23 Şubat 2011 Çarşamba

Anadolu'nun İsyanı...

Anadolu'nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.

“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.

Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.

Anadolu'nun tüm canlılarına armağan olsun..''

5 yorum:

MAVİANNE dedi ki...

Yıllardır çevreyi koruyalım diye uğraş veriyoruz ama nafile,
Çevre bilinci lazım sadece Ankara'ya yürümekle olmuyor bu işler
Saygılar :)))))

(Not: bilahare kahvaltıdaki özel karışımı size anlatayım diego bey :))

sanersen dedi ki...

belki de sizin gibi çevre muhendisleri görevini doğru dürüst yapamadığı ya da görev yapmalarına izin verilmediği için yürüyordur insanlar ne dersiniz?

bu santrallerin ÇED raporlarını verenler kim acaba bir düşünün. yürümeyecekseniz en azından yürüyeceğiz diyenlerin öevkini kırmayın. sayın Mavianne
HAK VERİLMEZ ALINIR!!!

Tarjeta Amarilla dedi ki...

cevre bilincine sahip olmak ve cevre muhendisi olmak bence bambaska seyler...sonuc olarak bu projelerin altinda imzasi olanlar ve bu dogayi ve insani hice sayan bu projelerden nemalananlar da hep okumus(!)kisiler.

kaldi ki bu insanlar cevre bilincinden cok daha fazlasina sahip olduklari icin, kendilerinin ve etraflarindaki canlilarin yasam haklarina saygi duyulmasini istedikleri icin, sirketlerin ve dogayi yalnizca bir para kazanma araci olarak gorenlerin karsilarinda seslerinin duyulmasi icin yuruyorlar...

bu noktada sanersen'e sonuna kadar katiliyorum, hak verilmez alinir, hele ki bu topraklarda...

Diego dedi ki...

mavianne'nin postundaki "nafile" sizinle aynı seyi dusundugunu gosteriyor bence.
ayrıca, yıllardır bu konularda çalışmış, emek vermiş bir insan olarak tecrubesini de bizle paylasıyor. ne diyor? "sadece" yurumekle olmuyor. o insanların neden yuruduklerini de bilmeleri gerekiyor. hatta daha da fazlasını. ki neden yurudugunu ne amac icin orda oldugunu bilmeyen insanları da cok gorduk.

ama hepsinden once karsi taraftakini iyi dinlemek ne soylemek istedigini ne soylemeye caliştigini anlamaya calişmak gerekiyor belki de.

bu insanların sevkini kırmak bi yana bu yuruyuse katılmayı dusunmuyorum desem yalan olur.
ki amarilla bilir bu tur eylemlere cogu zaman destek vermemisimdir. cunku cogu zaman gercek amacindan sapmıs saptırılmıs ve baska yonlere cekişmiştir hep bu tur eylemler. ama bu olusum digerlerinden farklı oldugu/olacagi izlenimini veriyor acikcasi. oyle olup olmadigini da belki yuruyuse katılıp gorecegiz.

son olarak, filmde gosterildigi gibi derelerin kullanma haklarını satanlar yada alanlar da sizin gibi dusunuyor olsa gerek. "hak verilmez alınır" !!!

Tarjeta Amarilla dedi ki...

bence mavianne cikip ne dusundugunu yazsa daha iyi olur. zira en basitinden ben o yazdigindan ankara'ya yurumekle bir seyin degismeyecegini esas gerekenin "cevre bilinci" oldugunu anliyorum. sanersen de boyle anlamis olacak ki oyle bir yorum yapmis...

sen tanidigim icin o 2 satirdan farkli bir anlam cikariyor olabilirsin ama tanimayan insanlar da farkli bir anlam cikarabilirler pek tabi. "Ankara'ya yürümekle olmuyor bu işler çevre bilinci lazım sadece" cumlesi ortaya farkli sey koyabilir ve sen yine bu cumleyi yazan kisiyi tanidigin icin farkli anlamlandirabilirsin.
neyse konuyu cok uzatmayacagim, ne soylemek istedigini gelip yine kendisi aciklasa bence daha iyi olurdu.

son cumlen de soylenecek pek bir sey birakmamis zaten. sirketlere bu hak bizzat devlet tarafindan verilmistir, devlet halkini ve onun yasama hakkini hice sayarak bu hakki sirketlere vermistir. yani gordugun uzere bu hak birileri tarafindan yine birilerine "verilmektedir". tartismayi bu eksenden surdureceksek eger mulkiyet ve devlet kavramlarini da tartismaliyiz...