17 Ağustos 2009 Pazartesi

17 Ağustos 1999

Deprem olduğunda Ordu Perşembe'deydik. Sallanmamıştık bile. Köyde tek kanal olan TRT'den deprem olduğunu duymuştuk. Hasarın büyük olmadığını söylüyorlardı. Ancak gün geçtikçe durumun vahameti ortaya çıktı malesef ki.

Depremden 2 hafta sonra Savaş Ay'ın A Takımı'nı izlemiş ve keşke gidip birşeyler yapabilsem diye düşünmüştüm. Ama olayın üstünden 2 hafta geçti, geriye yapacak birşey kalmamıştır diye de geçirmiştim aklımdam. Bu düşüncemin ne kadar komik olduğunu gördüm bir hafta sonra deprem bölgesine gittiğimizde. Bu gitme fikrimi Tanoka ile paylaşmıştım. O da ODTÜ'nün günübirlik araç kaldırdığını söyledi. Orada ancak kendi imkanımız varsa kalabileceğimizi aksi takdirde gece otobüsle gidip ertesi akşam geri dönüldüğünü söylemişlerdi bize. Yanımıza bir t-shirt biraz kumanya alıp atladık otobüse, sanırım Eylül'ün 9'u idi. Sabah çekik gözlü bir arkadaş karşıladı bizi, adı Ümit, Türkmenistanlı imiş. Ve yanında Yıldız Hoca, ikisi de ODTÜ'den. Kalmak isteyeniniz varmı diye sorduklarında Tanoka'yla gözgöze geldik ve ellerimizi aynı anda havaya kaldırdık. Bir günlük gittiğimiz Adapazarı'nda 20 güne yakın kaldık. Ders kayıtları için geri dönmemiz gerekti, ama sonraları zaman zaman tekrar gidip geldik Adapazarı'na.

ODTÜ'den bir grup, şehir stadına yerleşmiş birkaç çadır kurmuştu, Mısırlıların kurdukları sahra hastanesiyle birlikte. Sabahları çok erken başlanıyordu çalışmaya, akşamları ise günün yorgunluğunu atmak için muhabbet meclisleri kuruluyordu kendiliğinden. Kimi zaman şehrin spor salonuna gidiliyor elde büyük çöp poşetleri salonun içerisine yerleştirilmiş bir evin ihtiyacı olabilecek malzemeler tek tek poşetlenerek dağıtıma hazır hale getiriliyor, kimi zaman yiyecek depolarına gidilip şehre gelen yardımlar tırlardan indirilip istifleniyor, kimi zaman gerçek ihtiyaç sahiplerini belirlemek ve yardımların adil ve verimli dağıtılması için şehirde gözlem yapılıyor, kimi zaman da bu belirlenen kimselere ihtiyaçlarının dağıtılması için tüm gün kamyon üstünde o mahalle senin bu mahalle benim dolaşılıyordu.

Güzel ve kötü şeyler gördük, güzel çocuklar ve çaresizlik içinde zaman zaman insanlığını yitiren insanlar. Türkiye'nin dört bir yanından yardıma koşup gelmiş insanlar. Bir kuru ekmeğe bir şişe suya muhtaç insanlar. Küçük bir çadıra koca bir aileyi sığdıranlar. Daha fazla malzeme almak için numara yapanlar ve benim malzemem var komşuma verin diyenler. Mahallesine dağıtılmak üzere verilen malzemeleri depoya gizleyip kendine ayıran muhtarlar. Sonra çadırkentler gördük öbek öbek şehrin heryerine kurulmuş, yaz sıcağında birçok hastalığa açık alanlarda. Ve çocuklar hiçbirşeyden habersiz oynayan çadırların arasında.

Fundalar tanıdık kamyon üstünde, ve Ümitler, Mehmetler, Onurlar, Buraklar, Güller, Seraplar, Şenaylar, Sibeller, ODTÜ'den ve diğer üniversitelerden gelen insanlar, hatta hatta Ankara Üniversitesi Amerikan Futbol Takımı. Bir de yerel halktan dolmuş şoförü Yaşar Abi ve pick up ile Nevzat Baba.

Hep bir ağızdan söyledik Metin Kemal Kahraman'ın Eskici şarkısını. Şehirde dolaşırken ve evlerine dönen arkadaşları uğurlarken.

kaybolmuş bir kentin eskicisiydi
makineleşmeye karşı duyguları topluyordu
kaybolmuş bu kentin sokaklarında
torbasında umut
torbasında, insana dair ne varsa

yalnız değilsin eskici
bir sabah güneş doğar
sevgiden tuğlalarla
yeniden kurarız bu kenti

bu kent yorgun düşmüş bunca acıya
yeni bir güne başlıyor umarsızca
bir tek eskici düşmüş yollara
torbasında umut
torbasında, insana dair ne varsa


Eskiciler umutla yeniden kurarlar elbet bir kenti ama olmasın böyle yıkımlar bundan sonra. Önlemler alınsın, hazırlık yapılsın bundan sonrası için. Veli Göçer'ler malzeme çalmasın...

1 yorum:

♥ MAVİANNE ♥ dedi ki...

Okurken o günlere döndüm,
Gerçekten büyük bir acıyı atlattık demiyorum izleri hiç silinmeyecek çünkü;

Değirmenderede O Ev'de çarşamba gece yattık biz ailece,
5 gün sonra pazartesi gecesi yıkıldı O EV,
İçinde arkadaşım Ayşe ile birlikte,
İşte o zaman anladım ben herşeyin kader olduğunu, doğduğumuzda yazıldığını,
O deprem çarşamba gecesi olsaydı şayet bizim ailemiz de enkazda olacaktı.....

Ne kadar güzel senin de o ne yapacağınız bilemez durumda olanlara yardım etmen,

İnşallah benzeri felaketleri bir daha yaşamayız.