
Diego dostumuzun sabah mesaisi oldugundan bu gecelik maç yazısı benden olacak. Devre arası konuştuğumuzda takımın ne kadar da boktan oynadığından yakınmıştık ikinci devre fena değildi. 1-0’dan sonra yaslanma alışkanlığı fena sardı takımı aynı alışkanlık 2-1 de olmuyor mesela , efsunlu bir skor halini almaya başladı, 2’yi atmadıkça rahat yok artık bize.
Takımın en ilerisinden Kazım’dan başlayalım, yine çok hareketli ama etkisizdi. Çok da ofsaytta kalıyor. Bir kekeleme durumu var , biraz top tutabilirse gerçek bir forvet alternatifi olabilir. Guiza girdikten sonra tutamadığı bir Alex pası ve yanlış kalkan bir bayrakla yine o koşularını gösterdi. Kazım’ın biraz feyz almasını umalım. Okçu bir gol atıp keşfedilme videosuna cevap verir mi diye baktım ama pek oralı olmadı. Cevap vereceği merci sayısı her geçen gün artmakta.
Gol güzeldi, erken geldi. Santos mesaiye başlamıştır umarım, ikinci yarıda yine siestaya çekilse de bundan iyisi Şam’da kayısı.
Volkan’a maç genelinde top bile gelmedi desek abartmış olmayız herhalde. Pozisyon vermedik mi peki. Verdik hem de Antalya maçında yediğimiz golün aynısından 2 pozisyon. Gökhan gereken dersi almamış gibi. Simetriğinden de gol geldi, Bilica uyudu. Niculeta veYunan oyuncu (Evet Turgay Şeren gibi oldu) arkalara sarkmayı denediler sürekli ama bizim defansın zorlandığı pozisyonlar ne hızlı gelişen ataklarda araya atılan toplar ne de çizgiden yapılan ortalar. Top karşıda rakip elinin altında ikisini de kontrol edebileceğin o güzelim anlarda şaşakalıyoruz, enteresan. Yine de yenen gole hiçbir aklı başında Fenerlinin üzüldüğünü sanmıyorum. Eğer yemesek ve devreye 1-0 girsek maç sonuna kadar eziyet çekip, Rumenlerin ateşle imtihanını seyredecektik.
İkinci devre çok o sıkıcı oyun devam ediyor diyecektik ki gol geldi. Bilica hatasını affettirdi en klasiğinden. Sonrasında rakip açıldı biz kontradaydık. Ama hep dalgalı anaforlara daldık. Hiç korner atmadan bitirdik maçı , bunun özeti de şudur kanatlara hiç inmedik. Çizgiye inmek yazmıyor bu ara kitabımızda, hiçbir hücum varyasyonumuz da yoktu, Doktor ne yana bakarsa ordan geldik.
Twente son dakikada 2-1 kazanmış, dolayısıyla Hollanda’ya grup liderliği için gidiyoruz artık. 1 puan bile alsak son hafta kulaklar Bükreş’te olmayacak.
Rıdvan boğanın yanına Alex heykeli istiyordu, az bile. Onu anlatmaya Nazım gerek. Tek başına seyirlikti ilk yarı. İkinci yarıda takımı da kattı yanına zorla. Attığı gol olağan bir Alex çalımı ve alışılmadık bir dripling sonrası geldi. Omuz verdi; kavga benimdir dedi , boğuşaraktan indi yaya. Vuruş Rüştü’ye milli maçta attığını andırdı. Onun eksiği yok mu ? Var tabi. Bir joystick. Attığı paslarda takım arkadaşlarını kontrol edebilse dört dörtlük olacak. Aldığı her topta , kafasını her kaldırışında fırçasını sallayan ressam gibiydi, o top bir adamın ayağına bu kadar mı yakışır. Bugün izlediğim röportajında futbolcu olmasam dinbilimcisi olurdum heralde dedi. Ben şimdiden kendisin müridiyim. Allah ayaklarına zeval vermesin. Gecenin sonunda Neşet ağam da onun için söylüyor şimdi:
Ne güzel yaratmış seni yaradan ,
istemem esmesin yeller incitir…

