diego etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diego etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2010 Çarşamba

İçimizdeki Amerikalılar

Pazartesi akşamı tv karşısına oturmuşuz, ABD-Brezilya grup maçını izliyoruz. Brezilya gayet güzel mücadele ediyor ve maç kafa kafaya gidiyor. Maçta son saniyeler oynanıyor, ABD 70-68 önde, Brezilya’dan Huertas serbest atış çizgisinde, ikisini de atarsa maç uzatmaya gidecek ama ikisini de kaçırıyor, ribaundu Barbosa alıyor topu potaya yolluyor ama top girmiyor ve maçı ABD kazanıyor. Tribünlerde ise ABD’nin kazanmasına sevinen, kaçan şutlardan sonra yumruklarını sıkıp sevinen, birbirlerine ‘çak’ yapan içimizdeki Amerikalılar. Hayır bu ülkenin basınında ve üst düzey yöneticileri arasında yeterince Amerikan aşığı, satılmış insan var, sizlere noluyor kardeşim. Nedir içinizdeki bu Amerikan sevgisi? Bırakın mahallenin zengin ve şımarık çocuğuna iyi bir ders verilsin, bırakın bir kez de küçük çöp büyük çöpten hakkını alsın.

Bakın Diego Abim'e de biraz feyz alın. Kendisi geçen şampiyonadaki maçta, ABD tribünlerine ne güzel ifade etmiş hislerimizi...

13 Şubat 2009 Cuma

Tanrı'nın Eli

Yavan bir İskoçya maçından sonra, Tanrı'nın Eli Arjantin'e değmeye başlamış. Fransa karşısında daha önce izlemediğimiz bir futbol oynadılar. Diziliş bakımından tabi ki, yoksa öyle 3 ayda dünya kupası kazanacak seviyeye Diego bile getiremez onları. Çok fazla soru işareti olsa da heyecan verici bir giriş diyebiliriz, deplasmanda Fransa'yı 2-0 la geçtiler. Babam Türkiye-Fil Dişi maçını izlerken benim milli takımı seyredelim uyarımı dikkate alınca Drogba'nın golünü de kaçırdık arada.

Yeni Arjantin'de gözüme ilk çarpan şey kalecileri oldu. Serie A'yı fazla sevmediğimden sadece özetlerde görmüştüm Carrizo'yu, ama oldukça umut verici hele bu takımın önemli turnuvalarda kalesini koruyanları hatırlayınca. Rapçi-karateci Burgos, Budist Roa, Dengesiz Franco ve de hele ki kimseye çarpmayan toplarda kontrpiyede kalmasıyla ünlü Cavallero'dan sonra iyi geldi bu adam.

Gago - Mascherano - Guiterez - Maxi dörtlüsü oldukça sert ve yıldırıcı olsalar da arkalarındki tanıdık isimler hala alarm veriyor. Heinze - Demichelis'de ısrar eder mi, yoksa sıkıntıyı öngörmüş müdür Diego onu ilerde göreceğiz. Tabela 2 maçta gol yemediler yazıyor.

Messi Diego ile ilk buluşmasında yine parladı, ilk yarıda ki pozisyonda savunma son anda ayağını uzatmasa çok daha güzel hoşgeldin diyecekti hocasına. Agüero ise kayınbabasını çok da memnun edemeyip son 10 dakika yanında oturdu.

Son olarak her ne kadar yeni kadroya ve özellikle Papa'ya hemen ısınıversem de gözlerim Agüero, Messi'nin bir adım önünde Crespo'yu ve de tabi ki Sorin'i aradı. Evet kariyerlerinin sonundalar, biri hiç oynayamıyor diğeri kıtasının yolunu tutmuş, yeniden yapılanma var vesaire vesaire, bizimki gönül işi vesselam.
Onlara da bir gidenlerden mi yazsak bilemedim.

Diegoryan Günlük:

Fransa : 0 Arjantin : 2 (Guiterez, Messi)

20 Aralık 2008 Cumartesi

Haddini bilmek..

"Maradona'yı 86 Dünya Kupası'nda izlediğimde 9 yaşındaydım, babam onunla oynama fırsatı bulmuş, çok iyi bir takım oyuncusu olduğunu ve kimseyi eleştirmediğini söylerdi, herkesten farklıymış.. Şimdi gelip maçlarımızı izlediğinde bize güldüğünü düşünüyorum, onun yanında bir hiçim..."

Mariano Pernia - Atletico Madrid

21 Kasım 2008 Cuma

Diego'ya düğün hediyesi


(devam)

90'da vurdular kafeste kuşumuzu, içimiz yanıyor zannettik, asıl acıyı 94'te yaşadık. Yine herkesten iyi başlamıştı , yine herkesten guzel oyunuyordu oyununu. Birden karardı perde ve çekildi Diego. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu kim tartışmaları hep sürdü ama en çok sevileni en çok nefret edileni hiç değişmedi. Çatışmaların adamıydı, politik tarafsızlıkların, önümüzdeki maçlara bakacağızların, büyüklerimiz bilirlerin değil. Futbol dünyasının Tatar Ramazan'ı oldu, Fifa'nın , Havelange'nin oyunlarını bozdu. Yıllar sonra anlamsız bir kararla belirli bir rakımın uzerinde futbol oynanamayacağını buyurdu Fifa, ferman senin dağlar benimdir dedi, orada da gösterdi kendini Başkan Morales'le LaPaz'da oynadı topunu yıllar sonra. 3000 metrenin uzerinde rakımı olan başkentlerinde oynayamacaklardı artık Bolivar'ın mirascıları. Bu kararın alınmasında en etkili kuvvetlerden birisi kendi ülkesiydi oysa. Arjantin ve Brezilya rakımı yuksek olan Ekvador ve Bolivya'da kötü sonuçlar alıyorlardı sürekli, hatta Arjantin 1972-2005 arası galibiyet çıkaramadı La Paz'dan, o dönem de iki dünya kupası aldıklarını da hatırlayalım. Maradona'dan bahsederken bu kararı da inceleyelim arada. Fifa diyor ki 2750 metrenin üzerinde bir yerde maç oynanacaksa bir hafta adaptasyon sureci olmalıdır eğer yükseklik 3000 metre ve üzeri olursa bu süre de iki kafta olur. Saçmalık şu ki Bolivya'nın ortalama yükseltisi zaten 2500 metrenin üstünde, oralarda doğup büyümüş sporcular bir gun içinde deniz seviyesine uyum sağlayabilirler ama Fifa'nın güçlü ülkeleri mi zorluk çeker sadece ? İstatistiklere yazılarından ulastığım Times Online yazarı Marcotti buna ev sahibi avantajı derler diyor, ki katlılmamak elde değil. Yarın bir gün psikolojimiz bozuluyor, panik atak oluyorum topa bile vuramıyorum 100 binden fazla seyirci olunca diye şikayet gelse Maracana'da futbol yasaklanacak mı? Bu futbolcu sağlığını öncelikli görenler Amerika 94’te futbolcular çöl sıcağında maç yaparken neredeydi peki. Diego ordaydı onu hatırlıyoruz. Biraz ayrıntıya girdik ama Maradona'nın Fifa ile son sürtüşmesini atlamak olmazdı.

Tum bunlar neden bu kadar onemli ya da bu yazıda neden vurgulandı diye merak ediyorsanız soyleyeyim, birkaç gün önce İskoçya- Arjantin maçı oynandı , kulübede O vardı. Bolivya’da Fifa’ya baş kaldıran, Futbolun efendisine eliyle gol atan, dünya kupası maç saatlerinin Avrupalı televizyon müşterisine gore ayarlanmasına karşı duran , İtalya’da düzene kızıp Napoli’yi şampiyon yapan Diego kulübedeydi. Arjantin bir kez daha kupaya uzanmak için onun ilahi gücüne bel bağladı ya da teknik direktörlük görevini istediğinde mecbur kalmış da olabilirler, bizi yıkan da bu kararı oldu. Teknik direktörlük meziyetleri tam bir sır bir de üstüne bu kadar isyankar ol, Fifa en büyük kupasını sana verir mi be adam? Şimdi ondan beklediğimiz kalan ömrümüze yetecek bir kaç hatıra daha, bir gol sonrası Messi ile kucaklaşsın, haksız bir penaltı görüp attırmasın ya da yeni İngiliz neslini bir elçisi(damadı) vasıtası ile tokatlasın olmadı kolsuz tişört ile yer alsın kulübede kollarında görelim isyanı... Biz bununla yetinecek olsak da o kupayı onun elinde bir daha görmek; ihtimali bile yeter.


diegoryan günlük:


İskoçya : 0 Arjantin : 1 (Maxi Rodriguez)

19 Kasım 2008

4 dogru pas %90 goldur. Hayat da oyle degil mi?

Diego evleniyor bu hafta sonu. Umarım mutlu bir evlilikleri ve kendileri gibi guzel cocuklari olur.

Yengeye Not: Dilerim evlendikten sonra Diego'nun bizimle maclari izlemesine izin verirsin. 6 senedir hemen hemen her FB macinda biraradayız, bozma bu birlikteligi:)

Diego'ya Not: 'Dort dogru pas, %90 goldur.Hayat da oyle degil mi?' demisti Haci, Dar Alanda Kisa Paslasmalarda.
Hayat boyunca dogru atmamiz gereken 4 pastan biri de evlilik. Umarim seninki adrese teslim olur:)

Not: Diego nikah tarihini ve saatini belirlediğinde, Fenerbahcemizin maç saatine denk gelmez diye baya bi sevinmistik ama bu sefer de maci gunduz saatine aldilar:( Fakat soyle bir durum var Owner ve Asim'in evlilik tarihlerinde de takimimizin maci vardi ve o maclari kazanmistik. Umarim istatistikler degismez.

Geride Kalanlara Not: Darisi basimiza?!