4, 50' József Bozsik 2-5, 53' Nándor Hidegkuti 2-6

"We thought we were the masters, they were the pupils - it was absolutely the other way" Sir Bobby Robson (o zamanlar 20 yaşında bir delikanlı)

İkinci sırada İsviçre'de düzenlenen 1954 Dünya Kupası var. 1952 Helsinki Olimpiyat Şampiyonu olan Macarlar kupanın en güçlü favorisi. Kupanın iki finalisti Batı Almanya ve Macaristan, Türkiye ve Kore ile birlikte 2. grupta yer alıyorlar. Macaristan grubu lider olarak tamamlarken Batı Almanya bizi play-off maçında 7-2 yenip 2. olarak gruptan çıkıyor. Daha sonra, Macaristan, Brezilya ve Uruguay'ı safdışı bırakarak finale yükseliyor. Batı Almanya ise, Yugoslavya ve Avusturya'yı eleyerek finalde Macaristan'ın rakibi oluyor.
Maça hızlı başlayan Macarlar Puskas ve Czibor ile 8.dakikada 2-0 öne geçiyorlar ancak Almanlar çabuk toparlanıyor ve Morlock ve Rahn'ın golleriyle 18 dakikada skoru 2-2'ye getiriyorlar. Rahn 82'de bir kez daha fileleri havalandırarak durumu Almanlar lehine 3-2'ye getiriyor ve malesef ki finali Almanlar kazanıyor. (Puskas maç sonunda Almanların kaptanı Fritz Walter'i tebrik ederken)

Üçüncü sırada ise illa ki ve pek tabi ki Puskas'ın Real Madrid'teki günlerine de değinmek gerek. Burada da başka bir efsane Alfredo Di Stefano çıkıyor karşımıza. "Sahada gölgeleri birbirine karışıyor" denilen bu ikili gelmiş geçmiş en uyumlu hücum hattı olarak gösteriliyorlar. Glaskow`da oynanan 1960 Şampiyon Kulüpler Kupası final maçında Eintracht Frankfurt`a Di Stefano 3, Puskas 4 gol atıyor ve maç 7-3 bitiyor. Futbol hayatına River Plate'te başlayan "sarı ok" lakaplı Arjantinlinin, Real Madrid forması altında 58 avrupa kupası maçında attığı 49 gollük rekor ancak 2005 yılında Raul Gonzalez tarafından kırılabildi.

Son olarak bir önceki yazıda geçen "futbol dilencisi" tabiri üzerine acaba dedim, Eduardo Galeano, Puskas'ı, Macaristan milli takımını ve Di Stefano'yu izlemişmidir? :)
Tüm Uruguaylılar gibi ben de futbolcu olmak istedim. Doğrusu çok da güzel oynuyordum, hatta harikaydım bile denebilir; ama yalnızca geceleri rüyamda. Gündüzleri, ülkemin sahalarındaki çarpık bacaklı oyunculardan en kötüsü bendim. Taraftar olarak da pek iyi sayılmazdım. Yıllar geçti ve kimliğimi kabullenmek zorunda kaldım: Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum: "Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!" Güzel bir oyun gördüğüm zaman da bunu sağlayanın hangi takım ya da hangi ülke olduğuna bakmaksızın bu mucize için şükranlarımı sunuyorum. (Eduardo Galeano-Gölgede ve Güneşte Futbol)

26 Ocak 2009 Pazartesi

Stadyumlar - Budapeşte

Budapeşte gezisi gündeme geldiğinde şehrin stadlarını ziyaret etmek aklıma gelen ilk şeylerden biriydi, kolpalara atkı katkısı yapmaktan sonra. Dolayısıyla Google Earth'te otel ararken ve gezilecek mekanlara bakarken bir yandan da şehirdeki stadların yerlerini ve oralara nasıl ulaşılacağını araştırdım, resimde görüldüğü üzere :) Listede MTK'dan Ferencvaros'a, Ujpest'ten Honved'e 8 takımın stadı vardı.

Cukor'un toplantıya katıldığı saatler için planım hazırdı. Aslında aklımda mümkün olduğu kadar çok stadı görmek vardı, ancak şartlar sadece birkaç tanesini görmeme müsade etti.

Ferenc Puskás adını çok duyduk, okuduk. Bu nedenle ilk ziyaret edilecek yer O'nun adının verildiği eski Nép Stadion'du. Şehir merkezinden çok da uzakta olmayan stada giderken yavaştan kar atıştırıyordu. Stadın girişini biraz zor da olsa bulduktan sonra ziyarete açık olan alçak tribünlerin merdivenlerini tırmanırken heyecanlandığımı ve merdivenleri giderek daha da hızlı çıkmaya başladığımı farkettim. Tribünlerin zirvesine ulaşıp da yeşil çimleri gördüğümde kendimi sanki birkaç saate başlayacak olan Macaristan milli takımının maçını çok uzaklardan izlemeye gelmiş bir futbol dilencisi gibi hissettim ve tabi ki Puskás ve arkadaşlarını izleyebilecek olmak heyecan verici, güzel bir düşünceydi.

Skorbordda sanki 7-1 yazıyordu. Tarih 25 Mayıs 1954'dü. Golleri Macarlar adına Ferenc Puskás (2), Sándor Kocsis (2), Mihály Lantos, Nándor Hidegkuti ve József Tóth kaydederken İngilizlerin tek sayısı Ivor Broadis'ten geliyor ve bu skor İngiltere tarihinin en kötüleri arasında yerini alıyordu.

Ferenc Puskás Stadion'dan sonra sırada renkleriyle bizi kendine çeken MTK Budapeşte'nin stadı vardı, Hidegkuti Nándor Stadium.

Gündüz vakti otobüs durağının yanındaki büfede demlenen amcalardan yol tarifini aldıktan sonra 2 duraklık tramvay yolculuğu ve tam da aradığım yerdeyim. Ferenc Puskás Stadına göre gayet mütevazı, basit, elini kolunu sallayarak girebildiğin, sen fotoğraf çekerken idari binadakilerin "naapıyor len bu" tadında baktıkları ve havanın kararmaya yüz tutması üzerine gözlerin yeşile boyanmasını müteakip stadtan ayrılış.

Kış olması ve havanın erken kararması nedeniyle adımlarımı hızlandırıyorum. Zira yol üstünde bir stad daha var. Havaalanından otele giderken yanından geçtiğimiz yeşil beyaz Ferencvárosi TC'nin stadı, Albert Flórián Stadion.

Budapeşte'nin güzide kulüplerinden birisi Ferencváros, Yeşil Kartallar. Yeşil beyaz tribünler gayet hoştu. Ancak içeri girerken biraz kapıdaki abilerin ingilizce bilmemesi sebebiyle derdimi anlatmakta güçlük çektim. En sonundda "foto foto" diyerekten birkaç foto çekmeme müsade ettiler. Sonrada bir kağıda maç günü ve saatini yazarak "buyur gel misafirimiz ol" gibilerinden edalarla beni yolcu ettiler :)

Şunu da belirteyim ki Budapeşte'de gezerken atkıları tahsis ettiğim spor mağazası dışında kulüplerin bizdeki Fenerium tarzında satış mağazalarına rastlamadım, Ferencváros hariç. Stadın altında küçücük bir dükkan vardı kulübün ürünlerini satan ve kapalı kapı ardından görebildiğim kadarıyla da gayet güzel ürünlerdi. Ancak saat ilerlemiş olduğundan malesef ki dükkan kapalıydı :(

Aklımdaki ziyaretleri gerçekleştirmenin sevinci ile günü bitirmek üzereyken yol üzerinde bir tabela ve tabelanın arkasında spot ışıklarını gördüm ve tabi ki ışığa doğru yürüdüm :)

Siketek Sport Klubja günün son süprizi ve eşantiyonuydu. Hava karardığı için yakılan ışıklar kendini gösteriyordu, ya maç vardı ya antreman. Yaklaştığımda antreman olduğunu ve bir grup gencin çalıştıklarını gördüm. Sanırım amatör bir kulüp diye düşündüm ve hala öyle sanıyorum ama web sayfalarına baktığımda amatör de olsa kulübün 1912 yılında kurulmuş olduğunu görmek şaşırtıcıydı benim açımdan.

Günün sonunda yürümekten ayaklarıma kara sular inmişti ama gitmişken buraları görmek gayet güzeldi. Yine de gönül isterdi ki, Újpest FC'nin, Volan SC'nin, Vasas SC'nin, Honvéd FC'nin ve de Budapesti Spartacus'ün stadlarını da ziyaret edebileyim. Ne diyelim onlar da bir dahaki sefere inşallah :)