24 Temmuz 2009 Cuma

Darius Vassell ve Ankaragücü

Yer yerinden oynadı Darius Vassell Esenboğa havaalanına indiğinde ve yüzlerce Ankaragücü taraftarı tarafından karşılandığında. Ancak o günden sonra bir türlü resmi imzanın atılmaması akıllarda değişik sorulara ve düşüncelere sebep oldu. Mesela ben transferin eninde sonunda gerçekleşeceğine inansam da acaba sadece reklam amaçlı bir hamle miydi diye de düşünmedim değil inceden.

Ama 2 gün önce gelen resmi imza konu ile ilgili bütün spekülasonları sonlandırdı. Renkdaşımız Ankaragücü'nü öncelikle bu transfer için ardından bu sene kutlayacakları 100. yılları için can-ı gönülden kutluyorum. Umarım onları bu sene daha üst sıralarda görürüz.

Eminim bu transfer HoAmca'yı da en az Gecekondu kadar heyecanlandırmış ve mutlu etmiştir. Yarın birgün arar da kombinemizi alalım kanka der diye bekliyorum.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Fenerbahce 2009-2010 Formalari...

Beklenen lansman gerceklesti ve Fenerbahce Futbol takiminin yeni sezonda giyecegi formalar FBTV'den de canli yayinlanan defile ile taraftarlarin begenisine sunuldu. Acikcasi formalarla ilgili postu carsamba aksami yazmayi planliyordum fakat daha kollardaki Turk Telekom reklamlarini sindiremeden formalarin sirtinda kocaman Ulker yazisini gorunce basimdan asagi kaynar sular dokuldu. Sinirimin forma degerlendirmelerine yansimamasi icin ve formalarin daha detayli hallerini gorup oyle yorum yapmanin daha dogru olacagini dusundum ki bu yaziyi 2 gun once yazsam hayal kirikliklariyla dolu satirlar okuyacaginizi garanti edebilirdim. Oyle ki Hayatim Fenerbahce'deki formalarla ilgili basliga yaptigim yorumlar da bunu gosteriyor zaten...
Kiminin ruyasi, kiminin kabusu; Fenerbahcemizin alamet-i farikasi klasik sari-lacivert cubuklumuzla baslayalim. Cubukluya yakisir son derece şık ve sade bir tasarim. Gectigimiz sezonlara gore birkac farklilik var elbetteki. En onemli degisiklikler formanin yakasiz olmasi ve gogus kismindaki avea reklaminin cubuklari keserek degil de konturlu olarak formada yerini almasi. Cubukluyla ilgili temennim ise kendini en iyi sekilde tamamlayan beyaz sort-beyaz konc ikilisiyle sahadaki oyuncularimizin uzerinde olmasi.
Fenerbahce tarihine bir saygi durusu; 2 sene oncesinin en begenilen formasi sari-beyaz cubuklunun donusu...Sari-beyaz da sari-lacivert cubuklu gibi bir Fenerbahce klasigi olma yolunda ilerliyor. Gecen sezonki enine cubuklu forma da oldukca basariliydi ama CL'de ceyrek final oynayan Zico'nun Fenerbahce'siyle ozdeslesen ilk sari-beyazin yerini tutmamisti. Hatirlarsaniz o sezon ligde ve CL'de girdigimiz kurulus formalarinin omuz cizgilerinin renkleri farkliydi ve CL'de giydigimiz lacivert cizgili forma bircok kisinin favorisiydi. Kurulus 2009 formasinda omuz cizgileri lacivert ve bu formada da cubuklu formada kullanilan tasarim tercih edilmis, tek bir farkla. Ki bu fark bence formanin butun albenisini yok eden ve guzelim formanin carsida pazarda satilan sahte formalara benzemesine yol acan ozensiz sari-lacivert seritli yaka. Hayatim Fenerbahce'de Onore konuyla ilgili olarak omuz seritlerindeki lacivertin yaka olmadan sari-beyaz uzerinde cok patladigini, bu yuzden yakanin tercih edildigini soylese de maalesef formalar arasinda bende en cok hayal kirikligi yaratan forma Kurulus2009 ve bunda da kullanilan yaka cok buyuk pay sahibi.
Antrasit surpriz; kulup olarak isin pazarlama yonunu kaptigimizin bir kaniti da 100.yildaki gumus formayla baslayip, turkuaz, neon ve bayrak formayla devam eden alternatif formalardaki basarimiz. Antrasit renklerdeki 3. formamiz olan Arma forma sezonun en cok satan formasi olmaya aday. Arma forma yalnizca rengiyle degil uzerine biraz daha koyu bir tonda islenmis Fenerbahce armasi ve neon cizgileriyle de farklilasiyor. Tek kotu yani ise -yine bence- bu formanin da yakali olmasi gerci forma renk itibariyle takim elbiseyle giyilebilecek bir forma :) ama yine de kimsenin kravat takmak isteyecegini zannetmiyorum.
Tarjeta'nin favorileri; bu sezon icin olumlu bir gelisme de kaleci formalarindan 2 tanesinin satisa sunulacak olmasi. Ozellikle benim gibi yakali formaya takintisi olanlarin imdadina yetisiyor bu formalar. Tanitimda Babacan'in uzerinde ve yukarida resmi olan Lacivert uzerine sari cizgili O yaka forma ve Demirel'in tanittigi Arma formayla detay rengi farkli olan turkuaz cizgili O yaka forma taraftarlara sunulan oldukca şık alternatifler. Acik renk olacak diger 2 kaleci formasi ise satisa sunulmayacakmis.
Gelelim formalarla ilgili diger detaylara, oncelikle Fenerbahce marsindan dizelerin yer aldigi etiket oldukca dikkat cekici ve iyi dusunulmus bir ayrinti. Benzer bir etiket kullanimini Barcelona'nin formalarinda da gormek mumkun. Ayrica onceki senelerden farkli olarak formalarin etek kisimlarinda Fenerbahce Spor Kulubu 1907 yazisini ve Fenerbahce logosunu gormek mumkun. Bir diger degisiklik de hologramda, formanin hemen sagalt kosesinde bulunan hologram bu sene cubuklu forma seklinde tasarlanmis.Formalarin fiyatina gelince, ilk defa isi birakip master yapma karari vermekle iyi yapip yapmadigimi sorgulatiyor bana; 89 TL...Hele ki benim gibi forma fetisi olan bir insan icin cidden zor bir durum, ne yapalim en begendigimiz 1-2 taneyle yetinip kolleksiyonda bazi parcalarin eksik kalmasina goz yumacagiz artik.

Formalar arasinda bir siralama yapmak gerekir ise benim tercihlerim soyle olacak, sizin de tercih siralamanizi yorumlarda bekliyorum;

1)Kaleci arma 2)Cubuklu 3)Kaleci Lacivert 4)Arma 5)Kurulus

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Opucuk...

Son aylarda tebdil-i mekanda ferahlik vardir deyip yollara dusmemle haliyle uzak kaldim hem gundemden hem de blogdan. Ama her transfer sezonunda oldugu gibi yine isimlerin havada ucustugunu gozlemleyebiliyordum az cok...Robben geliyor, Ronaldinho gidiyordu, Schevchenko gonlum Fener'de derken, Sercan isi arapsacina donuyordu, Hamit-Halil sesleri yukselirken, yonetim resmi site araciligiyla yalanlamaya devam ediyordu haberleri, tabi bir taraftan da ikna edilmesi gereken futbolcu esleri vardi...Zaten ne cekiyorsak transfer doneminde alacagimiz futbolculardan degil de eslerinden cekiyoruz...
Gecen sezon sonu itibariyle kendi icimizdeki konusmalarda ve blogda cesitli fikirler vardi. Bunlardan bir tanesi de Alkolik tarafindan siddetle savunulan takimdaki Brezilyalilarla yollarin ayrilmasiydi. Aziz Yildirim birkez daha baskan secilip, "revizyon" dediginde, tamam dedik biz de gozunu karartti yine. Mucadele dedi, isiran, open takim dedi...Bekir, Bilica, Topuz, Ozer derken biraz once de yabanci transferlerimiz Istanbul'a indiler. Gecen sene sonunda takimdaki Brezilyalilarin coklugundan sikayet ederken; Bilica, Andre Clarindo Dos Santos ve Cristian Oliveira Baroni ile birlikte 3 Brezilyali daha eklemis olduk kadromuza. Boylece Alex, Carlos, Deivid, Edu ve Vederson'u da sayarsak Brezilyali futbolcu sayimiz 8'e yukselmis oldu.
Yeni Brezilyalilari degerlendirmek gerekirse dogru mevkilere yapilan transferler olduklari zaten asikar,senelerden beri devam eden sol acik sıkıntımızın giderilmesi ve Appiah-Aurelio ikilisi gittikten sonra ortaya cikan aciginin kapatilmasi acisindan faydali olacaklarini dusunuyorum. Yapilan transferlere genel olarak baktigimizda ise buna bir revizyon denilebilir mi? Iste orasi supheli zira hazirlik maclarindaki kadroya baktigimizda goruyoruz ki sahadaki kadro ayni, degisen sadece teknik kadro.Eger Aziz Yildirim teknik kadro icin soylediyse revizyon ve savasan gibi kelimeleri orasi dogru. Daum-Aykut ikilisinin goreve getirilmesi ciddi anlamda bir revizyondur, Aragones'le karsilastirildiginda Daum'un cidden savasan bir TD oldugunu da soyleyebiliriz.

Daum'un kampta yaptigi aciklamalardan da takviye istedigini kolaylikla anlayabiliyoruz. Gecen sene uzun lig maratonunda yasadigimiz sıkıntı, Edu'nun durumunun belirsizligini korumasi ve forvet hattinda yasanan alternatifsizlik bu istegin temel nedeni diye dusunuyorum. Hazirlik maclarinda oldugu gibi forvette kullandigi Kazim'i ve Sakaryaspor'dan gelen genc Furkan'i yeterli gormeyecektir Daum, bunu daha once gorev aldigi senelerde, sezon basladiktan sonra gerceklestirdigimiz transferlerden anlamak mumkun. Kadroya yabanci bir stoper ve yerli bir forvet takviyesi yapilacagini dusunuyorum, dusunmekten de ote yapilmasini istiyorum. Yapilir yapilmaz orasi ayri ama Daum'un eline alternatifli bir kadro vermemiz Aziz Yildirim'in bahsettigi o opucugun siddetini de belirleyecektir. Bekleyip gorecegiz, takim sahada opermis gibi yapip sadece dudagini dokundurup cekecek mi, yoksa dilini karsi takimin bogazina kadar degdirecek mi...

Formalar Gorucuye Cikarken...

Sezon oncesi transferlerle birlikte beni en cok heyecanlandiran konu yeni sezonda takimin giyecegi formalar olmustur herzaman icin...Formanin bir sekilde tribundeki taraftarlar ve sahadaki takim uzerinde olumlu veya olumsuz etkisi oldugunu dusunuyorum.Fenerium'un isi devraldigi 2000-2001 sezonundan sonrasini degerlendirmeye aldigimda, Fenerium'um bebek adimlari olarak gordugum ilk 2 sezon haricinde formalarimizin -tamamen kisisel anlamda- estetiginin (renk kullanimi, tasarim, yaraticilik, vb.) ve takim performanslarinin benzerlikler gostermesi bu dusuncemi temellendiren etken.
Gectigimiz sezonun formalarina baktigimizda enine sari-beyaz, bayrak ve neon formalar fikir olarak basarili gorunse de uygulamada onlerindeki kocaman Avea yazisi ve her tarafa serpistirilen 3 yildiz sacmaligi yuzunden son senelerdeki en basarisiz formalar oldugunu dusunuyorum, keza Werner Lorant'la baslayip Oguz Cetin ve Tamer Guney'le devam eden ve ligi 6.sirada tamamladigimiz 2002-2003 sezonunda da giydigimiz formalardan 0-yakali duz sari ve v-yakali beyaz formalar sade tasarimlariyla fena formalar olmamalarina ragmen o sezon sıklıkla giyilen saks mavisi-sari cubuklu forma sezon performansi gibi kabustu.
Sonraki senelerde takim performansiyla birlikte 2003-2004 sezonunda Fenerium'un, sonraki yillarda ise Fenerium-Adidas isbirliginin gercekten guzel isler ortaya koydugunu gorduk. Ozellikle Daum'un ilk senesinde kulubun markalasma yonunde attigi olumlu adimlarla birlikte kulup logosunun lacivert icin olan pantone kodunun formalarda da saks-mavisi yerine kullanilmaya baslanmasi , tercih edilen dupont kumas ve cubuklu formadaki dar kesim belki de gelmis gecmis en guzel cubuklu formalarimizdan bir tanesinin ortaya cikmasini sagladi. O sezon tercih edilen yakali Lacivert royal ve yakali beyaz formalar da sade tasarim ve altin sarisi islemeleriyle normal hayatta da rahatlikla giyilebilecek guzellikte formalardi.
2004-2005 sezonuyla birlikte Fenerium'un satis ve tasarim anlamindaki basarisi Adidas'in da istahini kabartmis olacak ki Fenerbahce futbol takiminin formalari Fenerium-Adidas isbirligiyle uretilmeye baslandi. Adidas faktoruyle kullanilan 3 cizginin de etkisiyle tasarim olarak onceki sezonun altinda kalinsa da yine klasik cubuklu, duz beyaz, duz sari ve lacivert agirlikli-altin sarisi cizgilere sahip 4 adet formayla sezona giren Fenerbahce bir onceki sezon oldugu gibi sampiyonlugu elde etmeyi basardi.
Gelelim bu gozlerin gordugu en guzel Fenerbahce formalarina...2005-2006 sezonu bircok Fenerbahceli icin unutulmaz bir sezondu, butun sezon boyunca ortaya konulan dominant futbol Fenerbahce'yi ligin tartismasiz favorisi yaparken; Alex, Appiah, Aurelio, Tuncay, Nobre, Anelka gibi oyuncular performanslariyla yildizlasiyor, fakat bunlar Fenerbahce'yi sampiyon yapmaya yetmiyor ve sampiyonluk son dakikada Denizlispor deplasmaninda kaybediliyordu. Sonuc ne olursa olsun geriye donup baktigimda hatirladigim sezonlar icerisinde en rahat mac izledigim, takim geriye dustugunde bile bir sekilde bu maci ceviririz dedigim sezonlardan bir tanesiydi. Takimin oynadigi futbol kadar giydigi son derece şık formalar da goz kamastiriyordu. Ozellikle farkli yakasi ve kol alti fileleriyle cubuklu, simdiye kadar yapilan en guzel alternatif forma olan gumus-lacivert dayanamayip 1'den fazla aldigim 2 formadir. Bu formalarin yanisira cubuklu formanin yakasina benzer yakalariyla kaleci kazaklarimiz ve v-yakali duz sari renkli 3. formamiz da oldukca dikkat cekiciydi.
2006-2007 sezonu ise Fenerbahce icin buyuk onem tasiyan cok ozel bir sezondu. Kulup 100.yilini kutlayacagi bu sezon icin Adidas'la masaya oturmus ve cok buyuk pazarliklar sonucu 100.yil efsane formasina Adidas'in alameti farikasi 3 cizgisinin yeralmamasini saglamisti. Formalardaki bir diger surpriz ise taraftar icin cikartilan cift tarafli formaydi. Formanin bir tarafinda Fenerbahce kurulus armasi ve mevcut Fenerbahce armasiyla klasik Fenerbahce cubuklusu yer alirken, diger tarafinda Fenerbahce tarihini yazan -bazi- isimlerin bulundugu altin sarisi forma mevcut arma ve 100.yil armasiyla yerini almisti. Alternatif forma olarak ise Adidas'in klasik dizaynlarindan bir tanesinin ince sari-lacivert cizgilerle suslenmis, gumus rengi versiyonu secilmisti. 100.yil formalarindaki bir onemli degisiklik de Fenerbahce armasinin altina yerlestirilen ve sonraki senelerde de formalarda gorecegimiz "1907-2007 Mazinde Bir Tarih Yatar" yazisiydi. Bu formalarla ilgili hosuma gitmeyen sey ise kimilerince kucuk bir ayrinti olarak gorulen fakat bence cok daha buyuk bir anlam-sizlik- tasiyan ve maalesef 2007-2008 sezonundaki formalarin da kollarinda bulunan cola-turka reklamlariydi.
Futbol takimimizin CL'de tarihinde ilk defa ceyrek final oynadigi 2007-2008 ise isin pazarlama yonunun biraz daha agir bastigini gordugumuz bir sezondu. Zira simdiye kadar hic kullanmadigimiz bir renk olan Turkuaz hem formalarimiz da hem de Fenerium urunlerinde sıklıkla kullanilmaya baslandi. Fakat bu sezonun en cok dikkat ceken ve en cok sevilen formasi hic suphesiz ki Kurulus formasi olarak adlandirilan sari-beyaz cubuklu formamizdi.Fenerbahce'nin renklerinden esinlendigi sari-beyaz papatyalardan yola cikilarak hazirlanan bu formanin basarisi bir sonraki sene kullanilacak olan enine cubuklu sari-beyaz formaya da zemin hazirlayacakti. Cubuklu formamiz ise yakasiz ve darkesim olmasi nedeniyle begendigim formalar arasinda yeraldi.

Taraftar forumlarinda herkes kafasina gore formalar yapadursun, 2009-2010 sezonu formalarimiz aylar oncesinden hazirdi. Formalar bugun 21.30'da Fenerium tribununde yapilacak ve FBTV'den canli yayinlanacak defileyle bizlerin begenisine sunulacak. Bu seneki formalarin kollarinda yeralacak olan Turk Telekom reklamlari her ne kadar sinir bozucu olsa da Daum'un takimin basinda oldugu senelerde hep şık formalarla sahaya ciktigimizdan ve gelen duyumlardan formalardan umitliyim. Ama elbetteki en net karari Fenerium'a gidip formalari uzerimize gecirdigimizde verebilecegiz...

Sevgiliye Son Mektup...

“Değerli karıcığım.

Biz tarihi son görevimizi yerine getirirken, seni görmek isterdim. Öyle sanıyorum ki hiç haber verilmedi. Veya göstermelik olarak, bilinçli, gecikeceğiniz şekilde haber gönderildi. Bu namussuzlardan farklı bir şey de beklenmez. Göremedim diye üzülmene hiç gerek yoktur. Senden bunu beklerim. Ben hayatım süresince özellikle birlikte olduğumuz zamanlarda gerçek anlamda belli şeyler anlatmaya çalıştım. Ve bu uğurda gücüm oranında üzerime düşen görevleri yerine getirmeye çalıştım. Son olarak da halkımın mutluluğu uğruna canımı severek feda ediyorum. Bu görevimi yerine getirirken size ve halkıma layık olmaya çalışacağım. Son nefesimi verirken dahi köhne düzenin celladına fırsat vermeden halkımın mutluluk sloganını haykıracağım. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Senin bundan sonra özel yaşamın hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Sana güveniyorum. Tek başına yapayalnız kalsan dahi doğruluktan, dürüstlükten ayrılmayacağına, namusluca yaşamını sürdüreceğine inanıyorum. Ayrıca sana ve halkıma armağan ettiğim Murat’a da yeterli ilgi göstereceğine, halkına yararlı olacak şekilde yetiştireceğine eminim.

Akyazı onurumuz. Yolumuz Akyazı’da düşenlerin yoludur.

Devrimciler öldü, yaşasın devrim.

Kahrolsun faşizm. Tek yol devrim.”

21 Temmuz 2009 Salı

Bugün Dost Yaralanmış,Yine Gönlüm Hoş Değil...

Sessiz sedasız gitti, çocukluğumdan itibaren bir Beşiktaşlı olarak gönülden sevdiğim spor adamlarından biriydi. Herkesin sevgisini,saygısını kazanmıştı ve güzel olan şey de buydu. Allah rahmet etsin.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Sol Kanattan Bindirenler -III-

90'lı yılların çilekeş takımında çubuklunun en çok yakıştığı , en şık abilerimizdendi Kemo. Üstün yetenekleri ile olmasa da tekmeye kafa sokan, ısıran, tuttuğunu koparan; emek yoksa ekmek yok şiarıyla 90 dakika soluklanmadan oynardı. 3 yıl üstüste şampiyonluk sözüyle bit pazarına trilyonluk nur yağdırırken, rakibini öpen Kemalettin ne giderdi şimdi, Rakı yanına buz gibi kavun.

Kemalettin Şentürk'ü benzerlerinden, çağdaşlarından, meslektaşlarından (Şabanlar, Şaşlar, Sergenler) ayırmam Televole sayesinde olmuştu. Futbolcuların evlerini TV'ye açtıkları dönemde mütevazi evinin zengin kütüphanesi önünde "saçlarına yıldız düşmüş koparma anne" dediğinde mest etmişti beni. Sonrasında İP'nin Atsız'a bu denli yaklaşmadığı dönemlerde, gazete ilanlarında Kemalettin Şentürk (FB'li futbolcu) ilanları ile irkildik. Artık iyiden iyiye çemberin dışına çıkan Kemo Nijeryalı kankası Uche'nin Türk vatandaşlığına geçeceği dönemde bir kez daha araya girdi topu kaptı. Hacı Uluç olarak belirlenen ismi beğenmeyip, "Deniz koydu adını..." Aynı Deniz Uygar
bir Ebru Gündeş klibinde oynayınca ben de Ahmet Kaya klibinde oynarım diyerek Fenerbahçe formasıyla son kez bindirdi sol kanattan.Bir görünüp bir kaybolarak geçti kalan futbol hayatı. önce Gaffar Okan'ın Diyarbakır'ında eski Antepli B.Hasan'la siyasi bir kavgaya tutuştu saha ortasında. Akabinde Ege'nin karşı kıyısında " sakallı bir resimdi ne kadar mütebessimdi" edasında göründü elbette halkların ve uzonun rakının kardeşliğinden kelam ederken... Sessiz sedasız bıraktı futbolu diyorduk ki Artvin'in başkalaşmış ilçesi Hopaspor'a transfreini gördük gazetelerde sana da bu yakışırdı dedik. Mücadelesi hiç bitmedi Kemo'nun , yorumculuğunu gördük nadir de olsa, diğer futbolcu eskileri gibi 4 3 3 , 4 4 2 derdine düşmedi, diğer topçu eskileri gibi biz kopenhagdayken , torinodayken mavalları okumadı, sporcuların örgütlenmesi ve sendikalaşması üzerinde durdu. O'nu son görüşümüz de böyle oldu.

Kemalettin saha dışında saha içinden çok daha renkli, istikrarlı oldu belki ama yeşil sahalardan da işgal edilmiş Filistin topraklarında kaldırdığı zafer işareti, adaleti ne öte dünyaya ne hakeme bırakan bir öfke ve de Hayrettin'e attığı güzel bir kafa golü bıraktı geriye...

"Yani kısacası benim güzel annem..." Kemalettin Şentürk çıkarıp yüreğini ortaya koyan bir adam oldu vesselam...

10 Temmuz 2009 Cuma

Selçuk ve Volkan

Selçuk'a lafım yok ama Volkan'a Ziyaaaa'nın abisine yaptığı "bak giderim, gidersem gelmem" muamelesini Fener'e yapması sinirlerimizi bozmadı değil. Gidersen ekime gitmezsen kasıma kadar dedik. Denebilir ki Volkan da fedakarlık yapmıştır Fener'de kalmak için ve bu doğru da olabilir. Ki hakettikleri parayı da almalı tabi ki futbolcular ama bulunduğun yerde mutluysan ve de Fenerbahçeli de olduğunu idda ediyorsan bu kadar uzatmamalısın.
Neyse hayırlı olsun.

Bu konuya benzer olarak şu sıralar Lugano'nun da geri dönmek istediği yazılıyor. Başkan istemiyoruz demiş geyiklerini bir kenara bırakalım bence Lugano'nun istediği 4 milyonun yarısını keseceksin teklifini öyle sunacaksın bundan sonra. İstemezse yine gidip İtalyan kulüpleri ile anlaşabilir. Ha Lugano 2'den fazla hakediyordur o ayrı mevzu. Hadi bir 0,5'te bizden olsun 2,5 olsun...