şampiyonluk yarışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şampiyonluk yarışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2010 Salı

Yeşil Beyaz Bir Umut

Fenerbahçe'yi yaşıyoruz ama bu aralar Fenerbahçe'yi yazmıyoruz, yazamıyoruz. Açıkçası içimizden gelmiyor. Sadece Fenerbahçe değil TSL'de son dönemlerde yaşanan olaylar bizi ekranlardan, bloglardan, kağıttan kalemden uzaklaştırıyor. Bir tek Bursaspor'un şampiyonluk yürüyüşü bir futbolsever olarak beni heyecanlandırıyor. Dün akşam Bursaspor-Denizlispor maçının ardından yarım saate yakın yayını takip ettim. Futbolcuların tek tek tribünleri dolaşmasını, şampiyon olmuşçasına sevinmelerini izledim. Verdikleri demeçleri dinledim. Konuşmalarındaki heyecanı hissettim. Sonra bir an kendimi onların yerine koydum. Futbolcuların, Ertuğrul'un ya da herhangi bir Bursaspor taraftarının ya da Bursalı'nın. Heyecanlandım. "Neden olmasın" düşüncesi hoşuma gitti. Ve bütün yeşil beyaz olanların bu mutluluğu sene sonunda yaşamalarını diledim.

2-3 haftadır zaten benim şampiyonluğa dair herhangi bir ümidim kalmadı. Şampiyonluğu rafa kaldırmıştım. Arada kazansak ve hala matematiksel olarak şampiyon olma şansımız olsa da benim için bunun hiçbir önemi ve değeri kalmadı artık. Hatta olmamayı bile ister oldum. Neden mi? Hakettiğimizi düşünmüyorum da ondan. Ne futbolcular, ne yönetim, ne teknik heyet, ne de belki biz taraftarlar yeteri kadar haketmedik bu sene şampiyonluğu. Futbolcularımız terlerinin son damlasına kadar mücadele etmediler çoğu zaman. Teknik heyet ne yapacağını bilemedi, kimi ne zaman oynatacağını, kimi ne zaman değiştireceğini bilemedi. Yönetim desen olmayan transfer politikaları ile avuttu bizi, yeri geldi kendilerini kurtarmak için Aykut'umu attılar aç kurtların önüne, kendi beceriksizliklerini örtbas etmek için uzun konuşmamaların ardından saman alevi parlamalar yaşadılar. Haklıydılar belki bazılarında ama ne faydası ne anlamı vardı zamanında olmadıktan sonra. Şampiyon olup bütün bu eksikliklerin, plansızlıkların, sorunların üzerinin örtülmesini istemiyorum. 3 yıl şampiyonluk sözü yerine, şampiyon olmadan 3-5-10 yıl sonra her anlamda güçlü bir Fenerbahçe olacak sözlerini duymak istiyorum.
Evet öncelikle kendimizden başladık eleştirmeye. Kendimize, oyuncumuza, teknik ekibimize, yönetimize bakmalı, çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Ama sadece kendimiz değiliz bu sene şampiyonluğu Bursaspor'un almasını istememin sebebi. Bizim kadar kötüydü diğerleri de. En az kendimize batırdığımız çuvaldız kadar onlar da hakediyorlar büyük bir iğneyi. Gittikçe iğrençleşen kişiler ve yapılar var futbolumuzun içinde. Saçma sapan demeçler verenler, tribünden adam atanlar, maça döner bıçağı ile gidenler, sahaya girenler, hakedene cezasını vermeyenler, ligden düşmeyenler, düşürülmeyenler, sahası kapatılmayanlar, kapatmayanlar, çifte standardın dibine vuranlar, köşesinde oturup herkesi yönlendirmeye çalışan ama aslında kocaman bir sıfırdan ibaret olanlar, hayal satanlar, kulübü kendinin sananlar, bir kulübü satıp diğerini alanlar, kendini yere atanlar, topu eliyle alanlar, korner olan topa aut diye bir yerlerini yırtanlar var. Futbol bu, içinde herşey var. Güzel bir topuk pası, ara pası kadar arkadan müdahaleler, formadan çekmeler de var. Olacak da elbette ama onun da bir sınırı, fazlası olduğunda bir dur diyeni olmalı.
Bütün bu olumsuzluklar değil elbette Bursa'nın şampiyon olmasını dilememe sebep. Kimileri Fener olmayacaksa kimse olmasın dese de, kimleri Cimbom olmasın da kim olursa olsun dese de, ben ille de ve sadece Bursa olsun diyorum. İlk dörtteki üç büyüklere bakıyorum ve hiçbirinin bu sezon şampiyonluğu hakedecek kadar olmadıklarını görüyorum. Sonra üç büyüklerin önündeki Bursa'ya bakıyorum. Mütevazı bütçeleriyle Kayseri'den Antep'ten daha güçlü daha sağlam olduklarını görüyorum, her anlamda. Kadrolarının daha genç olmasıyla, teknik direktörünün antipatik olmamasıyla, yönetimiyle, taraftarıyla hatta hatta şehrin sahip olduğu futbol kültürüyle Bursa'nın Türk Futboluna yeni bir soluk getirmesini, tekere çomak sokmasını, bu mutluluğu yaşamalarını diliyorum ve gerçekten hakettiklerini düşünüyorum. Belki de en çok "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" filmindeki amatör ruhlu Bursalıların, Hacı'nın, Serkan'ın, Eski Dokuz Niyazi'nin, Torba Suat'ın sevinmesini istiyorum.

Yolunuz açık olsun.

13 Mart 2010 Cumartesi

Kırılma Anı (Mı?)

Şampiyonluk yarışının içinde alışılanın aksine 4 takım olması ve bu takımların ileriki haftalarda birbirleri ile oynayacakları bir çok maç ligdeki dengelerin her hafta değişmesine olanak veriyor. Gitti denilen bir haftada tekrardan yarışın içine dönebilirken, koptu denilen bir hafta sonra tokadı yiyiveriyor Anadolu'da. Kısaca bu köprünün altından daha çok sular akacak. Ama nedense bu akşamın Fenerbahçe için kırılma anı olduğu hissi dün geceden beri içimi kapladı.

Tarjeta'nın dediği gibi başka diyarlarda takımlar taraftarlarını şampiyonluğa inandırıp motive ederken, Fenerbahçe'de taraftar takımı şampiyonluğa itebiliyor ya da inandırabiliyor. Bu sebeple Fenerbahçe'nin şampiyonluk hikayelerinde taraftarının rolü hep diğerlerine göre fazla olmuştur. Bıçağın diğer tarafında ise malesef Fenerbahçenin kötü anılarındada tribünlerde hep sıkıntılar, homurtular (en büyük olmasa da) etken olmuştur.

Fenerbahçe'de her daim sahada birşeyler eksik olmuş ve bu eksikliği taraftar kapatabildiği zaman başarılar gelmiştir. 12. adam yeterince mücadele etmez, elinden geleni sahaya veremez ise sıkıntılar çıkagelmiştir. Ben, gözlerim gördüğü süreçte seyircinin itici kuvvetine ihtiyaç duymayacak kadar komple, makine gibi tıkır tıkır işleyen Fenerbahçe hatırlamıyorum. Bu nedenle 12. adama hep sahada ihtiyaç olmuştur Fenerbahçe'de.

Kanımca Fenerbahçe'nin bu farklı yapısı bu akşamı bizler için kırılma anı haline getiriyor. Ankara'da ortaya konacak mücadele ve çıkacak 3 puan bindiğimiz geminin yelkenlerini rüzgar ile doldurmaya yetecektir ki arkasına rüzgarı alan Fenerbahce geçmişte bir çok kez olduğu gibi herhangi bir şehirde herhangi bir stadtan şampiyonluğu çıkartabilir. Tersi durumda ise pusulamızı kaybetmiş olacağız. Bu noktadan sonra yarışın içinde olup olmayacağımıza ise ne yönetim ne futbol takımı karar verecek. Fenerbahçe için sezonun devamını ve kaderini taraftar belirleyecek...