christoph daum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
christoph daum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2010 Perşembe

Genç Semih ve Arkadaşları...

Fotoğraf 2004-2005 sezonunun forma tanıtımından. Volkan 23, Tuncay 22, Mahmut, Serkan ve Semih ise 21 yaşındalar. 2003-2004 sezonu Daum yönetiminde ve PVH'nin önderliğinde şampiyon olarak tamamlanmış, Şampiyonlar Ligi'nde yer alacak takımın formaları için de Adidas yeniden kesenin ağzını açmış. O zamanın Ümit Milli Takımı'nın çekirdeğini oluşturan gençlere de forma tanıtımında modellik yapmak düşmüş.

Sezonun ilerleyen haftalarında takıma önce Alex De Souza, ardından da devre arasında Nicolas Anelka katılacak. Avrupa'da seneler sonra şubat ayı görülecek ancak Zaragoza bahar aylarını görmemize engel olacak. Ezeli rakibin 100.yılında Olimpiyat Stadı'nda oynanan ve farklı kaybedilen kupa finalinin intikamı, Serkan Balcı'nın Ribery'e kelepçe taktığı maçta Selçuk Şahin-Nobre işbirliğiyle gelen golle ve Kadıköy'de atılan şampiyonluk turuyla alınacak.

Şimdilerde ise artık "Genç"ten ziyade "Nöbetçi Golcü" sıfatıyla anılan Semih sarı-lacivertli formayla golleri sıralamayı sürdürürken Volkan ve Selçuk da bu formayı terletmeye devam ediyorlar. Fotoğraftaki diğer isimlerden Serkan Balcı, Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra gittiği Trabzonspor'da istikrarlı performansıyla başarıyı yakalayarak takımının temel taşlarından birisi olmuş durumda. En sağda ve en solda yer alan iki Sakaryalı arkadaşın kariyerleri ise birbirlerine zıt yönde ilerledi. Çakma Carlos Mahmut Hanefi Fenerbahçe'de dikiş tutturamayıp Anadolu takımlarını turladıktan sonra kürkçü dükkanı Sakaryaspor'a dönerken, kankası Tuncay Fenerbahçe forması altında kaptanlığa kadar yükseldi fakat bu formayla bayrak adam olmak yerine İngiltere'nin yolunu tuttu ve Premier League'in Coulibaly'si oldu. Son olarak formasını giydiği Stoke City'den ayrıldıktan sonra yeni durağı neresi olur bilinmez ama Fenerbahçe taraftarı için bir daha asla fotoğraftaki Tuncay olmayacağı aşikar...

22 Eylül 2010 Çarşamba

Aykut Fetişizmi

Daum'a çakalım hocam Aykut'u eleştiremiyoruz ne de olsa...

Kayseri gibi zorlu bir deplasmana yedek klübesine bir stoper almadan gitmenin de ne önemi var ki. Gözünü seveyim kimin aklına gelir sakatlık falan olacağı, düşünme böyle şeyleri, zorunlu bir müdahale ya da gereksiz bir sertlik sonucu görülebilecek kırmızı kartları ise aklına dahi getirme. Bakma sen 3 gün 3 gece oynansa 0-0 bitecek maçın Selçuk girdikten sonra 2 dakika içinde kaybedildiğine. Hocanın bunda ne kabahati var ki nereden bilsin Selçuk'tan stoper olmayacağını tek bir hazırlık maçında ya da antremanda denememiş sonuçta. Nasip Kayseri deplasmanınaymış.

Alex de çıkar hocam elbet efsane de olsa futbolcudur sonunda daha önce de çıkmıştır hem*. HoAmca'ya kulak asma sakın "Galipken de Alex çıkıyor mağlupken de Alex bu işte bir gariplik var" sözlerine.Tribünler tapmış da ne olmuş hocam 5 yılda 1 şampiyonluk, hatice değil netice hesabı işte.

Hem Daum'un Aragones'ten almış olduğu moral motivasyonu yüksek güçlü kadroyu da unutmayalım. Stoch'u Dia'sı olmasa da Kazım'ı vardı Daum'un bir de Guiza'sı Niang'ın yerine.

Madem Aykut'u eleştiremiyoruz hocam;

Çak o zaman çak çak....

*Bu cümlede ironi yoktur.

Hatice'ye Değil Neticeye Bakmak

Daum’u yere göğe sığdıramayanlar, Aykut’un hala Daum’un sistemini, oyununu oynattığını söyleyenler, Bjk maçında Daum’un aynen yapacağı hareketi (Alex-Cristian değişikliğini) düşünmeden Daum olsa kazanırdı bu maçı muhabbeti yapıyorlar hala. Çakayım Daum’a. Yaşattığı şampiyonluklardan çok takıntıları ve yaşattığı travmaları hatırlayacağım.

Dolamışlar bir Alex-Aykut muhabbetini dillerine sahada oynanan oyunu görmüyorlar. O dakikada Alex’ten başka kimi çıkarabileceklerini düşünmüyorlar. Girene değil de çıkana takılmış herkes. Alex yerine başkası çıkmış olsa sanki takım geri yaslanmayacakmış sanıyorlar. İleri gitmeyi sadece Alex’in paslarından ibaret zannediyorlar. Hatice’ye değil neticeye bakar olmuş herkes.

Al gülüm ver gülümden başka bir şey oynamamış Bjk’yi yere göğe sığdıramıyorlar. Neymiş %60’a %40’mış. Neymiş 350 isabetli pasa 150 isabetli pasmış. Fenerbahçe’nin geçen sezon böyle oynayıp da kaleye tek şut atmadığı maçlarını ne çabuk unuttunuz. O maçlarda ettiğiniz küfürleri, beğenmediğiniz oyunu ne çabuk unuttunuz da Bjk’nin bu oyununu şimdi alkışlıyorsunuz.

18 Haziran 2010 Cuma

Siz Gönderemiyorsanız, Biz Gönderelim!

Christoph Daum, iki sene daha görevinin başında kaldığını açıkladı, Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetimi de doğruladı. Daum’un Roland Koch haricindeki tüm yardımcılarının görevlerine ise son verildi. Bu kararda yönetimin ağır tazminat maddelerinin altında kaldığı açıkça görülebiliyor.

Aziz Yıldırım’ı her zaman kalpten desteklemiş bir insan olarak artık yapılanlara iyimser yaklaşabilmem mümkün değil. Sen Fenerbahçe’sin bir kere, Daum gibi kariyeri muhteşem başarılarla dolu olmayan bir hocayı getirmek için seni bu kadar zor durumda bırakacak tazminat maddesi koymak zorunda olmamalısın. Hiç mi görmediniz Beşiktaş’ın Del Bosque’den çektiklerini? Hiç mi akıllanmadınız, hiç mi ders almadınız Aragones ile yaşadıklarınızdan? Sözleşmeye 13 milyon tazminat yazana kadar lig şampiyonluğu 10, Avrupa Ligi şampiyonluğu 25 milyon avro yazarsın, sonra arkana yaslanır olacakları izlersin. Ayrıca 300 milyon bütçem var diye hava atıp 13 milyonu ödeyememek de ne ola ki?

Yöneticiysen kararının arkasında durman gerekmez mi? Sen bu adamı Denizli’de yaşattığı son maç faciasından dolayı sepetlemedin mi? Tükürdüğünü yalar da bu adamı geri getirirsen, o da sana yaptığın hatanın bedelini seninle dalga geçerek ödetir işte Trabzon maçında tek forvetten dahi vazgeçmeyerek; deja vu! Sonra da çıkar “başarılıydık ama şanssızdık” der, yönetim olarak sen de söz birliği yapmak zorunda kalırsın. Hadi Denizli şanssızlıktı, Trabzon şanssızlık olamaz. Olan oldu da, yönetim olarak hala bu hocaya göz yummak büyük Fenerbahçe Camiasıyla dalga geçmekten ve yönetimin net başarısızlığından başka bir şey değildir.

Sayın Aziz Yıldırım, bu camia artık futbolda başarı bekliyor sizden, adam gibi bir hoca, adam gibi transferler istiyor, kürek şampiyonlukları değil (bu arada kürekte kupayı da bir puanla Galatasaray’a kaptırdık geçen hafta). Daum vurdumduymazdır, utanmayacak da siz ne yüzle bu adamı taraftarın önüne çıkartacaksınız? Kombine, taraftar kart, forma satarken insanlara ne diyeceksiniz? Stoch dışında transferde sesiniz soluğunuz çıkmadığı gibi derhal gönderilmesi gereken, altyapıda denense bile kapı gösterilecek olan Güiza hala kadrodaki yerini koruyor. Daum kaldığına göre yine Kazım’ın dilinden anlamayacak, adamı oynatamayacak, Semih ise ya başka kulübe kaçacak ya da yine kulübeye tüneyecek. Daum, sportif direktör Aykut Kocaman ile sorunlar yaşadığını, arkasından gizli saklı konuşulduğunu, yönetimin istediği transferleri yapamadığını açık seçik söyledi iki gün önce. Yeni bir sezona bu huzursuzluklarla başlanacak. Bunları nasıl çözmeyi planlıyorsunuz acaba?

Kaale almadığınız çok belli olan bu cefakar taraftar artık güçlü ve akıllı bir yönetim istiyor, tutulamayacak şampiyonluk sözleri değil. Kulübün dev potansiyelini akılcı kullanıp başarıya çevirmenin zamanı bugün gelmediyse ne zaman gelecek?

Bir yerden başlamak için henüz o kadar da geç değil. Kimsenin bize bu işkenceleri göz göre göre çektirmeye hakkı yok. Daum ve Güiza’yı gönderemiyorsanız, parası neyse biz verelim de öyle gönderin. Yoksa 12. adamı kaybettikten sonra düşünmek için artık çok geç kalınmış olacaktır.

Not 1: Gelin böyle bir kampanya başlatalım, destek verelim. Sesimizi, isyanımızı duyuralım. Gerçekten parası neyse biz Fenerbahçe taraftarları olarak verelim. Yeter ki bunlardan kurtulalım. Bir sezonu daha kaldırıp çöpe atmayalım daha başlamadan.

Not 2: Yazı, işyerinden arkadaşım MegaEmin™ tarafından kaleme alınmıştır.

Duvarı Yıkmışlar Bir de Priketleri Kırıyorlar!

‘Ulaa duvari yikip priketleri kirmislar, ulan hadi duvari yiktiniz priketleri niye kiriyosunuz, insan tekrar priketlerden duvari orer..’

‘Kaputu açmışlar bi de aküyü çalmışlar, kaputu açtınız bari aküyü çalmayın, aküyü çalmamış olsalar...’


Bizim durumumuz da artık tam vizontelelik oldu. Sayın Başkan yine 1.5 ayımızı sokağa attı, sonunda da dün o muhteşem kararını açıkladı. Durmak yok, yola Daum'la devam. O zaman adama sorarlar başkan:

"Madem Daum'la yola devam edecektin, neden şampiyonluğu kaybettiğimiz günün ardından açıklamadın kararını. Madem bu kadar geç açıkladın kararını, Daum'la devam etmemiş olsaydın da Aykut’umuzu harcamasaydın."

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Daum Der Ki # 7

"Haftalardır bir baskı altındayız ama bu baskı bizi daha güçlü yapıyor, takım daha konsantre oluyor. Seviyoruz sanırım biz bu baskıyı. Bursaspor’un kazanması da iyi oldu. Çünkü bu baskı sürüyor. Seviyoruz bu baskıyı."

(Eskişehirspor maçı sonrası basın toplantısından)

14 Nisan 2010 Çarşamba

Daum Der Ki # 6

"Gerek yoktu. Bugün sadece turu geçmek söz konusuydu. Güzel oynama ödülü verilmeyecekti, averaj da yoktu. 5-0 kazansaydınız da yine finale yükselecektiniz. Bizi biraz eleştirmeniz hoşuma gidiyor"

(Oyunu neden domine etmediklerine ilişkin soru üzerine)

7 Mart 2010 Pazar

Daum Der Ki # 5

"Maçın tümüne bakarsak, maçı hak ettiğimizi düşünüyorum. Daha fazla topa sahip olduk, en önemlisi de kalemizi gole kapalı tutmamız. O nedenle bu galibiyeti fazlasıyla hak ettik"

25 Şubat 2010 Perşembe

Daum Der Ki #4

"İlk defa 'Niye oynamadı' soruları olmayacak. Kaleci hariç 10 sağlam futbolcumuz var. Diğer bir sağlam oyuncumuz Deivid, o da yedekte oturacak. Sağlam oyuncularımızın hepsi ilk 11'de yer alacak."

18 Şubat 2010 Perşembe

Lille 2 - Fenerbahçe 1

İki haftadır gülmeyen yüzümüz bugün de gülmedi. 2-1’lik skor dünyanın sonu değil. Tercih edilmese de mağlup olacaksan gol at tek farklı mağlup ol, elemeli maçların kuralı bu. Lakin Zico’nun oyun tutan, ülkede ve de ülke dışında kendi oyununu oynayan takımını hatırladıkça geriye gittiğimizi gördük. Top çıkaramayan, tutamayan, oyuna hükmedemeyen bir takım izledik. Grup maçlarındaki serinkanlı takım gitmiş iki pası yapamayan Fenerbahçe geri gelmişti.Yok bu Daum’un takımı da değil olsa olsa Denizli’nin sıfır çeken takımı.


Volkan’dan başlamalı önce. Rüştü abisini aratmıyor önemli maçlarda hep yüreğimiz ağzımızda, on yıl sonra güven verir o da bize nasip olmaz. İlk golde ayakta kalsa , topuğuna çarpacak şut.
İkinci de kalesinde dursa yeter. En kötüsü aynı hata ile kaybettirdiğin bir şampiyonluk var senin, artık sahip çık kalene, terk etme zaruri olmadıkça.

Savunma zaten Allaha emanet, hocanın ilk stepne stoper tercihinin Deniz olması da tartışılır. Bekir ve Önder gibi bu bölgede oynamaya daha alışkın adamlar var kadronda ve baskı yapan bir takıma karşı ilk tercih Deniz, yine de diğer alternatiflerin muhteşem olmadığını düşünürsek çok da üstüne gitmemek lazım. Lakin forvette bu tip maçların adamı denen Guiza’ya 90 dakika nasıl tahammül edebildi anlamak mümkün değil. Diego’nun tabiriyle baban olsa atmaz o pasları sana. Bir golcü ne ister, pas ister. Pozisyona gireyim ister. Al da at ister , ister ister de
top gelince de Allah ne verdiyse der. Kezman’ı aratıyor bu Guiza, ilk topta Alex’e iadesi tam küçük Emrah’lık. Kendine güveni olan golcü o pası aldığında gol gol diye aş erer. Guiza pas veriyor. İyi niyetinden sual olunmaz da bazen bu gönül gol istiyor kardeeeş. Alex o pasları misal Preko’ya atmış olsa senelik 15 asist ortalaması olurdu sana 30 . Adam Nobre’yi kral yaptı , gel gör ki kaderi Kezman’la , Guiza’yla terbiye olmakmış. Din bilimcisi olurum diyordu bu sabırla hidayete erer, eren olur .

Cristian’a söyleyecek sözüm yok, Selçuk’un hakkını yiyor bu adam.
Gören Xavi zanneder , bu kadar süreyi bir tek o alıyor. Cezalı değilse her maç ilk 11, daha bir numarasını görmedik. Emre dışarı çıkıyor Cristian sahada, Alex dışarı Cristian dursun. Maldonado’nun suçu neydi arkadaş.

Arızalar ve arızalı adamlar bildiğimiz gibi, bu
maça etki eden ekstralar Emre’nin Alex’in etkisizliği,ve Özer’in formsuzluğuydu . Gökhan Gönül biz konduramasak da bayadır kötü oynuyor. Santos’un oyunu herşeye rağmen sevindirici. O gamsız hali bu maçlarda işe yarıyor.

Kağıt üstünde güzel görünen bu skorla eve avantajlı döndüğümüzü düşünenler
yoktur herhalde , bunun nedeni de Lille’in çok hızlı bir takım oluşu. Bilica’nın, oynarsa Lugano’nun hızlarını düşünürsek , açık alanda düştükleri durumları da hatırlarsak işimiz zor. Oyunu tutan , rakibi uyutan bir oyun lazım, kulakları tıkayıp Fener bir şey oynamıyor denilen zamana dönmek lazım.Yana pas, garanti oyun, kaptırırsak herkes topun gerisine. Araya bir tane sıkıştırıp geçmek gerek bu turu. Aman gol lazım diye yüklenirsek fena.


28 Kasım 2009 Cumartesi

Daha da Geriye Bakmayin...

Bu sahada olan Fenerbahce degildi, daha dogrusu Fenerbahce bu olmamali, kimse masal anlatmasin... Ne uzerine yazmaya deger ne de uzerine dusunmeye... Su an Daum basin toplantisi yapiyor ve tek kelime ile sacmaliyor, o da henuz sahada olan biteni idrak edebilmis degil...Bende tek bir aciklamasi var; uzerine giydikleri formanin degerini, hangi kulupte ne amaci ile oynadiklarini bilmeyen futbolcular var...Hem bugun sahada, hem de saha disinda... Daha da geriye bakmayin kardesim...

2 Kasım 2009 Pazartesi

Daum Der Ki #3

"Biz buradan 1 puan kazandık Kayseri bizden daha fazla pozisyon yakaladı ikinci yarıda . O nedenle biz burada 1 puan kazandık. Kayserili futbolcular daha fazla koştu, daha fazla mücadele etti, daha fazla gücünü kullandı ve daha fazla pozisyon buldu."

Kayserispor 1 - Fenerbahçe 1

1 puan iyidir diyor Herr Daum. Kayseri'nin oynadığı ve bizim oynayamadığımız oyuna baktığınızda kesinlikle doğrudur.

Misafir nedeniyle aslında maçı tam konsantrasyonla izleyemedim. Ama gördüklerimi kısaca yazayım yalnışım varsa siz düzeltin, eksikleri de tamamlayın.

Israrla üzerinde durulan Özer yine kenardaydı maç başlarken. Alex'in varisi deniliyor ama oynaması için sanırım Alex'in ölmesi bekleniyor.

Maçın ilk yarısı tatsız tuzsuz bol sulu bir maçtı. Zeminin azizliği ve kalecinin hatasıyla gelen gol hiç yoktan iyiydi. Ama Antep deplasmanında skorun üzerine yatmayı beceremediğimizi görmüşken ve maç sonunda bundan dersler çıkaracağımızı yazmışken büyük puntolarla gördük ki pek de ders çıkarmamışız aslında. Ne futbolcular adına ne de teknik ekip adına bunu söylemek mümkün değil.

İkinci yarı iki takım için de daha hareketli ve pozisyonluydu. Ancak biryerden sonra Fener oyundan düştü ve Kayseri tek başına oynamaya başladı. Gayet de güzel oynadılar tebrik etmek gerek kendilerini. Ceza sahası içinde daha etkili olabilseler bu maçı da kaybetmiştik.

Zaten nedir bir kaleci maçın adamıysa onun arkadaşları o maçta pek birşey yapmamış demektir. Volkan günün en iyisiydi.

Volkan dışında yine ve her zaman ki gibi çabalayan Emre ve Gökhan dışında vasatı aşan oyuncumuz yoktu.

Santos daha en dibi görmedim dercesine hala aşağıya doğru iniyor.

Kazım'ın geçen hafta bahsettiğimiz göz göre göre saçma sapan fauller yapma alışkanlığı devam ediyor.

Oyuncuların düşük performansları kadar Daum'un tercihlerini konuşmak gerek sanıyorum. Ha teknik direktörün ne yaparsa yapsın ne derse desin çıkar oynarsa futbolcuların o maçı her türlü alırsın o ayrı mevzu. Bunun altını çizelim. Ama yine de motivasyon olsun taktik olsun bir teknik direktörün de çok etkisi var takım üzerinde ya da en azından olmalı.

Her ne kadar hafta içinde Bekir oynayacak söylentileri olduysa da Önder ilk onbirdeydi normal olarak. Sakatlıktan çıkmış ve geçen hafta bir de gol atmış Güiza'nın oynaması da normal. Ama büyük kaptan Alex'in yokluğunda takımın üretken olması ileriye topu taşıması ve kanatların destek vermesi lazım birden fazla gol bulabilmen için.

Geçen hafta rakibi durdurmak için solda oynattığın Vederson oyunun defans anlamında Carlos'a destek verebiliyor ama hücum anlamında nadiren yaptığı isabetli ortaların dışında bir artısı yok. Yani ne dripling ne bindirme ne adam eksiltme.

Kazım'dan vazgeçmediğine göre Daum ilk onbir de yapacak zaten başka değişiklik yok. Sonrasında gelen oyuncu değişiklikleri ise desteksiz atış gibi. Yani Semih'i alıyoruz ama topu Semih ve Güiza'ya atacak adamımız yok. Ki Mehmet Topuz da yorulmaya başlamış artık o dakikalarda. Ama daha da kötüsü Santos'u alıp Alex'in yerinde oynatmak. Bir kere Santos ayağında top tutmayı seven bir adam. Bunu da fazlasıyla yaptığı için fazlasıyla top kaybediyor. Onu oynatacaksan çok sevdiği driplinglerini yapabileceği kanatta oynatacaksın. Alex gibi gördüğünde atan bir adam değil. Gerçi diyorum ya bu ara seni beni koy Santos'tan iyi oynarız. Son değişikliği ise hayretler içerisinde izledim. O an anlayamadım nedenini ama sakatlanmıştır diye düşündüm, öyleymiş. Yoksa tamamen bir rezillik olurdu. Özer'e yazık, 85.dakikada kenara gel ama yine oyuna gireme. Gerçi o dakikadan sonra girse ne girmese ne, o da ayrı mevzu. Ve hatta madem Daum o değişikliği yapıp Özer'i oyuna alacaktı bunu golü yediğimizde derhal yapmalıydı. Antep'ten en azından onu öğrenmeliydi. Semih'i aldı gole tepki olarak ama dediğim gibi topu ileri sadece Volkan'ın degajları ile taşıyabiliryorduk o dakikalarda ve Semih'in de Güiza gibi etkisiz kalacağı aşikardı.

Attığımız golün ve penaltı kararının saçma sapan olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Bence çok ağır bir karardı.

18 Ekim 2009 Pazar

Gaziantepspor 2 - Fenerbahçe 1

Sen bir gol attıktan sonra ikinciyi de atayım rahatlatayım demek yerine rakibi uyuturum maçı böyle bitiririm diye düşünürsen o uyuttuğunu düşündüğün rakip "ulan asıl ben seni uyutuyorum" diyip 2 tane çakıverir son 10 dakikada, sen de ne olduğunu anlamazsın hemen koştur koştur Özer'i oyunu alırsın hakem izin verirse sonra da daha önce aklına gelmeyen bu gencin seni kurtarmasını beklersin.

Çok güzel oldu bu maç, tam götümüze göre oldu, en başta da Daum'unkine göre. Sen daha oynadığın maçı kazanmadan önümüzdeki hafta oynanacak derbiyi düşünür onun için de Gökhan'ı çıkarırsan, topu ileri taşımak, ileri oynamak yerine bek gibi sürekli yana hatta yana bile değil sürekli geriye oynayan açıklarını 75 ve 90 dakika sahada tutarsan (üşenmedim saydım verdikleri pasları), yorulan Semih'i, Topuz'u daha önce değiştirmezsen, maçı benim televizyondan izlediğim gibi izleyip ezbere değişiklikler yaparsan gün gelir böyle eline verirler uçak biletini sen de paşa paşa dönersin İstanbul'a. Ha bir de çıkar maçtan sonra demeç verirsin; maçtan önce bu maçın zor olacağını söylemiştik, oldu da diye övünürsün. Ama sana sorsak zor geçti de sen kolaylaştırmak için ne yaptın diye alacağımız cevap kocaman bir HİÇ'ten başka ne olabilir acaba?

27 Eylül 2009 Pazar

Daum Der Ki #2

"Hiçbir şey, tamamen bitmeden bitmiş değildir. Oyuncularımız bunu öğrendiler ve biliyorlar..."

26 Temmuz 2009 Pazar

Daum Der Ki #1

"Brezilyalı oyuncular hep pozitiftir, avantajdır bizim için. Sonuçta 11 Brezilyalı futbolcu dünya şampiyonu olmuştu. Bana göre, ülkesine göre futbolcular fark etmez. Ben bir kan grubu tanıyorum o da sarı-lacivert..."

29 Haziran 2009 Pazartesi

Evinize Hosgeldiniz...

Sonunda beklenen oldu ve bugun itibariyle futbol takimimiz gerceklestirdigi idmanla sezona Christoph Daum yonetiminde merhaba dedi. Aragones'in sozlesmesinde yer alan tazminatiyla ilgili bir madde yuzunden uzun zamandan beri ayak diremesi sonucunda, artik sagir sultanin bile duydugu fakat resmi olarak bir turlu aciklanmayan Daum ismi de bugun itibariyle resmilesmis oldu.Kim ne derse desin Aykut'la birlikte Daum'u, Koch'u Samandira'da gormek onumuzdeki sezon icin heyecan verici, ozellikle kabus gibi gecen bir sezonun ardindan boylesine sevdigimiz, bildigimiz isimlerin gorev alacak olmasi yuregime su serpiyor...

Macin sonunda kaybetmis olsa bile sahayi sirilsiklam formalarla terletecek bir takim yaratacaginiza inaniyorum...Tekrardan evinize hosgeldiniz, yeni sezon hepimiz icin hayirli olsun...